Prof. Dr. Tülay ÖZÜERMAN : İşte size akil insan !..

SIYASAL-KURUMLAR-VE-ANAYASA-HUKUKU-TARIK-ZAFER__40470542_0.jpg

Azgelişmiş bir sosyal yapıda, birbirinden kesin olarak farklı iki cephe vardır: Değişme isteyenlerle, değişmeye direnen çevreler. Bu cephelerin kurdukları kurumlar (partiler, çeşitli dernekler ve dayandıkları ilkeler) arasındaki çatışma, çoğu zaman ilerici-gerici çatışması şeklinde ortaya çıkar. Cepheleşmiş bloklar arasındaki gerilim, çatışmanın şiddetini tayin eder. Kitle, yüzyılların ihmaline uğradığı, yoksul ve kültürsüz kaldığı için muhafazakar çevrelerin ve bunların anayasa dışında kurdukları kurumların baskısı altındadır. Bu kurumlar halk üzerinde bir çeşit “vesayet” kurarlar. Bu bakımdan ilerici-gerici ayırımı değil, uçurumu vardır bu memleketlerde.. Bu olay aynı zamanda fakir-zengin “uçurumunu” da ifade eder.

Her az gelişmiş ülkenin siyasal hayatında, siyasal kuvvetler iki ayrı cephenin temsilcileri olmaktadırlar. Örneğin, partiler bakımından bir “kutuplaşma” (polarisation) vardır. Programlarındaki kalkınma metotları da bu olaya bağlanır. Bu durumun sonuçları üzerinde durmak gerek. Nitekim, Türkiye’de olduğu gibi, partiler dindar-dinsiz olarak ayrılabilir. Azınlıktaki aydınların fikirlerini ve eğilimlerini temsil eden siyasal partilerin karşısında, büyük kitlenin en azından dinsel duygularına, geleneklerine dayanarak kolayca güvenlerini kazanan partiler de vardır. İktidar bu güvenlik üzerine kurulabilir. Az gelişmiş bir memleketin siyasal hayatındaki ikilik, siyasal kuvvetlerin de ikileşmesini doğurur ve iki büyük sosyal ayırıma uyan, bir çeşit –ve fiili- iki parti sistemi kurulmuş olur.

Böylece siyasal hayat, iki zihniyetin, iki dünya görüşünün çatışmasına dayanır. Gerginliğini bu çatışmadan alır. Ne var ki, az gelişmiş bir memleketin aydınları da sosyal uyanış içinde olmakla beraber, kalkınma metotlarını tayin bakımından fikir ayrılıkları içindedirler. Doğu mu, Batı mı? Kapitalist yol mu, kolektivist yol mu? tartışması, aydın cephenin birliğini bozar. Buna karşılık, muhafazakar kitleyi, az gelişmişlik şartlarını okşayarak kazanan siyasal kuvvet içinde, fikirden ziyade duyguya ve menfaate dayandırılan bir birleşme görülür.

Tekrarlamak gerekirse, azgelişmiş bir sosyal yapıyı içinde bulunduğu koşullardan kurtarma sorunu üzerindeki anlaşmazlıklar, ana davayı unutturacak şekillere dökülür: Siyasal hayat, demokratik-otoriter uçlar arasındaki tereddütler ve gidiş gelişlere sahne olur. Durum anayasa kurumlarını etkiler ve ihtilalci hareketler, darbeler bu istikrarsızlığın doğal sonuçları olarak ortaya çıkarlar. Mesele azgelişmiş bir sosyal yapıya uygun siyasal rejimi bulabilmektedir. Bu düğüm hala çözülmemiştir. Bu bakımdan, siyasal hayatın özellikleri, cephelerin birbirlerine şiddetli saldırıları, değişkenlik ve huzursuzluktur. Bununla beraber, azgelişmiş ülkelerin tümünü aynı siyasal koşullar içinde ele almak doğru olmaz. Bu ülkelerde, darbeci ve monist rejimler her zaman başarılı olmuyor…

Sonuç: Siyasal hayat, özellikleri, ana çizgileri (şeması) ve türleriyle bir toplumun alınyazısını saptayıcı niteliklere sahiptir. Kişi hayatını ve ilişkilerini, dayandığı ideoloji ölçüsünde etkiler ve tamamen de kapsayabilir. Hukuk düzeniyle uygunluk halinde bulunmadığı takdirde, hukuki kurumlar dışında onlara hükmeden fiili durumlar yaratabilir. Anayasa kurumlarının özlerini değiştirebilir ve bunları boş birer kalıptan ibaret kılabilir. Siyasal rejimlerin ayırımında egemen olan ölçüleri ve yargıları siyasal hayatın koşulları tayin eder.

NOT: Yukarıdaki satırların tamamı; Tarık Zafer Tunaya’nın “Siyasal Kurumlar ve Anayasa Hukuku” başlıklı 1982 yılında 5. Baskısı yapılan ve Ekin yayınevinden çıkan kitabından (418-419) alıntı. Bugünkü fiili durumu da özetleyen bu kısa analizden çıkarılması gereken dersler var. Kuvveden fiile doğru el değiştiren yönetimin, fiili olanı kuvveye çevirme girişimi olarak da niteleyeceğimiz anayasa yapma keyfiyeti bizi bulunduğumuz coğrafyanın kaderine mahkum edecek bir girişimdir. Akil diye yollara düşürülenlere bu eserin tamamını dikkatle okumalarını önerelim. Aklı öne alan ve doğru analizler yapan nitelikli bilim insanları yetişti bu ülkede, kıymetlerini bilemedik. Vesilesi ile Tarık Zafer Tunaya hocayı “ iyi ki bu günleri görmedi” diyerek rahmet ve minnetle anıyorum.

Prof. Dr. Tülay ÖZÜERMAN

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: