ARAŞTIRMA DOSYASI : Yaptırımların İran Ekonomisine Etkileri

Seçkin BERBER

İran’da gündem, Haziran 2013’te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine giden süreçte yaptırımların ülke ekonomisi üzerindeki etkilerinde yoğunlaşmaktadır. Tartışmalı nükleer programından dolayı İran’a karşı 2006’da başlatılan BM yaptırımlarının kapsamı 2010’dan itibaren genişletilmiş, ABD ve AB başta olmak üzere diğer aktörler de müstakil yaptırımlar uygulamaya başlamıştır. İran’da yaptırımların ekonomi üzerinde yarattığı baskı ve sıkıntı gözle görülür bir hal almış durumdadır. Başlatılan yaptırımların etkisiyle işsizlik ve enflasyonun arttığı İran’da ekonominin büyüme oranı belirgin biçimde düşmüş, 2012 yılında ekonomi küçülmeye başlamıştır. Özellikle nüfusu 15 milyonu aşan Tahran’ın sokakları, ekonomik yaptırımlar karşısında halkın sabrının tükenmekte olduğuna işaret etmektedir. Bu analiz, hâlihazırda cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanmakta olan İran’ın içinde bulunduğu ekonomik koşullara ilişkin bir çerçeve çizmeyi amaçlamaktadır. Böyle bir değerlendirmeyi yapabilmek için kısaca İran ekonomisinin devrim sonrası süreçteki seyrine değinilmekte, İran ekonomisinin genel özellikleri açıklanmakta ve uygulanan yaptırımların etkileri incelenmektedir.

Devrim Sonrası Süreçte İran Ekonomisi

1979 İran Devrimi’nin siyasi ve sosyal nedenleri, ulusal ve bölgesel etkileri ve sonuçları üzerine çok sayıda akademik çalışmaya rastlamak mümkündür. Aynı ölçüde akademik ilgiye mazhar olmasa da devrimle birlikte İran’ın finansal ve ekonomik düzeninde de köklü değişikliklere gidilmiştir. Ancak devrimin üzerinden 34 yıl geçtiği halde bu köklü değişikliklerin İran’da sağlam ve dengeli bir ekonomik düzen tesis edemediği gözlemlenmektedir. Devletçi anlayışın devrimle birlikte güçlenerek devam ettiği İran’da ekonomide serbest piyasa kurallarının tesisine yönelik reformlar sürekli tartışma konusu olmuş, reform yanlısı ve karşıtı unsurlar arasındaki mücadele istikrarlı bir ekonomi politikasının yerleşmesini imkânsız kılmıştır. Devrim sonrası İran’da yönetici elitler, devletin ekonomide güçlü bir role sahip olması gerektiğini savunmuş, özel sektöre ve piyasa ekonomisine gelişen tepki, ülkede bulunan bankaların ve pek çok işletmenin kamulaştırılmasına yol açmıştır. Devrimin ardından kamulaştırılan varlıkların denetimi ise büyük ölçüde Devrim Muhafızları ve Bünyad adı verilen vergiden muaf vakıflara geçmiştir.

Haşimi Rafsancani (1989-1997) ve Muhammed Hatemi (1997-2005) dönemlerinde İran ekonomisinde serbest piyasa düzenine geçiş denemeleri niteliğinde bazı reform girişimleri gerçekleştiği görülmektedir. Rafsancani ve Hatemi dönemlerinde hükümetler bu reformları desteklemişse de, girişimlerden beklene netice alınamamış, İran ekonomisinin serbest piyasa ekonomisine dönüşümü gerçekleşmemiştir. Rafsancani döneminde kamu teşekküllerini özelleştirme girişimleri başarısız olmuş, özelleştirildiği ifade edilen kurumlar Devrim Muhafızları ve Bünyad adlı rejim yanlısı vakıfların denetimindeki şirketlere devredilmiştir. İran’da özelleştirme süreçlerinde ortaya çıkan bu devletçi direnç, muhtemel yatırımcıların uzun dönemli yatırımlardan vazgeçmesine yol açmış ve ekonominin dışa açılması mümkün olmamıştır. Aynı dönemde akaryakıt ve doğal gaz gibi ürünlerde tüketicilere sağlanan sübvansiyonların azaltılması ve emtia fiyatlarında serbest piyasa kurallarının uygulanması doğrultusundaki reform girişimleri sonuçsuz kalmıştır.(1)

İran ekonomisinde Muhammed Hatemi dönemindeki reform girişimlerinden de netice alınamadığı gözlemlenmiştir. Hatemi genel olarak özelleştirme projelerini desteklediği gibi bazı bankaların özelleştirilmesini savunmuş, yabancı yatırımı teşvik etmeye çalışmıştır. Ancak Hatemi iktidarının son yıllarında muhalefetteki muhafazakârların mecliste güçlenmesi, bu dönemdeki reform teşebbüslerinin de akim kalmasına neden olmuştur. Gelir dağılımında adalet ve yoksulluğun azaltılması vaadiyle iktidar gelen Mahmud Ahmedinejad, ekonomide devletçilik yanlısı muhafazakâr görüşü güçlendirmiştir. Ekonomide devletin etkinliğini savunan ve özelleştirme projelerine muhalefet eden Ahmedinejad iktidarı, Hatemi döneminde başlatılan özelleştirme süreçlerini durdurmuş, bankacılık sektörünü tamamen devlet güdümlü hale getirmeye, enerji sektöründeki devlet denetimini artırmaya ve kredi faiz oranlarını radikal düzeyde düşürmeye başlamıştır. Ancak süreç içinde Ahmedinejad’ın merkeziyetçi ekonomi politikaları, İran’da aksi yönde bir muhalefete sebep olmuştur.(2)

İran Ekonomisinin Genel Özellikleri

İran ekonomisi, tıpkı siyasetinde olduğu gibi, tamamen dini-bürokratik yapının denetimi altındadır. Fiyatların denetimi, sübvansiyonların miktarı ya da iç piyasaya ne zaman nasıl müdahale edileceği konuları doğrudan bu yapının tasarrufundadır.

Petrol ve doğal gaz kaynakları açısından oldukça zengin bir coğrafya üzerinde kurulu İran’da ekonomi büyük ölçüde enerjiye dayalıdır. İran kanıtlanmış petrol rezervlerinde Suudi Arabistan, Venezüella ve Kanada’dan sonra dünyada dördüncü (3), doğal gaz rezervlerinde ise Rusya’dan sonra dünyada ikinci en büyük rezerve sahiptir.(4) İran 137 milyar varil ile dünyadaki toplam petrol rezervlerinin %9.3’üne; 1.046 trilyon kübik fit ile dünyadaki toplam doğal gaz rezervinin ise %15.7’sine sahiptir.(5) Yaklaşık 13.000 dolarlık kişi başına düşen milli gelir (6) ile İran, Dünya Bankası verilerine göre “yüksek-orta gelirli ülkeler” grubunda yer almaktadır. Enerji sektöründen (petrol ve doğal gaz) sağlanan gelirlerdeki artış 2003 yılında 7.000 dolar civarında olan kişi başına düşen milli geliri 2012’de 13.000 doların üzerine taşımıştır.

İran bölgesindeki diğer ülkelerle kıyaslandığında bu veriler bir “ekonomik gelişmişlik” profili çizmektedir. Ancak sahip olduğu enerji kaynakları ve bu kaynaklardan elde edilen gelirler göz önünde bulundurulduğunda İran toplumundaki refah düzeyinin daha yüksek olması gerekmektedir. Enerji sektöründen elde edilen gelirin % 70’inin devlet bütçesine aktarıldığını dikkate alındığında toplumun daha rahat koşullarda yaşıyor olması beklenmektedir. Ancak İran’daki mevcut görüntü bunun tam tersini göstermektedir. 79 milyona yaklaşan bir nüfusa (7) ve zengin enerji kaynaklarına sahip olan İran, kaynak ve işgücü açısından mevcut iç dinamiklerini fırsata dönüştürememiştir. İran, Rafsancani ve Hatemi dönemlerinde uygulanan planlı ekonomi ile ortalama %6’lık bir büyüme oranı yakalasa da, sanayi üretimine dayalı istikrarlı bir büyüme grafiği yakalayamadığı gözlemlenmiştir. Nitekim 2002-2008 dönemindeki nispeten istikrarlı büyüme, büyük ölçüde yükselen petrol fiyatlarına bağlı gerçekleştirilebilmiştir. İran ekonomisinin büyüme oranının 2008’den itibaren belirgin biçimde düştüğü, yaptırımların etkisiyle 2012’den itibaren ise küçülmeye başladığı görülmektedir.

Grafik: 1 İran’da Yıllık Büyüme Oranları, 2002-2012

Kaynak: Indexmundi

İran ekonomisinin sektörel dağılımında % 50.60’lık pay ile hizmet sektörünün öne çıktığı görülmektedir. Tüm kamu hizmetlerinin, ticaret, bankacılık, finans, sigorta, turizm ve taşımacılık faaliyetlerinin toplamını ifade eden bu yüzde aynı zamanda devletin denetim altında tuttuğu alanları göstermektedir. Petrol ve doğal gaz, savunma, otomotiv ve madencilik alt sektörlerinden oluşan sanayi sektörünün ise toplam gayri safi yurt içi hasıladaki payı %38.40 oranındadır. Toplam yüzölçümünün sadece %11’lik kısmı ekilebilir arazilerden (8) oluşan İran’da tarım sektörü % 11’lik pay almaktadır. Özellikle, Hazar denizi kıyısında, ülkenin kuzeybatı ve batı bölgelerinde yetişen tarım ürünleri pirinç, arpa, mısır, pamuk, şeker pancarı ve şeker kamışı, çay, tütün, meyve ve sebze, patates, baharat (kimyon, safran ve sumak) yanında İran’da hayvancılık da yaygındır.(9)

Grafik 2: İran’da Yıllık İşsizlik Oranları, 2007-2012

Kaynak: Indexmundi

İran’da işsizlik yapısal bir sorun durumundadır. 2007-2009 döneminde düşüş eğilimi gösteren işsizlik 2009’dan itibaren tekrar yükselmeye başlamış ve 2011’den itibaren %15’in üzerinde seyretmeye başlamıştır. İran’da genç yaşlardaki işsizlik oranının daha yüksek olduğu değerlendirilmektedir. İran ekonomisinde işsizliğinin ardından en önemli problemlerden bir de enflasyondur. 1979 sonrası dönemde 1985 ve 1990 yıllarındaki istisnai düşüşler göz ardı edildiğinde İran’da enflasyon genelde %15-25 aralığında seyretmiş, 2011’den itibaren tekrar %20’nin üzerine çıkmıştır. Yaptırımların da etkisiyle İran’da işsizlik ve enflasyon ülke ekonomisinin akut iki sorunu olarak kalmaya devam etmektedir.

Grafik 3: İran’da Yıllık Enflasyon Oranları, 2005-2012

Kaynak: Indexmundi

Bu genel istatistiki veriler ışığında İran ekonomisinin özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

-İran ekonomisinin neredeyse tamamı devlet hâkimiyetindedir. Çok sayıdaki bürokratik kurumun ve iktisadi kamu kuruluşlarının varlığı İran ekonomisinin hantal yapısının temel sebepleridir. Bununla birlikte, ülke kaynaklarından elde edilen gelirin %80’e yakınının devlet bütçesine aktarılmasına rağmen, devlet yardımlarının hangi sektöre ne miktarda aktarılacağına dair kesin bir planlama veya uygulama bulunmamaktadır.
-İran ekonomisi büyük ölçüde petrole bağımlı bir ekonomidir. Dünyadaki ekonomik ve politik dalgalanmalar sonucu hızlı iniş ve çıkışlar gösteren petrol fiyatlarından İran iç piyasasının hemen etkileniyor oluşu, petrole bağımlı olan ekonominin kırılganlığının göstergesidir.
-İran ekonomisi içe dönük ve nispeten kapalı bir ekonomidir. Devrim sonrası dönemde siyasi bağımsızlığını kendi kendine yeten bir ekonomi inşa ederek sağlayabileceğini değerlendiren İranlı karar mercileri, doğrudan yabancı yatırıma sıcak bakmamakta ve yüksek gümrük vergileri uygulamaktadır.
-İran’ın içe dönük ekonomik yapısı hükümet düzenlemelerinde kendisini göstermektedir. Tüm bankacılık ve ticaret işlemlerinde ve para akışında hükümetin dikkat çekici ve sıkı bir denetim mekanizması bulunmaktadır.
-İran’da devletin vergi gelirleri oldukça azdır. Ülke genelinde ticari alanda faaliyet gösteren kuruluşların yaklaşık %40’ı vergiden muaf tutulmaktadır. Toplanan vergiler, kamu gelirlerinin sadece %25’ini, gayri safi yurtiçi hasılanın ise %6’sını oluşturmaktadır. Düşük vergi gelirlerine karşın, işletmelere hammadde ve teçhizat, hanehalkına özellikle temel gıda ve hizmetlerde (petrol, doğal gaz ve elektrik enerjisinde) mali destek sağlanmaktadır. Bu iki zıt politika, özellikle ekonomik darboğazların yaşandığı dönemlerde, hazineyi kaynakları yönetememe noktasına getirmektedir.(10)

Yaptırımların İran Ekonomisine Etkileri

İran, 1979 Devrimi’nden bu yana çeşitli dönemlerde siyasi ve ekonomik yaptırımlara maruz kalmıştır. ABD, 1979’daki rehine krizinden bu yana İran’a belirli dönemlerde farklı kapsamlarda yaptırımlar ve kısıtlamalar uygulamıştır. 2006’dan itibaren başlatılan yaptırımlar ise İran’ın tartışmalı nükleer programından kaynaklanmaktadır. Yaptırımlar, İsrail’in etkisiyle ABD ve Batılı ülkelerin İran’ın nükleer programını BM Güvenlik Konseyi’nde gündeme taşıması sonucunda başlatılmıştır. İlk etapta Tahran’ın nükleer enerji programını ve balistik füze projelerini sürdürmesini engellemeye yönelik tasarlanan BM yaptırımları, daha sonra İran bankalarının yurtdışı faaliyetlerini ve enerji sektörünü kapsayacak şekilde genişletilmiştir. 2006’da Güvenlik Konseyi’nde kabul edilen 1737 sayılı kararla başlatılan BM yaptırımları, 2007 yılında 1747 sayılı kararla, 2008 yılında 1803 sayılı kararla ve 2010’da 1929 sayılı kararla genişletilerek sürdürülmüştür.

BM’nin İran’a uygulamakta olduğu yaptırımlar; ihracatta askeri teçhizat, petrol, doğal gaz ve petrol kimyasallarını, ithalatta ise askeri teçhizat, işlenmiş petrol ürünleri, bankacılık, finans ve sigorta sektörlerini kapsayacak işlemleri ve gemicilik (özellikle Hürmüz Boğazı ve Fars Körfezi üzerinden ilerleyen ticaret) sektörlerini içermektedir. BM yaptırımları dışında ABD, AB Avustralya, Kanada, Hindistan, İsrail, Japonya, Güney Kore ve İsviçre’nin İran’a tek taraflı yaptırımlar uygulamaya başladığı gözlemlenmiştir. ABD’nin teşviki ve BM yaptırımlarıyla eşgüdümlü başlatılan bu müstakil yaptırımlarla birlikte İran ekonomisinin makro verilerinde fark edilir değişiklikler olduğu görülmektedir. İran’da 2000’li yıllarda istikrarlı bir büyüme trendi izleyen gayri safi yurtiçi hasıla 2008’den itibaren keskin biçimde düşmüş ve 2012 yılından itibaren küçülmeye başlamıştır. 2011’den itibaren %15’in üzerine çıkan işsizlik oranları yükselmeye devam etmektedir. 2010’dan itibaren çarpıcı biçimde yükselen enflasyon 2012’de %24’e yaklaşmış durumdadır.

İran’da yaptırımlardan en fazla etkilenen ve sanayi üretiminin zayıflamasına neden olan sektörün finans sektörü olduğu gözlemlenmiştir. Finans sektöründeki kırılma halk üzerinde görünür olumsuz etkileri beraberinde getirmiştir. İran para birimi Riyal’in alım gücü 2012 Temmuz ayından bu yana %80 oranında düşmüştür. Her ne kadar ülkede sabit kur sistemi uygulanıyor olsa da, Riyal’in Amerikan Doları karşısındaki ani değer kaybı İran iç pazarının nabzının attığı Kapalı Çarşı’da (Bazaar-ı Bozorg) hissedilmektedir. 2013 Mart ayı başında Tahran’da görüşme fırsatı bulduğumuz Kapalı Çarşı esnaflarından hemen hepsi ürettikleri ürünleri dışarıya satamamanın ve iç piyasadaki daralmanın yarattığı sıkıntıyı dile getirmişlerdir. Zira uluslararası elektronik para gönderi ağı SWIFT (Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication) ekonomik yaptırımlar çerçevesinde geçtiğimiz yıl İran’ı sisteminden çıkarttığından beri sadece iç piyasalar değil, İran bankaları da zor duruma düşmüştür.(11) Günlük piyasada ya da döviz bürolarında Dolar ya da Avro bulabilmek için değişim yapılacak tutarı önceden bildirmek suretiyle rezervasyon yaptırmak gerekmektedir. Zira Bank Sepah, Bank Mellat ya da Bank Melli İran gibi büyük ve ticari bankaların orta ve küçük büyüklükteki şubelerinde önceden haber verilmeksizin 100 dolar bulabilmek ya da bozdurabilmek oldukça zorlaşmıştır.

Yaptırımlar, İran’da enerji, savunma, otomotiv ve madencilik alanlarında yoğunlaşan sanayi üretiminin artışını durdurmuş, üretimin azalmasına neden olmuştur. İran’da yaptırımlardan dolayı bankacılık işlemleri yapılamadığı için yerli şirketler yurtdışından gerçekleştirecekleri ithalatta ödeme yapabilecek mekanizmadan mahrum kalmış, böylece sanayi üretiminde kullanılan ithal ara girdi malların ithalatı engellenmiştir. Bu nedenle İran’da otomotiv, tekstil, gıda ve ilaç sektörlerinde üretim düzeyinin düştüğü, mevcut kısıtlamaların devamının bu sektörlerde üretimi sürdürülebilir olmaktan çıkarabileceği ifade edilebilir. Neticede yaptırımlar sanayi sektörünün performansının belirgin biçimde düşmesine yol açmıştır. 2000-2011 döneminde ortalama %4 düzeyinde artış gösteren sanayi üretimi 2011 yılından itibaren azalmış, 2012 yılında üretim yaklaşık %3 oranında daralmıştır. Diğer taraftan yaptırımların İran sanayi sektöründeki olumsuz etkilerinin yanında olumlu sonuçlar da doğurduğu gözlemlenmektedir. İran’da ithal ara girdi mallardan mahrum kalan belirli sektörlerde işletmelerin yerli üretime yöneldiği, böylece milli sanayinin sınırlı da olsa ilerleme kaydetmeye başladığı değerlendirilmektedir.(12)

İran’da enerji sektörünü ve petrol ticaretini hedef alan yaptırımlar nedeniyle petrol ürünlerinden elde edilen gelir ve petrolün toplam ihracat içindeki payı düşmeye başlamıştır. İran Merkez Bankasının verilerine göre 2006-2007 döneminde petrol ürünlerinin toplam ihracat içindeki payı %84,9 düzeyindeyken, 2010-2011 döneminde %78,9 düzeyinde gerilemiştir. Hindistan, 2013 yılı içinde İran’dan petrol ithalatını durduracağını açıklamıştır. Ayrıca Japonya ve Güney Kore’nin İran’dan ithal ettikleri petrol miktarını azaltması beklenmektedir. Diğer sektörlerle karşılaştırıldığında İran’da petrol sektörünün yaptırımlardan aynı düzeyde olumsuz etkilenmediği görülmektedir. Petrol sektöründeki nispi mukavemetin sebebi Çin’in İran ile arasındaki petrol ve petrol ürünlerine bağlı ticareti kesmemesi olarak değerlendirilebilir. Ancak Hindistan’ın İran’dan petrol alımını durdurması, Güney Kore ve Japonya’nın da ithal ettikleri petrolü azaltmaları durumunda, İran’ın petrol gelirlerinin belirgin biçimde düşeceği beklenmektedir.

Sonuç Yerine

Genel özellikleri göz önünde bulundurulduğunda İran ekonomisinin yaptırımların da etkisiyle uluslararası piyasada rekabet edebilir bir konumda olmadığı gözlemlenmektedir. Dış piyasalarda rekabet kabiliyetini yitirmeye başlayan İran’ın iç pazarda da maruz kaldığı “sıkışmışlık” belirgin bir hal almıştır. Özellikle BM yaptırımlarının genişletilmesi ve AB’nin müeyyideleriyle İran’da belirginleşen darboğaz, cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde ekonomiyi halkın ikinci önemli gündem maddesi haline getirmiştir.

Rafsancani ve Hatemi dönemlerinde hükümetlerin ekonomi politikaları sayesinde İran siyasetinin bel kemiği sayılan orta sınıf büyümüş, bu sınıfın geliri artmıştır. Bugünkü ekonomik darboğazdan en çok etkilenen kesim orta sınıftır. İran’da zengin kesim, ülkedeki mevcut siyasi ve ekonomik sıkışmışlığa karşı tepki göstermemektedir. Kırsaldaki yoksullar ise neredeyse tamamen din adamlarının denetimindeki vakıflar aracılığıyla yaşamlarını idame ettirmektedir. Bu nedenle cumhurbaşkanlığı seçimlerinde "şehirli orta sınıf" olarak anılan kesimin ekonomik darboğaza vereceği tepkilerin belirleyici olacağı ifade edilebilir. Ancak yenilikçi görüşteki önemli siyasetçilerin ve aydınların hapiste oluşu, liderlerin bu kalabalık toplumsal tabandan soyutlanmışlıkları ve uzun süredir durgun olan muhalefet hareketi nedeniyle orta sınıf, siyasi olduğu kadar ekonomik çıkmazlara karşı da örgütlenebilme imkanına sahip değildir. 2005 yılından bu yana iktidarda bulunan Ahmedinejad hükümeti döneminde kısmen dış yaptırımlar kısmen iç dinamikler nedeniyle zayıflayan ekonominin kurtuluşu olarak yine Ahmedinejad’a yakınlığı ile bilinen Meşai’nin görülmesi ise bir başka ironi olarak değerlendirilebilir.

Muhtemel cumhurbaşkanı adaylarının politik yönden değerlendirilmesi kadar (Cumhurbaşkanı Adayları için bakınız: İran’da Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri: Muhtemel Adaylar (10)) ekonomik yönden önerdikleri çözümler de önem arz etmektedir. Ancak şimdiye kadar isimleri açıklanan 25’ten fazla adayın hiçbirinin İran ekonomisine dair herhangi bir plan ya da program paylaştıkları görülmemiştir. Bu bağlamda, İranlı seçmenlerin karar verirken hangi göstergeleri göz önünde bulunduracakları konusu seçimlere iki aydan az süre kala hala bilinememektedir.

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: