ARAŞTIRMA DOSYASI : Makedonya’nın AB Üyelik Süreci

Selim VATANDAŞ

Makedonya Cumhuriyeti, iç dinamikleri ve komşu ülkelerle yaşadığı ihtilaflar nedeniyle Balkanların siyasi istikrarı ve güvenliği açısından önem arz etmektedir. Makedonya nüfusunun %64,2’si Makedonlar, %25,2’si Arnavutlar, %3,9’u Türkler, %2,7’si Romenler ve %1,8’i Sırplardan oluşmaktadır. Makedonya, sınır komşuları Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan,

Arnavutluk ve Kosova devletleriyle etnik ve kültürel temelli problemler yaşamaktadır. İç ve dış dinamikleri son derece aktif olan bu devlet, bölgenin istikrarı açısından Avrupa Birliği’nin Güneydoğu Avrupa Entegrasyonu sürecinde kilit öneme sahiptir. Bu analizde Batı Balkanların Avrupa kıtası için önemi ve AB’nin bölgeye bakışı değerlendirilmiş, Makedonya-AB ilişkilerinin kronolojisi anlatılmış ve Makedonya’nın stratejik konumu ve demografik yapısı bağlamında Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan’la ilişkileri incelenmiştir. Analizde ayrıca AB’nin Makedonya İlerleme Raporu’nda öne çıkan başlıklara değinilmiştir.

Makedonya’nın tarihi geçmişine bakıldığında bu ülke topraklarının Yunan, Roma, Bizans ve Osmanlı gibi büyük medeniyetlere ev sahipliği yapan bir coğrafyada bulunduğu görülmektedir. Tarihi Makedonya toprakları, Balkanlarda üç bağımsız devletin sınırları boyunca parçalanmıştır: Vardar Makedonyası (bugünkü Makedonya Cumhuriyeti), Pirin Makedonyası (Bulgaristan’da kalan kısım) ve Ege Makedonyası (Yunanistan içinde kalan kısım). Bu parçalanmışlığın getirdiği problemler Balkanlar coğrafyasında özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla kendini göstermiş ve Makedonya meselesi tekrar gündeme gelmiştir.(1)

Etnik ve siyasi olarak birbirinden farklı öğelerle Yugoslavyalılık kimliği altından birleşen Yugoslavya, Jozip Broz Tito’nun ölümünden sonra birliğini muhafaza edememiştir. Bölgede milliyetçiliğin ve etnik çatışmaların artmasıyla birlikte çözülmeler yaşanmış ve Yugoslavya parçalanma sürecine girmiştir. Bu süreçte; Slovenya-Hırvatistan, Orta Avrupa Devletler Grubuna katılmak istemiş, Sırbistan ve Karadağ Federasyon talebinde bulunmuş, Bosna ile Makedonya ise bağımsızlık için mücadele etmiştir. Bununla birlikte, Avrupa Komisyonu Aralık 1991’den itibaren bölgede bağımsızlığını ilan eden devletlerin tanınabileceğini açıklamış, (2) dağılma sonrası istikrarın yeniden sağlanması için Royaumont Süreci ile Balkan ülkelerine mali destek sağlamıştır.

Soğuk Savaş Sonrası Batı Balkanlar ve AB

AB, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte bağımsızlıklarını ilan eden Batı Balkan ülkelerinin (3) önemini Avrupa’nın güvenliği ve Avrupa entegrasyonu bağlamında yeniden değerlendirmiştir. Batı Balkanlar, barış içinde bütünleşmek isteyen bir AB için kıtanın güneydoğusundaki en önemli coğrafya niteliğindedir.(4) Nitekim mevcut Birlik haritasına bakıldığında 2007’de Bulgaristan ve Romanya’nın da katılımıyla Batı Balkanların, AB’nin kıtada bütünleşme sağlayamadığı yegâne bölge olduğu dikkat çekmektedir.

Soğuk Savaş sonrasında, eski Yugoslavya Cumhuriyeti’nin dağılmasıyla başlayan bölgedeki karışıklık Amerika’nın etkisiyle sonlandırılmış ve ardından Dayton Barış Anlaşması (1995) imzalanmıştır. Bölgedeki çatışmaların sonlandırılması ve barışın yeniden tesisi için imzalanan Anlaşma’da; ABD’nin hegemonyası ve AB’nin pasif duruşu, Birlik’in Soğuk Savaş sonrası bölgeye bakışında bir kırılma noktası olmuştur. AB üyesi devletlerin Avrupa güvenliğini sağlayamaması, Birlik’in dış politikasında “Transatlantik” etkiye karşı çıkanların yaklaşımlarını zayıflatmıştır. Bu gelişmelerle birlikte AB, Dayton’daki pasif duruşunun farkına varmış, bölgede anlaşmayla ortaya çıkan görece istikrarlı zeminde Royaumont Süreci, Bölgesel Yaklaşım Politikası, İstikrar ve Ortaklık Süreci ile Güneydoğu Avrupa (5) politikası kapsamında Batı Balkan ülkeleri için çeşitli angajmanlar geliştirmeye başlamıştır.

Royaumont Süreci olarak tanımlanan politika, Dayton ertesinde Fransa’nın girişimiyle Balkanlar’da istikrar paktı oluşturulması fikrinin tartışıldığı bir konferans ile başlamıştır. AB, Royaumont Süreci ile Batı Balkan ülkelerine maddi destek vererek istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmayı amaçlamış; bölgesel projeler, sivil toplum ve insan haklarının geliştirilmesine odaklanmıştır.(6) Bölgedeki ikinci adım Bölgesel Yaklaşım Politikası olmuştur. 1996 yılındaortaya konulan Bölgesel Yaklaşım Politikası çok büyük ilerleme kaydedememiş, fakat 1999 Kosova krizine kadar AB’nin Balkanlar politikasındaki yanlışlarını düzeltmesini sağlamıştır. AB bu politika ile neo-fonksiyonalist yaklaşımla (7) ekonomik temelli “düşük politika” alanlarından, devletler arasında ortak politikaların uygulanmaya başlandığı “yüksek politika” alanlarına geçişi öngören bir yol haritası çizmiş, (8) Batı Balkanlar’da ekonomik iyileşme ve istikrarın güçlendirilmesini amaçlamıştır. Bölgesel Yaklaşım Politikasında dikkat çeken bir nokta da Makedonya’nın diğer Batı Balkan aday ülkelerine nazaran AB ile ticaret ve işbirliği anlaşmaları için gerekli koşulları daha önce sağlamıştır. AB, bu kararı Makedonya’nın; istikrarı, ekonomik durumu ve Dayton’a taraf olmaması nedeniyle vermiştir.

Avrupa Birliği’nin Batı Balkanlara ilişkin en önemli adımı olan İstikrar ve Ortaklık Süreci ise 1999’da Cologne Zirvesi ile başlatılan ve günümüze kadar gelen geniş bir süreçtir. Bu paktı daha önceki girişimlerden ayıran temel neden katılımcıların çokluğu olmuştur (AB üye devletleri, Balkan ülkeleri, G-8 Üyeleri, BM, NATO, AB Konseyi vs.).(9) Bölgede barış ve istikrarın yeniden tesisini, ekonomik ve siyasi değerleri geliştirmeyi amaçlayan bu pakt, Batı Balkanlar açısından oldukça önemlidir. Hedef; olabildiğince çok alanda işbirliğine giderek komünist yapıdan ayrılan Batı Balkanlar’da pazar ekonomisine uyum sağlayabilecek “Batı” tipi devlet modelinin geliştirilmesi olmuştur.(10) AB, parçalanan Yugoslavya’nın ardından bölgede ortaya çıkan ülkelere tam üyelik perspektifi kazandırarak Balkanlar coğrafyasının dinamiklerini barış ve istikrara katkı sağlayacak biçimde harekete geçirmiştir. Makedonya ile İstikrar ve Ortaklık Anlaşması 2004 yılında yürürlüğe girmiştir. Birlik, Makedonya’nın iç ve dış politikasını yakından takip etmekte, her yıl Makedonya’ya ilişkin ilerleme raporlarında İstikrar ve Ortaklık Süreci’yle ilgili bilgiler sunmaktadır.

Makedonya-AB İlişkileri

Makedonya-AB ilişkileri, “Makedonya neden AB üyesi olmak istiyor?” gibi bir soru ile başlanarak incelenebilir. Bu noktada cevap olarak Heather Grabbe’nin (11) şu yaklaşımı dikkate değerdir: “Ülkeler için bir dinamizm olarak AB, dönüştürücü bir role sahiptir. AB ile üçüncü taraflar arasında asimetrik bir güç ilişkisi bulunmaktadır. Oyunun kurallarını AB koymakta ve üyeliğe kabul için ülkelerin iç dinamiklerinde şartlı bir dönüşümü sağlamaktadır.” Kliment Ohridski Üniversitesi’nden Dr. Daskalovski ise Makedonya’nın AB üyeliğini, AB Koşulsallığı (12) bağlamında değerlendirmiştir: “AB üyeliği hedefi Batı Balkanlar’da ve pek tabii ki Makedonya’da politik, ekonomik reformlar açısından bir katalizör görevi görmüştür. AB Makedonya için dönüştürücü bir dış faktördür. Bu coğrafyada demokrasi retoriği yetersiz kalacak olan AB; İstikrar ve Ortaklık Süreci’nde oluşturulan yapısal ve finansal yardımlar ile üyelik sürecini hızlandıran somut teşvikler sağlamıştır. Makedonya için AB; insan hakları, azınlık hakları, çatışma çözümleri, hukukun egemenliği, liberal demokrasi ve iyi yönetişim; norm ve değerlerinde yapısal gelişimi hızlandırmaktadır.”(13)

Bu iki değerlendirmenin ardından 2000’li yıllarla birlikte Makedonya-AB ilişkilerine kronolojik olarak bakıldığında Makedonya’nın AB’nin beş aday ülkesinden (İzlanda, Karadağ, Sırbistan, Türkiye) biri olarak üyelik başvurusunu 2004 yılında yaptığı görülmektedir. Başvurunun arka planında 2003 yılında gerçekleştirilen AB Selanik Zirvesi’nde alınan kararlar yer almaktadır. 2004’teki büyük genişleme öncesi Konsey, üyelik perspektifini resmi zemine taşımış ve 2003’te Makedonya’ya potansiyel adaylık statüsü vermiştir.(14) 2004 yılında yapılan başvurunun ardından Komisyon başvuruya ilişkin olumlu görüşünü Kasım 2005’te vermiş, aynı yılın Aralık ayında da AB Konseyi, Makedonya’nın Adaylık Statüsü’nü garanti etmiştir. 2006 yılında ise Makedonya, Batı Balkan ülkeleri arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkileri geliştirmek için oluşturulan Avrupa Ortaklığı’na dâhil edilmiştir. 2009’da AB ile vize muafiyeti uygulanmaya başlamıştır. 2009 yılında Makedonya-AB ilişkilerinde önemli bir kırılma noktası da AB Komisyonu’nun, Makedonya ile katılım müzakerelerine başlanması için Konsey’e tavsiyede bulunması olmuştur.(15)

Katılım müzakereleri, AB müktesebatının ülkenin iç hukukuna aktarılıp yürürlüğe konduğu süreçtir. Söz konusu müktesebat, katılım müzakereleri fasılları çerçevesinde 35 başlıkla sınıflandırılmaktadır. Bu başlıklar ayrı ayrı müzakerelerle açılmakta, önce geçici olarak kapatılmakta ve ardından tüm fasıllar yeniden değerlendirilerek nihai olarak kapatılmaktadır. Bu 35 faslın tamamında mutabakat sağlanması halinde Katılım Anlaşması’na geçilebilmektedir. Makedonya-AB ilişkilerinde katılım müzakereleri aşamasına Yunanistan ile yaşanan isim sorunu nedeni ile geçilememekte ve fasıllar açılamamaktadır.

Makedonya iç politikasında AB ve NATO üyeliklerine ilişkin partiler arasında bir ayrılık bulunmamakta, iktidar (VMRO-DPMNE) ve muhalefet (SDSM) partileri üyelik sürecinin önemi konusunda ittifak etmektedir. Buna bağlı olarak, fasıllar açılamamasına rağmen müktesebata ilişkin kanunlar hızlı bir şekilde çıkarılmaktadır.(16) Makedonya’nın AB sürecini engelleyen anlaşmazlıklara gelindiğinde ise; Yunanistan ile isim ve tanınma üzerine, Bulgaristan ile Makedon dili ve ulusu üzerine, Sırbistan ile dini kökler üzerine üyelik sürecini sekteye uğratan problemlerin bulunduğu görülmektedir.

AB ile İlişkilerde Makedonya’nın Dış Politika Sorunları

Yunanistan

Makedonya; komşu devletlerle olan ilişkilerinde en büyük problemini, en uzun sınır komşusu (246 km) ve en önemli ekonomik ortağı olan Yunanistan ile yaşamaktadır. Soğuk Savaş ertesinde Yunanistan; Makedonya’nın ismini, bayrağını, tarihini ve Makedon ulusunun varlığını reddetmiştir. Yunanistan, Makedonya’nın yeni anayasasını “yayılmacı” bularak tepki ile karşılamış, Makedonya bayrağını tanımamıştır. Yunanistan, Makedonya’nın bağımsızlığın ardından hazırladığı 1991 tarihli Makedonya Anayasası’na, Yunanistan’daki Makedonları ayrılıkçı eylemlere kışkırtan ve Yunan toprakları üzerinde yayılmacı söylemler içeren (17) maddeler ihtiva ettiği iddiasıyla karşı çıkmıştır. Atina, Makedonya’nın ilk bayrağının bir Yunan sembolü olan “Vergina Güneşi”ni içermesi nedeniyle tepki göstermiş, bu simgenin kullanılmasına reddetmiştir.

Bayrak sorunu ve Makedonya Anayasası’ndaki maddeler meselesi 1995 yılında imzalanan “Geçici Anlaşma” sonucunda çözülmüştür. Makedonya, bayrağındaki simgeyi ve Anayasa’daki bazı maddeleri (18) kaldırmıştır. Fakat bu süreçte taraflar “Makedonya Cumhuriyeti” ismi üzerine bir çözüm getirememiş, çözümsüzlük bugüne kadar devam etmiştir.(19) Yunanistan isim konusundaki tutumunu sürdürmüş, Makedonya’nın AB ve NATO üyeliğini veto yetkisini kullanarak engellemiştir.

Yunanistan, “Makedonya Cumhuriyeti” isminin, bugünkü Bulgaristan, Yunanistan ve Makedonya arasında bölünmüş durumda olan Büyük Makedonya’yı çağrıştırdığını iddia etmektedir. Yunanistan’a göre bu durum Makedonya’nın diğer parçalarında da kısa veya uzun vadede yeni doğan anavatana katılma isteği uyandıracaktır.(20) Yunanistan’ın kuzeyinde, merkezi Selanik olan Makedonya adıyla bir idari bölge bulunmaktadır.(21) Yunan hükümetlerine göre Makedonya, Yunanistan’daki Makedonya bölgesinin istikrarını bozmak ve bu bölgeyi kendi topraklarına katmak istemektedir. Fakat nüfusu yaklaşık 2 milyon olan ve askeri gücü kısıtlı bir ülkenin NATO ve AB üyesi Yunanistan’a saldırması ve topraklarını genişletmesi ihtimal dâhilinde bile görülmemektedir.

Aslında bugün AB ve BM hâlâ orta yol bir isim olan FYROM’u (Former Yugoslav Republic of Macedonia–Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya) kullanmaktadır. Makedonya birçok devletle ilişkilerini FYROM ismiyle de sürdürmektedir. Bununla birlikte “Makedonya Cumhuriyeti” ismini, Türkiye dâhil, dünyada 134 ülke tanımaktadır.

İsim sorununda üçüncü bir taraf olarak AB’nin duruşu 20 yıllık süreçte nispeten pasiftir. 2005 yılında AB Adaylık Statüsü’nü kazanan Makedonya, 2009 yılından beri Yunanistan’ın vetosu nedeniyle AB ile katılım müzakerelerine başlayamamaktadır. İsim sorununun çözümü konusunda AB tarafından şimdiye kadar gerçekleştirilen üç girişim sonuçsuz kalmıştır. AB Komisyonu, 2012-2013 Genişleme Stratejisi’nde Yunanistan’a dördüncü kez isim konusunda Makedonya ile müzakereleri başlatma çağrısında bulunmuştur. Son çağrıda, 2013 yılının ilk altı ayında AB dönem başkanlığını yürütecek olan Finlandiya Başbakanı Enda Kenny’nin sorun üzerine yapıcı adımlar atması beklenmektedir.(22) Bu çerçevede Makedonya’nın Yunanistan ile isim sorununa ilişkin kabul edilebilir bir çözüm bulunması için Avrupa Genel İşler Konseyi bir rapor hazırlamaktadır. İyimser bir ihtimal ile Mayıs ve Haziran 2013’de gerçekleşecek olan AB Konseyi zirvelerinde Makedonya ile üyelik müzakerelerine başlanması için adım atılması beklenmektedir.

İsim sorununda Makedonya’da iktidar ve muhalefet partilerinin tutumunun benzer olduğu görülmektedir. Bu konuda farklılaşmanın sadece seçim kampanyalarında ve söylemlerde gerçekleştiği gözlenmektedir. Her iki parti de isim değişikliğine gidilmemesi gerektiği savunmakta ve bu husustaki son kararı referandumla halkın vereceğini belirtmektedir.

Bulgaristan

Bulgaristan, bağımsızlık ilanının ardından Makedonya’yı anayasadaki ismiyle tanıyan ilk devlettir. Bununla birlikte Bulgaristan-Makedonya ilişkilerinde iki anlaşmazlık konusu olduğu gözlemlenmektedir. Bulgaristan, Makedon dilinin Bulgarca’nın eski bir diyalekti olduğunu iddia etmekte ve bir ulus olarak Makedonları tanımamaktadır. Bu bağlamda; Bulgar devleti, Makedon ulusunu ve dilini tanıması durumunda bu tanımanın kendi tarihinin inkârı anlamına geleceğini değerlendirmektedir. Ayrıca Bulgaristan’da kalan Makedon nüfus azınlık olarak kabul edilmemektedir.(23) Bulgaristan ayrıca 2012’de Atina ile benzer bir tutum sergileyerek “iyi komşuluk ilişkileri”ni Makedonya’nın AB üyeliği için bir ön şart olarak sunmuş ve Yunanistan vetosunu desteklemiştir. Fakat 2013 yılı içinde yaşanan ekonomik gelişmelerle birlikte Bulgaristan, “veto” eğilimli söylemlerini değiştirmiş ve Makedonya-AB müzakerelerinin başlamasına destek vereceğini belirtmiştir. Bulgaristan’ın 2013 yılındaki bu açıklamasında AB’nin etkili olduğu ifade edilmektedir. AB, Balkanlar’daki üyelik süreçlerinin ilerlemesini engelleyen ihtilafların çözümüne yönelik adımların artırılmasını amaçlamaktadır.

Sırbistan

AB’ye adaylık statüsü 2012 yılında verilen Sırbistan’ın, Makedonya ile ilişkilerinde ana sorun dini köklere dayanmaktadır. Sırplar; 1967 yılında Sırp patrikliğinden bağımsızlığını ilan eden Makedon Ortodoks kilisesinin yeniden Sırp Ortodoks kilisesine bağlanmasını talep etmektedir. Soruna ilişkin yapıcı bir çözüm henüz getirilememiştir fakat 2012 Sırbistan AB İlerleme Raporu’nda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki ilişkiler olumlu bir şekilde devam etmektedir.(24)

2012 Makedonyaİlerleme Raporu’nda Öne Çıkanlar

AB’ye katılım sürecinde, aday ülkelerin Kopenhag Kriterlerini karşılama yönünde kaydettikleri ilerlemeler düzenli olarak AB Komisyonu tarafından izlenmektedir. Söz konusu gelişmeler “İlerleme Raporu” adı verilen metinlerle her yıl ayrıntılı bir şekilde rapor haline getirilmektedir. İlerleme Raporları; aday ülkelerin üyelik yolunda göstermiş oldukları gelişmelere ilişkin sundukları bilgilere, Avrupa Parlamentosu’nun rapor ve kararları ile Avrupa Konseyi ve uluslararası kuruluşların değerlendirmelerine dayanmaktadır.(25)

AB’nin Makedonya’ya ilişkin ilk ilerleme raporu Makedonya’nın Aday Ülke olarak kabul edildiği 2005 yılında yayımlanmıştır. Bu ilk rapor Makedonya’nın üyelik başvurusunu, Balkan ülkelerinin üstesinden gelmeye çalıştığı siyasi ve askeri krizlerin ardından bölgede barış, istikrar ve refahın tesisine yönelik bir süreç olarak değerlendirmiştir. 2005 raporunda Makedonya ve Balkan ülkelerinin Kopenhag Kriterlerini sağlayarak Avrupa Birliği müktesebatına intibakı hedeflenmiştir. Makedonya’ya ilişkin en son yayımlanan 2012 ilerleme raporuna bakıldığında ise AB için en önemli husus olan İstikrar ve Ortaklık Süreci’nin umulduğu şekilde devam ettiği görülmektedir.(26)

Bununla birlikte Avrupa Komisyonu’nun 15 Mart 2012’de başlattığı Yüksek Düzeyli Katılım Diyalogu (High Level Accession Dialouge) AB ile ilişkilerde en önemli başlıklardan birini oluşturmuştur. Avrupa Komisyonu’nun Türkiye ile yürüttüğü müzakere sürecine ivme kazandırmak için sunduğu “pozitif gündem” ile benzerlik taşıyan Katılım Diyalogu, katılım müzakerelerine bir alternatif oluşturmaktan ziyade Makedonya’nın AB’ye katılım sürecini tamamlamayı hedeflemesiyle ayrı bir önem arz etmektedir. Makedonya Parlamentosunda tüm partilerin destek verdiği Katılım Diyalogu; ifade özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, kamu yönetimi reformu, seçim sistemi reformu ve serbest piyasa ekonomisinin güçlendirilmesi olmak üzere beş öncelikli alanda yürütülmeye başlanmıştır.(27)

Ayrıca Makedonya için Aralık 2009’da başlatılan Schengen alanında vize muafiyeti devam etmektedir. Katılım öncesi Mali Araç (IPA) payından 2012 yılında 101 Milyon Avro alan Makedonya’nın (28) 2013 yılında IPA payının 113,2 Milyon Avro’ya yükseltilmesi beklenmektedir.(29) AB, ayrıca 2007 yılından bu yana ülkede uygulanan projeler için 490 Milyon Avro’nun üzerinde bir miktar tahsis etmiştir. Bu yardımlar daha çok yönetim kapasitesinin güçlendirilmesi, bölgesel iktisadi gelişim, gümrük reformları ve AB reformlarına uyum üzerine projelere yoğunlaşmıştır.

İlerleme raporunda Yerel Yönetimler Reformu başlığında ise; devlet yapısında “adem-i merkeziyetçilik” ilkesinin gözetilmesi için anahtar metin olan “Ohri Çerçeve Anlaşması”nın uygulanışının devam ettiği belirtilmiştir. AB, federal yapılanmaların (bkz: AB’nin uluslarüstü bir yapı olma hedefi) temeli olarak gördüğü adem-i merkeziyetçiliği; iktidarın ve idarenin çok merkezli ve çok parçalı olması, öncelik olarak yerel ve bölgesel çıkarların gözetilmesi nedeniyle üyelik sürecinde önemli bir ilke olarak görmektedir. Bu bağlamda Makedonya için 2011 ve 2014 yılları arasında uygulanacak olan mali yerel özerklik programı 85 belediyenin 84’ünde kabul edilmiştir.(30) Fakat Komisyon idari yönetimlerde şeffaflık ve merkezi planlamada koordinasyonun noksan olduğunu da belirtmiş ve bu hususta önlemler alınması gerektiğinin altını çizmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Makedonya hakkında 2011 yılında beklemede olan toplam 1290 dava bulunmaktadır.(31) Avrupa Birliği Komisyonu, raporda Makedonya’da insan haklarının geliştirilmesinin ve güçlendirilmesinin sınırlı kaldığını belirtmiştir. Buna ek olarak cezaevlerinin yeniden yapılandırılması ve personelin eğitimi üzerine yapılan çalışmaların eksik kaldığı, cezaevi koşullarının insan hakları için yetersiz olduğu da belirtilmiştir. Raporda, çocuk mahkûmlar için ücretsiz kanuni yardımın sistematik bir şekilde sağlanamadığı, gözaltı koşullarının problemli olduğu, psikolog ve sosyal hizmet görevlilerinin sayısının yetersiz olduğuna değinilmiştir. Buna ek olarak Çocuk Adalet Sistemi’nde yapılan değişikliklerin daha fazla hak ve koruma getirmesi istenmiştir.(32)

Raporda, insan hakları bağlamında; kadın hakları ve cinsiyet eşitliği ile ilgili, kadınların işgücüne katılım oranının düşüklüğü ve Roman kadınların ayrımcılığa uğraması dikkat çekilmiştir. Raporda, engellilerin soysal hayata entegrasyonunun son derece sınırlı kaldığı ifade edilmektedir. Rapor, ayrımcılığa karşı işletilen kanunların AB mevzuatına uyumlu olmadığını, bu bağlamda cinsel eğilimler üzerine herhangi bir kanunun bulunmaması nedeniyle, LGBT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Transseksüel) topluluklarının damgalanmasının ve ayrımcılığa uğramasının devam ettiği belirtilmiştir.(33)

AB katılım sürecinin bir parçası olarak Arnavutluk ile Makedonya arasında imzalanan seyahat serbestisi için uygulamaya geçilmiştir. Ayrıca polis teşkilatları arasında imzalanan ve karşılıklı istihbarat paylaşımına dayanan ortak bir merkez kurulmasına ilişkin anlaşma Komisyon tarafından memnuniyet ile karşılanmıştır. 2001 yılında Makedonya içindeki Arnavutlarla çıkan çatışmaların ardından bölgede istihbarat paylaşımına yönelik girişimler, istikrarın yeniden tesisi açısından önem arz etmektedir.(34)

Makedonya’nın ekonomik durumuna bakıldığında ise işsizliğin %31,2 ile yüksek bir oranda seyrettiği görülmektedir. Makroekonomik istikrar bugün için sürdürülebilir görülmektedir fakat özellikle genç nüfus içinde son derece yüksek olan işsizlik oranı dikkat çekmektedir.(35) Makedonya’da piyasanın işleyişinde özel sektörün rolü %82,4’e yükseltilmiştir. Makroekonomik istikrar sürdürülmekte ve serbest pazara giriş-çıkış prosedürleri geliştirilmeye devam edilmektedir. Makedonya-AB arasında ticari bağımlılığın vardığı nokta da raporda yer bulmuş; Makedonya ihracatının %64’ünün, ithalatının ise %56’sının AB ülkeleri ile gerçekleştirildiği belirtilmiştir.(36)

Sonuç

AB’nin Balkan ülkelerine sağladığı tam üyelik perspektifi; aday ülkeler açısından demokrasi, istikrar, ekonomik kalkınma gibi birçok konuda önemli bir teşvik niteliğindedir. AB açısından bakıldığında Batı Balkanların özellikle Avrupa güvenliği için son derece önemli olduğu bilinmektedir. AB bütünleşmesi süreci, Batı Balkanlar müdahil olmadan tamamlanamayacaktır. Günümüzde AB, içinde bulunduğu ekonomik krizin aşılmasıyla birlikte, genişleme ayağında ilk adım olarak Batı Balkan coğrafyasının üyelik sürecini tamamlamak istemektedir. Batı Balkanlar’da Temmuz 2013’te AB adayı olacak olan Hırvatistan’ın ardından bölge ülkelerinin, AB’ye 2004 genişlemesi gibi “toplu” ya da birbirine yakın bir süreç halinde “sıralı” üyelikleri ihtimal dâhilindedir.

AB Koşulsallığı, Makedonya için de siyasi ve hukuki reform hareketlerini hayata geçirecek önemli bir itici güçtür. Makedonya için AB ve NATO üyeliği hem iç, hem de dış politikada en önemli konu başlığıdır. İktidar ve muhalefet partilerinin üyelik konusundaki desteği AB üyeliği istikametinde iç mekanizmanın işleyişini hızlı kılmaktadır. AB üyeliğine ilişkin Makedon kamuoyunun desteği oldukça yüksektir. 2005 yılında adaylık statüsünün kazanılmasının ardından yapılan her anket, hükümetin halkın desteğini %80’in üzerindeki oranlarla aldığını ortaya koymaktadır.(37) Bu noktada 2012’de başlatılan ve AB’ye katılım sürecini tamamlamayı hedefleyen Yüksek Düzeyli Katılım Diyalogu’nun getirdiği dinamizm kaybedilmemelidir.

Makedonya’nın üyeliğini engelleyen temel neden olarak Yunanistan ile yaşanan isim anlaşmazlığı önemini korumaktadır. Yunan ve Makedon kamuoyu ve partileri isim sorununda son derece katı bir tutum izlemektedir. Bununla birlikte 2011 yılında başlayan Yunanistan’daki borç krizinin isim anlaşmazlığında Atina’nın elini zayıflattığı görülmektedir. Makedonya-Yunanistan arasındaki isim meselesinin iki ülke arasındaki müzakerelerden ziyade, önde gelen AB ve NATO üyesi devletlerin etkisiyle aşılması beklenmektedir.

Reklamlar

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: