Prof. M. Kerem Doksat : OSMANLI CUMHURİYETİ

mmb7z.jpg

Kosova-Prizren göçmeni bir âilenin dördüncü ve son çocuğu olup 1959’da İstanbul’u teşrif eden, sonra da Güngören İzzet Ünver Lisesi ve Mimar Sinan Üniversitesi Sinema -Televizyon Bölümü mezunu olan Gani Müjde ile maalesef henüz tanışamadım. Seneler önce bir panelde karısıyla aynı masayı paylaşmıştık, saygılarımı yollamıştım. Çok zarif ve hoş bir hanımdı.

mmbbw.jpg

Osmanlı Cumhuriyeti filminde ABD’nin işgâli altındaki İstanbul’u ve muhayyel bir son padişahı trajikomik fakat çok çarpıcı bir şekilde anlatmıştı. Evde DVD’si var, bâzen hüzünlenmek ama ümidimi de kaybetmemek için seyrederim.

Türkiye’de Atatürkçü Düşünce Derneği başlığı altında işlev gösteren, Türk’ün Türk’e propagandasını yapmaktan başka bilebildiğim bu teşkilâtlardaki kanaat liderlerinin hemen hepsinin kerametleri kendilerinden menkûl diyebileceğim bir lisan anlayışları var ve onların istedikleri gibi yazıp çizmezseniz, sizi kolaylıkla “ötekileştiriyorlar”.

Geçenlerde bir ahbabımız özel bir konferansta tuttu şöyle bir lâf etti, sormayın gitsin. Regius Elyazması diye bilinen ve Eski İngilizce ile MS 1000 civarında yazılmış olan bir metni ve 1400’lerde kaleme alınmış bir başka yazıyı “Osmanlıca gibi bir şey” diye tavsif etti. Vallahi kanım dondu!

Yâhu, bugün, sıradan lise mezunu olan bir İngiliz, William Shakespeare’i (1564-1616) (1564-1616) okur ve bal gibi de anlar. Osmanlı dediğiniz medeniyet ve onun seçkinci lisânı hâlâ anlayanın bildiği, bilenin de anladığı, yaşayan bir lehçe gibidir.

Aynı özellikteki bir ABD vatandaşı ise imzasını zor atar ve dünyanın sâdece kendilerinin sandığı, kandırıldıkları kadar anlar.

Osmanlı dediğiniz şey biziz, Türklüğün imzasını attığı bir medeniyet.

Çok ciddi bir kabahatleri var: Özlerine yabancılaşıp, Türk’leri ve Türklüğü “etrâk-ı bî-idrak” ve “eşek” diyecek kadar aşağılamak. Türk’leri “Millet-i Mahkure” olarak telâkki ediyordu Osmanlı son zamanlarında iyice artarak ve halkına yabancılaşmıştı; kardeş katline kadar varan hatalar zinciri sergilediler. Meselâ Fâtih Sultan Mehmed aslında halk tarafından hiç sevilmemiştir.

“Etrâk-ı Bî-idrâk, Edrâk-ı nâpâk, Türk-i sütürk” yâni, “akılsız, kaba, pis, eşek Türk” gibi sözlerle aşağılamıştır Osmanlı kendi ceddini. Kızılbaş-Türk’lere de “râfizi, zındık, mülhid” gibi yaftalar takmıştır. Türkmen şeyhleri, dedeleri, babaları, abdallar ve ozanları Osmanlı’nın bu aşağılamalarına ve baskılarına karşı şiir ve tasavvufî güzelliklerle “Türklük Şuûrunu” halka anlatarak ezilmişliklerini unutturmaya çalışıyorlar veya millî bir direniş gösteriyorlardı.

Onlar için karabudun olan bu millet, sâdece hârplerde ölmek için (Marx’ın tâbiriyle) kullanılan bir meta, bir maldı.

TÜRKLÜĞÜN TÜRKİSTAN’DAN ANADOLU’YA LİSAN MÂCERASI

Türkler tarihin en eski zamanlarda bugünlere olan seyahatini tetkik edersek, karşımıza bir derya çıkar.

Bu makalede Türkistan deyince, hep bize coğrafî olarak Orta Asya denen bölgeyi kastedeceğim.

Lengüistik (Lisaniyat, Dilbilim) dilbilgisi, söz dizimi (sentaks) ve fonetik gibi çeşitli açılardan yapısal olarak inceleyen bilim dalıdır. Genel (veya teorik: Kuramsal) dilbilim lisanların yapılarını (dilbilgisi) ve anlamlarını (Semantik: Anlambilim) inceler. Dilbilgisinin incelenmesi, Biçimbilim (kelimelerin oluşumu ve değişimi: Morfoloji) ve söz dizimini (kelimelerin ifâde veya cümle oluşturmak için bir araya getirilmesi ile ilgili kurallar) kapsar. Lisanı sesler aracılığıyla ifâde etmek için kullanılan sistem olan Sesbilimi (Fonoloji) de bu alanın bir parçasıdır.

Lisaniyat, genel geçer lisan özelliklerini bulmak ve gelişimleri ile kökenlerini açıklamak için lisanları karşılaştırır (Mukayeseli Lisaniyat) ve lisanların tarihleri üzerinde araştırma yapar (Tarihî Lisaniyat). Fonoloji, Lisaniyatın bir dalı olarak, seslerin imâl edilişi, hareketi ve idrak edilişini inceler. Sosyal bir bilim olan Lisaniyat ile doğa bilimlerinden Fiziğin ilişkilendirilebileceği tek noktadır.

Cenevreli Lisaniyatçı ve Semiyotikçi (gösterge bilimci) Ferdinand de Saussure (1857-1913) “lisan” kavramına ilişkin köklü ve uzun süredir lisaniyatı etkileyen bir görüşe sâhipti. Bunun sebebi biçimsel yapı olarak dil – ki Saussure bunu Langue (yapı/sistem) olarak adlandırır – ve somut kullanılan dil arasında – bunu da Parole (söz) olarak adlandırır – yapmış olduğu ayrımdır. Langue, bir lisan topluluğuna âit konuşmacının kafasında mevcut olan teorik, anlaşmalı bir sistemdir. Parole (söz) ise özel zamanlarda konuşmacılar tarafından güncellenmiş lisandır. Bunun yanında lisanla ilgili öğeler her kullanım durumuna göre farklı bir anlam kazanabilir. Bu sebeple parole (söz) dilin muhtevası, Langue ise dilin biçimi olarak ayrılır.

200px-Ferdinand_de_Saussure.jpg

Ferdinand de Saussure (1857, Cenevre – Şubat 1913, Vufflens-le-Château), Cenevre doğumlu İsviçreli 20. Asır’da lisaniyatta kayda değer gelişiminin birçoğu için fikirleriyle temel hazırlamış kişidir. Genellikle 20. yüzyılın dilbiliminin ‘babası’ olarak düşünülmektedir ve lisanda “iki yönlülük” fikrini ortaya atan ilk kişi değildir. Daha önce Hermann Paul de aynı şekilde “Lisan Tarihi Prensipleri” kitabında bunu ifâde etmiştir; kitabında bir kelimenin “normâl anlamından”, yâni alışılagelmiş kendi anlamından bir de illî (nâdir) anlamından, yâni her bir lisânın ihtimâllerinden kaynaklanabilecek anlamlarından söz etmektedir.

Hem tarih lisaniyatçısı Paul hem de yapısalcı (Structuralism) Saussure illî (nâdir), başka bir deyişle durumsal olarak ortaya çıkan lisanın normâl anlamı, yâni Langue’a âit teorik lisan sistemini etkilediğini ve böylece değişikliklerin meydana gelebileceğini ve bunun da lisan değişimlerine açıklık getirdiğini tespit etmiştir.

Lisanla ilgili bu dilemmalı görüş, üretici lisaniyat modelinde ve özellikle de Noam Chomsky (1928) tarafından kurulan dönüşümsel dilbilgisinde ortaya koyulmuştur. Chomsky’nin modelinin farkı, Paul’unki gibi tek tek kelimeler veya Saussure’ünki gibi dilsel sistemi esas almamasındadır. Chomsky daha çok biyolojik nedenlerle ilgilenir ve Kompetenz (lisan yetisi) ve Performanz (dil edinimi) ayrımını ön plâna çıkarır.

Lisan yetisi (Kompetenz) özel bir lisan sistemine sâhip olabilmek için ana lisan edinimi süresince kazanılmış yeteneklerdir. Bu yeteneklerin edinimini biyolojik faktörler belirler. Küçük çocukların lisan gelişimi esnasında her bir lisana göre ayrılan temel, lisanî parametreler doğuştandır. Bir konuşmacının lisan yetisi, bir insanın lisan edinimi sonrasında sâhip olabileceği ideâl bir lisan sistemidir. Buna Lisan İktisap Aygıtı der ve çocukların hepsi de yanlış olan konuşmaları düzeltip konuşma yetisinden bahseder. Gerçekten de bir çocuğun en güzel ve doğru konuştuğu yaşlar 4 ilâ 6 arasıdır.

Oğuzhan Ünal (http://www.oguzhanhoca.com/dusunme-bicimleri.html) bu düşünme türlerini şöyle özetler:

Yansıtıcı Düşünme: Öğrenci aktif olarak katıldığı eğitim ortamından kendi deneyimleriyle bilgiler edinmeli, bu bilgileri paylaşmalı ve yeni etkileşimlerine aktarmalıdır. Öğrenilenleri bu düşünme becerisi ile yeni durumlarda kullanabilmesi sağlanır. Geçmiş yaşantılardan ders çıkarma söz konusudur.

Yaratıcı Düşünme: Bireyin yeni, farklı, orijinal, özgün (sentez düzeyi), ayrıştırıcı düşünme, alternatifli düşünme ve ürünler ortaya koymasıdır. Özneldir. Hazırlık, kuluçka, aydınlanma ve değerlendirme olmak üzere 4 aşamadan oluşur.

Eleştirel Düşünme: Eleştirel düşünce sorgulayan bir yaklaşımla olayları ve durumları ele alma irdeleyici bir bakış açısıyla yorum yapma ve karar verme becerilerini içerir. Gerçeği bize aktırıldığı şekliyle olduğu gibi değil, nesnel bir şekilde, akıl yürüterek algılama sürecidir.

Analitik Düşünme: Bir bütündeki her bir parçanın analiz edilerek bütünle/sistemle ilişkilerinin incelendiği düşünce becerisidir. Analitik düşünce, analiz becerisi ile ilişkilidir.

Metabilişsel düşünme: En kısa tanımıyla, kişinin kendi düşünme süreçlerinin farkında olması ve bu süreçleri kontrol edebilmesi anlamına gelir. Bireyin kendi bilişsel süreçlerinin nasıl işlediğini anlayarak bu süreçleri denetim altına alabileceği ve daha nitelikli bir öğrenme için bu süreçleri yeniden düzenleyerek daha etkili bir biçimde kullanabileceği sayıltısına dayanarak geliştirilmiştir.

Tümevarımsal Düşünme: Özelden genele ya da olaylardan yasalara geçiş şeklindeki, akıl yürütmedir. Özel gözlemlerden genel bir sonuca ulaşılmıştır. Somut işlemler döneminde kazanılmaya başlanır

Tümdengelimsel Düşünme: Genelden özele ya da yasalardan olaylara geçiş şeklindeki akıl yürütmedir. Kıyas, tümdengelimin en mükemmel şekli olarak kabul edilir. Bu nedenle, klasik mantık akıl yürütmede esas olarak kıyası almıştır. Soyut işlemler döneminde kazanılır

Analojik Düşünme: Bir olguyu bir olguya benzetmek aralarında çağrışım kurmak demektir. Bilinen bir kavramdan hareketle bilinmeyenin öğrenilmesi. Özelden Özele Akıl Yürütme.

Iraksak Düşünme: Ortak düşünceden hareketle farklı düşüncelere ulaşabilmeye dayalı bir düşünme becerisidir. Iraksak düşünenler tepkisel, engellenmemiş ve rahat olurlar. Problem çözmede ıraksak düşünce kullanılır.
Yakınsak Düşünme: farklı düşüncelerin dayandığı ortak düşünceleri bulmaya dayalı düşünme becerisidir. Yakınsak düşünenler ihtiyatlı ve duygusal açıdan tutuktur.

Lateral Düşünme: Kişilerin sorunlara farklı yönlerden bakabilmeyi ve geniş düşünebilmeyi öğrenmelerini sağlamayı amaçlayan düşünme biçimidir. Lateral düşünce, klâsik düşünce kalıplarının dışına çıkmaktır. Herkesin sâhip olduğu verileri farklı şekillerde işleyip ayrıcalıklı sonuçlar çıkarmaktır. Bu düşünme biçimine uygun kullanılabilecek teknikler altı ayakkabılı uygulama, altı şapkalı düşünme ve altı değer madalyası olarak sayılabilir.

Dönüşümsel Düşünme: Öğrenen bir olayı çözümlemede geçmiş olayları ve durumları zihinde kurgulayarak sonuçlar elde etmeyi başarabilir. Daha önce yaşanmış bir olayı kafasında canlandırıp anlatabilir. Somut işlemler döneminin bir özelliğidir. Dönüşümsel düşünme zamanla ilgili perspektifin kazanılmasıdır. Bu özelliği kazanan bireyler geçmiş bugün ve gelecek arasında bağlantı kurabilirler. Yani geriye ve ileriye doğru düşünebilirler.

Bütünleştirmeci (Kombinasyonel) Düşünme: Bir problemin alt problemlere ayrıldığı durumlarda birden fazla çözümün birleştirilerek çözümlenmesi işidir. Ergen, bir problemin çok sayıda alt problemi içerdiğini dolayısıyla çok sayıda çözüm yolunun birleştirilebileceğini kavrar. Soyut işlemler döneminde geliştirilir.

Hipotetik Düşünme: Günlük hayatta veya eğitim öğretimde karşılaşılan bir sorunu çözmek için olası çözüm yolları geliştirip bunları belirli bir düzene göre yapmayı sağlayan düşünme sürecidir. Eğer “…. ve …. olursa …. Olur” şeklinde genel bir cümle yapısıyla ifâde edilir. Hipotetik düşünmede sorunun görünen boyutlarının ötesine geçip çözüme ilişkin yollar belirlenmesi söz konusudur.

Global Düşünme: Temeli, öğrenmeyi kolaylaştırmak için harita çizmeye dayanmaktır. Öğrenmemiz gereken bilgilerin haritalaştırılması esastır. Zihin haritaları, kavram haritaları vs.

Refleksif Düşünme: Kendini gözlem ve analiz konusu olarak alan öznenin tutumudur. Refleksivite, kendi hakkında, kendi üzerine düşünen, kendisini bir obje gibi ele alıp bakabilen bir öznenin durumunu ifâde eder.

Omnipotent (Kaadir-i mutlak) Düşünme: Ergenlik dönemindeki bireyin, her işin üstesinden gelebilecek güçte olduğunu düşünmesi. Ergen, her şeyi halledebileceği kanısındadır. Ona göre hayat aslında büyüklerin anlattığı kadar zor değildir. “Bana bir şey olmaz” düşüncesi hâkimdir. Ergenler hayal âlemine dalıp gelecekte gerçekleştirebilecekleri şeyleri düşünürler. Düşünmekle de kalmayıp, bu hayâlleri gerçekleştirebilecek enerjiyle dolu olduklarına, hayatın aslında büyüklerin abarttığında daha kolay olduğuna inanırlar.

İkonik Düşünme: Çocuğun işlem öncesinde hayalindeki sembollerle düşünmesi.
Lisan edinimi ise konuşma sürecindeyken lisanın hatalarla dolu somut kullanımını tasvir eder. Böylece Saussure’ün Parole (söz) kavramıyla hemen hemen özdeştir.

Langue (lisan) sâbit bir model ve kurallar sistemi olarak görülür. Kompetenz (lisan yetisi) ise sınırlı sayıda kurallar ve lisanî öğelere yer verip daha çok sınırsız dil ifâdelerinin oluşmasına izin verdiği için dinamik bir model olarak anlaşılır. Bu yönden Kompetenz ve Langue birbirinden ayrılır (ama uygulamada bir dilde kurallar doğrultusunda oluşan bütün kelime birleşimleri aynı ölçüde ifâde edilmez; aksine belli kelimeler aynı zamanda başka belli kelimelerle karşılanır. Bu bütünce dilbilime bağlı bir durumdur).

Chomsky bunu, yaklaşık 20 yıl sonra 1965’te oluşturduğu bir modelle değiştirmiştir. Dilde bulunan hatalardan dolayı konuşulan lisan biyolojik olan lisan yapılarının incelenmesine uygun değildir. Bu duruma bağlı olarak Chomsky Kompetenz’i (dil yetisi) sırf zihinsel ve (büyük ölçüde) şuûrsuzca oluşturulan yapı olarak görür ve I-lisan’dan, yâni “iç lisan” söz eder. Bu da I-lisan sınırlarına girmeyen durumları içeren E-lisan, yâni biçimsel lisanı oluşturur. Bir başka deyişle, sâdece bir ânda gerçekleşen konuşma değil, bir konuşucu topluluğu içinde üzerinde uzlaşı olan bir dilin ayrıntılı özellikleri söz konusudur (bundan dolayı örneğin bir dilin belli bir lehçesi Kompetenz‘in (lisan yetisinin) veya Langue‘un (lisanın) bir bölümü olarak değil de, E-lisan üst başlığının bir bölümü olarak görülür). Doğal bir dilin sâdece biyolojik olan nedenlerle gelişen alt sistemiyle ilgili değildir. Aksine doğuştan olan dil özelliklerine bağlı olmayan değişken dil alışkanlıklarını gösteren bir sistemdir.

Genel dilbilimde dil sistemi ve dil kullanımının, örnek ve uygulamanın bu ayrılmış modelini aşacak az sayıda araştırmalar var. Bütünce lisaniyat bu konuyu ele alır. Bütünce lisaniyat kullanılan lisanın temsilî mâlzeme bütünü yardımıyla bir lisan sisteminin (Almanca, İngilizce gibi) yapısal özelliklerini (sentaks, lûgat gibi) ve alt sistemlerini (Avusturya veya İsviçre Almancası gibi) araştırır.

Aynı zamanda bütünce lisaniyat belli gruplara âit metinlerin (belli bir sosyal gruba özgü lisan, politik ve gazete metinleri gibi) özellikleri, kullanımdaki lisanın özellikleri ve lisan kullanımı sebepleri gibi lisan materyallerini tesbit eder. Doğuştan olan lisaniyata ilişkin araştırmalara da önemli katkılar sağlayan, çocukların erken yaşlardaki lisan edinimine ilişkin gözlemler, kaydedilen çocuk lisanı materyal ve veri tabanları aracılığı ile yapılır.

Dilin Bünyevî Yapısı

Yapısal açıdan – bugüne kadar yapılmış dil incelemeleri durumu – dil analiz edilir ve öğesel parçalara ayrılır. Bu parçaların işlevleri ve öğe tamlamalarının türü araştırılır.

Dilin normal durumu olarak dil seslerinin bir sırası olarak görülen ses lisanı kabûl edilir.. Ayrı ayrı sesten oluşan her bir ses sırası, ses bilimi düzleminde işlevsel öğeler olan ses öğesini ve heceyi oluşturur. Üst düzlemde (biçim bilgisinde) bunlar biçim birimlerini ve kelimeleri oluştururlar. Bunlar da – bir üst düzlemde – dilsel bir ifadenin temel birimi olan ve belli sözdizimsel kurallara göre oluşturulan cümle olarak anlaşılır.

Bir tümcenin öğeleri farklı açılardan belirlenebilir. Parça tümcelerin (temel cümle, ikinci, yâni yancümle) yanı sıra cümle içerisinde az veya çok sayıda olabilen kapsamlı kelime bileşimleri de cümle kurucu birimler (hâttâ dizimler) olarak belirlenebilir. Dönüşümsel lisaniyatla birlikte “cümle” kavramı yeniden tanımlanmıştır.

***

Bu konuya ileride devam etmek üzere şimdilik ara veriyorum ama bir şeyi asla unutmamalıyız:

İlk Sosyolog İbn Hâldun’dan beri bildiğimiz bir gerçek var: Her medeniyet, tıpkı insanlar gibi, doğar, büyür, yaşlanır ve ölür. Eğer “cesedi” münbit ise, tarihte iz bırakır.

Osmanlı, onca hatasının yanında, bize muhteşem bir edebiyat ve musikî bırakmıştır.

Eh, hâl böyle olunca da, o ölmez; bizim bünyemizde mündemic olarak yaşar, yaşayacaktır.

Her konuda hatalar yapan bu iktidarın, Osmanlıca kursları açması aslında mâzîsinden bîhaber olan Türklüğü güçlendirecek ve Atatürk’ün bir dönem için uğraşıp sonra aslı astarı olmadığını anladığı Güneş Dil Teorisi gibi, hiç varolmamış Mu ve Atlantis Kıt’aları gibi, tarihin volkan küllerinde Pompei’nin hayâleti gibi donup kalacaktır.

İLK KURŞUN

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: