Günlük arşivler: Mayıs 5, 2013

Türkiye’nin vergi rekortmenleri

turkiyeninvergirekortme.jpg

Türkiye’nin yeni vergi rekortmeni yine Semahat Sevim Arsel..

Türkiye’nin vergi rekortmeni, 2012 yılı için 26 milyon 876 bin 425 lira vergi tahakkuk ettirilen Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Semahat Sevim Arsel oldu. Arsel, geçtiğimiz yıl da listenin zirvesindeydi. Öte yandan listenin ilk beş ismi Koç Ailesi üyelerinden oluştu.

2. SIRADA RAHMİ KOÇ VAR

Listenin 2. sırasında 26 milyon 107 bin 488 lira vergi tahakkuk ettirilen Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç yer aldı. Gelir Vergisi rekortmenleri sıralamasında Arsel ve Koç’u yine Koç ailesinden Suna Kıraç, Mustafa Koç ve Ömer Koç izledi.

İLK 100

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, 2012 yılı vergilendirme dönemine ilişkin verilen Gelir Vergisi beyanları sonucunda Türkiye genelinde en çok vergi beyan eden ilk 100 mükellefi açıkladı.

İLK 5 KOÇ AİLESİ’NDEN

Buna göre, Türkiye’nin vergi rekortmenleri listesinin ilk sıralarında Koç ailesi mensupları yer alırken, Arsel’e, menkul kıymet yatırım ortaklığından elde ettiği gelir için 26 milyon 876 bin 425 lira, Rahmi Koç’a kendi adına menkul sermaye iradı faaliyetlerinden elde ettiği gelir için 26 milyon 107 bin 488 lira, Suna Kıraç’a ise menkul kıymet aracılık faaliyetlerinden elde ettiği gelir için 20 milyon 522 bin 19 lira Gelir Vergisi tahakkuk ettirildi.

Listenin 4. sırasında menkul kıymetler aracılık faaliyetlerinden elde ettiği gelir için 15 milyon 954 bin 58 lira vergi tahakkuk ettirilen Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, 5. sırasında ise 14 milyon 411 bin 323 lira ile Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ömer Koç yer aldı.

AYDIN DOĞAN 12. SIRADAN 9. SIRAYA YÜKSELDİ

13 milyon 575 bin 423 lira vergi tahakkuku ile ENKA Şirketler Grubu Fahri Başkanı Şarık Tara 6. sırada yer alırken, Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ali Koç, 13 milyon 368 bin 975 lira ile listeye 7. sıradan girdi.

Listenin 8. ve 10. sırasında yer alan kişiler isimlerinin açıklanmasını istemezken, 9. sırada kendine ait veya kiralanan gayrimenkullerin kiraya verilmesi veya leasingi faaliyetlerinden elde ettiği gelir için 12 milyon 292 bin 60 lira Gelir Vergisi tahakkuk ettirilen Aydın Doğan Vakfı Kurucu ve Onursal Başkanı Aydın Doğan bulundu. Doğan önceki yıl 12’inci sıradaydı.

KİRA GELİRİ REKORTMENLERİ İSİMLERİNİ AÇIKLAMADI

2012 vergilendirme dönemi Gayrimenkul Sermaye İradı (GMSİ) gelirleri için ödenecek Gelir Vergisinde ise listenin ilk 3 sırasında yer alan kişiler, isimlerinin açıklanmasını istemedi.

Listenin 4. sırasında kendisine 2 milyon 21 bin 199 lira vergi tahakkuk ettirilen Rüksan Ürgüplü yer aldı.

Söz konusu listede 5, 6 ve 10. sıradaki kişiler de isimlerinin açıklanmasını istemezken, 7. sırada Necat Hepkon, 8. sırada Şükrü Karagül ve 9. sırada Ali Haydar Ersoy bulundu.

CEM YILMAZ, ACUN ILICALI, SEDA SAYAN DA İLK 100’DE

Gelir Vergisi rekortmenleri arasında televizyoncu Acun Ilıcalı, komedyen Cem Yılmaz ve kamuoyunda Seda Sayan olarak bilinen Aysel Gürsaçer de yer aldı.

Bağımsız müzisyen, ses sanatçısı, konuşmacı, sunucu gibi faaliyetlerden oluşan geliri için 4 milyon 603 bin 997 lira gelir vergisi tahakkuk ettirilen Acun Ilıcalı listeye 31. sıradan girdi. Ilıcalı önceki sene 62’inci sıradaydı.

Ünlü komedyen Cem Yılmaz da listede 50. sırada yer alırken, Yılmaz’a 3 milyon 516 bin 56 lira Gelir Vergisi tahakkuk ettirildi.

Seda Sayan ise aynı faaliyetlerden oluşan geliri için kendisine tahakkuk ettirilen 2 milyon 291 bin 35 lira vergi ile listede 92. sırada bulundu.

BAKAN ŞİMŞEK TEŞEKKÜR ETTİ

Öte yandan Maliye Bakanı dereceye giren mükellefler için bir teşekkür mesajı yayımladı. Şimşek, mesajında "2012 Yılı Gelir Vergisi beyanlarına göre sıralamaya girmiş vergi rekortmenlerimiz devlete olan mükellefiyetlerini samimiyetle yerine getirmiş kişilerdir. Sıralamaya giren vatandaşlarımız tüm topluma örnek olacaktır. Vergi rekortmenlerimizi canı gönülden kutluyor, hepsine şükranlarımı sunuyorum" dedi.

"VERGİYE UYUM MALİYETİNİ AZALTIYORUZ"

Şimşek, mesajına şöyle devam etti: "İlk defa 2006 yılında mükellef haklarını gözeterek yayımlamış olduğumuz Mükellef Hakları Bildirgesi, geliştirmiş olduğumuz elektronik uygulamalar, projeler ve denetim standartlarıyla mükelleflerin vergiye uyum maliyetini azaltıyoruz. Bu çerçevede son sekiz yıl içerisinde Türkiye’de mükelleflerin vergi yükümlülüklerini yerine getirme süresi 254 saatten 223 saate inerek 31 saat azalmıştır. Mükelleflerimizin vergi yükümlülüklerini yerine getirmek için harcadığı süre dünya ortalamasının altındadır.

"VERGİLER HİZMET OLARAK GERİ DÖNÜYOR"

Mükelleflerimizin kazançlarından aldığımız vergileri, vatandaşlarımıza hizmet olarak geri götürüyoruz. Biz vergiyi milletimizden alıyoruz ve vergiyi hizmet olarak tekrar milletimize geri veriyoruz. 2002 yılında ülkede 100 TL vergi toplanıyorsa 86 TL faiz ödemelerinde kullanılıyordu. Bugün ise 100 TL vergi topluyorsak 17,4 TL faiz ödemelerine gidiyor, geriye kalan 82,6 TL bu ülkenin dört bir yanına hizmet, yatırım ve teşvik olarak dönüyor" dedi.

İŞTE İLK 100

1 – Semahat Sevim Arsel, Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı Y. 26.876.425,39, İstanbul

2 – Mustafa Rahmi Koç, Kendi Adına Menkul Sermaye İradı Faaliyetleri, 26.107.488,03 Ankara

3 – Suna Kıraç, Menkul Kıymetler Aracılık Faaliyetleri 20.522.019,74 İstanbul

4 – Mustafa Vehbi Koç, Menkul Kıymetler Aracılık Faaliyetleri 15.954.058,40 İstanbul

5 – Mehmet Ömer Koç, Menkul Kıymetler Aracılık Faaliyetleri 14.411.323,88, İstanbul

6 – Şarık Tara, Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı 13.575.423,32, İstanbul

7 – Yıldırım Ali Koç, Menkul Kıymetler Aracılık Faaliyetleri 13.368.975,68, İstanbul

8 – (*)(*) 12.330.005,57, İstanbul

9 – Aydın Doğan, Kendine Ait, Kiralanan Gayrimenkullerin Kiraya Verilmesi veya Leasingi,12.292.060,45 İstanbul

10 – (*)(*) 10.699.214,12, İstanbul

11 – (*) (*) 9.479.239,83, İstanbul

12 – (*) (*) 8.952.925,15 İstanbul

13 – (*) (*) 7.441.989,99 İstanbul

14 – Vural Erbilgin, Kendi Adına Menkul Sermaye İradı Faaliyetleri 6.579.277,53, Ankara

15 – (*) (*) 6.540.513,81, İstanbul

16 – Muharrem Yılmaz, Süt imalatı 6.492.214,71, Bursa

17 – Murat Ülker, Menkul Kıymetler Aracılık Faaliyetleri 6.405.379,07, İstanbul

18 – (*)(*) 6.372.607,42, İstanbul

19 – Hüryaşar Ziyaettin Sezer, Hukuk Danışmanlığı ve Temsil Faaliyetleri 6.153.486,13,İstanbul

20- Mehmet Sinan Tara, Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı 6.069.993,75, İstanbul

21 – (*)(*) 5.303.400,60, İstanbul

22 – (*)(*) 5.300.194,23, İstanbul

23 – İsmail Tarman, Menkul Kıymetler Aracılık Faaliyetleri 5.270.860,17, İstanbul

24 – Ali Raif Dinçkök, Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı 5.226.949,59, İstanbul

25 – Lucien Arkas, Kendine Ait, Kiralanan Gayrimenkullerin Kiraya Verilmesi veya Leasingi 5.142.906,00 İzmir

26 – (*)(*) 5.074.845,26, İstanbul

27 – (*)(*) 4.995.953,35, istanbul

28- Ahsen Özokur, Menkul Kıymetler Aracılık Faaliyetleri 4.755.063,86. İstanbul

29 – (*)(*) 4.748.414,62, Ankara

30 – (*)(*) 4.697.755,06, İstanbul

31 – Ali Acun Ilıcalı, Bağımsız Müzisyen, Ses Sanatçısı, Konuşmacı, Sunucu Vb.Lerin Faaliyetleri 4.603.997,27, İstanbul

32 – Vildan Gülçelikkendi Adına Menkul Sermaye İradı Faaliyetleri 4.566.868,05 istanbul

33 – (*)(*) 4.450.885,57, İstanbul

34 – (*)(*) 4.381.131,87, İstanbul

35 – Hüsnü Mustafa Özyeğin, Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı 4.253.830,12 İstanbul

36 – Mustafa Küçük, Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı 4.238.924,01 İstanbul

37 – (*)(*) 4.213.225,55, İstanbul

38 – Osman Turgay Durak, Kendine Ait, Kiralanan Gayrimenkullerin Kiraya Verilmesi veya Leasingi, 4.152.429,88, İstanbul

39 – Ahmed Pekin, Hukuk Danışmanlığı ve Temsil Faaliyetleri 4.115.671,94, İstanbul

40 – (*)(*) 4.071.016,37, İstanbul

41 – (*)(*) 3.965.266,84, İstanbul

42 – (*)(*) 3.912.428,53, İstanbul

43 – (*)(*) 3.856.798,77, İstanbul

44 – Canan Çelebioğlu Tokgöz, Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı 3.788.165,91, İstanbul

45 – Can Çelebioğlu, Kendine Ait, Kiralanan Gayrimenkullerin Kiraya Verilmesi veya Leasingi3.756.490,98, İstanbul

46 – Erdoğan Demirören, Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı 3.735.808,50, İstanbul

47 – Serra Sabancı, Menkul Kıymetler Aracılık Faaliyetleri 3.671.273,84, İstanbul

48 – Sevda Gülçelik, Kendine Ait , Kiralanan Gayrimenkullerin Kiraya Verilmesi veya Leasingi3.596.078,36, İstanbul

49 – Adem Sak, Kendine Ai, Kiralanan Gayrimenkullerin Kiraya Verilmesi veya Leasingi3.577.260,50, Burdur

50 – Cem Yılmaz, Bağımsız Müzisyen, Ses Sanatçısı, Konuşmacı, Sunucu Vb.Lerin Faaliyetleri3.516.056,95, İstanbul

51 – Ömer Dinçkök, Kendi Adına Menkul Sermaye İradı Faaliyetleri 3.500.279,97, İstanbul

52 – Ali İbrahimağaoğlu, Kendine Ait, Kiralanan Gayrimenkullerin Kiraya Verilmesi veya Leasingi 3.483.468,04, İstanbul

53 – (*)(*) 3.434.736,52, İstanbul

54 – Şehmuz Ahmet Sedid Kurutluoğlu, Hukuk Danışmanlığı Ve Temsil Faaliyetleri3.410.861,63, İstanbul

55 – (*)(*) 3.320.023,11, İstanbul

56 – Feyzullah Cengiz Başokutan, Kendine Ait, Kiralanan Gayrimenkullerin Kiraya Verilmesi veya Leasingi 3.231.164,93, İstanbul

57 – Münci İnci, Hukuk Danışmanlığı ve Temsil Faaliyetleri 3.180.170,00, İstanbul

58 – Turgay Ciner, Kendi Adına Menkul Sermaye İradı Faaliyetleri 3.124.215,68, İstanbul

59 – (*)(*) 3.079.042,08, İstanbul

60 – Fatma Rezan Hasoğlu, Kendi Adına Menkul Sermaye İradı Faaliyetleri 3.071.831,11,İstanbul

61 – Çiğdem Sabancı Bilen, Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı 3.053.662,09, İstanbul

62 – Bülent Bulgurlu, Menkul Kıymetler Aracılık Faaliyetleri 3.053.083,58, İstanbul

63 – Nail Özkardeş, Çeşitli Malların Bir Ücret veya Sözleşmeyle Toptan Satışını Yapan Aracılar 3.012.252,55 İzmir

64 – Şefik Yılmaz Dizdar, Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı 3.009.649,31, İstanbul

65 – Suzan Sabancı Dinçer, menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı 2.993.742,92, İstanbul

66 – (*)(*) 2.906.875,75 İstanbul

67 – (*)(*) 2.893.983,33 İstanbul

68 – Ferizan Peker, Kendi Adına Menkul Sermaye İradı Faaliyetleri 2.875.504,25, İstanbul

69 – Recep Gençer, Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı 2.834.618,44, İstanbul

70 – Veli Ergin İmre, Kendine Ait, Kiralanan Gayrimenkullerin Kiraya Verilmesi veya Leasingi2.789.777,05, İstanbul

71 – Mehmet Yiğit Şardan, Kendi Adına Menkul Sermaye İradı Faaliyetleri 2.786.121,41,İstanbul

72 – (*)(*) 2.747.075,18 istanbul

73 – Demir Sabancı, Menkul Kıymetler Aracılık Faaliyetleri 2.743.555,80, İstanbul

74 – (*)(*) 2.697.164,82 İstanbul

75 – Emine Kamışlı Kendine Ait , Kiralanan Gayrimenkullerin Kiraya Verilmesi veya Leasingi2.692.794,93 İstanbul

76 – İpek Kıraç, Menkul Kıymetler Aracılık Faaliyetleri 2.688.980,79 İstanbul

77 – Ömer Sabancı, Menkul Kıymetler Aracılık Faaliyetleri 2.677.173,85 İstanbul

78 – Demet Çetindoğan, Menkul Kıymetler Aracılık Faaliyetleri 2.586.078,87 İstanbul

79 – (*)(*) 2.571.714,12 istanbul

80 – Asım Kocabıyık, Kendi Adına Menkul Sermaye İradı Faaliyetleri 2.567.744,18, İstanbul

81 – Mehmet Kutman, Menkul Kıymetler Aracılık Faaliyetleri 2.546.612,79, İstanbul

82 – (*)(*) 2.534.937,85 İstanbul

83 – (*)(*) 2.527.415,15 İstanbul

84 – (*)(*) 2.440.514,19 İstanbul

85 – Tülay Aksoy, Tahıl Yetiştiriciliği 2.427.711,52, İstanbul

86 – Muhammet Aksan, Hukuk Danışmanlığı Ve Temsil Faaliyetleri 2.407.371,92, İstanbul

87 – Orhan Özokur, Menkul Kıymetler Aracılık Faaliyetleri 2.352.532,45, İstanbul

88 – Ali İsmail Sabancı, Menkul Kıymetler Aracılık Faaliyetleri 2.332.959,59, İstanbul

89 – Ali Can Verdi, Hukuk Danışmanlığı Ve Temsil Faaliyetleri 2.331.326,92, İstanbul

90 – (*)(*) 2.327.393,34, İstanbul

91 – (*)(*) 2.301.877,89, Ankara

92 – Aysel Gürsaçer (Seda Sayan) Bağımsız Müzisyen, Ses Sanatçısı, Konuşmacı, Sunucu Vb.lerin Faaliyetleri 2.291.035,04, İstanbul

93 – Feyyaz Berker, Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı 2.286.622,72, İstanbul

94 – Mehmet Oğuz Gürsel, İkamet Amaçlı Binaların İnşaatı 2.273.893,32, Ankara

95 – Serdar Paksoy, Hukuk Danışmanlığı Ve Temsil Faaliyetleri 2.273.455,14, İstanbul

96 – Ertan Özerdem, Kendine Ait, Kiralanan Gayrimenkullerin Kiraya Verilmesi veya Leasingi2.237.961,54 İstanbul

97 – Ethem Sancak, Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı 2.205.118,23, İstanbul

98 – (*)(*) 2.187.745,29, İstanbul

99 – (*)(*) 2.167.577,31, İstanbul

100- Feride Kırlıoğlu, Hazır Patlayıcılar, Emniyet Fitilleri, Çarpma Kapsülleri,Havai Fişekler Vb2.158.004,07 Afyonkarahisar

(*) Adının Açıklanmasını İstemeyen Mükellefler

Reklamlar

FEZA TİRYAKİ : BİR TÜRKİYE FOTOĞRAFI

osman-altug.jpg

Geçen sabah Ulusal Kanal’da “ Osman Altuğ Hoca” konuktu.

Dalga geçe geçe ekonomi üzerine konuştu. Sanki ülkemizin resmini çekti, sonra resmi gözümüze soktu. Hocayı sevenlere, olayları alaycı bir dilden duymak isteyenlere bu yazı. Hocamız şunları dedi:

“Ben yerli – yabancı sermaye pek ayırmıyorum:

Bizi yerli mi öpsün? Yabancı mı öpsün? Bir de bıyıklı yabancı mı öpsün?

Türkiye’nin borç ödeme sorunu yok! Çünkü borç ödemez!

Biz gençlikte gelecek nesildik. Bize borç bırakmışlar, o paraları yemişler. Hep borçluyuz. Borç katlanıyor. Katlandıkça geçiriyorlar kat kat…

İşsiz bir gence iş değil kredi veriyorlar: “İşsizim!” “ Olsun, kredi al!”

Türkiye’nin önemli sorunları:

Birincisi gençlerine iş bulmak. Gençlerin yüzde yirmisi işsiz. Beş gençten biri işsiz demek bu. Bunu öyle bir programlıyorlar ki sonuçta, “işsizlik de iştir!” oluyor.

Alışıyorsun. Ben daha çok tüketeyim de…

Ben sana ne filmler çevirdim, diyorlar.

Nüfus kağıdına kredi veriyorlar.

Sesini çıkarma. Krediyi al. Zamanı gelince ödeyemiyorsun. Kimin cebinden çıkarıyorsun?

Sana mal satmışım. Diyelim bin kişiden alacaklıyım. Alamıyorum. Borçluyu affediyorsun.

Kime kıyak yapıyorsun?

Borçluya mı, alacaklıya mı?

Alacaklı duman!..

Sen Türk insanına mal bulacaksın, diyor. İyi, diyor adam, bir mal üretiyor, satıyor. Diyelim bin kişiye sattı, parasını alamıyor.

Bir tarafta bin kişi. Bir tarafta bir kişi. Devlet, bin kişiye iş verene bakmıyor. Ben bin kişinin oyunu alırım, diyor.

Sözleşme serbestisi: Serbest iradeyle sözleşme düzenlerler. Serbest pazarda devlet buna müdahale edemez. Bu komünistlikten daha kötüdür…

Bizde devlet buna müdahale ediyor. Bak diyor, bin kişi borçlandı diyor.

“Arkadaş bunları borçlandıran sizsiniz!”

Devlet , “ Eee… ben affediyorum. Yeniden yapılanın bakalım.” diyor.

Rekabet: Serbest piyasa ekonomisi bir de rekabete dayanır. Madem serbest piyasa modeli tercih etmişsin, buna müdahale edemezsin. Ediyorlar. Bahaneleri: Vatandaş bilmiyormuş. Çünkü sözleşmeleri küçük yazıyorlarmış. Sözleşmeleri vatandaş okumuyor mu?

Konuşan Türkiye!

Salla- al- salla! Salla- al- salla!

İki milyon kredi kartı borçlusu. Bunlara mağdur diyorlar.

Sanki banka kafalarına tabanca dayamış. Banka tabanca dayar mı?

Rant

Rant diyorlar.

Rant diye bir şey yok. Ne rantı ya?

Siyasetin finansmanını kim yapıyor? Halk mı yapıyor?

Tek parti var: Menfaat partisi!

Bilgisiz bir toplum olduğumuz için rant diyoruz.

Siyasetin finansmanını halk yapmıyor. Parası olanlar yapıyor.

Çikolata fabrikası ne üretir? Çikolata, renkli paketlerde. Sen hangisini alırsan al! Çikolata fabrikası kazanır.

Türkiye’de siyasetin finansmanı kayıt dışıdır.

Siyasi partiler deftere, faturaya tabi değildir. Genel Merkezin sözüm ona Anayasa Mahkemesine hesap vermek için göstermelik defter kaydı vardır.

Parasalcı bir ekonominin iki yanı var:

1.Üretim yanı (somut).

2.Parasal yanı (soyut).

Tavuklara iyi bakarsan, horozu hoş, moralini iyi tutarsan kümeste üretim artar. Yumurta fiyatları da düşer.

Demek ki üretim güvendir, ister komünist, ister şeriat devleti ol.

TC’yi, Türkiye Cumhuriyeti adını insanların ağzına sakız vere vere çiğnettiler. Sakız önce tatlı gelir, sonra çürür, atarsınız.

Sür bir laf! Sen ne kaybedersin?

Konuşan Türkiye’ye malzeme lazım. Farketmez. Her türlü değerin yorumlayıcısı egemen güçtür.

Her çeşit propaganda makbuldür.

Üç şey istenir:

1.Uygun fiyat (yok).

2.Helalinden iş bulma (yok).

3.Uygun teslim zamanı ( o da yok).

Helalinden iş bulan devlet yaşar. İster yüzde yüz oy alarak gel, ister oysuz gel, farketmez.

Enflasyon ekonomik bir olay. Üretimle tüketim arasındaki olumsuz fark. Daha çok üreteceksiniz, az tüketeceksiniz.
Türkiye ekonomisi göstergeleri tamamen yüzde yüzü ayarlıdır.

Ekonomi kayıt dışıysa gerçeği göstermez.

Bir bardağa asit damlat. (Bardaktaki su artık su değildir, temiz değildir. )Bunun kayıt dışılığı kalmaz. Karışır.

Kim üretiyor? Yunanistan’a olan ne?

Yok abici’m, Yunan bir an için el atına bindi, çalım sattı. Ama Yunanistan ve Avrupa Birliğine üye hiçbir ülke yalnız kalmaz, yalnız kalması söz konusu değildir. 26 çocuklu baba. Birinde arıza oluyor. Baba diğer kardeşlere, şunu halledin, yoksa ben veririm, diyor. İndirme- bindirme yaparım diyor.

Türkiye – Yunanistan

Sen kiminle kimi mukayese ediyorsun? Çok eğlenceli ya…

Benzerlik mukayese edilir en azından. Doğrusu eşitler arasında mukayese yapılır. (Yunanistan’la Türkiye mukayesesi olmaz.)

Soğuk hava deposundaki elmayla, soğuk hava deposundaki elmayı mukayese edersiniz.

Depoya giren bazı elmalar aynı çıkar, bazıları bir kg girer, yarım kg çıkar.

Türkiye Cumhuriyeti simgesiyle (TC) uğraşıyorlar.

Çok açık söyleyce’m:

Türkiye Cumhuriyeti yani TC lafını ilk duyduğumda öyle bir kafam attı ki!

Rahmetli Yazıcıoğlu’yla Güney illerinden birindeyiz. Biri şöyle dedi, Hocam, dağa çıkanlar diyormuş: “TC gün sayar, biz can koyduk.” TC dediği asker.

Asker gün sayarmış. O gün bu gün o slogan aklıma geldikçe söyleyene pata küte girişmek isterim.

Ailemde 14 İstiklal Savaşı şehidi var. Dedemin bir gözü takmaydı. İstiklal Madalyası var. Bu madalya, dedemin tek erkek evlâdı babama kaldı. Babamdan da bana kaldı.

Dedemin kardeşi Çanakkale’de top mermisi başını uçuruyor, Allah Allah diyor.

Onlar gibi, Türkiye Cumhuriyeti askeri budur!

Türkiye Cumhuriyeit askerine laf söyletmem! Bu Türk askeridir!

Ben Yozgatlı’yım. Şafaktan vururum! Alından! Mehmet Akif anlattı, dediği şafak bu! Bu şafak şehitlerin alnı!

Biz şafaktan geldik, şafakla gideriz!

“TC” yi onlar diyor. Bununla Türk askeri demek istiyor. Askerimizi kötülemek için bunu kullanıyorlar.

Türk askeri değil, TC diyor Pkk. TC askeri diyor.

Her şeyde ekonomi…

İşletme – finans- maliye- hukuk…

Çok daha önde olmamız lazım. Çünkü bu bir sistem mühendisliği gibi. Finansın altın kuralı:

Paranın yolunu izle! Gerçeğe ulaş!

Para insanın vücudundaki kana benzer. Muayene yaptırırsın, şekerin var, şuyun var… derler. İdrar muayenesi aynı…

Faşizm:

Paranın yolunu izle. Faşizmi görürsünüz!

İki tür faşizm vardır:

1.Sermaye faşizmi.

2.Askerî faşizm.

Sermaye faşizminin akı karası olmaz!

Sermaye faşizmi. Askerî faşizm. İkisi de faşizm.

O zaman örgüt teorisi üzerinden yaklaşırsak: “Ülkeyi kim yönetsin!” Sermaye mi? “Asker mi?”

İki tane örgütlü güç var:

1.Sermaye (kara para)

2.Asker.

Başka örgütlü güç yok. Sendikalar öyle bir palavra ki, bizde öyle bir güç yok. 23 milyon çalışan nüfus. 700 bin sendikalı. Palavra! Binanın kirasını ödeyemiyorsun! Cart curt… Türkiye’de herkes başkan!

Demek ki örgütlü güç iki tane.

Bizde siyasetin finansını kara para yapıyor! İktidar oluyor, götürmeye başlıyor!..

Götürene maşallah!

Götürce’m inşallah!

Hem çalıyor, “Ben çok güzel çalarım diyor… “Ben az çalarım… “diyor.

O zaman asker müdahale ediyor.

Bütün askerî müdahalelerde bu vardır.

Demek ki mesele, Türkiye’de parasalcı ekonomi aktörlerinin paylaşma rekabetine girmesi. O zaman asker devreye giriyor.

Başka bir faşizm… Sonra asker memleketi bunlara teslim ediyor.

Biri iner, biri biner!

Halkın olmadığı bir demokrasi. Adam şu kadar oy aldım, diyor. Sandığa gidip oy atmakla demokrasi olmaz, bu haksız rekabetle olmaz.

Serbest piyasa ekonomisi haklı rekabete dayalı değil!

Siyaset haksız rekabete dayalı!

Yüzde onun altında oyların değeri yok.

Meclis’te yüzde kırkı alan, yüzde altmışı yok sayıyor!

Niye ağbi? Bunlar bir halta yaramaz ! diyorlar.

Almanya’da 1 Mark kanunu var. Seçimde 100 bin oy aldın. Aldın 100 bin Mark. Şimdi Avro. Kaç oy aldınsa o kadar!

Bizde oran. Ne oranı? Oran haksız rekabete dayanır!

Bu oranı nasıl tarif ediyorsun?

Seçim zamanı her türlü yıkama yağlama var! Kontür dağıtıyor. Adam bana 300 kontür verdi, bana 30 köntür verdi bunu konuşuyor…

Siyasetin finansı halk tarafından yapılmıyor!

Parayı veren hesabını sorar!

Adnan Kahveci, Recep yazıcıoğlu, ben üç kişiydik.

“Halka itibarını iade etme” işine giriştik.

Her ilçede bin kişi bulacağız. Onlar aidat ödeyecek. Kimsenin kucağına oturmayacağız…Çünkü para veren hesap sorar.

Bir kişi bulamadık, ayda yüz lira verecek!

Ondan bundan beslenip birilerine dağıtırsan, bugünkü gibi oluruz…

Şimdi anayasa tartışmaları var. Olaya şöyle bakmak lazım:

Türkiye Cumhuriyeti’nde uygulandığı sanılan Anayasa etken mi? Edilgen mi?

İki sistem vardır:

Biri dişi, edilgen, diğeri etken. Bizimki dişi, edilgen.

Kanunla etken Anayasa, edilgen uygulanıyor…

Edilgenle oynayan edilgendir.

Deveyi diken… derler.

Adamı öpen makbuldür. Millet memnun!..

Feza Tiryaki

İLK KURŞUN

NACİ BEŞTEPE : MEMLEKET NEREYE, SİZ NEREYE !

cila03May%C4%B1s2013.gif

“AÇILIM ve BARIŞ SÜRECİ” diye bir süreç içine itildi Türkiye.

Ne oluyor, ne bitiyor, ülke nereye gidiyor?

İktidara göre;

Çok güzel şeyler oluyor.

Analar ağlamayacak. Bak üç-dört aydır şehit haberi var mı? (Var ama iki tanecik Mehmetçik olunca şehitten veya terörden sayılmıyor ya, biz de yok kabul ettik)

Sürece karşı olan barış istemeyendir, kandan beslenendir.

Başbakan’a göre pazarlık da yok. (Pazarlık yapan şerefsizdir, görüşen şerefsizdir!. Ben demiyorum,sakın yanlış anlaşılmasın. Sahibinin sesidir.)

Binali Bey’e göre, dört konuda; tek vatan, tek bayrak, tek devlet, tek millet konusunda pazarlık var. (Geriye ne kaldıysa?)

Akillere göre de durum aynı.

Çoğu neden akil olduklarını veya ne anlatacaklarını bilmiyor ama gene de iyi bir şey yaptıklarını sanıyor.

Hatta, ne derlerse desinler inanılacağını sanıyorlar.

Bu saflığı dillendirenleri bile var.

Aktris akil ” Doğudakiler davulla karşılanıyor, bizi batıda protesto ediyorlar” diyor.

Vah canım!

“Neden böyle oluyor?” diye beyinciğini biraz işletebilse.

Yapamıyor.

Çünkü senaryoda araba çarpıp görmeye başlamak yok. Oyunun sonuna kadar körlük yazılmış.

Ana muhalefete diyecek sözüm yok.

Kılıçdaroğlu, “Benim muhatabım başbakan, o konuşmadıkça bir şey söylemem “ diye ilkesini koydu.

Konuşmaları ÖCALAN’ın borazanı artist Sırrı veya KARAYILAN yaptığı için kendisinden umudu kestik.

Peki, durum bu kadar belirsiz mi?

Ne demek belirsizlik!

Her şey o kadar açık ve net ki.

Gerek ÖCALAN, gerekse KARAYILAN hem öç alırcasına hem zehirli yılancasına süreci öyle tanımlıyorlar ki.

Hala, “ne oluyor?” diyen varsa, benim diyeceğim yoktur ona.

İşte Karayılan’ın sözleri, bir kez daha yazayım. Duymayan kalmasın;

– Kürt halkı özgürlük mücadelesiyle önemli bir düzey kazanmıştır.Kürt halkı Türkiye’de kimliksiz ve statüsüz yaşayamayacak bir noktaya gelmiştir.

Ne demektir önemli düzey?

“Mücadeleyi kazandık, masaya oturttuk” demektir.

Ne demektir kimlik?

“Anayasada KÜRT yazacak, ya da TÜRK yazmayacak” demektir.

Ne demektir statü?

Özerklik veya federasyon demektir.

Her gün BDP’li bir vekilin; özerklik, bağımsızlık, kendi kendini yönetme, APO’ya ve PKK’lılara özgürlük sözleri duyulmuyor mu?

Karayılan veya BDP’li PKK’lılar durup dururken mi söylüyorlar bunları?

Hayır.

“Pazarlık yapmıyoruz, görüşüyoruz ” diyenlerin verdiği ödünler nedeniyle söylüyorlar.

Hiç duyan var mı Başbakan’ın ağzından, “Biz böyle bir söz veya ödün vermedik!” dediğini?

Duyamazsınız, duyamayacaksınız.

Çünkü AB-D öyle istiyor.

AB Parlamentosu raporuna bakın, zil takıp oynamadıkları kaldı.

Ulusal değerler bir bir çiğnenerek, silmeye ve unutturmaya çalışarak yok edilirken, 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI’nda, bir devlet yetkilisinin, AKP’nin önde gelen bir büyüğünün, Meclis Başkanlığı yapmış bir kişinin, söylediklerine bakın.

– Dünyayı başımıza yıkanların haline, geçen 23 Nisan resepsiyonuna bakın. Eşim başörtülü diye resepsiyona gelmeyenler şimdi eşi başörtülü bir meclis başkanının önünde iki büklüm olup selam veriyorlar.

Bilge kişinin dediği gibi, herkes meclis başkanı olabilir ama herkes devlet adamı olamaz.

Meclis Başkanı’na selam verenler ne onun şahsına ne de türbanlı karısına veriyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bir makamına saygı gösteriyorlar.

O makamı işgal edenler makamın saygınlığına yakışmıyorsa selam verenler de yanlış içindedir.

Ülkemiz çok önemli bir darboğaza sokulmuştur.

Yetkili,sorumlu, vatandaş herkesin bu darboğazdan çıkış mücadelesine katılması gerekirken şu uğraşılan, gündeme taşınan konuya bakın.

Basitliğe, kinciliğe bakın.

Memleket nereye, siz nereye?

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

İLK KURŞUN

Prof.Dr. Alpaslan Işıklı : EMEKTEN YANA OLMAK VE ULUSALCILIK

70533_751004353_5425557_n.jpg

Emekten yana düşünce ve eylem söz konusu olduğunda Türk bayrağı veya Atatürk gibi ulusalcılığı simgeleyen unsurlara ve temalara da belli bir yer tanınması, toplumun önemli bir kesimi açısından kural haline gelmiş bulunuyor. Buna karşılık emekten yana olmanın bu değerlerden bağımsız olduğu görüşünü taşıyanlar da az değildir. Üstelik kimileri, emekten yana olmanın bu değerlere karşı olmayı gerektirdiğini savunabilmektedir. Onlara göre, ulusalcılığın ve Atatürkçülüğün, enternasyonalizm ile ve dolayısıyla emekten yan olmakla bağdaştırılması olanağı yoktur.
Emeğin temel çelişkisinin belli bir toplumsal yapı çerçevesinde sermaye ile arasındaki çıkar çatışmasından ibaret görülmesi durumunda, ulusalcı unsurların bu ilişkini dışında düşünülmesi doğal karşılanabilir. Ne var ki yeryüzündeki temel çelişkinin belli bir toplumda emek-sermaye çelişkisinden ibaret görülmesi aşamasının, kapitalizmin 19. Yüzyıldaki koşullarıyla belirlenmiş olduğunu da unutmamamız gerekir. Kapitalizm, önde gelen kuramcılarının belirlediği bir durum olarak, 19. Yüzyıl sonlarından itibaren kendisini gösteren bir başka yapılanma kazanmış, emperyalizm aşamasına ulaşmış bulunmaktadır.

Kapitalizmin bugün varmış olduğu aşamada temel çelişki, Atatürk’ün özlü deyişiyle “emperyalizm ve mazlum milletler” arasındaki çelişkiye dönüşmüştür. Elbette ki mazlum milletler bünyesinde de emeğin karşısında yer alan unsurlar mevcuttur. Esas olarak “işbirlikçi burjuvazi” olarak tanınan bu kesim, sermayenin küresel ölçekte tekelleştiği dünyamızda bağımsız nitelikte belirleyici bir güç olma konumunu hızla yitirmekte ve küresel güçlerin yörüngesinde basit birer uygulayıcı konumuna sürüklenmektedir.

Bu koşullarda emekten yana olmanın kaçınılmaz bütünleyicisi olarak emperyalizme karşı olmak, tartışmasız bir gerçek olarak somutlaşmaktadır. Ulusalcılığın ve Atatürkçülüğün önemi ve gereği de tam da bu noktada ortaya çıkmaktadır. Çünkü Atatürkçülüğün ve ulusalcılığın asıl anlamı ve önemi anti-emperyalizm ile özdeş oluşlarında ifadesini bulmaktadır.

Kimileri için bu özdeşliği görmenin güçlüğü, ulusalcılığın çoğu hallerde ırkçılığa bulaşmış bir anlama sokulmuş olmasının sonucudur. Oysa, her kavram gibi ulusalcılık da (veya milliyetçilik de) tarihsel süreç içinde birbirleriyle çelişen değişik anlamlarda kullanılmıştır. Bunlar arasında Atatürk milliyetçiliğinin ırkçılıkla taban tabana zıt bir anlam taşıdığı, bizzat Atatürk’ün değişik vesilelerle yaptığı açıklamalarla tartışmasız bir biçimde ortaya konulmuştur.

Son zamanlarda çok açık ve önemli bir gerçeğin gözden kaçırıldığını görmekteyiz. Türk milleti deyimi, asla bir ırksal bütünlüğü ifade etmez. Çok eski tarihlerden bu yana yabancıların dillerinde de ifadesini bulduğu üzere, Türk milleti denildiğinde bu topraklarda yaşayan değişik kökenlerden gelen ve kaynaşmış bir insan topluluğu akla gelir. Ne kadar kalabalık olurlarsa olsunlar, Orta Asya’dan atlarla gelen bir gurup insanın yerleştiği bu topraklarda daha önceden başka kavimler bulunmuyor muydu? Örneğin, bütün dünya “Haçlılar Türklere saldırdılar” derken yalnızca belli kanı taşıyanlara saldırmış oldukları mı düşünmektedir?

Aynı durum Türkçe için de söz konudur. Bu coğrafyanın en yaygın anlaşma aracı olan bu dilin gelişimine, Agop Dilaçar’dan Diyarbakır’lı Ziya Gökalp’a kadar değişik kesimlerden değişik insanların katkıları olmuştur. Orta Asya’da yaşayan bazı halklarla -ne kadar köklü tarihsel ve duygusal bağlarımız olursa olsun- kullandığımız bu dille anlaşmamız olanağı bulunmamaktadır. Buna karşılık, aynı coğrafyayı paylaşmakta olan Gürcü, Çerkez, Laz, Kürt…denilen insanlar, bu dil sayesinde aralarında mükemmelen anlaşabilmektedir.

Bugün bazılarının yapmak istedikleri bu coğrafyada yaşayan insanlar arasında her anlamda ayrılık sokmak çabasından başka bir şey değildir. Elbette ki aynı coğrafyada birlikte yaşayan insanlar, birbirlerini etkilerler, kaynaşırlar. Bu duruma “asimilasyon” diyerek karşı çıkmak, sonu gelmesi mümkün olmayan bir çabadır.

Atatürkçülük ve ulusalcılık mazlum emekçi çoğunluğun emperyalizme karşı birlikteliğini amaç edindiği içindir ki ayrılık ve bölünme yanlılarının tepkilerini davet etmektedir. Oysa, ancak emperyalizmin gücünün kırılabilmesi ile sömürüsüz bir dünyanın kurulabilmesi ölçüsündedir ki emeğin kurtuluşu, dolayısıyla gerçek enternasyonalizm, gerçeklik kazanabilir.

İLK KURŞUN

Suay Karaman : GAZA BAS

u2r5.jpg

1 Mayıs kutlamalarına katılmayan başbakan, Ankara’da esnaf ziyaretinde bulundu. Başbakan esnaftan birinin küçük kızını severek, “kaç tane var” diye sordu. Babanın “bir tane” yanıtı üzerine yüzünü buruşturan başbakan, “gaza bas gaza bas, bak bir olur, rakip olur” dedi.

Başbakanın Ankara’da “gaza bas” dediği sıralarda, 1 Mayıs kutlamalarında İstanbul’da gaza basılmış, gazdan göz gözü görmüyor, kentin üstünü bulutlar kaplamıştı. İstanbul Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlamak isteyenler için, güvenlik güçleri her zamanki gibi orantısız güç kullandı.

İstanbul Valiliği’nin aldığı kararla, kentte toplu ulaşım durduruldu. Emekçilerin Taksim Meydanı’na gelmesini engellemek için Galata ve Atatürk köprüleri açılarak geçişlere kapatıldı, metro, metrobüs, otobüs çalıştırılmadı, vapur seferleri iptal edildi. Taksim Meydanı’na çıkan cadde ve sokaklar, sabahın erken saatlerinden itibaren araç trafiğine, toplu taşıma araçlarına kapatıldı. İstanbullular, sivil yönetimin kentte uyguladığı “sivil sıkıyönetim” nedeniyle işlerine gidemedi, dışarıya çıkamadı.

22 bin polisin görev yaptığı 1 Mayıs engellemelerinde, herkes cop, basınçlı su ve biber gazı yemekten kurtulamadı. Yaklaşık 100 kişinin yaralandığı olaylar, siyasi iktidarın yeni bir utancı olarak tarihe geçecektir. Siyasi iktidarın “ileri demokrasi” adını verdiği ileri faşizmin olaylara müdahalede üç hali olduğu tescillenmiştir; katı hali copla, sıvı hali basınçlı suyla, gaz hali biber gazıyla…

İstanbul Valiliği’nin inşaat var gerekçesiyle 1 Mayıs’ı kutlamak isteyen emekçilere açmadığı Taksim Meydanı, 24 Nisan 2013 Çarşamba günü “Ermeni soykırımını” anmak için Türkiye’ye gelen Ermeni Diyasporası heyetine açılmıştı. Heyetin başında soykırım yasasını Fransa Parlamentosu’ndan geçiren Fransa Ermeni Dernekleri Koordinasyon Kurulu Başkanı Aleksi Gövciyan bulunuyordu. Taksim Meydanı’nda sözde Ermeni soykırımı anıldıktan sonra Aleksi Gövciyan ile yapılan röportajda, soykırımın tanınmasını çözebilecek kapasitede siyasetçiler olarak Abdullah Gül ile Recep Tayyip Erdoğan’ı övmesi dikkat çekicidir.

“Demokrasi içinde barış ve kucaklaşmadan” söz edenler, eli kanlı teröristleri kahraman kılığına sokarak, PKK teröristlerini koruyup kollayarak, “güvenlik içinde çekilme garantisi” vermekteyken, 1 Mayıs’ı kutlamak isteyen emekçilere baskı ve zulüm uygulamaktan çekinmemişlerdir. Diyarbakır’ı PKK terör örgütüne açanlar, İstanbul’u emekçilere kapatmıştır.

Siyasi iktidar hapishanelerde zulüm altında tutulan, baskınlarla yıldırılan ve sindirilen toplumun birgün uyanmasından, beklenmedik bir anda, bir kıvılcımın parlamasıyla toplumun ayağa kalkarak, bu siyasi iktidarı devireceğinden korkmaktadır. İşte bu yüzden büyük gösterilere ve mitinglere engel olmaktadırlar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, korkunun ecele faydası yoktur, emperyalizmin desteğiyle ayakta duran ileri faşizm de, elbet bir gün yıkılacaktır.

İlk Kurşun Gazetesi, 6 Mayıs 2013.

Ali Eralp : ONLAR ŞEREFLERİ İLE BİR KEZ ÖLDÜLER, AMA ONLARI ASAN LAR ŞEREFSİZLİKLERİ İLE HER GÜN ÖLECEKLER…

http_firca_.bmp

Onların ne katları, ne yatları ne de İsviçre bankalarında hesapları vardı.

Onlar vatanı bölmediler, satmadılar. Kamu mallarını yandaşlara, yabancılara peşkeş çekmediler.

Gemicikleri de yoktu…

Onların tek serveti yüreklerindeki vatan aşkıydı.

Vatan sevdasıydı.

Vatanın bağımsızlığından başka bir şey istemediler.

Tam bağımsız ve gerçekten demokratik bir Türkiye için savaştılar…

Hayatlarını koydular bu yola… Yaşamlarını adadılar.

Ama ne gülünçtür ve acıdır ki, Türkiye’yi emperyalizme peşkeş çekerek vatanı satanlar, Deniz’in deyişi ile “35 milyon metre kare vatan toprağı işgal altında iken seyirci kalanlar” onları vatanı bölmekle suçladılar.

Ama ne gülünçtür ve acıdır ki “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali, günümüzde olduğu gibi, anayasayı her gün ihlal edip, “Tebdil, tağyir ve ilga” suçu işleyenler, onları, anayasayı çiğnemekle, “Tebdil, tağyir ve ilga” suçlaması ile darağacına gönderdiler.

Hayatlarında bir tek karıncayı incitmeyen, bir tek cana kıymayan,

Üç fidan,

Üç can,

Üç yiğit insan,

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan…

Işık oldu, güneş oldu sonsuzluğa aktı.

Oradan gönüllerimize…

Yüreklerde sonsuzluğa dek yaşayacaklar…

Ama Onları asanlar, bu kararı verenler, oylayanlar, onaylayanlar, o gün öldüler.

Ne dedi Deniz Gezmiş:

“BEN HALKIMIZIN BAĞIMSIZLIĞI VE ŞEREFİ İÇİN BİR DEFA ŞEREFİMLE ÖLÜYORUM, SİZ BİZİ ASANLAR ŞEREFSİZLİĞİNİZLE HER GÜN ÖLECEKSİNİZ…”

Onları asanlar, astıranlar nerede şimdi?

Tarihin hangi çöplüğünde yatıyorlar?

Bilen var mı?

Adlarını anımsayan var mı?

İLK KURŞUN

This Powerful Spy Software Is Being Abused By Governments Around The World

A new report presents overwhelming evidence that sophisticated spying software is being abused by governments around the world.

The findings by The Citizen Lab, a digital research laboratory at the University of Toronto, detail how the software marketed to track criminals is being used against dissidents and human rights activists.

Titled "For Their Eyes Only: The Commercialization of Digital Spying," the report focuses on a type of surveillance software called FinSpy that can remotely monitor webmail and social networks in real time as well as collect encrypted data and communications of unsuspecting targets.

In December 2011 WikiLeaks began publishing FinFisher brochures and videos, which tout the software as enabling governments to monitor targets who "regularly change location, use encrypted and anonymous communication channels, and reside in foreign countries."

Another remarkable thing about the FinSpy, Jean Marc Manach of OWNI notes, is that it can take control of any major operating system while none of the top 40 antivirus systems can recognize it.

The report caused Mozilla, the maker of the Firefox browser, to send a cease-and-desist letter to UK-based Gamma International, FinFisher’s parent company, because it says FinSpy "is designed to trick people into thinking it’s Mozilla Firefox."

During the downfall of Egyptian ruler Hosni Mubarak, dissidents ransacking the offices of Egypt’s secret police discovered a contract from Gamma detailing a $380,000 license to run the software for five months.

The Citizen Lab report lays out how the surveillance tech has also been widely used to monitor activists and dissidents in Bahrain.

Here are the 36 countries that have been found to host FinFisher Command & Control Servers, to which the malware connects to harvest reams of data (click to enlarge):

Citizen Lab

FinFisher also offers a mobile version of its spying system so that authorities can spy on data and communications from mobile phones, even when encrypted.

The report comes two weeks after Google CEO Eric Schmidt wrote in the Wall Street Journal that "the dark side to the digital revolution that is too often ignored" involves technology that "can provide powerful new tools for dictators to suppress dissent."

Schmidt noted that "everything a regime would need to build an incredibly intimidating digital police state — including software that facilitates data mining and real-time monitoring of citizens — is commercially available right now."

The Citizen Lab report reveals that governments are increasingly taking advantage of that reality.

The researchers conclude that the proliferation of this type of increasingly powerful surveillance equipment "has serious implications not just for dissidents and activists, but for all of us, no matter our citizenship" given the idea that people have a right to secure communications.

Read more: http://www.businessinsider.com/countries-with-finfisher-spying-software-2013-5#ixzz2SRzc2ki1

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: