Prof.Dr. Alpaslan Işıklı : EMEKTEN YANA OLMAK VE ULUSALCILIK

70533_751004353_5425557_n.jpg

Emekten yana düşünce ve eylem söz konusu olduğunda Türk bayrağı veya Atatürk gibi ulusalcılığı simgeleyen unsurlara ve temalara da belli bir yer tanınması, toplumun önemli bir kesimi açısından kural haline gelmiş bulunuyor. Buna karşılık emekten yana olmanın bu değerlerden bağımsız olduğu görüşünü taşıyanlar da az değildir. Üstelik kimileri, emekten yana olmanın bu değerlere karşı olmayı gerektirdiğini savunabilmektedir. Onlara göre, ulusalcılığın ve Atatürkçülüğün, enternasyonalizm ile ve dolayısıyla emekten yan olmakla bağdaştırılması olanağı yoktur.
Emeğin temel çelişkisinin belli bir toplumsal yapı çerçevesinde sermaye ile arasındaki çıkar çatışmasından ibaret görülmesi durumunda, ulusalcı unsurların bu ilişkini dışında düşünülmesi doğal karşılanabilir. Ne var ki yeryüzündeki temel çelişkinin belli bir toplumda emek-sermaye çelişkisinden ibaret görülmesi aşamasının, kapitalizmin 19. Yüzyıldaki koşullarıyla belirlenmiş olduğunu da unutmamamız gerekir. Kapitalizm, önde gelen kuramcılarının belirlediği bir durum olarak, 19. Yüzyıl sonlarından itibaren kendisini gösteren bir başka yapılanma kazanmış, emperyalizm aşamasına ulaşmış bulunmaktadır.

Kapitalizmin bugün varmış olduğu aşamada temel çelişki, Atatürk’ün özlü deyişiyle “emperyalizm ve mazlum milletler” arasındaki çelişkiye dönüşmüştür. Elbette ki mazlum milletler bünyesinde de emeğin karşısında yer alan unsurlar mevcuttur. Esas olarak “işbirlikçi burjuvazi” olarak tanınan bu kesim, sermayenin küresel ölçekte tekelleştiği dünyamızda bağımsız nitelikte belirleyici bir güç olma konumunu hızla yitirmekte ve küresel güçlerin yörüngesinde basit birer uygulayıcı konumuna sürüklenmektedir.

Bu koşullarda emekten yana olmanın kaçınılmaz bütünleyicisi olarak emperyalizme karşı olmak, tartışmasız bir gerçek olarak somutlaşmaktadır. Ulusalcılığın ve Atatürkçülüğün önemi ve gereği de tam da bu noktada ortaya çıkmaktadır. Çünkü Atatürkçülüğün ve ulusalcılığın asıl anlamı ve önemi anti-emperyalizm ile özdeş oluşlarında ifadesini bulmaktadır.

Kimileri için bu özdeşliği görmenin güçlüğü, ulusalcılığın çoğu hallerde ırkçılığa bulaşmış bir anlama sokulmuş olmasının sonucudur. Oysa, her kavram gibi ulusalcılık da (veya milliyetçilik de) tarihsel süreç içinde birbirleriyle çelişen değişik anlamlarda kullanılmıştır. Bunlar arasında Atatürk milliyetçiliğinin ırkçılıkla taban tabana zıt bir anlam taşıdığı, bizzat Atatürk’ün değişik vesilelerle yaptığı açıklamalarla tartışmasız bir biçimde ortaya konulmuştur.

Son zamanlarda çok açık ve önemli bir gerçeğin gözden kaçırıldığını görmekteyiz. Türk milleti deyimi, asla bir ırksal bütünlüğü ifade etmez. Çok eski tarihlerden bu yana yabancıların dillerinde de ifadesini bulduğu üzere, Türk milleti denildiğinde bu topraklarda yaşayan değişik kökenlerden gelen ve kaynaşmış bir insan topluluğu akla gelir. Ne kadar kalabalık olurlarsa olsunlar, Orta Asya’dan atlarla gelen bir gurup insanın yerleştiği bu topraklarda daha önceden başka kavimler bulunmuyor muydu? Örneğin, bütün dünya “Haçlılar Türklere saldırdılar” derken yalnızca belli kanı taşıyanlara saldırmış oldukları mı düşünmektedir?

Aynı durum Türkçe için de söz konudur. Bu coğrafyanın en yaygın anlaşma aracı olan bu dilin gelişimine, Agop Dilaçar’dan Diyarbakır’lı Ziya Gökalp’a kadar değişik kesimlerden değişik insanların katkıları olmuştur. Orta Asya’da yaşayan bazı halklarla -ne kadar köklü tarihsel ve duygusal bağlarımız olursa olsun- kullandığımız bu dille anlaşmamız olanağı bulunmamaktadır. Buna karşılık, aynı coğrafyayı paylaşmakta olan Gürcü, Çerkez, Laz, Kürt…denilen insanlar, bu dil sayesinde aralarında mükemmelen anlaşabilmektedir.

Bugün bazılarının yapmak istedikleri bu coğrafyada yaşayan insanlar arasında her anlamda ayrılık sokmak çabasından başka bir şey değildir. Elbette ki aynı coğrafyada birlikte yaşayan insanlar, birbirlerini etkilerler, kaynaşırlar. Bu duruma “asimilasyon” diyerek karşı çıkmak, sonu gelmesi mümkün olmayan bir çabadır.

Atatürkçülük ve ulusalcılık mazlum emekçi çoğunluğun emperyalizme karşı birlikteliğini amaç edindiği içindir ki ayrılık ve bölünme yanlılarının tepkilerini davet etmektedir. Oysa, ancak emperyalizmin gücünün kırılabilmesi ile sömürüsüz bir dünyanın kurulabilmesi ölçüsündedir ki emeğin kurtuluşu, dolayısıyla gerçek enternasyonalizm, gerçeklik kazanabilir.

İLK KURŞUN

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: