Vali Mutlu’nun dilinin altındaki örgüt : İlluminati

1 Mayıs’ın ardından bir “marjinal grup” tartışması aldı yürüdü. Bilindiği üzere İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu 1 Mayıs’ta İstanbul’da yaşananların sorumlusu olarak “marjinal grupları” göstermiş, hatta bir marjinal grup üyesinin kendi attığı taş ile kendini yaralayarak provokasyon yaptığını bile iddia etmişti. Mutlu’nun iddiaları ilk başta kulağa tuhaf gelse de kesinlikle bir tarihsel kökene sahip. Nitekim Mutlu’dan seneler önce ünlü komplo teorisyenlerinden Nesta Helen Webster da 1 Mayıs’ın “marjinal grup” olarak nitelediği İlluminati’nin bir tezgâhı olduğunu öne sürmüştü.

Aynı zamanda Britanya Faşistler Birliği’nin (British Union of Fascists) mümtaz bir üyesi olan Webter’e göre “bütün kötülüklerin kaynağı” olan İlluminati her sene kuruluş günü olan 1 Mayıs vesilesiyle ortalığı karıştırmakta ve sinsi planlarını uygulamaktaydı. Kısacası Vali Mutlu 1 Mayıs ile “marjinal gruplar” arasında ilişki kuran ilk insan değil. Ama isterseniz 1 Mayıs ve “marjinal gruplar” arasındaki ilişkinin tarihçesini daha iyi anlamak için öncelikle İlluminati ile Nesta H. Webster’dan biraz bahsedelim.

Komplo teorisyenlerinin favori örgütlerinden İlluminati 1776 yılında Bavyera’da Adam Weishaupt tarafından kurulmuştu. Ama kuruluş gününün 1 Mayıs olduğuna dair bir bilgi yok. Bu “bilgi”nin gericiliği antikomünizmle harmanlamak isteyen komplo teorisyenleri tarafından sonradan keşfedildiği tahmin ediliyor. Aslında komplo teorisyenlerinin İlluminati’nin kuruluş tarihiyle ilgili tek iddiaları bu değil.

Onlara göre ABD dolarının üzerindeki 1776 rakamları da İlluminati’nin kuruluş tarihine gönderme yapıyor. Oysa gerçek tabii ki böyle değil. Doların üzerindeki rakamlar aslında Amerikan Devrimi’nin yapıldığı 1776 yılını simgeliyor ama komplo teorisyenleri bu “ufak” ayrıntıdan bahsetmeyi pek sevmiyorlar.

İlluminati’yi dört arkadaşıyla kuran Weishaupt o yıllarda Cizvitler tarafından yönetilen Ingolstadt Üniversitesi’nde görev yapıyordu. Söz konusu dönemde Bavyera Katoliklik açısından çok önemli bir bölgeydi. Katolik Kilisesi burayı Protestan Avrupa’yı yeniden fethetmek için bir üs olarak kullanmaya kararlıydı. Ama bu kararlılık, başta Cizvitler olmak üzere bölgedeki bütün Katolik unsurlara karşı büyük bir tepkiye yol açmıştı. Weishaupt’u ve İlluminati’yi ortaya çıkartan düşünsel iklim bu tepkinin sonucunda oluştu.

Peki, İlluminati nasıl bir örgüttü? Öncelikle Aydınlanma’nın değerlerini savunuyor, monarşilere tavır alıyordu. Bir dönem mason da olan Weishaupt Aydınlanma idealleri uğruna mücadele etmek için mason localarının yeterli olmadığı kanısındaydı. Bu yüzden daha politik bir örgütün gerekli olduğuna inanıyordu. Politik ufku Aydınlanmacı despotizmleri desteklemekle sınırlı İlluminati biraz da bu ihtiyaç yüzünden ortaya çıkmıştı. İlluminati’nin toplantılarında Rousseau, D’Holbach gibi Aydınlanmacı düşünürlerin eserlerinin okunması ve tartışılması, örgütün siyasete bakışını da göstermektedir. Sanılanın aksine bir devrim fikrine sıcak bakmayan İlluminati reformlar yoluyla sistemi düzeltmeyi ve Aydınlanma ideallerini yerleştirmeyi hedefliyordu.

İkinci yılının sonunda ancak 12 üyeye ulaşabilen İlluminati’nin örgütlenmesi özellikle Freiherr Adolf von Knigge’nin katılımıyla büyük bir ivme kazandı. Knigge masonlar içinde çalışarak güç toplamayı savunuyordu. Wilhemsbad Konvanı’nda masonluğun ezoterik yorumlarına karşı eleştirilerin artması İlluminati’nin güçlenmesinin önünü açmıştı. Knigge’nin faaliyetleri bu dönemde çok etkili oldu ve İlluminati gerçekten de güç kazanmaya başladı. Ama bütün bu çabalara rağmen İlluminati en güçlü döneminde bile en fazla 2500 kişilik bir örgüttü. Goethe gibi hatırı sayılı üyeleri olmasına rağmen hiçbir zaman belirleyici olamadı. Zaten bir süre sonra Knigge ve Weishaupt arasında ciddi fikir ayrılıkları oluşacaktı. Söz konusu ayrılıklar yüzünden Knigge’nin İlluminati’den ayrılmasıyla örgüt giderek daha da zayıfladı.

Komplo teorisyenlerinin iki yüzyıldır yeryüzündeki bütün komploların müsebbibi olarak gösterdikleri İlluminati’nin örgütsel yaşamı sadece ve sadece on yılla sınırlıydı. 1785 yılında Bavyera’da açılan soruşturmalar sonrasında örgüt darmadağın olmuş ve Adam Weishaupt yaşadığı şehirden kaçmak zorunda kalmıştı. Weishaupt 1799 yılında adli makamlara yazdığı bir mektupta artık İlluminati ile hiçbir ilgisinin kalmadığını, gerekirse bu durumu mahkeme önünde de tasdik edebileceğini söyleyecek duruma düşmüştü. Zaten bir süre sonra da öldü. Kısacası on yıllık bir örgütsel yaşamın ardından İlluminati ortadan kayboldu ve sadece komplo teorisyenlerinin hayal dünyasında yaşamaya devam etti.

DÜNYANIN EN ŞEFFAF “GİZLİ ÖRGÜTÜ”

Burada akla gizli bir örgüt olan İlluminati hakkında bu kadar çok ayrıntının nasıl bilindiği sorusu gelebilir. Hemen açıklayalım. Örgütün başta Weishaupt ve Knigge olmak üzere bütün yöneticilerinin birbirine yazdığı mektuplardan ve Weishaupt’un yazılarından oluşan arşivine 1785 yılında yapılan soruşturmalarda el konulmuştu. Günümüzde isteyen araştırmacıların rahatlıkla ulaşabildiği bu arşiv ayrıca yayımlanmıştır. (1)

Bu arşivden anlaşıldığı üzere Weishaupt’a göre İlluminati Aydınlanma’nın ideallerini gerçekleştirmek, yeryüzündeki despotlukları ortadan kaldırmak, eşitliği ve özgürlüğü sağlamak ve insanlık tarihini doğayla uyumlu olarak insanın mükemmelleşmesinin tarihi haline getirmek için en önemli araçtı. Zaten onu diğer Aydınlanmacılardan farklı kılan da sürekli olarak örgüte vurgu yapmasıydı. Onun tarih felsefesi, örgütün varlığını meşrulaştırmaya yönelikti. Weishaupt, herkesi köleleştiren hükümdarlıkları yıkmak ve insanları özgürleştirmekle görevli gizli örgütlerin gelmekte olan akıl çağının doğumuna yardım ettiğini öne sürüyordu.

Yine arşive göre İlluminati’ye üye olan, hemen bir kod adı alıyordu. Örgüt içi yazışmalarda kullanılan şifrelerin ve kod adlarının hepsi günümüzde bilinmektedir. Örneğin Weishaupt’un kod adı “Spartaküs” idi. Örgüt içi yazışmalarda Münih Atina, Ingolstadt Efes, Viyana Roma olarak geçiyordu. Ayrıca örgüt kendi iç yazışmalarında farklı bir takvim sistemi kullanıyordu. Sasani Kralı III. Yezdigerd’in 630 yılında tahta çıkışını başlangıç kabul eden bu takvim sistemi 21 Mart’tan başlıyordu. Buna göre örneğin 1148 yılı 21 Mart 1778 ile 20 Mart 1779 arasındaki dönemi temsil ediyordu.

Bütün bu anlatılanlardan da anlaşılacağı üzere günümüzde İlluminati hakkında birçok şey bilinmektedir ve bunlar arasında örgütün dünya çapında bir komplo düzenlediğine dair hiçbir veri yoktur. Ama komplo teorisyenleri, bu durumu da sessizlikle geçiştirmeyi ve söz konusu evraklarda iddialarını doğrulayacak herhangi bir verinin olmamasını, örgütün karanlık emelleriyle, gücüyle ve gizliliğiyle açıklamayı tercih etmektedirler. Kanıtın olmaması, onlara göre karşı karşıya olunan komplonun vehametini göstermektedir.

Bu noktada akla bütün güçsüzlüğüne rağmen İlluminati’nin neden komplo teorisyenlerinin ve o dönemdeki gericiliğin baş hedefi olduğu sorusu gelebilir. İlluminati’yi Aydınlanma karşıtları açısından en tehlikeli örgüt yapan onun, diğer Aydınlanma’yı savunan örgütlenmelerden farklı olarak, iktidarı hedeflemesi olmuştu. İlluminati hakkında geçmişte başlayan ve günümüzde de hâlâ devam eden kampanyanın ana hedefi budur. İlluminati’ye karşı o kadar büyük bir tepki doğmuştu ki, örgütün ortadan kalkması bile, söz konusu tepkiyi dindirmeye yetmemişti.

İLLUMİNATİ HAKKINDAKİ KOMPLO TEORİLERİ

İlluminati hakkında ilk komplo iddiaları bir yanlış anlamanın üzerine şekillenmişti. 1788 yılında Marquis de Luchet tarafından yazılan Essai sur la secte des Illuminés başlıklı broşürde “Aydınlanmışlar” isimli dünyayı karıştırmayı hedefleyen bir örgütten bahsedilmişti. Zaman içerisinde burada bahsedilen “Aydınlanmışlar”ın aslında İlluminati olduğu inanışı yayıldı. Oysa burada kastedilen masonluk içerisindeki gizemci eğilimlerdi.

Daha sonra devreye asıl ismi Guiseppe Balsamo olan Cagliastro girdi. Çağdaşları, kendi kendine kont ünvanını veren Cagliastro’nun bir şarlatan olduğunu çok iyi biliyorlardı. Bu yüzden Fransız Devrimi’ni İlluminati’nin yaptığını öne süren Cagliastro’yu komplo teorisyenleri dışında ciddiye alan olmadı.

İlluminati hakkındaki komplo iddiaları eski bir Cizvit papazı olan Augustin Barruel’in 1797 yılında yazdığı Mémoires pour servir a l’histoire de jacobinisme (Jakobenizmin Tarihinini Anlamaya Hizmet Edecek Anılar)isimli kitapta tekrarlandı. Aynı tarihte İngiltere Edinburgh’da John Robison Proofs of a conspiracy against all the Religions and Governments of Europa, carried on in secret meetings of free Masons Illuminati and reading Societies, collected from Good Authorities (Güvenilir kaynaklardan derlenmiş, Mason, İlluminati ve Okuma Gruplarının gizli toplantıları aracılığıyla bütün dinlere ve Avrupa devletlerine karşı komplolarının kesin kanıtları) başlıklı bir başka kitap yazdı. Kitap John Robison tarafından kaleme alınmıştı. (2) Robison, Fransız Devrimi’nin önde gelen isimlerinden Mirabeau’nun, İlluminati’nin fikirlerini Fransa’ya getiren kişi olduğunu iddia ediyordu. Robison’un İlluminati’nin Atlantik üzerinden Amerika’ya ulaştığı iddiaları, ABD’de de büyük yankı uyandırmıştı.

Robison’un bu kitabı yukarıda da bahsettiğimiz Nesta H. Webster’in hayal ve fikir dünyasının şekillenmesinde de çok etkili olmuştu. Webster’ın ruh halini anlamak için 1910 yılında İsviçre’ye yaptığı geziden bahsetmek gerekmektedir. Webster bu gezi esnasında aniden önceki yaşamında bir Fransız kontesi olduğuna ve Jakobenler tarafından idam edildiğine karar vermişti. Webster bu geziden sonra hep monarşiyi savunacak ve her türlü devrim fikrine karşı çıkacaktı. Webster’a göre Yahudilerden masonlara, Alamut İsmailiyesi’nden Jakobenlere, Dürzîlerden Tapınak Şövalyelerine kadar uzanan geniş bir şer cephesi mevcuttu. İlluminati tarafından yönetilen bu cephenin en önemli unsuruysa komünistlerdi.

Hayatı boyunca Hitler hayranlığını saklamaya hiç gerek duymayan Webster’a göre Ekim Devrimi İluminati’nin, 1908 Jön Türk Devrimi’yse Yahudilerin ve masonların işiydi. Webster şer cephesinin çekirdek kadrosunu oluşturan İlluminati ile komünistler arasında doğrudan bir ilişki olduğuna inanıyordu. Webster’a göre bu ilişkinin en somut kanıtı Weishaupt’un kod adı “Spartaküs” idi. Bu ismin yine Yahudi olan Rosa Lüksemburg ve Karl Liebknecht tarafından kurulan Spartakist hareketin isim babası olduğuna inanıyordu. Webster devamla İlluminati’nin kuruluş tarihi olduğunu öne sürdüğü 1 Mayıs’ın komünistler tarafından işçi sınıfının birlik ve mücadele günü seçilmesinin tesadüf olmadığı kanısındaydı. bu hastalıklı zihniyete göre her 1 Mayıs’ta bir marjinal grup olan İlluminati işçileri kışkırtarak olaylar çıkartıyor ve dünya egemenliği hedefine bir adım daha yaklaşıyordu.

Gelelim son 1 Mayıs’ta Türkiye’de yaşananlara… Webster’ın bu türden iddialarının o dönemde de devlet bürokrasileri tarafından pek sevildiği biliniyor. Örneğin Winston Churchill 1920 yılında yazdığı bir makalede Webster’a iltifat ediyor ve Ekim Devrimi hakkında benzer fikirleri ifade ediyordu. (3) Vali Mutlu’nun son açıklamalarını okuduktan sonra Webster’ın fikirlerinin ve türevlerinin aradan geçen 90 küsur yıla rağmen devlet yöneticileri açısından hâlâ güncelliğini koruduğunu söylemek mümkün görünüyor. Bu yüzden söz konusu açıklamalara şaşırmamak ve bir tür bürokratik gelenek olarak kabul etmek gerekiyor.

Haluk Hepkon

(“Jön Türkler ve Komplo Teorileri” kitabının yazarı)

Odatv.com

(1) Reinhard Markner, Monika Neugebauer-Wölk, Hermann Schüttler, Die Korrespondenz des Illuminatenordens, Band 1: 1776-1781, Max Niemeyer Verlag, Tübingen, 2005.

(2) Helmut Reinalter, “Die Verschwörungstheorie”, Handbuch der freimaurerischen Grundbegriffe, der. Helmut Reinalter, Studien Verlag, 2002, s. 162.

(3) Makale için bkz. http://library.flawlesslogic.com/ish.htm

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Yanıt Bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: