Emin Çölaşan : Yoksa savaş mı var ?

emincolesan-84C9-94B1-710B.jpg

Sevgili okuyucularım, dünkü 1 Mayıs olayları boşuna gerçekleşmedi. Türkiye’nin başında emek düşmanı, işçi düşmanı bir iktidar var.

Onlar sadece şeriatçıların, Atatürk düşmanlarının, Kürtçülerin ve büyük sermayenin dostu. Yarattıkları yandaş işadamlarını görüyorsunuz.

Konakları, rezidansları, gökdelenleri, AVM’leri, özelleştirme vurgunları ve memleketin peşkeş çekilmesinde hep onlar ön planda. Hepsi köşeyi döndü, döndürüldü.

Vurgunların ve soygunların haddi hesabı yok. İktidar, gücünü onlardan alıyor.

Onlardan olmayan hiçbir işadamına hayat hakkı tanınmıyor.

Dikkat ediniz, bir tek işadamının ortaya çıkıp bunlara bir eleştirigetirmesi mümkün oluyor mu?

Çalışanların ve emeklilerin durumu ise tam bir felaket.

Memlekette 4 milyon resmi işsiz var, bu konular asla gündeme gelmez…

Çünkü konuşanı, eleştireni, böyle konuların üzerine gideni bu hükümet mahveder.

* * *

Dün 1 Mayıs, emekçilerin bayramı idi. Bütün dünyada kutlanan bir bayram.

Günler öncesinden özellikle İstanbul’da önlem aldılar, Taksim meydanını yasakladılar.

Hiçbir gösteriye izin vermiyorlar…

Çünkü korkuyorlar.

Bir kıvılcım parlar, toplum ayağa kalkar ve bunları devirir diye korkuyorlar. Siz bakmayın bu hükümetin öyle afra tafra yaptığına, gerçek bu.

Baskınlarla, hapishanelerle korkutulmuş ve sindirilmiş olan toplumun bir gün uyanmasından korkuyorlar.

1 Mayıs İstanbul!..

Sabahın köründe bütün vapur seferleri yasaklandı.

Metro, metrobüs, otobüs seferleri de yasaklandı, köprüler kapatıldı ki, hiç kimse Taksim Meydanı’na gelemesin.

İstanbul’a çeşitli illerden binlerce takviye polis getirdiler.

Gaz bombaları, gaz ve basınçlı su sıkacak araçlar hazırdı… Kendi gazlarından korunmak için polisler maske takmıştı…

Ve kimi gördülerse üzerine sıktılar!

Özellikle bu biber gazı olayı, AKP iktidarının bir numaralı koruyucusu durumuna getirildi.

En küçük bir olayda bile insanların üzerine biber gazı sıkılıyor. Geçen hafta sonu Gaziantep-Galatasaray maçında aynı rezalet sergilendi, yediden yetmişe insanlar futbol sahasının içine kaçmak zorunda kaldı.

Manzara korkunçtu. Kadınlar, çocuklar, yaşlı insanlar yeşil sahada kıvranıyordu. Çoğu hastaneye kaldırıldı.

Biber gazı bu hükümet için alışkanlık oldu.

Aciz iktidar emrindeki polis gücüne ve özellikle de biber gazına sığınmış durumda.

* * *

Dün İstanbul’da yüzlerce masum insan hastanelik oldu. Öyle bir manzaraydı ki, hastaları almaya gelen ambulans görevlilerine bile gaz maskeleri dağıtılmıştı!

Gaz yiyen CHP milletvekilleri başta olmak üzere kadınlar, çocuklar, gençler, herkes yerlerde kıvranıyordu.

Ben Ankara’da yaşayan biriyim.

Yaşananları ekranlardan izlerken midem bulandı, vatandaş olarak üzüldüm.

Kurdukları polis devleti kendi vatandaşını eziyordu.

Oysa Ankara ve öteki illerimiz sakindi. Kutlamalar şenlik havasında yapılıyordu.

İstanbul’da ise milyonlarca insanın ulaşım yolları kesilmiş, herkese bu yolla işkence yapılıyordu. Neymiş?..

Taksim Meydanı’na çıkılmayacakmış!

Çıkılsa ne olacak?.. Çok büyük olasılıkla hiçbir şey olmayacak.

* * *

Dün İstanbul’da yüz karası, utanç verici olaylar yaşandı. Milletin karşısına çıkıp “İleri demokrasi” diye nutuk atan sahtekarların, yalancıların ve korkakların ileri demokrasisini (!) herkes gördü.

İnsanlık dışı olaylar yaşanıyordu.

O sahtekarların şimdi tu kaka ilan ettiği sıkıyönetim rejimlerinde bile bunların olması mümkün değildi.

Teröristlerle gizli pazarlık masalarına oturan, Apo’yu hapisten çıkarma konusunda söz veren, terör örgütüyle çaktırmadan iş bitirmeye kalkışan, terör karşısında teslim bayrağını çekme onursuzluğunu sergileyen bu aymazlar, dün İstanbul’da işçilerin, emekçilerin ve masum halkın üzerine gaddarca saldırdılar.

Bunların hesabı bir gün elbette sorulacak, başka çaresi var mı?

Bu sorunun yanıtını Antikapitalist Müslümanlar ekibinin Fatih Camii’nde namaz kıldıktan sonra yürüyüşe geçip köprülere astıkları iki büyük pankart veriyordu: “Zulmedenler nasıl bir
devrimle devrileceklerini yakında görecekler.”

“Cehenneme kadar yolunuz var.”

Devletin Valisi

Yıl 1986. Başbakan Turgut Özal en debdebeli, en güçlü dönemini yaşıyor. Özal Malatya’da bir miting düzenliyor. ANAP’ın bütün önde gelen isimlerinin katıldığı bu miting Özal’ın gövde gösterisine dönüşecek. Planlar ona göre yapılmış.

Partinin miting otobüsü Malatya meydanına geliyor. Turgut Özal otobüsün üzerine çıkıp konuşacak. Protokol gereği kendisini karşılayan Malatya Valisi Naim Cömertoğlu’na direktif veriyor:

“Gel, sen de çık otobüsün üzerine benimle…”

Valinin “Efendim ben devletin valisiyim, orada olmam uygun kaçmaz” demesi hiçbir işe yaramıyor ve Başbakanla birlikte otobüsün üzerine çıkmak zorunda kalıyor.

Miting meydanı kalabalık.

Otobüsün üzeri daha da kalabalık! Meydandakiler boyu kısa olan Özal’ı aşağıdan bakınca göremiyorlar.

Meydandan otobüse doğru “Çök, çök, çök” sesleri duyulmaya başlıyor. Otobüsün üzerindekiler çökecek ki, meydandaki partililer başbakanlarını iyice görebilsin!

Özal yanında duran bakanlarından dayısının oğlu Yetim Hüsnü’ye (Hüsnü Doğan) “Sen çömel bakalım Hüsnü” diyor. Mikrofon elinde, bu sözleri herkes duyuyor. Yetim Hüsnü yere çömeliyor.

Birkaç kişi daha böylece çöküp çömeliyor.

Özal bu kez yanındaki Vali Naim Cömertoğlu’na sesleniyor. Elinde mikrofon var, kendisine özgü umursamazlıkla söylediği bu sözleri binlerce insan duyuyor: “Vali Bey, sen de çök, çömel şuraya.” Vali Bey’den gelen ve Malatya meydanına mikrofondan yankılanan ses aynen şöyle: “Sayın Başbakanım, ben devletin valisiyim. Vali çökmez, vali çömelmez. Vali çökerse devlet çökmüş olur. İzin verirseniz ben aşağıya ineyim…”

Bu sözleri duyan Özal çok bozuluyor ama renk vermiyor. O sırada meydanda olan vatandaş Turan Ekin bu dakikaları şöyle anlatıyor:

“Vali’nin bu sözleri duyulunca kalabalıktan inanılmaz bir alkış koptu.” Vali Naim Cömertoğlu, boynuna “şeref madalyası” takmış olarak aşağıya iniyor. Bu olay, Vali Bey’in bu onurlu davranışı, o günlerde gazetelerde yer buluyor. Vali kısa süre sonra merkeze alınıyor, sonra da emekli oluyor.

* * *

Devletin Valisi Naim Cömertoğlu, günümüzün badem bıyıklı Tayyip valilerinden biri değildi. Görevini onurla ve sadece devlet adına yapmıştı. Dün gazetelerde bir ilan vardı:

“Kırklareli, Kahramanmaraş, Mersin, Eskişehir ve Malatya’da uzun yıllar yaptığı valilik süresi boyunca her zaman hükümetlerin değil, devletin valisi olan Naim Cömertoğlu’nu kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz…”

O saygın insanla hiç tanışmamıştım, üzüldüm.

Allah rahmet eylesin.

SÖZCÜ

Reklamlar

Etiketlendi:, , , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: