Etiket arşivi: Osman PAMUKOĞLU

Emekli Korgeneral Osman Pamukoğlu’ndan Öcalan’ın mektubuna tepki /// CC : @OPAMUKOGLU @OPamukogluHepar

pamukoglundan_ocalanin_mektubuna_tepki_1761.jpg

Osman Pamukoğlu, Diyarbakır’da kutlanan Nevruz’da okunan Öcalan’ın mesajına çok sert tepki gösterdi

Diyarbakır’da kutlanan Nevruz bayramında tarihi bir süreç yaşandı. Pervin Buldan’ın Kürtçe, Sırrı Süreyya Önder’in Türkçe mesajını okuğu Abdullah Öcalan, ”Silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun noktasına geldik" dedi. MHP’den Öcalan’ın mektubuna çok sert tepki geldi. CHP ise sessizliğini koruyor. Hak ve Eşitlik Partisi Genel Başkanı, Osman Pamukoğlu’ndan da, Diyarbakır’da Öcalan’ın mektubunun okunmasına, sürece ve hükümete sert tepki geldi.

”APTALCA POLİTİKALAR”

Öcalan’ın mektubunun okunmasının ardından bir açıklama yapan Pamukoğlu, "1923’den beri Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkmak için uğraşan yıkıcılarla bölücüler bugün nışadır sürmüşçesine koşturuyorlar" ifadelerine yer vererek "Aptalca politikalarla eşkıyayı galip ve muzaffer hale getirip, devleti onların siyasi hedeflerini gerçekleştirecek seviyeye getirdiniz." dedi.

”MEDYAYA SERT ELEŞTİRİ”

"Ortaçağ’dan kalma kafalar ile Kürt şovenler et ve tırnak oldular." diyen Pamukoğlu, medya patronlarına da sert bir dille yüklenerek, "Televizyon kanalları ve gazetelerin sermayedar patronları, hükümetin birer köle ve kulu olmaktan, ne utanma ne de arlanma bile duymuyorlar. Bu zevatın yüzüne tükürseniz, bin kere şükretmeye hazırlar. Ekranlar ve gazete köşeleri şarlatan ve işbirlikçilerden geçilmiyor. Bu herifler Müslüman mahallesinde salyangoz satmakla görevlendirilmiş, paralı işbirlikçilerdir." dedi.

”TÜRK BAYRAĞI YOKTU”

Diyarbakır’daki Nevruz kutlamalarında tek bir Türk Bayrağı olmadığına dikkat çeken Pamukoğlu, süreçle ilgili tahminlerde de bulundu.

Pamukoğlu’nun açıklamaları şöyle: Komitacı başının çağrısına bağlanmış koskoca devlet ve Türk milleti, öyle mi? Eylemler duracak ve Türkiye’yi terk edeceklermiş!" Aman ne büyük iş!. Nerede toplanacaklar? Güney’de. Sonra ne olacak?

”PKK SALDIRILARA YENİDEN BAŞLAYACAK”

Tüm silahlı gücü bu bölgeye yığarak siyasi taleplerini daha ısrarlı ve cüretkarca yapacaklar. Yapıldı yapıldı, yapılmadı daha hırslı ve azimkar bir şekilde yeniden saldırıya geçecekler.

PKK kollarının bizim topraklara yeniden girerek saldırılara başlaması en fazla bir ayı alır. İşte, bu kadar basit.. Nevruz kutlamalarındaki komitacı başının posterleri ve dalgalandırdıkları bayraklar ile "Kürtlere statü, Öcalan’a özgürlük" lafları ise, yıllardır devam eden yalan, dolan ve sahtekarca söylemlerle Türk Milletini ahmak yerine koyma üzerine bir kez daha sünger çekiyor.

”SAVAŞ VE BARIŞ DİYE YIRTINANLAR”

Barış gelecekmiş! Demek biz otuz yıldır savaşıyormuşuz… Neden bunu son dört ayda dilinize pelesenk ettiniz, Türk Milletinin düşmanları? Aptalca politikalarla eşkıyayı galip ve muzaffer hale getirip, devleti onların siyasi hedeflerini gerçekleştirecek seviyeye getirdiniz.. Fakat, yenilenler kimse, sonunda savaş suçlusu olarak yargılanır. O zaman soru açık: "Yenilmemize kimler sebep olacak suçları işledi?" Savaş ve barış diye yırtınanlar, aymaz bir şekilde, başınızı kerpetenin açık ağzına sokuyorsunuz. Hem de aymazca söylem ve eylemlerle..

”SÜREÇ BURNUNUZUN SÜRTÜLMESİYLE BİTECEK”

Hedefleri Lozan antlaşması ve Anayasanın temel üç maddesidir."Süreçmiş!" süreç sizin burnunuzun sürtülmesiyle bitecek. Bütün dünyada bunu görecek.Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığını kimse yıkamaz, tarih boyunca bir halt olamamışlar da bölemez..

Siyasete aciz, tefessüh etmiş istihbarat ve beceriksizce mücadele örgütlenmesinin sonucu, işte böyle boyun bükmeye sebep olur..

Mevcut düzen partilerine sarılarak işin kökü saçağı ile sökülüp atılacağını sanan yurttaşlara ise söylenecek tek söz var: "Uyanın babaya geldik; başlarınızı kan uykusundan kaldırın."

Geç kalmak kötüye işarettir.

Aksi halde, yazık, çok yazık olacak.

Kaynak

Emekli Korgeneral Osman Pamukoğlu : Yazık olacak, çok yazık !

pamukoglu11.jpg

Hak ve Eşitlik Partisi Genel Başkanı, Çelik Harekatı’nın komutanı emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu’ndan, Diyarbakır’da teröristbaşı Öcalan’ın mektubunun okunmasına, sürece ve hükümete sert tepki…

APTALCA POLİTİKALARLA…

Teröristbaşı Öcalan’ın mektubunun okunmasının ardından bir açıklama yapan Pamukoğlu, “1923’den beri Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkmak için uğraşan yıkıcılarla bölücüler bugün nışadır sürmüşçesine koşturuyorlar” ifadelerine yer vererek “Aptalca politikalarla eşkıyayı galip ve muzaffer hale getirip, devleti onların siyasi hedeflerini gerçekleştirecek seviyeye getirdiniz.” dedi.

MEDYA PATRONLARINA SERT ELEŞTİRİ

“Ortaçağ’dan kalma kafalar ile Kürt şovenler et ve tırnak oldular.” diyen Pamukoğlu, medya patronlarına da sert bir dille yüklenerek, “Televizyon kanalları ve gazetelerin sermayedar patronları, hükümetin birer köle ve kulu olmaktan, ne utanma ne de arlanma bile duymuyorlar. Bu zevatın yüzüne tükürseniz, bin kere şükretmeye hazırlar. Ekranlar ve gazete köşeleri şarlatan ve işbirlikçilerden geçilmiyor. Bu herifler Müslüman mahallesinde salyangoz satmakla görevlendirilmiş, paralı işbirlikçilerdir.” dedi.

Diyarbakır’daki Nevruz kutlamalarında tek bir Türk Bayrağı olmadığına dikkat çeken Pamukoğlu, süreçle ilgili tahminlerde de bulundu.

Pamukoğlu’nun açıklamaları şöyle:

Komitacı başının çağrısına bağlanmış koskoca devlet ve Türk milleti, öyle mi? Eylemler duracak ve Türkiye’yi terk edeceklermiş!” Aman ne büyük iş!. Nerede toplanacaklar? Güney’de. Sonra ne olacak?

PKK’NIN SALDIRILARA BAŞLAMASI EN FAZLA BİR AYI ALIR

Tüm silahlı gücü bu bölgeye yığarak siyasi taleplerini daha ısrarlı ve cüretkarca yapacaklar. Yapıldı yapıldı, yapılmadı daha hırslı ve azimkar bir şekilde yeniden saldırıya geçecekler.

PKK kollarının bizim topraklara yeniden girerek saldırılara başlaması en fazla bir ayı alır. İşte, bu kadar basit.. Nevruz kutlamalarındaki komitacı başının posterleri ve dalgalandırdıkları bayraklar ile “Kürtlere statü, Öcalan’a özgürlük” lafları ise, yıllardır devam eden yalan, dolan ve sahtekarca söylemlerle Türk Milletini ahmak yerine koyma üzerine bir kez daha sünger çekiyor.

DEMEK BİZ OTUZ YILDIR SAVAŞIYORMUŞUZ

Barış gelecekmiş! Demek biz otuz yıldır savaşıyormuşuz… Neden bunu son dört ayda dilinize pelesenk ettiniz, Türk Milletinin düşmanları? Aptalca politikalarla eşkıyayı galip ve muzaffer hale getirip, devleti onların siyasi hedeflerini gerçekleştirecek seviyeye getirdiniz.. Fakat, yenilenler kimse, sonunda savaş suçlusu olarak yargılanır. O zaman soru açık: “Yenilmemize kimler sebep olacak suçları işledi?” Savaş ve barış diye yırtınanlar, aymaz bir şekilde, başınızı kerpetenin açık ağzına sokuyorsunuz. Hem de aymazca söylem ve eylemlerle..

SÜREÇ BURNUNUZUN SÜRTÜLMESİYLE BİTECEK

Hedefleri Lozan antlaşması ve Anayasanın temel üç maddesidir.“Süreçmiş!” süreç sizin burnunuzun sürtülmesiyle bitecek. Bütün dünyada bunu görecek.Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığını kimse yıkamaz, tarih boyunca bir halt olamamışlar da bölemez..

Siyasete aciz, tefessüh etmiş istihbarat ve beceriksizce mücadele örgütlenmesinin sonucu, işte böyle boyun bükmeye sebep olur..

Mevcut düzen partilerine sarılarak işin kökü saçağı ile sökülüp atılacağını sanan yurttaşlara ise söylenecek tek söz var: “Uyanın babaya geldik; başlarınızı kan uykusundan kaldırın.”

Geç kalmak kötüye işarettir.

Aksi halde, yazık, çok yazık olacak.

SÖZCÜ

EMEKLİ KORGENERAL Osman Pamukoğlu : ‘Oyunun adı; Türkiye’yi parçalamak,sponsoru ABD/AB /// CC : @OPA MUKOGLU @OPamukogluHepar

İzmir’de HEPAR’ın düzenlediği “Terörle müzakere edilmez,mücadele edilir” adlı yürüyüşe onbinlerce vatansever katıldı.

Yürüyüşe katılan Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR) Genel Başkanı Osman Pamukoğlu, burada vatanseverlere seslenerek, bebek katiliyle müzakere edilmesi sürecine ilişkin sert mesajlar verdi.

Pamukoğlu, İzmir Konak Meydanı’ndan kalabalıkla birlikte Gündoğdu Meydanı’na doğru yürüdü. Meydanda otobüs üzerinde partililerine seslenen Pamukoğlu, İmralı sürecinde atılan barış adımlarına ilişkin sert sözlerle eleştirilerde bulundu.

Terör kavramının yerini süreç içinde ‘savaş’ kelimesine bıraktığını öne süren Pamukoğlu; şöyle konuştu: “Savaş insanoğlunun cinnet halidir. Savaş iki nedenle yapılır. Birisi para diğeri şeref ve haysiyet için. Savaş ucuz malın can aldığı bir pazardır. Barış tükenmek, pes etmek ve mecbur kalındığı için imzalanan anlaşmanın ta kendisidir” dedi. Uzlaşma dönemini bir tiyatroya benzeten Pamukoğlu; şunları söyledi: “Şimdi uzlaşmacı bir tiyatro var. Oyunun adı parçalamak. Vazgeçin bu ahmaklıktan. Herkese yazık edeceksiniz. Biz 30 yıldır savaşıyormuşuz da haberimiz yok. Son üç aydır savaş ve barış hezeyanları ile türediler. Neden terör diyordunuz da şimdi savaş ve barış diyorsunuz? Ne vereceksiniz ki adamların istedikleri belli. PKK’nın istedikleri 30 yıldan bu yana değişmedi. Sponsorlar Amerika, Avrupa ve İran oldukça da bir şey değişmez.”

TERÖRİSTLERİ BEŞ BİN ADAMLA DİZE GETİRİRİZ

Hakkari’de görev yaptığı sıralarda örgüt üyeleri ile Öcalan’ın telsiz üzerinden yapılan görüşmelerini bildiğini ifade eden Pamukoğlu, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Adam adada müebbet hapis cezasında. Ama diyor ki: ‘yan bakanı yakarım. 50 bin kişiyle de olsa halk savaşı başlatırım’ Ankara’dakiler de Atlantik yanaşması gibi oluyorlar, bu da kedi iken aslan kesiliyor. Biz yıllardır bir şey söyleyemiyorsak bırakın gitsin. Ben Hakkari’de görev yaptığım sıralarda bunların görüşmelerini iyi bilirim. Bölgeden ayrılalı 17 yıl oldu. Ama hiçbir şey değişmedi. Aynı mal. Çünkü kişilik özelliği var. Adam mal, şizofren. Zannedersiniz ki meydan muharebelerine katıldılar. Barış bu topraklara gelecekse boyun eğerek değil, biz 5 bin kişi nasıl dize getireceğimizi biliriz.”

Konuşmasında sık sık tam bağımsızlığın önemine vurgu yapan Pamukoğlu, milletin, sahte dinciler, sahte Atatürkçüler ve kuru sıkı milliyetçilerden kendisini kurtaramadığı sürece, siyasi ve ekonomik düzlüğe çıkamayacağını söyledi.

Ülkenin iç ve dış güvenliğinin sağlam olmaması durumunda milletin de kendisini huzurlu hissedemeyeceğini dile getiren Osman Pamukoğlu, “Bugün güneyimizde ve doğumuzda bulunan devletlerle kanlı bıçaklı konumdayız” dedi. Getirilen Patriot sistemlerinin de topraklarımızı korumak için getirilmediğini söyleyen Pamukoğlu, “Bunların bizim güvenliğimiz için geldiğini sananlar su katılmamış ahmaklardır” diye konuştu.

‘Oyunun adı; Türkiye’yi parçalamak,sponsoru ABD/AB

İmralı görüşmelerine de sert tepki gösteren Pamukoğlu, şunları söyledi:

“Türkiye teknesinde yolculuk yapanlar, uyuyanlar, uyanın babaya geldik. Biz 30 yıldır savaşıyormuşuz, daha milletin haberi yokmuş. PKK 30 yıldır zaten ‘Savaşıyorum’ diyor. Bu zamana kadar ‘terör’ dediniz de neden şimdi ‘savaş ve barış’ demeye başladınız. Oyunun son sahnesine geldik. Defalarca söyledim, Ne vereceksiniz? Adamların istedikleri belli. Bu işin iki meraklısı var; AKP ve CHP. Siz ne vereceksiniz? PKK sizden ne istediğini söylüyor, onu söyleyin bizlere. Onlar hiç değişmedi. Silah onların elinde olduğu sürece kimse onları değiştiremez. Sponsor ABD, Avrupa, Irak Kürdistanı, İran olduğu müddetçe hiç kimse hiçbir şeyi değiştiremez. Barış tükenmektir, barış boyun eğmektir. Türkiye’nin geldiği nokta budur. Oyunun adı; Türkiye’yi parçalamak. Önce yerel yönetimler, sonra öz savunma güçleri, federasyon, sonra referandum ve Irak’ın kuzeyindeki Kürdistanla birleşmek, Anadolu’dan bir parçayı almak. Vazgeçin bu ahmaklıklardan, yazık edeceksiniz.”

ABD’nin Abdullah Öcalan’ı, ‘İdam etmeyeceksiniz’ şartıyla teslim ettiğini söyleyen Pamukoğlu, şöyle devam etti:

“Bu Öcalan’ın dediklerine bakın. Anayasa bunun istediği gibi olacakmış, Türk adı ve milleti adı olmayacakmış. ‘Halk savaşı yaparım’ demekten bile utanmıyor. 17 yıl önce ben Hakkari’den ayrılmadan önce, üç yıl bunun bütün telsiz- Telefon konuşmalarını ve yazıp çizdiklerini biliyorum. Hiçbir şey değişmemiş, aynı mal, çünkü bir kişilik özelliği var. Aynı konuşmalar, aynı laflar, aynı paranoya, aynı şizofren. Bütün bunların bir tek sorumlusu var o da şu anda iktidarda olan AKP’dir.”

Yürüyüş sırasında sık sık “Mustafa Kemal’in askerleriyiz”, “Mecliste PKK istemiyoruz”, “Başı dik devlet,Onurlu millet” sloganı atıldı

Sinoplu Osman Pamukoğlu’ndan çarpıcı Sinop/Samsun yorumu /// CC : @OPAMUKOGLU @OPamukogluHepar

Ortada bir provokasyon varsa…

BDPKKlıların Karadeniz’de halkın yoğun tepkisine uğramalarını aslen Sinoplu olan HEPAR Lideri Osman Pamukoğlu, halkinhabercisi.com için yorumladı.

Olayların kendisi için şaşırtıcı olmadığını söyleyen Pamukoğlu şöyle devam etti:

“Bu Türk halkının özgün tepkisi” SAMSUN:

“Çok beklenmeyen bir şey değil. Ama önemli olan ve benim gördüğüm, altında provokasyon niyeti yok. Ellerinde hiçbir partinin bayrağı ya da pankart yok. Bir partiye mensup ya da sivil toplum örgütü üyesi olduklarını düşünmüyorum. Bu tamamen halkın özgün bir hareketidir.’

Ortada provokasyon varsa bunu yapanın hükümet ve BDP olduğunu söyleyen Pamukoğlu, ‘Yaşananlar, durup dururken olan bir şey değil. Sonuçta insanlarda 30 yılın birikmişliği var. İnsanların üstüne bir de ‘İmralı, İmralı’ diye giderseniz, bardağı taşıran son damla olur. Gezilerine devam etmeme kararları ise isabet olmuş; çünkü Trabzon’dan önce geçmeleri gereken Ordu ve Giresun vardı’ diye konuştu.

SİNOP:

BDP’lilerin bu olayları kullanacağına değinen Pamukoğlu, polis ve diğer partilerin üstüne gideceklerini de belirtti.

Osman Pamukoğlu : ”KARAKOLDA, ÖLÜMÜ BEKLİYORLAR” /// CC : @safak eceinan

Hak ve Eşitlik Partisi(HEPAR) Genel Başkanı Osman PAMUKOĞLU, PKK terör örgütünü, TSK’yı ve tutuklu silah arkadaşlarını, Kemalist Gençlik Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ece ALTUNELİ, Yazı İşleri Müdürü Pelin ÜSTÜN ve Haber Müdürü Şafak İNAN’a anlattı.

HEPAR Genel Başkanı Osman Pamukoğlu, Kemalist Gençlik Gazete’sini İstanbul/Kadıköy’de bulunan HEPAR il başkanlığı binasında ağırladı. “Efsane Komutan” olarak da anılan Pamukoğlu sert ve vakur duruşuyla tam bir asker gibi karşıladı bizi. Sohbetimiz ilerledikçe ve derinleştikçe bazen duygulandık, bazen de beraberce şakalaşıp, gülüştük. Kısacası capcanlı bir sohbetin keyfini sürdük birlikte…

Komutana, dağ başlarındaki jandarma karakollarını, terörle mücadeleyi, BDP’nin teröristlerle kucaklaşmasını ve tutuklu meslektaşları hakkındaki düşünceleri gibi birçok soru yönelttik. Sorularımıza son derece doğal, samimi ve cesur cevaplar verdi.

Evet, biz sorduk PAMUKOĞLU cevapladı, işte Osman PAMUKOĞLU ile röportajımız:

KEMALİST GENÇLİK: Efsane Komutanlıktan başlamak istiyoruz. Terörle mücadele ettiğiniz dönemde büyük bir başarı yakaladınız ve “efsane komutan” diye anıldınız. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

Osman PAMUKOĞLU: Evet bu da insanları çok rahatsız ediyordu. Kesin ve net sonuçlar alınca insanların canını sıktık. Siyaset şöyle bir şey; rakip olur, hasım olur. Ama düşmanca da hareket edilir.

Hele son günlerde bu daha çok oluyor. “Ama düşman iyidir. Düşman sizi daha keskin ve doğru yapar.” ‘Efsane komutan’ konusu askerler tarafından getirildi. Şu an her şeye efsane diyorlar.

Oda efsane de bu da efsane… Bizimki 93-95 yıllarında 4 bin subay- astsubayla çalıştım. Askerlerin söylemidir ve benim onlarla beraber bizzat çatışmaya girmemden kaynaklanıyor bu efsanelik. Efsane komutanlık kendi doğasından gelmiş bir şeydir. Kuzey Irak kamplarında mesela sıkıntılı bir an, Bir 50 asker zor durumda, sen komutan olarak atlar da oraya gider ve onlarla beraber çatışmaya girersen, orada asker senin için 50 değil 250′ye çıkar. Efsaneliğin çıkışı budur.

DURAN ÖLÜR, KARAKOLDA DURUYORSUN, ÖLÜMÜ BEKLİYORSUN.

Jandarma karakollarının varlığı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Reddederim böyle bir durumu. Karakol diye bir muharebe şekli yoktur. Benim bir sözüm vardır subay ve astsubay askerlerime söylediğim. Duran ölür. Karakol bekliyorsun. Ne yapacaksın bekleyerek? Bekleyen asker, haftalarca bekler, aylarca bekler. Psikolojik olarak çöker. Karakolu savunuyor. Karakol ne? Bina… Ben ne yapayım binayı… Binayı savunacağım diye binanın etrafı düzenleniyor. PKK geliyor keşifler yapıyor… PKK tesadüfen asla saldırı yapmaz. Çok özenli, çok dikkatli ve planlı hareket eder. Sen karakolu koruyacağım diye düzenle, tepelere çık. Ne kadar bekleyeceksin? Bir hafta, bir ay, bir yıl? Bunun sonu gelmez. “Karakoldan çıkacaksınız”. Biz görevdeyken karakollarda jandarma askerleri “bizi de götür komutanım” diye yalvarırlardı… Yani psikolojik olarak askerler hareket etmek istiyorlar. Şimdi karakolları kuvvetlendiriyorlar vs. Habertürk’te savaş sanatı tekniği diye pek çok şey anlattım. Bilerek anlattım. Belki bu memlekette anlayan olur diye… Çok anladıklarını sanmıyorum ama anlattım. Bunlar tutturmuşlar Amerikan laflarını. Asimetrik savaş, düşük yoğunluklu savaş… Bunun Türkçesi Gayri Nizami Harptir. Karşıdaki adam teröristtir sen ne dersen de. Adamın uyguladığı taktikler gerilla. Neden dağlarda çarpışıyor? Bunun da ben doğacı olduğum için dağlarda, dağ kaplanı yok.

Sizin nasıl bir öneriniz var bu konuda?

Dağlarda kaya kartalı lazım. Bunun tarzı budur. Mesela bir proje var hep söylüyorum 20 bin gönüllü, seçme, özel eğitilecek asker…
Küba da yönetimi getiren 85 kişi. Bunlarında büyük bir ustası var Alberto Bayo… Bu İspanyol bir albaydır. Gerillalar buna usta anlamında General der. Alberto Bayo 85 kişiyi eğitti. Eğitilen 85 kişinin 75 kişisi vuruldu. Geri kalan 10 küsur kişi Küba’yı götürdü. Bu; böyle bir şey. Burada rakam makam, sayılar falan önemli değil. Şimdi her yere tabur koymuşlar. Gündüz PKK, 2 tabura taarruz ediyor. Bir ediyor, ertesi gün bir daha ediyor. Hem de güpegündüz! Bize normalde gündüz mermi bile atamazken, gece böyle bir şey olsa, bir taş gibi yuvarlana yuvarlana gittiği kampa kadar takip ederdik.

Mesela şimdi Yüksekova dümdüz bir yerdir. Yüksektir ama dümdüzdür. Yüksekova’da gündüz, öğleden sonra, ikindi vakti… Şimdi oraya havaalanı yapıyorlar Amerikalılar için… Neler var altında! Kimse farkında değil oraya havaalanı yapıyorlar. Niye ki burada havaalanı? Şimdi kürecik tamam değil mi? Kürecik karşılamak için Yüksekova havaalanı çıkışlar için. Yüksekova’yı gündüz bastın. Gündüz Yüksekova basılır mı? 11 kamyonu yaktın. Bir kamyona da doldurdu işçileri, içine de bindi PKK’lılar çekti gitti. Yüksekova’nın göbeği ya!

BDP’lilerin teröristlerle kucaklaşması vardı. Konuyla ilgili söyleyecekleriniz vardır sanırım…

PKK’nın siyasi uzantısı; Şemdinli’de yol kesiyor. Herkes şey diyor kucaklaştılar da öpüştüler de… Ona bakma… Araçlar durmuş. Yüzlerce halk durmuş. Adamlar yola inmiş. Yahu böyle bir şeyin yarım saatte tepesine bineceksin. Binemiyoruz!

Peki niye binmiyoruz?

Yok ki öyle bir yetki… Hiç kimsede yok!

HEPAR’ın Genel Başkanısınız. İktidar olabileceğinizi düşünüyor musunuz?

İktidar meselesi…

Ben bir şey söyleyeyim; bu yazgıdır. Bireyin de toplumun da bir yazgısı olduğuna inanırım. Yazgı şöyle; “yani nasıl olsa bir yazgı var biz kenarda oturalım” değil. Çizgidir ama sonunda bunun öcü alınacaktır. Bize gelince biz, her yerde söylüyorum; egemenliktir mesele… Bunu kaçırdın mı? Tam bağımsızlık! Yahu şimdi bugün Tam bağımsızlık var mı? Muhafaza edeceksin bunu.

Yabancılara toprak satışını 10 hektardan 30 hektara çıkardılar. Yetmedi. Bir ülkede diyor ki yabancılara satılacak toprak miktarı yüzde 10′u geçmesin. Her ilçenin yüzde 10′u nedir? En gözde yeridir.

50-60 yıl sonra şu boğaz var ya, arkamızdaki boğaz vadisi… Bu boğaz vadisinin iki tarafındaki arazilerde yüzde 30-40′lık değerini bulamayız.

Türk gençliğini nasıl buluyorsunuz?

Gençler yapamazsa başka yapabilecek bir kuvvet yok…

Gençlikten ümitlisiniz yani?

Umudum olmasa bu partinin başında işim ne, burada niye gezeyim? Gider kitap yazarım, kitap okurum. Bu partiyi bir yerlere getirip bayrağı gençlere devretmek gerekiyor. O yüzden gençlikten çok ümitliyim…

BİR MEMLEKETTE BANKALAR VE POSTANELER GAVURUN ELİNE GEÇTİYSE O MEMLEKETTEN HAYIR ÇIKMAZ…

Türkiye’de din ve milliyet istismar ediliyor mu?

Demokratik sistemde herkes kendine benzeyeni seçer. Bu ülke, bu cumhuriyet sadece neyi halledemedi biliyor musunuz? Bir cehalet, iki yoksulluk. Bunu aklınızdan çıkarmayın. Bizi bu hale getiren de bu konu. Dini de istismar ediyor, milliyeti de istismar ediyor. Onu da istismar ediyor, bunu da istismar ediyor. Neden? Çünkü; kolay… Gelir düzeyi uygun değil, Türkiye’de yok ki öyle gelir falan. Yok öyle bir şey. Zaten kamu serveti elden çıktı. Yani kamunun kendi serveti elden çıktı. Ne kaldı geriye bakın şimdi. 2- B’ler bilmem ne bir şey. Sonunda Edirne’den İskenderun’a kadar otobanları satacaklar. Geriye bir şey kalmadı ki. Madenlerin %54′ü bizde değil. Yabancılar işletiyor. Bizim işlettiklerimizin de biz hammaliye kısmını yapıyoruz. Bankalarımızın %56′sı yabancılarda. Eskilerin bir lafı vardı. Osmanlının çöküş döneminde. Derlerdi ki; onların tabiriyle söylüyorum: “Bir memlekette bankalar ve postaneler gavurun eline geçtiyse o memleketten hayır çıkmaz”. Bu benim çocukluğumda duyduğum bir laftı.

Seçim barajı hakkındaki düşüncenizi öğrenebilir miyiz?

Vahim. Fiyasko. Mesela bizim partinin önünü kesen o. Ama bundan vazgeçmek zorundalar. %10 barajı meselesinden vazgeçmek zorundalar. Bizim paramız pulumuz yok, bizim kimsemiz yok. Bizim bilbordumuzu görmemişsinizdir, bizi o kadar çok televizyonda da görmezsiniz. Aracımız yok, ama bir paralı pullu trilyonları olan otuz kırk yıllık partilerden de fazla oy aldık. Bunu ne yapacaksın? Avrupalı bir bayanın yazısında var. Belçikalı kadın söylüyor bakın; “12 Haziran 2011 seçimlerinde Türkiye’de en çok milletvekili kadın adayı gösteren parti Hepar’dı” diyor. Türkler bilmez bunu.
Kaldı ki Türkiye’nin yarısında girebildik seçimlere. 81 ilde giremedik. Halk tipi parti olmak çok zor… Bu binayı tuttun mu? Elektriği, suyu, kirası o’su bu’su… Her şeyini sen vereceksin. Böyledir bizim parti. Ötekilerin hazineden aldıkları yardımı biliyorsunuz…

Dokunulmazlıklar hakkındaki düşüncenizi de alabilir miyiz?

Dokunulmazlık kaldırılmalı. Parti programımız çok nettir. Ekonomik düşüncemiz; “Sosyal Devlettir” mesela. Toprak reformu yapılacak. Halka dağıtılacak toprak. Kamu arazilerini de halka dağıtacaksın.

KURUNUN YANINDA YAŞ DA YANIYOR…

Tutuklu Yurtsever askerler, gazeteciler, akademisyenler var… Bu davalar hakkında neler söylemek istersiniz?

Siyasi davalar onlar. İşte biliyorsunuz yeni bir çalışma yapıldı. Adil olmayan bir şey bu. Bu davalarla ilgili ben şunu söyleyeyim: İleride göreceksiniz. Bu davalar ile ilgili yeniden davacılar dava açacaklar. Bir kar topu gibi yuvarlana yuvarlana gider bu iş. Bu davalar buradan çıkacak olan kararlar ile bitmez. Çok farklı şekiller alır. Ama bu davalarda benim gördüğüm şey şu: Şu çok net, çok bariz olarak şunu söyleyebilirim ki; kurunun yanında yaş da yanıyor… Ergenekon içinde vuralım kıralım gibi çete tipi yapılar var. Ama onun yanında gazeteci, akademisyen, şu bu hep beraber bir araya konuldular. Balyozda da durum böyle…

Balyoz Davasında bir plan, seminer söz konusu, nedir bu olay?

Bir tane plan var, seminer var. Doğrudur yanlıştır. Müdahale edilmiş. Müdahale ediyorsan onda da bir beceriksizlik var. Yaptırtmıyorum desene! Komutan; “yaptırtmam!” der. Gördüm de, yapma dedim de bilmem ne dedim de bu da kendi kendine oynuyor. Sen bunların mahsurlu olduğunu gördüysen ve eğer öyleyse niye iptal ediyorum semineri demiyorsun? General budur! General dediğin böyle olunur. Görüyor, gördüm diyor bilmem ne diyor. Yapmayın dedim diyor bilmem ne. YAPILMAYACAKTIR! Bana karşı mı çıkacaksınız? Öyle değil mi? Hilmi Özkök vs… Bunlara baktığın zaman hiçbir şey kendi kendine olmuyor. Bir zayıf her şeyi alıp götürür. O ona yani bir zincir bakın nasıl gidiyor. Bunu niye söylüyorum. İnsanlar muhakeme etmede hataya düşüyor. Doğalarında var bu. Düştükleri yere bakıyorlar. Neye takıldığına değil. Hiç o kısma bakmazlar.

NE RUSYA, NE DE ÇİN BUGÜN BİR BLOK OLUŞTURACAK GÜÇTE DEĞİLLER.

Dış siyaset ile ilgili olarak fikirlerinizi almak istiyoruz. Uluslararası organizasyonlara nasıl bakıyorsunuz?

NATO artık ticari bir örgüttür. Amerika’ya hizmet eden bir örgüttür. Benim tavrım çok bellidir. Değişmez. Amerika şu anda yalnız… “Ne Rusya ne Çin bugün bir blok oluşturacak güçte değiller.” Onun karşısına çıkacak tavırda değiller. Soğuk savaş zamanındaki gibi değiller. Hakikaten bir denge vardı. Denge kontrol getiriyor. Hareketler hep ölçülüydü. 91′de dağılınca ölçü kaçtı. Tabi Rusya tam istenilen yerde değil. Çin’in de belli adımları var; ama o da tam istenilen yerde değil. Siyasi bir blok olarak Amerika’nın karşısına tam geçemiyor. Bir de aslında Rusya, Çin ve İran dışında Amerika bir taraf, ortada birileri daha var. Başı Almanya’nın çektiği. Almanya ve Fransa… İngiltere’yi pek buraya katamıyorum çünkü İngilizlerle Amerikalılar dayı yeğen gibidirler. Bakın bütün koalisyonlarda en olumsuz zamanda bile İngilizler, Amerika’nın yanındadır. Sonuçta şu an üçlü bir görüntü var. Amerika ve İngiltere esas ve sadakatle duruyor. Ortada Almanya ve Fransa var. Ortadoğu’da onlar da var. Görünmüyorlar gibi görünüyor değil mi? Çok iyi götürüyorlar işi onlar. Ve Rusya, Çin ile İran var. Yani şu anda üç yapı var. Pek Fransa ile Almanya’yı göremiyor değil mi insanlar? Onlar işi götürürler. Birden bire amaçlarını göstermezler su altında gibidirler. Özellikle de Almanya. Avrupa Birliği’nin dağılma sürecinde ve borçlar harçlar sürecinde yok İspanya, yok İtalya, yok Yunanistan, yok Portekiz meselesinde bakınız; bütün gözler kimde? Almanya’da… Yani üçlü bir yapı gidiyor.

Şehit ve yaralı sayılarının az gösterildiği konusunda spekülasyonlar var. Böyle bir şey olabilir mi?

Zannetmiyorum. Şehit ve yaralılarımızla ilgili böyle bir şey yapılamaz. PKK’nın çıkan zahiyatında böyle bir durum söz konusu olabilir ama şehit ve yaralılarımızla ilgili olamaz…

Bu yoğunluğunuzun içinde, tüm doğallınız ile bize zaman ayırdığınız ve sorularımıza samimi cevaplar verdiğiniz için teşekkür ederiz.

Röportaj:
Ece ALTUNELİ
Pelin ÜSTÜN
Şafak İNAN

twitter.com/safakeceinan
facebook.com/safakeceinan
safakeceinan

VİDEO : Osman Pamukoğlu Paşamızın Ağzından Kürt Açılımı Dinleyin..

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=4tnjjBIHtoU

E. KORG. Osman PAMUKOĞLU : Tarihçiliğe Soyunan RTE’nin Halleri /// CC : @vardiyabizde @BalyozGercekler @ rodrikdani

Arap sevdalısı ve manevi sponsor RTE, Çanakkale muharebelerinde Arapların da bizim yanımızda olduğunu söyleyerek, derin tarih kültürünü konuşturdu!. 250.000 kişilik orduyla savunduğumuz Çanakkale’de iki Arap taburu vardı ve iki taburun toplam miktarı 600 askerdi..

Utanmasa, Çanakkale’yi Araplar sayesinde kazandık da diyebilirdi..Şu aymazlığa bakın ki, aynı Çanakkale’de iki de Alman taburu vardı. Üstelik, Çanakkale’deki bazı tümen komutanları Almandı, gene bazı tümenlerin kurmay heyetleri içerisinde de Almanlar vardı.

Çanakkale’yi savunan 5inci Ordunun komutanı da Leyman Von Sanders’di. Çanakkale muharebeleri gibi, Birinci Dünya Harbi’nin en kilit ve kritik çarpışmalarının yapıldığı, savaşın kaderini etkileyen muazzam zaferin içerisine iki Arap taburu sokarak matah bir şey yaptığını sanan kafaya ne denir?. Yarın biri de çıkıp, zaferi Almanlara borçluyuz der ve bu aymazlığı örnek gösterirse kimse şaşırmasın..

O zaman al sana, Arap dostlarının aynı Birinci Dünya Harbinde bize yaptıkları:
“Arapların Osmanlıya isyanı 1916’da başladı. 14 Temmuz da Mekke Arap isyancıların eline geçti. İngiliz donanmasının yardımıyla Cidde işgal edildi. Mekke ve Cidde’deki Türk askerleri korkunç muamelelere maruz bırakıldı. İşgal edilen her yer, İngilizlerin Arapları her türlü silah ve para ile beslemeleri için bir üs haline getirildi. Ondan sonra bütün gayretler, Suriye-Medine Demiryolunun kesilmesine yöneldi.

Lokomotifler havaya uçuruldu. Vagonlara baskın yapıldı. Köprüler bombalandı. Karakol postalarına saldırıldı. İngilizler Akabe’ye asker çıkarınca, arap saldırıları, Suriye’ye kadar uzandı.. Ama Türkler, Medine’yi savunmaya devam ettiler. Peygamberin kabri buradadır. Karşımızda bize saldırınlar, peygamberin soyundan geldiğini söyleyenlerdir. Fakat arkalarını bize, Çanakkale’de, Kütülamere de saldıran İngilizlere dayamışlardır. Onlara her türlü yardım İngilizlerden gelmektedir. Medine’yi savunan Türkler ise ateşte kavrulmuş çekirge ölülerine kadar ne bulursa yemeye çalışmaktadır.

Bir de marş düzmüşüzdür. Ordu da, mektepler de söylenir:

“Bırakmayız Medine’de yatanı,
Can veririz, kurtarırız vatanı,”

Fakat ne var ki bize Medine’de saldıranlar, işte bu Medine’de yatanın, yani Peygamberimizin soyundan geldiklerini iddia ederler. Biz orayı vatan sayarız, onun için can veririz ama, bizi arkadan vuranlar, bizim canımızı alanlar onlardır.. Mekke’de, Tayif’te askerlerimiz, onların elinde şehit olup erimişleridir..

Medine-Suriye arasındaki demiryolunu da, korumaya çalıştık. Yolculuğu üç gün üç gece süren bu hattın muhafızasına ayrıca 20.000 asker görevlendirdik. Bunlar da durmadan saldırıya uğradılar. Hat durmadan kesildi. İngiliz casusu Lawrence’in çadırları altın doludur. Her gelen Arabın koynuna durmadan altın keseleri sıkıştırdı. Ve onlara, hemen demiryolu ve Türk karakol ve askerlerine saldırı işaretini verdi..

İhanetin bu derecedeki yüksekliği, Medine’de Peygamber mezarını savunan Fahri Paşayı bile şaşırttı. Bir gün, son müdafaa arkadaşlarını yanına alıp, Peygamberin kabrine gitti.

Bir bayrağa sarındı, namazını kıldı, dualarını okudu ve sonra haykırdı:

“ Kalk! Kalk ya Muhammet!.. Allah’ın resulü! Kalk! Ve sana inanan, senin için çarpışanları gör!.. Tanrı’nın yardımını bize ulaştır!.. Ama Peygamberin mezarı sessizdir…”

“Çanakkale’de Arap dostlarımız bizimle düşmana karşı çarpışmış!.”

Dostlarını al başına çal!..”

Türkiye’de bu siyasi demagoglar yüzünden artık söz , ayağa düşmüştür…

Osman PAMUKOĞLU
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Fight the corrupt elite and their Stasi puppets

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

WordPress.com News

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 2.840 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: