ARAŞTIRMA DOSYASI : Türkiye’nin 2012 Ekonomik Performansı Üzerine Bir Değerlendirme

M. Süheyb AYAZ

Türkiye’nin 2012 yılı dış ilişkiler gündemi Arap Baharı, Suriye Krizi ve Avrupa Birliği’ndeki ekonomik sarsıntılar ile dolu olarak geçmiştir. Bu dış etkenlerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri yoğun bir şekilde hissedilmiş ve Türkiye’nin ekonomik kırılganlıklarını tetiklemiştir. Yüksek cari açık ve döviz dalgalanmaları gibi kırılganlıkların giderilmesi doğrultusunda

maliye ve ekonomi bakanlıkları başta olmak üzere çeşitli bakanlıkların ve T.C. Merkez Bankasının politikaları devreye sokulmuştur. Ekonomik büyüme rakamları bu sebeple aşağı yönlü olmak üzere revize edilmiş ve 2013-2015 Orta Vadeli Program’da (OVP) yüzde 3,2’ye düşürülmüştür.

Türkiye’nin en büyük ekonomik ortağı AB ülkelerinin uzun süredir borç sorunları içinde olması, bu ülkelerdeki dış talebin azalıp Türkiye’nin bölgeye yaptığı ihracatın da düşmesine neden olmuştur. Bu durum Türkiye’yi farklı pazarlara ağırlık verip ihracat pazarlarını çeşitlendirmeye zorlamıştır. İhracatta AB dışı farklı pazar oranlarını ve miktarını artıran Türkiye, ihracata hareketlilik kazandırmış, yıllık ihracatını rekor seviyeye getirerek 150 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirmiştir. Yanı sıra ithalat miktarının azalması ile birlikte 2012 yılının büyümesinde net ihracat etkili olmuş ve net ihracat ağırlıklı bir büyüme sağlanmaya çalışılmıştır.

Buna rağmen cari açığın kontrolünün 2008 küresel kriz sonrası zorlaşması ve cari işlemler açığı yüksek meblağlara ulaşmış olmasının getirdiği endişe getirmiştir. Yüksek cari açıkla birlikte giden yüksek büyümenin sürdürülemeyeceğinin bir sonucu olarak 2012 yılında “yumuşak iniş” denilen ekonomi yavaşlatma programı uygulanarak cari açık baskılanmaya çalışılmıştır.

Ekonomik Büyüme Verisi

2012 yılı başı itibariyle kredilerdeki hızlı büyüme ve buna bağlı olarak artan cari açık nedeniyle Merkez Bankası devreye girmiştir. Yılın ilk aylarında kredilerde frene basılması için faiz koridoru politikası etkin olarak kullanıma sokulmuş, bankaların fonlama maliyetleri hızla yükseltilmiştir. Böylelikle bir yandan kredi talebinin önü kesilirken, diğer yandan da Türk lirasının dolar karşısında güçlenmesi sağlanmıştır. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın, "2012’de Türk lirası ABD dolarını yenecek" sözleri akıllarda kalmıştır.

2012 yılı çeyreklerindeki büyümeye bakılacak olursa: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) 2012 yılı ilk çeyrekte, bir önceki yılın aynı dönemine göre reel bazda yüzde 3,4; ikinci çeyrekte yüzde 3; üçüncü çeyrekte yüzde 1,6 ve son çeyrekte ise yüzde 1,4’lük bir artış göstererek yıl sonu itibariyle yüzde 2,2 olmuştur.

Profesör Asaf Savaş Akat’ın 2012 yılı ekonomisini değerlendirdiği yazısında belittiği üzere “yumuşak iniş” programı dahilinde döviz kurunun baskılanması adına faiz oranlarının arttırılmış olması GSYİH’nın yüzde 70’ini oluşturan özel kesim iç tüketimini (hanehalkı) durma seviyesine getirmiştir. Bunun üzerine sıkılan maliye politikasının etkisiyle yıl boyunca büyüme hızı azalmıştır. Neticede son çeyrek büyümesi AK Parti hükümetinin (2008 yılı hariç) en düşük son çeyrek büyümesi olarak yüzde 1,4 olmuştur.

Genel olarak, 2010-2011 yıllarındaki büyüme hızının kaynağına bakıldığında en büyük katkının iç tüketim olduğu bir ekonomik konjonktür görülmektedir. Yüksek iç tüketimin getirisi ile 2010 yılında yüzde 9,2 ve 2011 yılı verisindeki son TÜİK düzenlemesinden sonra yüzde 8,8’lik bir büyüme ardından ancak 2012’de Türkiye ekonomisiyüzde 2,2 büyüyebilmiştir.

Lakin, Türkiye ekonomisinin dinamosu olan iç talebin ilk çeyrekten başlayarak yıl sonuna kadar yavaşlayarak durma noktasına gelmiş olması büyümenin 2011 yılına göre düşük kalmasına sebep olmuştur. Bu durum ise Türkiye ekonomisinin önceki yıllarda üretim ve ihracat bazlı büyümediğini göstermektedir. Türkiye’nin 2010-2011 yıllarındaki büyüme trendini yakalaması için iç tüketim odaklı bir büyümeden ziyade daha farklı bir büyüme politikası izlemesi gerekmektedir.

Dış Ticaret, Kredi Notu ve İstihdam Verisi

Türkiye’nin ithalata yüksek bağımlı ve ihracatındaki düşük katma değerli ekonomik yapısı, problemli sayılan “cari açığı” oluşturmaktadır. Cari açığın en büyük kalemi olan net ticaret miktarı 2012 yılında iç tüketimin azalmasının getirdiği ithalat azalması ve rekor seviyede ihracatla birlikte son yılların en alt seviyesinde olmuştur.

2012 yılında ihracat hacmi, bir önceki yıla göre yüzde 13 artarak 152,5 milyar dolar seviyesine gelerek rekor kırmıştır. Buna karşılık ithalat miktarı geçen yıla göre yüzde 1,8 azalarak 236,5 milyar dolar seviyesine inmiştir. Dış ticaret dengesinin yanında hizmetler ve gelir dengeleri ile cari transferler kalemlerinin de eklenmesiyle ortaya çıkan “cari işlemler açığı” (cari açık) 48 milyar dolar seviyesine indirilerek ekonomideki bu kırılganlık azaltılmaya çalışılmıştır. Cari açık 50 milyar doların altında olmasına rağmen GSYİH’ya oranı yüzde 6’nın üzerinde kalmıştır. Bu durum ise TCMB başkanının belirttiği gibi “dengelenme yılı” olan 2012’de istenilen hedeflere tam olarak ulaşılamadığını göstermektedir.

Ayrıca Türkiye’nin kredi notu uluslararası faaliyet gösteren Fitch Ratings tarafından 18 yıl aradan sonra ilk kez yatırım yapılabilir seviye olan “BBB-” seviyesine yükseltilmiştir. Ancak, diğer önde gelen uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından Moody’s ve S&P herhangi bir not artışına veya durum iyileştirmesine gitmemiştir. Fakat bu kuruluşların Türkiye’ye dönük “çifte standart uygulamaları” yönünde kamuoyundaki hakim görüş dikkate alındığında not artışının veya durum iyileştirmesinin olmayışı bir olumsuzluk olarak değerlendirilmeyebilir.

Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme trendine sahip olabilmesi için gerekli olduğu düşünülen kişi başı ortalama tasarruf oranının ise yeterli olmadığı söylenmektedir. Gelişmekte olan ve örnek olarak gösterilen Güney Kore gibi ülkelerin tasarruf oranları ile Türkiye’nin ortalaması karşılaştırıldığında Türkiye’nin geride kaldığı görülmektedir. Dünya Bankası verilerine göre ortalama yüzde 14 olan Türkiye hanehalkı tasarruf oranının yüzde 30-35 düzeyinde olmasının gerekliliği söylenmektedir. Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti 2013 yılında başlattığı uygulama ile bireysel emeklilik tasarrufu yapan her kişiye yatırdığı miktarın yüzde 25’i oranında destek vererek teşvikte bulunmaktadır.

Yıllık ortalama istihdam oranı hemen her ay yüzde 10’un altında olmak üzere ortalama yüzde 9,19 seviyesinde olmuştur. Enflasyon yıl genelinde tek haneli seviyede seyretmiş ve ortalama yüzde 6,16 düzeyinde kalmıştır. Her iki veri de Türkiye’nin istihdam ve enflasyon konusunda Avrupa’daki ekonomilerden daha başarılı bir performans sergilediğinin göstergesi sayılabilir.

Kamu Finansmanı

2000-2001 yıllarındaki krizlerden sonra devreye sokulan ve halen sıkı bir şekilde devam eden maliye politikaları sayesinde, Türkiye’nin borç stoğu geride kalan yıllarda azalmıştır. Sıkı mali politikaların devamının sağlanması beklenmekte ve bunun izdüşümü 2013 – 2015 OVP’deki mali hedeflerde görülebilmektedir. Bunun bir sonucu olarak Türkiye borç stoğu, birçok ekonomik açıdan benzer ülkeye göre oldukça düşük bir seviyede seyretmektedir. Türkiye ekonomisi 2012 yılında da en başarılı ekonomik performansı kamu maliyesi alanında gerçekleştirmiştir.

Yıllara göre azalan borç stoğunun içeriği ve oranları ise değişim göstermekte, kamu ve özel sektörün borç oranları farklılık arz etmektedir. 2000’li yılların başında kamu borçlarının ağırlıklı olduğu borç stoğu son yıllarda değişim göstererek daha çok özel sektörün ve hanehalkının üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Özel sektörün ve hanehalkının borç stok oranlarının artmakta olması bir kırılganlık ve sıkıntı arz ediyor olması, Türkiye’de borç yükünün kamu sektörünün üzerinden özel sektöre kaydığının bir göstergesidir. Devletin özel sektörün ve hanehalkının borç hadlerini kontrol etmesi ve kırılgan seviyelere gelmesini önlemesi gerekmektedir. Bir kriz durumunda batan ve zorda kalan özel sektörü yine kurtaracak olan devlet olacaktır. Bu bağlamda mali politikaların dengeli götürülmesinin gerekliliğinin yanı sıra yurt içi tasarruf hadlerini yükseltmeye yönelik uygulamalar finansal istikrarın desteklenmesine de katkı sağlayacaktır. Devletin bireysel emeklilik fonlarına verdiği destek ise bunun bir sonucu sayılmaktadır.

Diğer yandan, Türkiye ekonomisinde AB tanımlı genel yönetim borç stoğunun GSYH içindeki payı ise sıkı mali disiplin neticesinde 2001 yılından 2008 yılına kadar kademeli azalışını sürdürmüştür. 2009 yılında küresel krizin bir yansıması olarak artan bu oran, 2010 yılından beri düşüşe geçmiş ve 2012 yılında kriz öncesi seviyesine gelerek yüzde 36,9 seviyesine düşmüştür.

Sonuç

Gerek ilgili bakanlıkların gerekse T.C. Merkez Bankası’nın politikaları ve açıklamaları sonucunda, “yumuşak iniş” olarak adlandırılan yüksek hızda büyüyen ekonomiyi soğutma politikalarının yüksek cari açık ve döviz dalgalanmalarını bastırdığını görmekteyiz. Her ne kadar büyümeden feda edilerek yapılmak istenen “yumuşak inişin” istenilen düzeyde olmadığını ve sorunların kalıcı çözümlerine yönelik adımlar olmadığını görmekteyiz.

Geçici çözümler yerine sistemdeki sıkıntıları çözmek adına, gelişen bir ekonomi olan Türkiye’nin iç tüketimden ziyade üretim odaklı ve ihracat bazlı bir ekonomiye kayması gerekmektedir. Ayrıca Türkiye’nin ihracatının ara mal yerine yüksek katma değerli ürünlerin ağırlıklı olduğu; dünya çapında bilinen ürünler ve markalar ihracına ihtiyacı bulunmaktadır.

Sıkı mali politikaları destekleyici yeni bir vergi ve gümrük gibi kanunlara olan gereksinimin son yıllarda hissedilmesi de ekonominin önündeki fiziksel bariyerlerden bazıları sayılabilmektedir. Üretimin yanında hukuken ve kanunen engellerin kaldırılması ve teşviklerin verilmesi de gerekmektedir. Gerekli adımların atılması halinde Türkiye’nin 15-20 yıl sonra bölgesel olduğu kadar ekonomi gücüyle de küresel bir ekonomik aktör olma yoluna girmesi; bu ekonomi gücüyle çeşitli platformlarda etkinliğini arttırmasının yolunu gözlemesinin önünde engelleri kaldırabilir.

Reklamlar

Etiketlendi:, , , , ,

One thought on “ARAŞTIRMA DOSYASI : Türkiye’nin 2012 Ekonomik Performansı Üzerine Bir Değerlendirme

  1. Yaşar Norman Mayıs 7, 2013, 6:40 am Reply

    Reblogged this on yasarnorman.

Bir Yanıt Bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: