ARAP DÜŞMANLIĞI VE MEZHEPÇİLİK GİRDABINDA MALİKİ HÜKÜMETİ

İRAN ANALİZ / Maliki’ye yakın isimlerden birisi olan milletvekili Abdulhadi el-Hasani el-Hayat gazetesine verdiği demecinde Irak’ın batı bölgelerinde milyonlarca insanın katılımıyla düzenlenen protesto eylemlerini takip etmek için Arap Birliği’nin bir gözlemci atamasını reddettiklerini söyledi. Maliki hükümetinin ülkenin içişlerine karışma anlamına gelen Arap Birliğinin bir gözlemci ataması kararını reddettiğini belirtti el-Hasani. Maliki’yi bu kararı almaya iten sebepler, gelişmeler ve olayın arkaplanını yakın markaja alan analiz yazımızı paylaşıyoruz.

“Tam bağımsız bir Irak” gibi bir cümle kullanan el-Hasani, Arap Birliği’nin Irak halk intifadasını takip için gözlemci atama kararını neden reddettiklerinin gerekçeleriyle ilgili olarak enteresan cümleler kullandı. Bunun tüm uluslararası anayasalar ve kanunların ihlali anlamına geldiğini ileri süren el-Hasani’nin bu sözleri Irak kamuoyunda komedi konusu oldu. İran’ın tüm devlet kurumlarına sızdığı, binlerce İran vatandaşı olan, pasaportu bulunan kişinin hükümete bağlı resmi kurumlara yerleştirildiği, istihbarat ve güvenlik birimlerinde söz sahiplerinin İran Devrim Muhafızları olduğu, sınır bölgelerinde İran askeri birliklerinin onlarca ihlaline rağmen tek bir somut adımın atılamadığı gibi yüzlerce delilin bulunduğu, İran’ın ülkedeki apaçık müdahalesi karşısında bir gözlemci atama kararı alan Arap Birliğine böylesi bir cevabın verilmesi fazlasıyla komik bulunuyor.

Tamamı Şiilerden oluşan, yüzde yüz mezhepçi bir parti olan Dava Partisi’nin başkanı Nuri Maliki ve yetkilileri 25 Şubat 2011 tarihinde patlak veren ilk Irak intifadasına da şiddetli şekilde saldırmıştı. Aralık 2012 tarihinde başlayan ve hala devam eden ikinci Irak intidasıyla ilgili olarak da korkunç yalanlar, iftira, karalama ve akıl almaz suçlamalarda bulunan Iraklı Şii siyasilerin Arap Birliğinin gözlemcisini neden reddettiğiyle ilgili olarak Iraklı uzmanlar şu hususları dile getiriyor:

İlk olarak; Maliki veya başkanlığını yaptığı Şii Dava Partisi, el-Hekim ve diğer İran destekli Şii siyasilerin Arap kimliği veya Arap davasıyla ilgili bir dertleri olmadığı açık. The Guardian Gazetesine (15 Aralık 2011 tarihinde Washington ziyaretinde) verdiği demecinde “Ben önce Şiiyim, ikinci olarak Iraklıyım, üçüncü olarak Arabım ve dördüncü olarak Dava Partisi mensubuyum” şeklinde haykıran Maliki’nin iç ve dış siyaseti de bunun açık bir göstergesi. Aşırı Şii mezhepçiliğin Iraklı kimliğinin çok ötesine taşıyan Maliki ve zümresi İslam’dan ayrılmayan Arap kimliğini ayrı bir kimlik gibi ikinci dereceye indirdi. Bu noktada Arap (Sünni İslam) düşmanı olan Fars-İran etkisinin ne derece nüfuz ettiği Irak’taki mevcut eğitim, siyaset, güvenlik, sosyal ve dini politikalarda çok açık bir şekilde ortaya çıktı.

İkinci olarak; Arap Birliği’nin resmi bir gözlemcisinin varlığı aynı zamanda Maliki’ye bağlı mezhepçi terör faaliyetleri yürüten SWAT gibi güvenlik güçlerinin işlediği cinayetler, infazlar ve katliamları, hak ihlallerini ve tecavüzleri direk bir şekilde yerinde görmesi, raporlaması, zaten medya aracılığıyla yayımlanan gerçekleri en üst düzeyde ve resmi bir yetkili olarak Arap-İslam alemine aktarması anlamına geliyor. Bu da İran güdümlü Maliki ve mevcut Şii elitlerin Irak’ta yürüttüğü Sünni düşmanlığının, mezhepçi fanatizmin, Şii-Kürt-Türkmen tüm Irak halkını kapsayan zulmün gerçek boyutlarının gözler önüne serilmesi demek. Çünkü ülke içinde ciddi ağırlığı olan vatansever bir konumu bulunan Şii din adamları ve şahsiyetler de bu zulme dikkat çekiyor. Sünniler ile Şiiler arasında problem olmadığını, İran ve Siyonist-ABD güçlerinin Irak’ı bölmek için siyasiler aracılığıyla bu fitneyi yaydıklarına vurgu yapıyor.

Iraklı, Müslüman ve Arap kimliğine işaret çeken Şii veya Sünni din adamları binlerce yıl aynı topraklarda yaşayan halkın evlilikler, komşuluklar ve alışveriş yoluyla derin bağları bulunduğuna, bu iki mezhep mensuplarını bölüştürmeye matuf fitne karşısında uyanık kalmaya davet ettiler.

Bu gerçekliği belki son hadiseler ile direk yerinde görüp dosyalayabilecek herhangi bir Arap Birliği resmi gözlemcisinin varlığı bile Maliki ve etrafını ürkütüyor. Her ne kadar bu kişinin güvenilir, tarafsız ve hakkıyla olayları takip edip nakledecek birisi olup olmadığı bilinmese de varlığı bile Maliki diktası için korku kaynağı oluyor.

Üçüncü olarak; Maliki hükümeti ve yandaşlarının yaptıklarının ifşası, boyutlarının ortaya çıkması demek eşittir bunların efendisi olan İran rejimin Irak’taki mezhepçi siyasetinin varlığının ortaya çıkması demektir. Ruz adlı İran haber sitesine konuşan İran Devrim Muhafızları generali Nasır Şabani’nin Havice katliamında yer aldıkları yönündeki açık itirafı bu ilişkinin boyutlarını gösteren bir hadise sadece. Daha öncesinde farklı zaman aralıklarında Iran Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, çeşitli bakanlar ve son olarak geçtiğimiz aylarda İstihbarat Bakanının ziyareti İran ile bunların uzantısı örgütlerin iktidarındaki Bağdat hükümeti arasında ilişkinin ne kadar güçlü olduğunu gözler önüne sermişti.

Askeri-güvenlik başta olmak üzere her alanda iki ayrı bağımsız devlet değil daha çok merkez ile taşra arasındaki ilişki benzeri bir siyasetin takip edildiği İran-Irak ilişkileri Esed kanlı rejiminin çöküşünün hızlanması ile nasıl derin-komplike bir yapı taşıdığını da ortaya çıkardı. Maliki ve hükümetinin Tahran rejimin çıkarlarına ters tek bir adım dahi atmadığı, atamayacağı ve atmasına izin verilmeyeceği açık.

Bu çerçevede yine mesela İran Devrim Muhafızları Generali Hüseyin Selami’nin Saday-ı Adalet adlı gazeteye verdiği demeç önemli ipuçları taşıyor. Klasik Acem retoriğinin bir örneği olan açıklamasında Selami Anbar eyaletiyle sınırladığı ve “isyan” olarak nitelendirdiği Irak halk intifadasına İran güçlerinin müdahil olmayacağını söylüyor. “Ancak Irak hükümetinden yeşil bir ışık yakıldıktan sonra bu sözkonusu olabilir.” diyerek de talimat verdikleri Maliki’ye referansta bulunuyor!

Dördüncü olarak; Maliki hükümeti açık ve net bir şekilde İran rejiminin Irak’taki uzantısı olarak iş görüyor, üretilen politikayı yürütüyor. Bu sebeple İran rejimi Irak siyasi sahnesinde herhangi bir şekilde Arapların varlığını kesinlikle istemiyor, buna izin vermemek için elinden geleni yapıyor. Aynı şekilde Türkiye veya farklı bir ülkenin de Irak içinde yer almamasını isteyen İran, mevcut siyasi sürecin aktörlerinin neredeyse tamamının yine kendisine hizmet ettiğinin bilincinde olarak bir siyaset takip ediyor. Sünni sıfatını kullanan siyasi aktörlerin gerçekte milyonlarca Sünniyi temsil etmediğini, sahada söz sahibi olan silahlı direniş ve işgal karşıtı milli güçlerin Iraklı Sünnileri temsil ettiği gerçeğini en iyi İran biliyor.

Bu sebeple Türkiye’nin bunları resmi olarak tanıması, kollaması, bunları sahiplenmesi gibi Irak içindeki gerçek dengeleri alt üst edecek bir siyaset takip etmemesi için İran elinden geleni yapıyor. Haşimi, Allavi, Nuceyfi veya başka başka isimlerle oyalanan bir Türkiye’nin kimi desteklerse desteklesin mevcut siyasi sürece dahil olacak her kesimle iş tutması en çok İran’ın çıkarlarına hizmet ediyor.

Örneğin mevcut anayasayı, siyasi süreci reddeden işgal karşıtı milli güçlerin, aşiretlerin, Irak direniş gruplarının, Irak Müslüman Alimler Heyeti gibi yapıların Türkiye tarafından gerçek bir taraf olarak kabul edildiğine dair küçücük bir adım, bir emare ve bu yönde Irak dış politikasının değiştiğine dair işaretler İran’ı ve Maliki hükümetini dehşete düşüren etkiye sebep oluyor. Çünkü Türkiye’nin iş tuttuğu kesimlerin, şahsiyetlerin ve bunlar üzerinden derin yanlışlar üzerine kurulu bir Irak dışpolitikasının İran ile aynı zeminde iş gördüğü, onun çıkarlarına hizmet ettiği, on yıldan bu yana sadece isimlerin değiştiği; ama sonucun yine Türkiye’nin aleyhine olduğu gerçeği acı da olsa hala varlığını koruyor. Diğer birçok Arap ülkesinin siyasetinin de bu yönde olduğu görülüyor.

Sahaya hakim, söz söyleyebilecek, bunu ABD-İran işgal güçleriyle, Şii milis güçlerin katliamlarına, etnik temizlik saldırılarına, ülkeyi bölme planlarına karşı büyük darbeler indirerek kanıtlayan, Irak’ın birlik ve beraberliğini muhafaza eden Iraklı milli-İslami güçler meşru muhatap kabul edilmedikçe 2003′ten bu yana Irak’taki mevcut tablonun değişmesi muhal görünüyor.

Beşinci olarak; hatırlanacağı üzere birçok Arap ülkesi İran uzantısı olan Maliki hükümetini meşru görmedi, hala büyükelçiliklerini bu devletler Bağdat’ta açmış değil. Bu sebeple içeride zaten meşruiyet krizi yaşayan Maliki çevresini kuşatan Arap devletlerince de meşru kabul edilmedi. Amerikan baskısı üzerine bazı devletler kerhen adım atsa da Arap ve İslam kamuoyunda Maliki hükümeti “aşırı mezhepçi, İran uydusu bir kukla hükümet” olarak kabul ediliyor. Bunu aşmak için birçok konferansa, Arap Birliği zirvesine ev sahipliği yapan Maliki hükümeti attığı tüm adımlarda fiyasko sonuçlar aldı.

SONUÇ

Irak intifadasını takip için gözlemci tayin eden Arap Birliği’nin bu kararına aşırı tepki veren Maliki hükümetinin son seçimlerde de tam bir skandal yaşadığı hatırlatılmalı. Ölülere dahi oyların kullandırtıldığı, oyların çalındığı, yüzbinlerce üniformalı asker, polis, güvenlik güçlerinin Maliki için oy kullanmaya zorlandığı yerel seçim sonuçları, dikta Esed rejiminin aldığı darbeler, ülke içinde ısrarla devam eden milyonluk halk gösterileri, Havice katliamından sonra Maliki güçlerine vurulan şiddetli silahlı direniş darbesi ve muhtemel gelişmelerin hepsi bir arada okunduğunda Maliki’nin attığı bu adımın ne anlama geldiği daha iyi anlaşılacaktır.

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: