GÜLSÜN BİLGEHAN : Siz Türk halkına güvenseydiniz

mmjc4.jpg

Sn. Gülsün Bilgehan dün bana gönderdiği yanıtında, “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olduğumu” yazmış, kendisinin ve CHP’li parlamenterlerin Avrupa Komisyonu’nda “çok önemli” işlevlerde bulunduklarını bildirmişti.

Değerli dostlar, Gülsün hanımın “değerli bulduğu” işlevleri irdelemek gerek. Gerek ki ülkemiz kimlerin elinde, nerelere, niçin sürüklenmekte, bilelim.

Altta Gülsün hanımın Komisyon’da yaptığı konuşmasının İngilizcesi ve Türkçesi var. Lütfen okuyunuz, kişileri değerlendiriniz ve düşüncelerinizi söz konusu kişilere bildiriniz.

Konuşmanın kolay takip edilebilmesi için paragraf paragraf ilerleyeceğim (bütünü, altta):

“Ms Durrieu’ya zor işi ve sabrı için teşekkür ediyorum. Türkiye gibi bir ülkeyi anlamak kolay olamamıştır, bir ülke ki reformlardan geçiyor ve bir değişim içerisinde, fakat nereye doğru değişiyor?”

Türkiye’deki oluşumları “reform” zannetmek için bir kişinin hangi hamurla yoğurulmuş olması gerekir acaba? CHP tabanının bu değerlendirmeden bilgisi var mıdır? Bu düşünce ve ifade AKP’li birinden duyulsa fazla yadırganmaz da muhalefet saflarından gelince şaşırmamak, olanaksız! Kolaylıkla denir ki, “Bu yolunu şaşırmış kişinin, CHP’de ne işi ve işlevi olabilir?”…

Durmuyor, devam ediyor:

Kesinlikle birçok ilerleme oldu. Ben Avrupa Konseyi’ndeki politik kariyerime, Türkiye’nin tarihinde bir sayfa çevirdiği ve 1980 darbesini izleyen olaylara bir son vermek istediği 2003 yılında başladım. İşkenceye sıfır tolerans sağlandı, olağanüstü hal kaldırıldı, idam cezası kaldırıldı ve kültürel haklar tanındı.”

Bu cümlelerin hangisi düzeltilmez ki:

Gülsün hanım sanki bir jüri önüne çıkmış, birazdan oylama yapılacak, o da kendisini onaylatmak istiyor gibi…”Tarafını tuttuğunuz var ya, ben de işte onun tarafındayım” çabası…

“İlerleme” olmuş?! Evet, oldu! Bu halk o “ilerlemeleri” yaşadı, yaşamağa devam da etmekte. Siz neredesiniz?! ABD’de de mi yaşıyordunuz, biz sizi TBMM’de görevde biliyorken…

Yine doğru: Türkiye tarihinde bir sayfa çevirdi. Sizin olumlu bulduğunuz o başlangıç (2003) ülkemizin tarihinde acı bir dönüm noktasıdır. Ne yazık ki Gülsün hanım bunu idrak edebilmekten uzak, kendi politik kariyerinin peşinde?!

İşkenceye sıfır tolerans sağlandı derken de kendisinin bu ülkede yaşamadığı, ya da hayaller içinde olduğu belli. Siz bir yandan bu lafları eden bir vekil olacaksınız, diğer yandan biraz sonra utanmadan Silivri’den bahsedebilen, şikâyet ediyor görünen biri? Yalnız başına Silivri ele alınsa bu “işkence” konusunda, işkencenin dik âlâsı yapılmakta bu ülkede! Siz Gülsün hanım, o zulümhanedekileri yok sayıyorsanız, konuşmanızın diğer kısmında neden var sayıyorsunuz? Bu ne çelişkidir?! “Kültürel haklar tanındı” diyor?! Bu ülkede kültürel haklar yok muydu da AKP döneminde tanındı bunlar? Kürt kökenliler asker mi olamadı, Başbakan, Cumhurbaşkanı mı?

Gülsün hanım, neden acaba, AKP saflarındaki bir vekil ağzı ile konuşmayı yeğlemiş? Neden kendisini “oradakilere” beğendirme peşinde? Ya da neden “oradakileri” yatıştırma peşinde?

Biz güzel (iyi) bir ulusal takımdık“. (We were a good national team.)

Bu cümle de ne derken ve anlamını çözememişken, arkasından gelen cümleler ”pes” dedirtiyor:

“Hükümet ve muhalefet reform paketlerini oylamada birleşti ve ben Parlamenterler Meclisi’nin, 2004 yılındaki izleme sürecini kapama kararını sevinçle karşılayanlardan biriydim. Ms Durrieu, o sırada İzleme Komitesi’nin Başkanı idi.”

Hâlâ devam ediyor, Türkiye’de reformların olmakta olduğuna (yani, AKP’yi onaylamanın dışında, Avrupalılar’ın hayran olduğu AKP’nin yanına CHP’yi iliştirmeye çekinmiyor? Açık açık yanyana gidiyoruz diyor ve bundan onur duyuyor!)

” Ekonomik olarak başarılı olduk ve 220,000 Suriyeli mülteci ile bölgemizde insani yardım açısından iyi bir model oluşturuyoruz”.

Türkiye ekonomik olarak dibe çökmüşken, 2013 yılında ödenmesi gereken 157 milyar dolarlık borcu varken, 2013 yılının borcunun ödenmesi için gereken 176 milyar dolarlık finansman gereksiniminin nasıl karşılanacağı bilinmiyorken, Gülsün hanımın en hafif tabiriyle bu “iyimserliği” nasıl açıklanabilir ki!

Üstüne üslük bir de tutmuş Suriye meselesine dalmış? El insaf! İnsan da hiç bir tortu kalmamışsa bile bilir anlar ki sizin hükümetiniz tam 3 yıldır kepçe olmuş, karıştırıyor komşu ülkeyi! Teröristleri ülkemizde besliyor, salıyor Suriye’ye. 80 bin kişi öldürülmüş Suriye’de! Kimselerden bilgilenemiyorsanız, kendi Hatay vekiliniz sayın Refik Eryılmaz’dan da mı haberiniz yok?

http://www.hatayhaber.com/video-galeri/hrt-akdeniz/chpli-vekili-refik-eryilmaz-davutogluna-sordu/896.html

Devam ediyor:

”İsrail’le barıştık ve Filistin ile kardeşçe ilişkilerimiz var.”

Bakın, ey Avrupalılar! Biz İsrail ile de Filistin ile de kardeş gibiyiz. Gözünün arkada kalmasın. Sorun yok, yok. Bizim gibisini bulamazsınız. Her ne kadar Başbakanımız Filistin’de istenmiyorsa da siz bakmayın onlara, nasılsa dayatılınca hepsi susar, oturur”…

“Bölgemizde şiddeti durdurmak ve anayasayı değiştirmek için çabalar gösterildi.”

Bu nasıl bir algıdır, anlayan beri gelsin! Bölgemizde şiddeti durdurmak bir yana, komşularla sıfır sorun diye yola çıkan derin stratejistler’in peşine takılmış, gidiyor! Birisi buna haber vermeli, kendisi AKP’li değil, CHP’li! Ama FaikTunay gibi bu da, “Ben CHP’den vekil seçildim ama CHP’li değilim” diyor gibi?!

Anayasayı değiştirme çabaları?

En değerli Anayasa hukukçularımız bunların hiç birine öğretemedi ki bu Meclis’in anayasa yapma hakkı yok! Kendileri var zannetmek istiyor, var sanıyorlar! Kimbilir Avrupa’da içten içe nasıl alay ediliyordur bunlarla…

“Ayrıca dördüncü yargı paketimiz oldu, fakat bu, insanı hükümetin yeni bir yasa çıkarması için niye bu kadar süre aldığını merak etmeye sürüklüyor.”

Yine Avrupalılara mesaj verme peşinde: Bakın, siz yeni bir Anayasa istiyordunuz. Biz de istiyorduk. Ama anlamıyoruz, hükümet neden geç kalıyor bu konuda?!

Ayol hükümetin, kısaca bu Meclis’in hakkı yok bunu yapmağa! Neden varmış gibi davranmaktasınız? Siz de biliyorsunuz, yok! Aynı AB konusundaki gibi: AB’ye katılmanın hayal olduğunu herkes bilmesine karşın, “aman, benden çıkmasın” korkusuyla katılınacakmış gibi davranmadılar mı bazıları?

Bilmezden gel sen, başkaları da inanır?!

Silivri konusuna girmiş:

“Aynı zamanda, insanlar ne ile suçlandıklarını bile bilmeden beş yıldır veya daha fazla süredir tutuklu bulunuyorlar. Ailelerini ve işlerini kaybediyorlar. Üniversite rektörleri, öğrenciler, gazeteciler, yazarlar, Bosna’da, Somali’de veya Afganistan’da savaşmış generaller ve 8 parlamenter dahil, demokratik olarak seçilmiş yetkililer, duruşma öncesi tutuklulukları nedeniyle zindanlardalar. Parlamenterleri içeren sadece tek bir davanın duruşması başladı. Darbe teşebbüsü girişimi ile suçlanıyorlar, fakat terörizmin tanımı aşırı derecede geniş. Biz bir temizleme süreci içerisinde miyiz? Telefon dinlemeleri ve buna benzer durumlarla birlikte, bu yeni bir totaliterlik dönemi mi?”

Siz Silivri konusunda oralarda günah çıkaracağınıza, duruşmalara birer ikişer gitmelerinizle ne kadar eksik kalmış olduğunuzu fark etsenize!

ULUSALCI GÖNÜLLÜLER grubu bıkmadan, usanmadan sizlere anlatmaya çalıştı ki Silivri’deki oturumlara “şov” amaçlı değil, samimi katılımlarla, kalabalık olarak katılmak gerekir, hukuk’un olmadığı o yerde, hakim, savcı kisveli kişilerin saygın değerlerimize, “otur lan yerine” demelerinin engellenmesi için TBMM’nin saygınlığını önce içinize sindirin, sonra da oraya taşıyın, tüm Türkiye’nin oraya yoğunlaşmasını sağlayın” dedik ama dinletemedik.

Avrupalılara soruyor, yanıt bekliyor:

“Temizlenmek süreci içinde miyiz? Bu yeni bir totaliterlik dönemi mi?”

Dinleyenler “evet” derse anlayacak ki bu yeni bir dönem, “hayır, böylesi iyi. Sizlere çok bile” derse, susup oturacak…

“Ms Durrieu’nun raporu iyimser ve Avrupa Konseyi’nin desteğine güveniyor, fakat ben iyi bir demokrasiyi hak eden Türk halkına güveniyorum”.

Siz Türk halkına güvenseydiniz, Avrupalıların bu oturumu özellikle 23 Nisan tarihinde yaptıklarını idrak eder, onların size, “Artık egemenlik sizin meclisinizde değil, bizim meclisimizde” mesajını verdiğini anlardınız.

Ama …

Zaten anlayacak durumda olsaydınız, böyle bir konuşmayı yapmazdınız ki…

ULUSALCI GÖNÜLLÜLER

Lâle Gürman

Engin Demirkollu Sarıkartal-Ceylan Sarıkartal-Dilek Sarıkartal-Ertan Toker

Kayhan Kantarlı-Şakir Adan- Özgür Sarıkartal- YaşarTuna-Serim Turaçlı

Sili Özerdim-Ahmet Kılıçaslan Aytar-Bozok Özerdim-Nazmi Doyan

Gülnar Erinç-Ahmet Erinç-Sıla Doğru-Güney Doğru

Arslan Adsız-Ramazan Saraçoğlu-Emre Özgen-Ela Korcan

Lale Korcan-Bahri Erdem-Serdar Okan-Sami Ayaz-Halil Yavru

Ergun Çağrı-Sündüz Çağrı-Halise Demir-Şenay Karlı-Kemal Karlı

Nermin Öz-Kemal Öz-Sadık Öz-Galip Çimenli-Kemal Çimenli

Sevil Zorlu-Şeniz Zorlu-Adnan Pars-Sevda Cura-Ahmet Demir

Zeki Demir-Süreyya Erdim-Hilmi Erdim-Dr. Ferit Erdim

Dr. Zafer Pektaş-Dr. Nazlı Uçan-Dr. Hüsnü Aydın

Dr. Kamuran Gelenbe-Dr. Ahmet Lütfü Saraç-Dr. Ferzan İzmirli

Nermin Cebbar-Şevket Rodoplu-Şükriye Geldiay-İlter Geldiay

Sevil Yurtoğlu-Lebit Yurtoğlu-Kadriye Evkuran-Hayriye Evkuran

Sevilay Yargıcı-Feral German-Ayşen Kolcu-Sevin Kayabaysal

Pertev Kayabaysal-Lerzan Yurdatapan-Gülsün Kulalı-Koray Kulalı

Nuray Adalı-Çiçek Altaylı-Şekip Altaylı-Ayla Öksüz-Şermin Savat

Seyfi Savat-Durdu Hasoğlu-Galip Hasoğlu-Nazlı Niş-Hasan Niş

Füsun Alnıaçık-Giray Alnıaçık-Nişan Severcan-Mehmet Severcan

Nazlıcan Gümüşbaş-Dursun Gümüşbaş-Samiye Günlükçü

Yeter Gazioğlu-Seyit Gazioğlu-Sevin Arcan-Oktay Düzlük

Mehmet Emin Gün-Soner Bayır-Songül Bayır-Güner Kaptan

Neslihan Gün-Barış Can-Canan Can-Osman Evliya-Nil Evliya

Ülkiye Avcı-Kemal Avcı-Servet Avcı-Ahmet Acar-Pervin Acar

Şükrü Gülesin-Cahit Acıpayam-Lütfü Can Gürses-Ali Nusret Kanlı

Saliha Menevişli-Tayfun Tüylücan-Ali Servet-Mine Sazlı

Aydın Örme-Hasan Örme-Selim Güloğlu-Leyla Tanmak

Mustafa Tanmak-Ünver Taşçıoğlu-Meliha Taşçıoğlu-Erdem Tunç

Sıdıka Kayrak-Ayşe Kayrak-Avni Kayıral-Mesarret Kayıral

Selime Coşkuncan-Salih Arısoy-Filiz Arısoy-Olcay Yılgın-

Selim Yılgın-Sevil Kapani-Benan Akşit-Selva Karacasu

Neşet Karacasu-Tunç Bilge-Yamaç Su-Sekine Kibirli-

Günnur Bahçeli-Hasan Bahçeli-Halil Bahçeli-Ali Ekber Tütüncü

Korkmaz Elveren-Zişan Mutlu-Ziya Mutlu-Semih Akyakalı

Selim Akyakalı-Cemile Sazlı-Akın Sazlı-Ülkü Sönmezcan

Gülsüm Sönmezcan-Aylin Tapan-Vildan Tapan-Mustafa Rodoslu

Dürdane Rodoslu-Kamil İçli-Selma Yaşlı-Hüseyin Yaşlı

Berrin Soylucan-Yüksel Soylucan-Namık Zorlu-Vefa Zorlu

Nilgün Pusmaz-Hayal Kuleli-Orçun Kuleli-İlker Buğra-Soner Buğra

Dilek Karman-Vacide Karman-Saliha Karman-Mete Karman

Ümit Komanlı-Şükriye Komanlı-Defne Komanlı-Çetin Bora

Elvan Bora-Şeyma Burcu-Cengiz Burcu-Nerime Yılmaz

Atilla Yılmaz-Şule Görköy-Erdoğan Görköy-Fidan Albayrak

Doğan Albayrak-Kısmet Eray-Vasfi Eray-Seyfi Eray-

Handan Eray-Sabite Alaylı-Kudret Alaylı-Firdevs Alakuş

Nimet Alakuş-Civan Vardar-Selime Vardar-Neslihan Gün

Mehnet Emin Gün-Meltem Selvi-Güneş Selvi-Kamer Konuk

Aysun Konuk-Kaan Yüce-Mustafa Kemal Alkan-Nabi Özturan

Hulusi Özturan-Adviye Özlü-Refika Özlü-Seyhan Korkmaz

İncila Korkmaz-Sevinç Peker-Haşim Peker-Emine Peker

Ruşen Peker-Bergüzar Köken-Kevser Köken-Nükhet Menet

Salih Menet-Haver Kurt-Esat Kurt-Yüce Kurt-Elva Kurt

Nurdan Kurt-Şule Görgülü-Zeliha Kutlu-Fethi Kutlu

Mehmet Ayaşoğlu-Sinan Ayaşoğlu-Sertap Küllahçı-Bengü Küllahçı

Meziyet Elmas-Ali Bilgin Elmas-Sabite Çiftçioğlu-

Muzaffer Çiftçioğlu-Süreyya Alansu-Şakir Alansu-Seda Burkut

Sinan Burkut-Sevilay Büke-Aydın Büke

Gülsün hanımın Avrupa Konseyi Parlamenterler meclisi’nde 23 Nisan 2013 tarihinde yapmış olduğu konuşmanın orijinali

http://assembly.coe.int/Main.asp?link=/Documents/Records/2013/E/1304231000E.htm

Ms BİLGEHAN (Turkey)* – I thank Ms Durrieu for her difficult work and for her perseverance. It cannot have been easy to understand a country such as Turkey, a country that is undergoing reform and that is in transition, but what is it transitioning to?

There has certainly been a lot of progress. I started my political career at the Council of Europe in 2003, when Turkey had turned a page in its history and wanted to put an end to the events following the 1980 coup d’état. There was zero tolerance of torture, the state of emergency was lifted, capital punishment was abolished and cultural rights were recognised. We were a good national team. The government and opposition united to vote in packages of reform and I was one of those who joyfully welcomed the Parliamentary Assembly’s decision to close the monitoring process in 2004. Ms Durrieu was then the Chairperson of the Monitoring Committee.

Since then, there have been ups and downs. We have a pragmatic government. Turkey is an exception in the region and in Europe and I am proud of that. We have been economically successful and we provide a good model of humanitarian aid with 220 000 Syrian refugees on our territory. We have reconciled with Israel and have fraternal relations with Palestine. Efforts have been made to stop violence on our territory and to change the constitution. We have also had a fourth package of judicial reform, but that leads one to wonder why the government is taking so long to come up with a new law. In the meantime, people have been in pre-trial detention for five years or more without even knowing what they will be charged with. They lose their families and their jobs. Rectors of universities, students, journalists, writers, generals who saw combat in Bosnia, Somalia or Afghanistan and democratically elected officials, including eight parliamentarians, are in prison on pre-trial detention. Only one case involving parliamentarians has come to trial. They are accused of attempted coups d’état, but the definition of terrorism is extremely broad. Are we in the process of a purge? Is it a new period of totalitarianism, with wire-tapping and so on?

Some points in the fourth package of reform are very significant. Important changes to the criminal code are being introduced, but nothing states that the case law of the European Court of Human Rights on the length of detention will be applied. Ms Durrieu’s report is optimistic and she counts on the support of the Council of Europe, but I count on the Turkish people, who deserve a good dose of democracy.

Ms BILGEHAN

Gülsün hanımın Avrupa Konseyi Parlamenterler meclisi’nde 23 Nisan 2013 tarihinde yapmış olduğu konuşmanın tercümesi.

Ms BİLGEHAN (Turkey)* – Ms Durrieu’ya zor işi için ve sabrı için teşekkür ediyorum. Türkiye gibi bir ülkeyi anlamak kolay olamamıştır, bir ülke ki reformlardan geçiyor ve bir değişim içerisinde, fakat nereye doğru doğru değişiyor?

Kesinlikle birçok ilerleme oldu. Ben Avrupa Konseyi’ndeki politik kariyerime, Türkiye’nin tarihinde bir sayfa çevirdiği ve 1980 darbesini izleyen olaylara bir son vermek istediği 2003 yılında başladım. İşkenceye sıfır tolerans sağlandı, olağanüstü hal kaldırıldı, idam cezası kaldırıldı ve kültürel haklar tanındı. Biz güzel (iyi) bir ulusal takımdık. Hükümet ve muhalefet reform paketlerini oylamada birleşti ve ben Parlamenterler Meclisi’nin, 2004 yılındaki izleme sürecini kapama kararını sevinçle karşılayanlardan biriydim. Ms Durrieu, o sırada İzleme Komitesi’nin Başkanı idi.

O zamandan beri, inişler ve çıkışlar oldu. Bizim pragmatik bir hükümetimiz var. Türkiye, bölgede ve Avrupa’da bir istisna, ben bundan gurur duyuyorum. Ekonomik olarak başarılı olduk ve 220,000 Suriyeli mülteci ile bölgemizde insani yardım açısından iyi bir model oluşturuyoruz. İsrail’le barıştık ve Filistin ile kardeşçe ilişkilerimiz var. Bölgemizde şiddeti durdurmak ve anayasayı değiştirmek için çabalar gösterildi. Ayrıca dördüncü yargı paketimiz oldu, fakat bu, insanı hükümetin yeni bir yasa çıkarması için niye bu kadar süre aldığını merak etmeye sürüklüyor. Aynı zamanda, insanlar ne ile suçlandıklarını bile bilmeden beş yıldır veya daha fazla süredir tutuklu bulunuyorlar. Ailelerini ve işlerini kaybediyorlar. Üniversite rektörleri, öğrenciler, gazeteciler, yazarlar, Bosna’da, Somali’de veya Afganistan’da savaşmış generaller ve 8 parlamenter dahil, demokratik olarak seçilmiş yetkililer, duruşma öncesi tutuklulukları nedeniyle zindanlardalar. Parlamenterleri içeren sadece tek bir davanın duruşması başladı. Darbe teşebbüsü girişimi ile suçlanıyorlar, fakat terörizmin tanımı aşırı derecede geniş. Biz bir temizleme süreci içerisinde miyiz? Telefon dinlemeleri ve buna benzer durumlarla birlikte, bu yeni bir totaliterlik dönemi mi?

Dördüncü yargı reform paketindeki bazı hususlar çok önemli. Ceza yasasında önemli değişiklikler getiriliyor, fakat tutukluluk süreleri ile ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihat hukukunun uygulanacağını belirten birşey yok. Ms Durrieu’nun raporu iyimser ve Avrupa Konseyi’nin desteğine güveniyor, fakat ben iyi bir demokrasiyi hak eden Türk halkına güveniyorum.

Ms BILGEHAN

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: