ARAŞTIRMA DOSYASI : LCROSS Projesi

NASA aslında Ekim 2008 için planladığı LCROSS projesi ni uzaya yollamak için Lockheed Martin ve Boeing ortak teşebbüsü olan United Lauch Alliance üretimi Atlas V roketini kullandı.

Fırlatma aşaması için Rus/Amerikan yapımı sıvı oksijenli yakıt tüketen RD-180 motoru kullanan Atlas V, taşıdığı LCROSS uzay aracına bağlı olan Centaur iki aşamalı roketini(geniş alt ve dar üst kısımdan oluşan, kendi motor ve itme sistemi bulunan roketler) devreye sokabilmek için sıvı hidrojenli yakıt tüketen RL10 motoru kullandı.

18 Haziran’da Cape Canaveral, Florida’da gerçekleşen fırlatma ile Atlas V, gövdesinde robotik Ay keşif aracı LRO(Lunar Reconnaissance Orbiter) ve Ay’ın yüzeyinde patlayacak olan Centaur roketini bulunduran LCROSS uzay aracı ile uzaya yollandı. İlk 4,5 günlük sürenin ardından LCROSS dünya yörüngesi etrafındaki döngüsünü tamamlayarak Ay’a çarpacağı konuma yaklaşmaya başladı. 23 Haziran’dan itibaren gelecekteki Ay projeleri için öncü olması için görev yapacak LRO, 4’lü ateşleme sistemi ile kendisini Ay’ın yerçekimine sokacak mesafeye itmeye başladı. Ay’ın yörüngesine 30-70 km mesafede gezinmeye başlayanLRO, görüntü ve bilgi aktarımı faaliyetine geçti.

37 günün sonunda ise LCROSS ve Centaur Ay’a çarpma konumuna odaklandı ve 8 Ekimde son aşamaya girildi. Bu tarihte uzay aracı ve roket birbirinden ayrıldı ve Centaur roketi son sürat Ay’ın yüzeyine ilerlemeye başladı.

9 Ekim 2009 tarihinde UTC(Eşgüdümlü Evrensel Zaman) 11:31’de Centaur Ay’ın güney kutbuna yakın bölgesine çarptı. 4 dakika boyunca ortaya çıkan enkaz ve materyalin görüntüsü alan LCROSS’da elde ettiği bilgileri dünyaya yolladıktan kısa bir süre sonra Ay’a çarparak ikinci patlamayı gerçekleştirdi.

Çarpmanın Etkileri

Dünya’nın uydusu konumundaki Ay, hem dünyanın, hem de üzerindeki tüm canlıların yaşamı için kesinlikle yerinde kalması gereken bir şey. Öncelikle, Ay tam bir küre şeklinde olmayan dünyamızın konumunu dengelemesinde stabilizatör görevi görmekte. Eğer Ay gerçekleştirdiği düzenleyici konumunu kaybederse bu ilk başta okyanusların ölü alanlar haline gelmesine ve dalgaların durması ile tüm deniz canlılarının yok olma ile karşı karşıya gelmesi demek olacak.

Bundan 40 sene önce Apollo uzay mekiği Ay’a çıktığında astronotlar Ay’ın yüzeyine geriye yansıtıcı paneller(aynalar)yerleştirmişti. Fort Davis, Teksas’ta bulunan McDonald lazer ölçüm istasyonu, Ay’ın yüzeyine yerleştirilmiş olan paneller ile lazer yansımalarının zamanlaması kullanılarak yapılan ölçümler sayesinde, Ay ile Dünya arasındaki mesafeyi 1 cm bile şaşmadan ölçüyordu. Ancak Amerikan Ulusal Bilim Derneği’nin bu projenin para desteğini keseceği açıklandı.

Burada yanlış olan sadece 40 seneden beri yürütülen bir projenin bir anda kesilmesi değil, Ay’ın yüzeyinde 2 tonluk bir bomba patlatan NASA’nın tamamen sessiz kalması. Sizce sebep ne olabilir?

Tüm dünya kamuoyuna gerçekleştirilen ilk patlamanın Ay’ın yüzeyinde sadece 20 metre çapında ve 4 metre derinliğinde bir krater yarattığı açıklandı. Sizce, yakıt yüklü iken 2,305 kg, çarpma esnasında ise 2,249 kg olan ve saatte 10 bin km hızla Ay’ın yüzeyine çarpan bir roket bu kadar ufak bir krater yaratmakla yetinebilir mi?

Patlama sonunda uzaya yayıldığı söylenen materyal ve enkaz miktarı 350 metrik ton. LCROSS’un(yakıt olmadan ağırlığı 585 kg) çarpmasının ise 150 metrik ton materyali uzaya saçtığı tahmin ediliyor.

Toplam maliyeti 79 milyon dolar olan ve 1 senelik gecikmenin ekstraları ile gerçekleştirilen bu kadar yüksek maliyetli proje sadece su aramak için yapılmış olabilir mi?

NASA gerçekleştirilen patlama ile ortaya çıkacak su tanecikleri veya su buharı aranacağını ve Ay’da kolonileşme konusunda büyük bir adım atılacağını savunuyor?

Ancak bu teorinin önemli fizik kurallarına dayanan sonuçları bulunuyor. Newton’un eşit ve zıt tepkime kanununa göre, yaşanan patlamanın şiddetini karşılamak için Ay patlamanın zıt yönünde bir kuvvet yarattı. Bu da anlaşılacağı gibi Ay’ın sabit yörüngesinden şaşması demek oluyor.

Burada Ay’a ayak basıldığı dönemde elde edilen önemli bir bilgi öne çıkıyor.

Apollo 11 projesinde uzay mekiğinin 2 astronotunun Ay yüzeyine indiği Lunar(Ay)Modulü, yakıt dahil toplam 10,334 kilo ile hızla yüzeye temas ettiğinde, Apollo mekiğindeki sismograf ölçümleri koca gezegenin yarım saat boyunca zil gibi çınladığını saptamıştı. 11 tonluk bir kamyona denk gelen ağırlığın, 7,36×2210 yoğunluğundaki Ay’ı çınlatması tek bir şey demekti: Ay sert kayalardan değil, oyuklardan oluşan bir nesne olmalıydı. Bu da 2 tonluk bir patlamanın Ay’ı sanıldığının aksine çok daha büyük bir kuvvetle iteceği ve yörüngesinden saptıracağı anlamına geliyor.

Ay güneş sistemindeki birçok gezegenin uydusuna oranla çok daha büyük. Normalde bir gezegen ile uydusu arasındaki mesafe ne kadar uzun ise, yoğunluk farkından doğan denge noktası gezegen çok daha büyük olduğu için gezegenin çekirdeğine yakın olur. Ancak Ay ile Dünya arasındaki bu denge farklıdır. Ay çok daha büyük bir uydu olduğu için, Dünya ile oluşturduğu denge noktası dünyanın yüzeyinden çekirdeğine olan mesafenin çeyreği kadar olan bir noktadadır. Ay her gün dünyanın Ay’a yakın olan tarafında ve zıt tarafında olmak üzere iki büyük gel git yaratır. Bu şekilde, binlerce seneden beri bu düzene göre evrim geçiren ve ortaya çıkan canlılar hayatlarını sürdürüyor. Bu düzenin ortadan kalkması tüm bu canlıların, en başta deniz canlılarının yok olması anlamına geliyor.

Diğer yandan, Ay’ın yörüngesini saptırmak dünyanın tektonik yapısının bozularak fay hatlarının kırılmaya iyice yaklaşması riskini arttırıyor. Risk bununla da kalmıyor, halen aktif olan yanardağların patlamasına da tetikleyeci etkide bulunabileceğinden korkuluyor.

NASA dünyada petrol aramalarında 100 seneyi aşkındır kullanılan sismograf ölçümleri ile Ay’da ilk olarak bu tür analizler yapmayı düşünemez miydi? Bu şekilde dünyayı felaketlere sürükleyebilecek bir çılgınlık önlenmiş olabilirdi.

Teksas’taki McDonald ölçüm merkezinin iptali ile Ay’ın yörüngesinden ne kadar saptığı sorusu cevap bulamayacak. Ve tabii ki insanlık bu tür konularda kesinlikle bilgilendirilmeyecek, yaptıkları deliliği örtmeye çalışan sevimli suratlı bilim adamlarının ve bu işin para patronlarının insanlığı ileriki 10-20 senede Ay’a taşıyacağını ümit edecekler.

Aksine,yıllık sadece 125 bin dolar maliyetli McDonald lazerli ölçüm sistemini devre dışı bırakılacak ve bu şekilde gerçekleştirilen proje nasıl bir saçmalıktı, anlayamayacağız.

İşte Asıl Neden

Dünyaya yutturulduğu saçma sapan nedenin arkasında yatan gerçek, Amerika’nın Ay’da yeni bir silah denemiş olması.

Bu silahın adı “Rods from God.” Türkçesi ile “Tanrı’dan Çubuklar” diyebiliriz. Bu adı almasının nedeni, kinetik bombardıman tekniğine dayanan metalik çubuk şeklindeki bombaların uzaydan belli bir hedefe(mesela dünya) atılması.

Bu şekilde uzaydan dünyadaki her hangi bir şehre yollanan bomba bir göktaşından farksız olarak hedefi vuruyor ve geride hiçbir şey bırakmıyor. Bu bombanın temel özelliği ise bir nükleer bomba kadar büyük tesir göstermesi ancak hiçbir radyoaktivite içermemesi.

Bu tür bir bomba dünya da tabii ki denenemezdi. Sonuç olarak hedef Ay, yani dünyanın yaşamı için vazgeçilmez olan nesne seçildi!

Peki “Rods From God” tam olarak nasıl bir silah?

9-12 metre uzunluğunda ve 60 cm kalınlığında olan bir demet katı tungsten(wolfram) çubukları. Bu çubuklar uydularla uzaydaki yörüngelere yerleştirilecek ve saniyede 10 bin feet(3 bin km) hıza ulaşarak dünyadaki hedefleri un ufak edecekler. İşin ilgi çeken tarafı ulaştıkları hiper hızla bir göktaşı haline dönecek olan çubuklar, hiçbir patlayıcı içermeye gerek duymayacaklar.

Silahın yaratıcısı bilim kurgu yazarı ve uzay silahları uzmanı olan Jerry Pournelle.

Pournelle bu fikri ilk olarak 1950’li senelerde Boeing firması için çalışırken yaratmış ve adını “Thor” olarak belirlemiş. Yani kızıl saçlı ve sakallı olan, elindeki çekici ile savaşan Cermen mitolojisindeki “Yıldırım Tanrısı”. Pournelle fikri için zamanında

“İnsanlar bunu periyodik olarak tekrar keşfedecekler” açıklamasında bulunmuş.

Dediği aynen oldu ve zamanında fizikçilerin çok maliyetli olduğu için reddettikleri bu proje, NASA ile hayata geçirildi.

Ağustos 2006’da, Bush hükümeti Ulusal Uzay Politikasını revize ederek uzayda her türlü silahlanmaya karşı olan bir anlaşmayı reddeden bir politika belirledi.

O tarihten itibaren, sadece “Rods from God” değil, birçok silah projesi öne atıldı. Bunların arasında uzaya yerleştirilecek lazer silahları, dünyanın herhangi bir noktasına 45 dakikada yarım tonluk bomba atabilecek bir uzay aracı da var.

Hazır bir tanesi denenmişken “Rods from Gods” silahından biraz daha bahsedelim:

Bu sistem, uzayda yanyana dizili uydular gibi çalışıyor. Bir uydu dünyadan gelen sinyalleri alırken, yani iletişim için kullanılırken, bir diğeri çok sayıda tungsten çubuğu taşıyor. Seçilen hedefe bırakılan çubuk neredeyse 11 bin km hızla, bir meteordan farksız şekilde atmosfere giriyor ve hedefi vuruyor. Patlayıcılara değil, kinetik enerjiye dayanan çubuklar bir nükleer bombanın yarattığı etkinin aynısı yaratıyor.

Bu etki Amerika’nın en gelişmiş nükleer denizaltı sınıfı olan Ohio denizaltılarının taşıdığı 24 nükleer başlıklı Trident füzesinin etkisine eşit. Gerisini siz düşünün.

Kısaca, dünyanın gizli sahipleri her zamanki gibi insanlığı, evresensilliği, hatta güneş sistemini bile umursamadan planlarına devam ediyor.

Burada New York Times’ın yorumu yazmak çok yerinde olacaktır:

“Eğer İran, Amerikan ve İsrail saldırılarına karşı uranyum zenginleştirme tesislerini yerin 9 metre altında beton duvar ile kaplı tesislere taşıyorsa, Amerika’da bu işi bir o kadar yukarılara taşır…”

Amerika’nın irtifa sorunu olmadığı kesin. Asıl soru, bu denli çılgınca bir proje kapsamında Ay’ı bombalayabilenlerin, bundan önce neler yapmış olabileceği; ya da ileride neler yapabileceği. Diğer yandan, önümüzdeki bir 5 senede Ay’da su bulmaktan bahseden olur mu dersiniz?

İnsanlık Ay’ı yörüngesinden saptıran bombalamanın dünyanın yararına olduğunu düşüne dursun, NASA gerçekleştirmiş olduğu bu proje ile tüm uluslar arası yasa ve antlaşmaları çiğnedi ve Birleşmiş Milletler Uzay Sahası Antlaşmasını ihlal etti.

Bu antlaşmada şöyle denmektedir:

“Ay ve diğer gök cisimleri üye olan ülkeler tarafından özel olarak sadece barışcıl amaçlar için kullanılmalıdır. Gök cisimlerinde askeri üsler, donanımlar ve garnizonlar kurmak ile, her çeşit silahın denenmesi ve askeri tatbikatların gerçekleştirilmesi yasaklamalıdır.”

BM anlamasının ihlal edilmesi bir yana, asıl sorun bu projeyi gerçekleştirmek adına ileri sürülen sebebin tamamen yalan olması.

NASA’lı bilim adamları su bulma derdinde oldukları konusunda inandırıcı gözüküyorlar. Oysa yaşanan patlama ve atmosfer şartları altında ortaya su çıksa bile suyun anında buharlaşıp yok olması kaçınılmaz. Su içinde bulunduğu atmosferin içerdiği oksijen miktarının düşüklüğü ile doğru orantılı olarak buharlaşır. Örnek olarak 15 bin metre irtifada uçan bir uçağın camları patlarsa, bu içerideki tüm suyun ve insanların vücutlarındaki kanın buharlaşması anlamına gelir. Uzay, bilindiği gibi bir boşluk olduğuna göre, 2 tonluk bir bombanın yaratacağı ısı ile uzay boşluğu suyu daha ortaya çıkar çıkmaz buharlaştıracak ve yok edecektir.

Burada akla takılan bir soru, Centaur roketinin patlaması ardından 4 dakikalık süre çekim yapan ve sonra kendisi de patlayan LCROSS’un bu 4 dakikalık görevinin amacı.

Neden, patlama ardından ortaya çıkan enkazı incelemekten çok, roketin vurmasını istedikleri hedefin tutturulup tutturulmadığını gözlemlemek olabilir mi? Yani, çarpma bölgesi neye dayarak seçildi? Orada görülmesi istenmeyen bir şeyler mi vardı?

Burada yine Ay’a ayak basıldığı Apollo projesi akıllara geliyor. NASA hiçbir zaman Apollo 11 uzay mekiğinin Ay’a iniş görüntülerini yayınlamadı. Aradan geçen 40 sene içinde bu durum değişmedi.

Ne kadar ilginçtir ki, LCROSS projesi Ekim 2008 için planlanmıştı. Ayn dönemde, Rusya ile Çin’in ortaklaşa bir proje ile 2015’te Ay’a insan gönderme planı haberlerde dolaşıyordu. Bu haberin 1 sene sonrasında ise Ay NASA tarafından bombalandı. Acaba orada başkaları tarafından görülmesini istemedikleri bir şey mi vardı?

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

One thought on “ARAŞTIRMA DOSYASI : LCROSS Projesi

  1. Yaşar Norman Nisan 30, 2013, 6:04 am Reply

    Reblogged this on yasarnorman.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: