ARAŞTIRMA DOSYASI : Barış Yanlış Adreste Aranıyor

İbrahim ÇEVİK
Daire Başkanı /// Etnik Çatışmalar

Zehri ağır ağır veriyorlar. Kürtçü, yerli ve yabancı işbirlikçilerinin dillerinde giderek yaygınlaşan biri Kürt diğeri Türk olan ayrıştırma öne çıkıyor. Onların zihinlerinin karanlıklarından çıkarıp sözlü olarak açığa koydukları planlarında terör sorununun çözümü giderek ayrıştırılan taraflardan Türklere havale edilme arsızlığına dönüşüyor. Sanki terörü yaratan, Kürdü kaynaştığı toplumun içinden söküp alan, ırkçı, etnik bir grup olarak bölen, Kürdün de Türkün de kanını döken Kürtçüler ve işbirlikçileri değil!

Memleketin batısında yaşayanların nerdeyse tümü Kürtlüğü sadece komşusundan bir de askerlik anılarından ibaret olarak bilirdi. Tanıdığı Kürtle ilişkisinin içeriğine göre hüküm verirdi. Ona göre bütün Kürtler tanıdığı gibiydi… İlişkisi iyiyse iyiydiler, kötüyse kötüydüler. Hepsi bu kadardı. Bunun dışında Kürtlüğe illa bir husumet arayanlar, devletin başında oturan ve Kürt ağasıyla, seyidiyle, miriyle iyi geçinenlerin yarattıkları işbirlikçiliğe dikkat kesilmelidirler. Bugün ise geçmiştekine ilaveten terörden nemalananlara bakmalılar. Göreceklerdir ki Türklerin kendi aleyhlerine işleyen sistemden bile haberleri yokken, bir de Kürdün asimile politikalarını desteklesinler. Bu nedenle eğer asimilecilikle, baskıcılıkla suçlanacak birileri varsa Kürtler önce kendi ileri gelenlerini sorgulayarak işe başlamalıdırlar.

Türkün Kürtle ilişkisi bu kadar basit ve olsa olsa bireyselliğe dayalı olarak yürürken, Kürde Türk husumetini aşılayanlar işte bu işbirlikçi Kürt seçkinleridir. O günlerde solun en diri Amerikan karşıtı hareketi olan Türkiye İşçi Partisi’ni (TİP) bölenler ve süslü laflarla milli demokratik devrim derken Amerikan hizmetkârı örgütlerin ortaya çıkmasını sağlayanlar bu seçkinlerdir. Bugünkü zehri saçanlar o Kürtçüler ve el ele verdikleri solcular ile sözde sağda duran ama iktidar hastası gündelikçi politikacılardır.

Altı yüz yıldan beri hiç bitmeyen isyana rağmen Türk, engin hoşgörüsüyle Kürde hiçbir zaman husumetle bakmadı. Ama işbirlikçiler sade Kürdü bunca sene Türke karşı kışkırttı. Sinsi PKK’nın ilk dayanağı “Apoculuk”la Kürdün sözde yerde olan onurunu layık olduğu yere çıkarmak iddiası oldu. Daha ilk gün iki cephe yarattı. Sonra enternasyonalizmin ihanet şemsiyesinin altına girdi. Enternasyonalistti ama Partiya Karkeren Kurdistan adıyla Kürt ırkçılığı yapması çelişkili değildi. Ayakta kalmasını iki temel nokta üzerine oturttu; birincisi terör ikincisi Kürt ırkçılığıyla sade Kürdü zehirlemekti. Tıpkı geçmiş örneklerinde olduğu gibi arkasına o malum işbirliği şebekesini alıp bugünlere barışın iki tarafından en çok heveslisi olma ikiyüzlülüğü maskesini takındı.

Maskelerin arkasında sırıtan gerçekler son derece aydınlık. Barışı, kardeşliği isteyenler Rus haritalarından alıntı yaparak Sivas’a “Sêwaz”, Doğubeyazit’e “Bazîd” demekte inat etmezler. Kürtçülerin ve yerli, yabancı işbirlikçilerin yarattıkları terör sorununun tek nedeni Türklerin, Kürtleri haklarından mahrum bırakmaları olarak gösteriliyor. Kısaca terörün sorumlusu Türkler deniliyor. Kastamonu’nun, hatta Akdeniz’in Rivierası Antalya’nın ilçesi Korkuteli’nin köylerinin halklarının yaşadıkları sorunların aynısını terör bölgesinin köylerinde etnik ayırımcılık olarak ele alıyorlar. Ülkenin geçmişinde yaşanmış olan soygun-talan düzeninin yarattığı topyekun etkiyi bırakıp, sadece Kürt tarafını görüyorlar. Bunda bile ayırımcılık hastalığından kurtulamıyorlar.

Memleketin her bölgesi doğunun, güneydoğunun işadamlarıyla kaynıyor. Özellikle turizm, inşaat ve hizmet sektöründe tekelleşmiş durumdalar. Bu duruma karşı o bölgelerde yaşayan yerli halkın ayrılıkçılığa varan bir tepkisi bulunmuyor. Hatta PKK’nın hainliğinden önce o işadamlarının Kürtlüğünü veya geldiği bölgeyi aklına getiren bile yoktu.

Asıl amaç siyasi yatırım bile olsa doğunun, güneydoğunun gelişmesi kalkınması için yapılan yatırımları yerle bir edenlerin bugünkü etnik ayırımcılar olduğunu bilmeyen var mı? Yarattıkları terör ve şiddet dünyasına değil Türk, Kürt işadamı, işçisi bile girmiyorsa ve huzurun güvenin peşinden uzağa kaçıyorsa suçlu da sorumlu da kendileridir. Bugün hâlâ bölgenin yabancısı olan bir memura bile “sen yabancısın” diyerek görev sorumluluklarını yerine getirmesinde bile ayrımcılık, bölücülük yapılıyor. Kışkırtmalarının sonucunda şehrine, kasabasına uygarlığı taşıyan devletin memurunu sömürgeciliğin temsilcisiymiş gibi gösterdiler. Zihinlerini bulandırdıkları zavallı sade Kürt esnafı ticaretin gerçeklerini şimdilerde gördüğü için kasabasında görev yapan “yabancıları” alış verişi kendilerinden yapmaya davet ediyor. Oysa iki üç yıl öncesine kadar rafta duran ekmeğe rağmen satış yapmayanlar kendileriydi.

“Barış”ın olmadığı yerler buralardır. Diğerlerinin buna ikna edilmeye ihtiyacı yoktur. Oralar hep sakin ve kendi işinde gücündeydi. Ülkeyi karış karış gezmeye gerek yoktur; bunu yapmak yerine “barış”ı gidip husumetten “barış “çıkarma sinsiliği içerisinde olanlara anlatmaları çok daha yararlı olacaktır.

Bugün sade Kürdün elinde kullanabileceği son şansı kaldı. Bundan öncekileri I. Dünya Savaşı’nda, 1960’larda heba etti. O günlerde ellerinde cetvelle sınır çizenlerin neden kendileri için de bir çerçeve yapıp içerisine Kürtleri yerleştirmediklerini artık anlamalılar. Artık onun bunun gündelikçi politikacılarının ve küresel güçlerin çıkarları için bir araç olmaya son vermek zorundalar.

Dün PKK’nın şerrinden korunmak için haklı olarak sessizliği tercih etmiş olmalarını kabul edelim. Ama bugün mademki “barış” geldi, dört aydır analar ağlamadı, öyleyse şimdi bu kardeşliğin bir başka şekilde zehirlenmesine izin vermemek zorundalar.

"Bugün Türkiye’de yönetime muhalif Kürt dergileri, Kürt gazeteleri var. Bizim Bağdat’ta Saddam’a muhalif tek bir kitap basmamız dahi mümkün değil. Bizde hiç bir zaman legal mücadele verme koşulları olmadı." Bu sözler Bölgesel Kürt Yönetiminin Başkanı olan Mesud BARZANİ’ye ait. (1) PKK’nın “Kürt demokratik hakları” için yakıp yıktığı günlerde söylenmiş olmasını da ayrıca önemseyelim. BARZANİ’nin her sözünü kulağına küpe yapanlar bunu da unutmamalılar.

Dünün kışkırtanlarından bugünün “barış “ çığırtkanlarından fırsat bulup hayatını biraz olsun güzelleştirebileceğini zanneden sade vatandaşlar hayal dünyasında yaşamaktadırlar.

(1) Nokta 20-26 Haziran 1993 “Barzani’den Kürt Aydınlarına Mini Konferans Yıkmayın Yapın!”

Etiketlendi:, , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: