BARIŞ YARKADAŞ : Milli Merkez ve Fethullah Gülen’in sohbeti

2012 yılının ilk günlerinde "Fethullah Gülen Hareketi ile AKP arasında büyük gerilim yaşanıyor” diye yazdığımda, Başbakan Erdoğan’ın gayri resmi sözcüsü Akif Beki, beni yalanlama gayretine girişmişti. Beki, "AK Parti’yi CHP ile karıştırma, burada sorun yaşanmaz” demişti. Beki, bu sözleri hem Radikal‘deki köşesinde, hem de AKP’nin yayın organlarından olan Kanal 24‘te dile getirmişti.

O günden bugüne neler yaşandığını, AKP ile Fethullah Gülen Hareketi arasındaki gerilimi hep birlikte gördük. Her iki kesim de iktidar kavgasını tüm hızıyla sürdürüyor. AKP, gücü yettiği oranda Gülen’e yakın isimleri bürokrasiden tasfiye ediyor; Gülen Hareketi ise hem konumunu korumaya hem de yeni mevziler kazanmaya çalışıyor.

Gerilimin ve bilek güreşinin sürdüğü ise hareketin ABD’de yaşayan lideri Fethullah Gülen’in sözlerinden bir kez daha anlaşılıyor.

Gülen, geride bıraktığımız günlerde Türkiye’den davet ettiği dokuz gazeteciyle sohbet ederken, Recep Tayyip Erdoğan‘a ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor. Aralarında, Mehmet Altan, Amberin Zaman, Mahmut Övür ve Ekrem Dumanlı‘nın da olduğu gazeteciler, Gülen’in evindeki sohbette, Türkiye’ye ilişkin çeşitli sorular yöneltiyor. Gülen, bir gazetecinin "Erdoğan’ın çıkışlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna "Güç zehirlenmesi yaşıyor” cevabını veriyor.

AİLE İÇİ SOHBETMİŞ!

Bu sözlerin kamuoyuna yansıyacak olmasından rahatsızlık duyan Zaman Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, "Hocamın bu sözleri off the record olarak kalmalıdır” diyor. Sabah Yazarı Mahmut Övür bunun üzerine, "Tabii ki; biz burada aile içi sohbetteyiz zaten” yanıtını veriyor. Böylece, Gülen’in Erdoğan’a ilişkin gerçek düşüncesi kamuoyundan saklanıyor.

Gülen Hareketi’nin Balkanlara ilişkin yapacağı atılımın anlatılması için ABD’ye davet edilen gazetecilerin yaklaşık iki saat süren sohbetinden dışarıya yansıyan bu cümle, AKP ile "Hizmet” arasındaki gerilimin bitmediğini gösteriyor. ”Hizmet”in sağlam bir alternatif bulduğu taktirde, AKP ile bağlarını koparacağı da biliniyor.

İşte böyle bir ortamda; yani AKP’nin en önemli ittifaklarından biri olan Gülen Hareketi’nin dahi iktidar partisine alternatif aradığı bir dönemde, aslında muhalefet partilerinin şansı da artıyor. CHP, doğru bir strateji ve politikayla yerel seçime hazırlandığı taktirde, AKP için sonun başlangıcı yakın görünüyor.

Kuşkusuz; bunun olması için, CHP’nin tüm toplumsal muhalefeti çatısı altında toplayabilmesi ve ”çekim merkezi” olması şart… İrili – ufaklı muhalif grupların da bu dönem CHP’ye destek vermesinin şart olduğunu söylemek gerekiyor.

MİLLİ MERKEZ NEREYE?

Kuşkusuz bu muhalif gruplardan biri de Başbakan Erdoğan’ın son dönemlerde diline doladığı Milli Merkez

Bir siyaset mühendisliği başarısı olan Erdoğan ve partisi AKP, son dönemlerde Milli Merkez‘i sürekli gündeme getiriyor. Erdoğan, İşçi Partisi’nin görüşlerine yakınlığıyla bilinen Milli Merkez’i sık sık eleştirerek ve gündemde tutarak bu oluşumun bir an önce partileşmesini sağlamaya çalışıyor.

Zira; Erdoğan biliyor ki; yerel seçimlerde belediyeler istisnai durumlar dışında 100 – 150 oy farkla kazanılıyor. Bu yüzden, Milli Merkez’in partileşmesi ve CHP’nin oylarından tırtıklayacak olması, AKP’nin kaybedeceği bazı belediyeleri elinde tutmasını sağlayacaktır. Bu da AKP’nin 2014‘teki Cumhurbaşkanlığı/Başkanlık seçimlerine psikolojik üstünlükle girmesine yol açacaktır. Bu durum, 2015‘teki genel seçimleri de etkileyecektir.

2009’DA ACISINI YAŞADIK

Unutulmasın ki; 2009 yerel seçimlerinde, bugün Milli Merkez’e yükletilmek istenen misyon DSP eliyle gerçekleştirildi. DSP’nin başta Tuzla ve Çekmeköy olmak üzere, Beykoz ile Beylikdüzü’ndeki adayları CHP’nin seçimi 100 – 150 oyla kaybetmesine yol açtı. Cemil Ekşi Tuzla’yı 230, Hüseyin Sipahi ise Çekmeköy’ü 130 oyla kaybetti. DSP adayları ise 1000’e yakın oy aldı. Böylece, Tuzla ve Çekmeköy gibi iki ilçe, DSP adayları yüzünden AKP’ye kaptırıldı.

Keza, aynı sorun milletvekilliği genel seçimlerinde de yaşandı. ”Ulusalcı” adaylar, seçimlere bağımsız girerek CHP’nin Türkiye genelinde beş milletvekili daha az çıkarmasına yol açtı. Bugün eğer ”Yeni Anayasa” TBMM’den geçerse, CHP’ye kaybettirilen beş milletvekilliğinin önemi daha iyi anlaşılacaktır.

Milli Merkez oluşumu içinde yer alan birçok dostumuz, Tayyip Erdoğan’ın ikide bir bu hareketi gündeme getirmesinden hayli memnun görünüyor! AKP’nin bu hareketten korktuğu ve paniklediğini söylüyor.

Ben böyle düşünmüyorum:

Tayyip Erdoğan, CHP’nin oylarından ”tırtıklayacağı”nı düşündüğü Milli Merkez‘in bir an önce partileşmesi ve seçimlere girmesini istiyor. İstiyor ki; Milli Merkez adı verilen oluşum, CHP’ye birçok bölgede, 100 – 150 oy farkla seçimleri kaybettirsin!

Milli Merkez’de yer alan ve değişik siyasi partilere mensup birçok siyasetçi bu tuzağın farkında mı bilmiyorum… Bildiğim birşey var ki; o da Milli Merkez içinde partileşme tartışmalarının tüm hızıyla sürdüğü…

NEYİ TARTIŞIYORLAR?

Milli Merkez içinde yer alan bazı siyasetçiler, "Bir an önce partileşelim ve yerel seçimlere katılalım” görüşünü savunuyor. Bazı siyasetçiler ise "Genel seçimlerde ortaya çıkalım ve CHP’ye okkalı bir ders verelim” diyor. Bu görüşü savunanlara göre, "Milli Merkez yüzde ona yakın bir oy alarak, Atatürk’ün gerçek partisi olduğunu gösterecek”miş…

Siyaset kulislerinde konuşulanlara göre, Milli Merkez partileştiği taktirde başına Baro Başkanı Ümit Kocasakal ya da Hüsamettin Cindoruk getirilecek… İbrenin, Kocakasakal‘dan yana olduğu görülüyor… Genel Sekreterliğe ise Aydınlık Yayın Yönetmeni İlker Yücel düşünülüyor… Bunlar, Milli Merkez toplantılarına katılanlardan edindiğim bilgiler…

Umarım, Milli Merkez’deki dostlarımız, Erdoğan’ın ikide bir kendilerini gündeme getirmesine kanıp CHP’nin tabanından oy alma hesabıyla yola çıkmaz… Milli Merkez, eğer partileşmek ve iktidar olmak istiyorsa, yöneleceği adres CHP tabanı değil, iktidardan kopmaya başlayan AKP’lilerin bir bölümüdür… AKP’den kopan kesimler muhalefetin destekçisi haline getirilmediği sürece, atılan her adım AKP’nin ömrünü uzatır…

Bu yüzden, Milli Merkez adlı oluşumun şapkayı önüne koyup düşünmesinde fayda var… Ya parti kurup yüzde bire yakın oy alarak CHP’nin birçok belediyeyi kaybetmesine yol açacaklar, ya da yerel seçimlerde CHP’ye destek olma kararı alıp AKP’nin iktidardan uzaklaştırılmasına katkı sağlayacaklar…

Bu bağlamda, CHP’ye alternatif olarak tasarlanan oluşumun içinde yer alan CHP’li milletvekillerinin de bir tercihte bulunması gerekiyor…

NOT: Birçok okurum, yolladıkları mailde, "Önder Sav da mı Milli Merkez oluşum içinde yer alıyor?” sorusunu yöneltmiş. Sav’a yakın birçok isimle konuştum. Önder Sav’ın Milli Merkez oluşumuna sıcak bakmadığını, harekete katılan arkadaşlarının ise bağımsız davrandığını söylediler. Aynı kaynaklar, Sav’ın ”Ana çatı her zaman CHP olmalıdır” dediğini de eklediler.

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: