Günlük arşivler: Şubat 7, 2014

AK PARTİ DOSYASI : Hükümet nasıl ters köşe yaptı ?

Yalçın Akdoğan bugünkü yazısında Hükümet’in son dönem icraatlerini analiz etti ve plan kuranları nasıl ters köşeye yatırdığını anlattı…

Son gelişmeler AK Parti’yi yanlış okuyanların yine yanılmasına sebep olduğu gibi, AK Parti’yi farklı konuma oturtmaya çalışanları da boşa düşürdü. Müzmin AK Parti muhaliflerine ve AK Parti’yi dünyaya’otoriter, baskıcı, diktatör’ göstermeye çalışanlara göre 17 Aralık olaylarından sonra hükümet içe kapanacak, dış politikada farklı bir eksene kayacak, anti-demokratik paketlerle dayatmacı düzenlemelere gidecekti. Ama öyle olmadı.

Başbakan Erdoğan önce Brüksel’e giderek AB ile ilişkileri yeniden canlandırdı. Ardından Almanya ziyareti geldi. Cumhurbaşkanı’nın İtalya programı, Romanya Cumhurbaşkanı’nın Türkiye ziyareti, ardından İspanyol Başbakanı’nın gelecek olması AB ile ilişkileri konsolide etti. İran ziyareti ve Irak Meclis başkanının Ankara temasları da bölgesel ilişkilerin onarılmasına yaradı.

İkinci olarak beklenen hükümetin antidemokratik düzenlemelere gideceği varsayımıydı. Yargıyla ilgili paket tam aksine çözüm sürecinde oluşturulan demokratikleşme paketine eklendi, ileri demokrasi için önemli bir kazanım oluşturdu.

Otoriterleşmeyi kim savunuyor?

Pakette yer alan maddeler her açıdan ‘kişi hakkı’nı geliştiriyor. Gözaltı, tutuklama, dinleme, mal varlığına el koyma, teknik takipte bulunma gibi işlemlerde somut delilzorunluluğunun getirilmesi, savunma hakkı için önemli olan savunma tarafının dosyadan bilgi sahibi olabilmesi, kişisel verilerin ve özel hayatın korunması, dosya içeriklerinin basın yoluyla kullanılarak itibar suikasti yapılmasının engellenmesi gibi düzenlemeler her açıdan HAK’kı ve HUKUK’u geliştiren düzenlemeler…

Bunlara karşı çıkanlar ister istemez ‘daha çok dinleme olsun, daha uzun gözaltı olsun, daha uzun tutukluluk olsun, dosyalar ortaya saçılsın, özel hayat tarumar edilsin’ demiş oluyorlar. Yani hükümet otoriter ve antidemokratik adımlar atmıyor, aksine buna karşı çıkanlar haksızlığa ve hukuksuzluğa destek vermiş oluyorlar.

Kişilere özgü düzenleme olmamalı diyenler tutukluluk süresinin 5 yıla düşürülmesi gündeme gelince kimlerin serbest kalacağını sıralayarak kişileri nazara alan bir değerlendirme yapılması gerektiğini söylüyorlar. Esas olan yapılacak düzenlemeden kimin yararlanacağı değil, düzenlemenin doğru olup olmadığıdır. Hükümet bu konuda da ilkesel ve ahlaki bir tavır sergilemektedir. 10 yıl tutukluluğun ahlaki ve adil olduğunu kim iddia edebilir?

Özerk yapı kabul edilemez

Hükümet-cemaat savaşı diye yapılan yorumlar yanlış bir mantık üzerine kurgulanıyor. Hükümetin sosyal hareketlere müdahalesi kesinlikle sözkonusu değildir. Ama devlet içinde varlık gösterenlerin kendilerince ‘paralel’ veya’özerk’ yapılar oluşturması da kesinlikle sözkonusu olmamalıdır. Hükümetin ortaya koyduğu duyarlılık devlet mekanizmasını, siyaset kurumunu ve millet iradesini korumaya yöneliktir. Başına buyruk, kendi öncelikleri olan, harici yönlendirmelerle hareket eden, ülkenin genel menfaatlerini değil de grup çıkarlarını düşünen, grupsal nüfuz için devlet gücüyle devlet kurumlarına operasyon çeken bir yapı hiçbir hukuk sisteminde kabul göremez.

Dünkü yazısında Vedat Bilgin sivil toplum-siyaset ilişkisini çok güzel analiz etmişti. Özellikle muhalefetin tavrını sorgulayan şu cümleler büyük önem taşıyor: "Sivil toplumun devletin yani siyaset kurumunun herhangi bir sektörünü ‘kendisi için kapalı bir kompartıman’ haline getirme girişimi, orayı sadece iktidara karşı kapalı hale getirmez, aynı zamanda muhalefete de, Meclis’e de kapalı hale getirir; yani millete kapalı hale getirir. Muhalefetin buna rıza göstermesi nasıl mümkün olur?"

Bu yüzden hükümetin haklı mücadelesi, kendisi için değil herkes içindir.

Reklamlar

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Fethullah Gülen’e halktan büyük darbe !

Denge Araştırma 1-5 Şubat tarihleri arasında ülkenin değişik bölgelerindeki 25 ildeki 5 bin 19 kişiye ‘Türkiye Gündemi’ni sordu.

Denge Araştırma’nın her ay 25 ilde gerçekleştirdiği Türkiye Gündemi araştırmasıyla ilk kez "Gülen, oy verme çağrısı yaparsa cevap verir misiniz?" sorusu soruldu.

Vatandaşların yüzde 54.6’sı ise ‘Fethullah Gülen hakkında nasıl bir kanaate sahipsiniz?’ sorusuna ‘Olumsuz’ cevabını verdi. ‘Olumlu’ diyenlerin oranı yüzde 12.7, ‘Ne olumlu ne olumsuz’ diyenlerin oranı ise yüzde 15.5 oldu. Vatandaşların yüzde 81.3’ü Gülen’in oy verme çağrısı yapacağı herhangi bir partiye oy vermeyeceğini de beyan etti. ‘Bu çağrı benim için önemli’ diyenlerin oranı ise yüzde 2.9 oldu.

25 İLDE 5 BİN KİŞİYE SORULDU
Denge Araştırma 1-5 Şubat tarihleri arasında ülkenin değişik bölgelerindeki 25 ildeki 5 bin 19 kişiye ‘Türkiye Gündemi’ni sordu. Sosyal, siyasi ve ekonomik parametreler ışığında halkın siyasete ve siyasilere bakış açısının analiz edildiği araştırmanın yapıldığı iller TÜİK’in bölge sınıflamasına göre yapıldı. Ankette, ‘Bugün bir seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirsiniz?’ sorusuna halkın yüzde 47.6’sı ‘AK Parti’ derken yüzde 28’i ‘CHP’ yüzde 15,2’si ‘MHP’ dedi. ‘BDP’ diyenlerin oranı 6,3, ‘Saadet Partisi’ yüzde 1, diğerleri ise 1,9 oldu. Vatandaşların 30 Mart yerel seçimleri konusundaki tercihleri ise ilk sorudan farklı oldu. Vatandaşların Büyükşehir adayları konusundaki tercihlerinde AK Parti ve CHP’nin oyları yüzde 1,5-2 bandında artarken MHP ve BDP’nin oylarında ise düşüş gözlendi. Büyükşehir tercihinde ‘MHP’ diyenler yüzde 14.4 olurken ‘BDP’ diyenler ise 5.5’te kaldı.

KOMPLO EKONOMİYE ZARAR
Vatandaşlar ‘Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?’ sorusuna yüzde 25.1 ile ‘İşsizlik’ cevabını verirken, yüzde 16.5 ise ‘Ekonomi’ dedi. ‘Yolsuzluk’ diyenlerin cevabı ise yüzde 8.6’da kaldı. Vatandaşlar ’17 Aralık operasyonlarının Türkiye ekonomisini ne derecede etkilediği’ yönündeki soruya ise yüzde 67.4 oranında ‘Büyük ölçüde zarar vermiştir’ cevabını verirken, bu oran AK Parti’ye oy verenler arasında yüzde 58.4 olarak gerçekleşti. AK Parti’ye oy vermeyenlerin büyük bir kısmı da 17 Aralık’ı ‘Ekonomiye zararlı’ olarak niteledi. Yüzde 73.9’luk bir kesim, hükümeti hedef alan operasyonların ekonomiye zarar verdiğini dile getirdi. Baskınların hiç zararı olmadığını düşünenlerin ortalaması 5.6 olurken, ‘Az zarar vermiştir’ diyenler ise yüzde 17’de kaldı.

‘GÜLEN’İN OY ÇAĞRISINA CEVAP VERİR MİSİNİZ?’
Vatandaşların yüzde 58’i, 17 Aralık’tan itibaren gerçekleştirilen operasyonların arkasında Fethullah Gülen grubunun olduğuna inandığını beyan etti. ‘Hayır’ diyenler yüzde 21.6, fikir belirtmeyenler ise 20.4 oranında kaldı. Vatandaşlara ‘Fethullah Gülen cemaatinin devlet kurumlarında paralel yapılar kurduğu iddiasına katılıp katılmadıkları’ da soruldu. Bu soruya cevap verenlerin yüzde 54.2’si ‘Katılıyorum’ dedi. Vatandaşların yüzde 43.8’i MİT TIR’larına yönelik operasyonların da paralel yapının bir müdahalesi olduğuna inandığını bildirdi. Vatandaşların yüzde 54.6’sı ise ‘Fethullah Gülen hakkında nasıl bir kanaate sahipsiniz?’ sorusuna ‘Olumsuz’ cevabını verdi. ‘Olumlu’ diyenlerin oranı yüzde 12.7, ‘Ne olumlu ne olumsuz’ diyenlerin oranı ise yüzde 15.5 oldu. Vatandaşların yüzde 81.3’ü Gülen’in oy verme çağrısı yapacağı herhangi bir partiye oy vermeyeceğini de beyan etti. ‘Bu çağrı benim için önemli’ diyenlerin oranı ise yüzde 2.9 oldu.

17 ARALIK ULUSLARARASI BAĞLANTILI
Vatandaşların yüzde 48.5’i 17 Aralık operasyonlarının amacının AK Parti’yi yıpratarak yerel seçimlerden zayıf çıkmasını sağlamak olduğunu belirtirken, yüzde 39.6’sı ise bu görüşe katılmadığını beyan etti. Yüzde 11.9’luk bir seçmen kitlesi de ‘fikrim yok’ seçeneğini işaretledi. Anket sonuçlarına göre ‘operasyonların uluslararası bağlantısı var’ diyenlerin oranı yüzde 55 oldu. Bu oranın AK Parti’ye oy vereceğini beyan edenlerden fazla olması dikkat çekti. Vatandaşların yüzde 26.8’i ise ‘uluslararası bağlantısı yok’ dedi. Yüzde 18.2 oranında vatandaş ise fikir beyan etmedi.

TERCİH DEĞİŞMEDİ
Denge Araştırma şirketinin 1-5 Şubat tarihleri arasında yaptığı Türkiye gündemi araştırması 2009 seçimlerine göre vatandaşların siyasi tercihlerinde büyük bir değişiklik olduğunu ortaya koydu. 30 Mart 2014’te AK Parti’ye oy vermeyi düşünenlerin oranı yüzde 48.5 olurken, CHP yüzde 29.7’de kaldı. Vatandaşların 14.4’si de MHP dedi. 2009’da AK Parti yüzde 38,8, CHP yüzde 23.1, MHP 16.1 oy almıştı. ‘En beğendiğiniz lider kimdir?’ sorusuna halk, yüzde 41.9 oranıyla ‘Recep Tayyip Erdoğan’ cevabı verdi. Erdoğan’ı yüzde 8.8 ile Kılıçdaroğlu, 5.2 ile Bahçeli izledi.

CEMAAT & AKP SAVAŞLARI /// YENİ ŞAFAK GAZETESİ : Sandığa paralel tuzak

Paralel yapı 30 Mart’taki yerel seçimlerde AK Parti’nin başarısız olması ve sandığa şaibe karışması için 5 maddelik kaos eylem planı hazırladı. “Seçim çalışması” adı altında görevlendirilecek 100 bin kişinin manipülasyon amaçlı kullanılacağı belirtiliyor.

Erdoğansız AK Parti ve Türkiye için harekete geçen ve 17 Aralık darbe girişimiyle ortaya çıkan ‘Paralel devlet’, 30 Mart seçimleriyle ilgili 5 maddelik kaos planı yaptı. 30 Mart yerel seçimlerinde AK Parti’nin seçimleri kaybetmesi için tüm hazırlıklarını sürdüren paralel yapı, algı operasyonları ile vatandaşları AK Parti’den soğutma çalışmalarına devam edecek. Paralel yapı, internet ortamında ve sosyal medyada yürüttüğü kampanyaya yenilerini ekleyerek kara propagandasına devam edecek.

Oylar en güçlü rakibe
Seçim kampanyası boyunca AK Parti’nin aleyhinde çalışılması

İl il, ilçe ilçe, belde belde seçim analizleri yapan Gülen Hareketi, AK Parti’nin adaylarının karşısındaki en güçlü adayı belirleyecek. En güçlü karşı rakibin partisine bakılmaksızın o adayla ilgili propaganda yapılacak ve seçimde ona oy verilmesi çalışma yürütecek. İstanbul’da Mustafa Sarıgül, Ankara’da ise Mansur Yavaş’a destek isteyen grup, diğer il ve ilçelerde de AK Parti’nin karşısında seçimi kazanma ihtimali olan adaylar için çalışacak.

100 bin kişilik rica ekibi
AK Parti’nin il il ilçe ilçe en yakın rakip adaylarının tespit edilmesi

Paralel yapının en kritik planı ise seçim günü uygulamaya konacak. Bir haber ajansı adına haber takibi yapacak 100 bin kişilik ‘Rica ekibi’ oluşturuldu. Bu kişiler, seçim günü sandıkların kurulacağı okul bahçelerinde eş-dost ve kararsız seçmenleri etkileyip, AK Parti’ye oy vermemeleri ricasında bulunacaklar. Seçim günü seçmenlerin iradesine bu şekilde ipotek koyacaklar.

Hile karıştı denilecek
100 bin kişilik ‘Rica ekibi’yle seçim günü, oylama öncesi ve oylama sırasında eş dost ve kararsız seçmenin yakın markaja alınması

Paralel yapının bir diğer kaos planı ise ‘yalan yanlış seçim sonuç haberleri’ olacak. Ajans aracılığıyla servis ediecek haberlerde, İstanbul başta olmak üzere pek çok ilde AK Parti’yi seçim yarışında geride göstermek üzere hazırlık yapılıyor. 30 Mart akşamı için hazırladığı en büyük senaryo ise AK Parti’nin yüzde 43-yüzde 48 aralığında olması beklenen seçim zaferine gölge düşürmek. AK Parti’nin olası seçim zaferine karşı ‘algı’ operasyonu hazırlığının temel argümanı ise ‘Hükümet sandık sonuçlarına müdahale etti’ iddiası olacak. AK Partili belediye başkan adayları seçim yarışında rakiplerinin gerisindeymiş gibi gösterilecek. 2-3 saat boyunca yayın ekranlarında oyları az tutulan AK Partili adayların gerçek oyları, daha sonra sisteme aynı anda girilecek. Ardından da fısıltı gazetesi aracılığıyla ‘Hükümet, YSK’nın seçim sistemine müdahale etti’, ‘AK Parti oyları gerideyken, birden bire öne geçti’ dedikoduları, facebook, twitter üzerinden bot hesaplar aracılığıyla yayılacak. Seçim süreci boyunca AK Parti’nin aleyhinde karalama kampanyasını sürdürecek olan paralel yapı bütün bunlara rağmen istediği neticeyi elde edemezse, sandıklar açılır açılmaz yayacağı yalan haberlere dayanarak, AK Parti’nin seçim zaferini gölgeleyecek hatta seçimlerin iptal edilmesi için kampanya başlatacak. Kaos planın 5’inci ve son maddesi ‘seçimlere hile karıştı’yaygarası olacak.

800 bin kişi görev yapacak
Kasıtlı bir şekilde yalan yanlış seçim sonucu haberlerinin yapılması

AK Parti, 30 Mart yerel seçim sandıklarında 800 bin kişilik bir ordu görevlendirecek. Geçmiş seçimlerden farklı olarak 800 bin kişinin elinde sandık başına giderken içinde özel geliştirilen yazılım yüklenen akıllı telefonlar olacak. Sandıklar açılır açılmaz ilk sonuçlar telefonla görüntülenip program üzerinden genel merkeze ulaştırılacak. Sayım bitip sonuçlar kesinleşince de oy tutanağının fotoğrafı çekilip genel merkeze gönderilecek.

Sandık görevlileri eğitiliyor
Bütün bunlara rağmen AK Parti’nin istenilen oranın altına düşürülememesi halinde seçimlerde hile var propagandasının yapılması

AK Parti, sandık görevlilerinin eğitimlerini uzun süredir devam ettiriyor. Son aşamada sandıklardan gelen bilgiler, imzalanmış tutanak sonuçları ve Yüksek Seçim Kurulu’ndan yapılacak resmi açıklamayla 2009 yerel seçimindeki sonuçların sandık bazında karşılaştırmalı analizi yapılacak. Belirgin oy sapması görülen sandıklar ile parti veya aday bazında olağan üstü sonuçlar çıkması halinde YSK’dan yeniden sayım yapılması talep edilecek.

AK Parti’den 3 aşamalı önlem
Kaos planından haberdar olan Başbakan Erdoğan’ın verdiği talimat doğrultusunda AK Parti yönetimi, ‘meşruiyet krizi’ çıkarma hazırlıklarına karşı, önlemler geliştiriyor. Çoğunluğu öğrencilerden oluşan gençlerin sandık çevrelerinde çalıştıracağı bilgisine karşı il ve ilçe örgütlerine ‘sandıklara sahip çıkın’ genelgesi gönderildi.

AK Parti Genel Merkezi, sandıklara sahip çıkma ve sandıklardan çıkan sonuçların sağlıklı şekilde Genel Merkez’e ulaştırılması için 3 aşamalı önlem planı hazırladı. Her bir sandığın sonuçlarının tam ve doğru olarak kaydedilerek AK Parti Genel Merkezi’nde değerlendirilmesi için özel bir program geliştirildi. Bu program sayesinde AK Parti sandıklar ile ilgili sonuçlar hakkında anında ve sağlıklı bilgi alma, buna paralel olarak da spekülasyonları önleme şansına sahip olacak. Sonuçların birilerinin müdahalesi ile değiştirilmesinin de önüne geçilecek. Sandıklardan çıkan sonuçlar ile İlçe Seçim Kurulu’ndaki birleştirme tutanakları arasında çelişki görünmesi halinde İlçe ve İl Başkanlıkları sonuçlara derhal itiraz edip, yeniden sayım isteyecek.

2009’daki küçük hata akıllarda
2009 yerel seçimlerinde Cihan Haber Ajansı, İstanbul ve Ankara’daki seçim sonuçlarıyla ilgili yaptığı bir haberde sehven kaosa neden olmuştu. CHA, Beşiktaş’ın verilerini yanlışlıkla Beyoğlu’na girmişti. Böylece ilk sonuçlara göre Beyoğlu’nda seçimi CHP’nin kazandığı zannedilmişti. Yanlış veri girişi, AK Parti ve CHP teşkilatları arasında uzun süre tartışmalara neden olmuştu. CHP seçimlere şaibe karıştırıldığını iddia etmişti.

(YENİ ŞAFAK)

/// YANDAŞ MEDYADAN SEÇİM ANALİZİ /// ’17 Aralık’ tercihleri değiştirmedi ///

MAK Danışmanlık’ın araştırmasına katılanların yüzde 80’i 17 Aralık operasyonunun, siyasi parti tercihini değiştirmediğini söyledi. Yüzde 8 ise “AK Parti lehine değişti” dedi.

MAK Danışmanlık’ın 17 Aralık’tan bu yana yaşanan sıcak gündem maddelerine ilişkin yaptığı anket çalışması, paralel devlet operasyonunun seçmenin tercihini değiştirmediğini ortaya koydu. Halkın yüzde 51’i operasyonu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve hükümeti yıkma operasyonu olarak görürken yüzde 80’i ise yaşanan gelişmelerin siyasi tercihini değiştirmediğini kaydetti. MAK Danışmanlık Şirketi’nin 17 Aralık operasyonu ve ardından yaşanan gelişmelere karşı halkın nabzını tutmak için yaptığı anket çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. 26 Ocak-30 Ocak arasında 31 büyükşehirde 5 bin 200 kişiyle yüz yüze yapılan ankette, Türkiye’nin en önemli gündem maddesinin ne olduğuna ilişkin soruya yüzde 28 oranında "paralel devlet/cemaat" yanıtı verildi. Ankete katılanların yüzde 19’u "yerel seçim" karşılığını verirken yüzde 15 ile Suriye, yüzde 12 ile hayat pahalılığı, yüzde 8 ile işsizlik ve yüzde 7 ile de terör sıralamada yer aldı. Ankete katılanlar, "17 Aralık operasyonu ve sonrası yaşananlar siyasi tercihinizde değişime sebep oldu mu, olduysa nasıl bir değişim oldu’ sorusuna yüzde 80 oranında "siyasi tercihim değişmedi" yanıtını verdi. Yüzde 8’lik bölüm "AK Parti lehine değişti" karşılığını verirken "diğer bir parti lehine değişti" diyenlerin oranı yüzde 6 oldu.

AK PARTİ YÜZDE 50

MAK Danışmanlık’ın anketinde 17 Aralık’taki operasyonun kime karşı yapıldığı sorusuna ise katılanların yüzde 51’i "Başbakan Erdoğan ve hükümeti yıkma operasyonudur’ yanıtı verdi. Operasyonun ‘yolsuzluk operasyonu’ olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 26 olurken yüzde 9’luk kesim, soruya ‘istikrarlı giden ekonomiyi çöktürme operasyonu’ yanıtını verdi. Yüzde 14’lük kesim ise görüşünü belirtmedi. Ankete katılanlara "Bu Pazar genel seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?" sorusuna verilen yanıtlara göre AK Parti’nin oyu yüzde 50.2. CHP’nin oy oranı yüzde 26.1 olurken MHP yüzde 12.6, BDP yüzde 6.1, SP yüzde 2 ve BBP’nin de oy oranı yüzde 1.5 çıktı. "30 Mart yerel seçimlerinde hangi partiye oy verirsiniz?" sorusuna, AK Parti diyenlerin oranı yüzde 46.2 olurken CHP yüzde 27, MHP yüzde 13.3, BDP yüzde 6.2, SP yüzde 2.3, yüzde BBP 2, diğerleri yüzde 2 çıktı.

TIR OPERASYONU : TIR eylemleri organizasyon işi

Hukuka aykırı hareketler yapıldı. TIR eylemleri kastı aştı. Müdahale organizasyonla oldu. TIR’ların durdurulması konusunda albay (Özkan Çokay) bu gerekçeyle görevden alındı.

İçişleri Bakanı Efkan Ala, Adana’da MİT’e ait TIR’ların jandarma tarafından durdurulmasına ilişkin ön raporda, "hukuka aykırı organizasyon yapıldığı" tespitine varıldığını bildirdi. Raporda, görev yeri değiştirilen Adana İl Jandarma Alay Komutanı Albay Özkan Çokay’ın "kastını aştığı" tespitinin yer aldığı da öğrenildi.

Adana’da 7 TIR’ın Cumhuriyet savcısının talimatıyla jandarma tarafından durdurularak aranması skandalının ardından başlatılan soruşturmada ön rapor tamamlandı. İçişleri Bakanı Ala, ön raporda, hukuka aykırı hareketler yapıldığı ve bunun bir organizasyonla olduğu tespitine varıldığını açıkladı. Ala, "Sorumlular ve Albay da (Özkan Çokay) bu gerekçeyle görevden alındı" dedi.

Ala’nın talimatı ile gönderilen Mülkiye ve jandarma müfettişleri konuya ilişkin kapsamlı bir inceleme yaptı. Ala’nın görevden alınma gerekçesini açıkladığı Çokay hakkında, "görevi ihmal" ettiği yönünde rapor düzenlendiği belirtildi. Raporda, TIR’ların durdurulması konusunda albay ve diğer sorumluların kastı aştığı tespiti yapıldı. Edinilen bilgiye göre müfettişler, "yetkisini aştı" tespitinde bulunduğu Çokay’ı birinci derecede kusurlu buldu. Çokay’ın tayini Ankara Jandarma Okullar Komutanlığı’na çıkarıldı. Çokay’ın yerine de Şanlıurfa İl Jandarma Komutan Yardımcısı Albay Ünsal Bulut atandı.

Bakan Ala, jandarmanın sivilleştirilmesi çalışmasına ilişkin olarak da "Kurumların demokratikleşmesi için çalışmalarımız her zaman devam ediyor. Millete hesap veren iradenin, kurumlar üzerinde daha etkili olduğu bir düzeni inşa etmek için, kurumlarla beraber çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Ondan sonra kamuoyuna açıklarız, tartışılır ve Türkiye’ye yakışan bir sistemi inşa ederiz. İlkesel olarak bunu nasıl gerçekleştireceğimiz de masamızda" dedi. Bu arada, askerliğin kısalmasıyla jandarmanın uzun dönem erbaş ve er mevcudunun 100 binden 80 bin 500’e düştüğünü belirten Ala, "20 bine yakın azalmayı, şimdi 3 bin uzman erbaş kadrosu talep ederek karşılamak istiyoruz" diye konuştu.

YOLSUZLUK DOSYASI /// FARUK EMİNAĞAOĞLU : “YOLSUZLUK İÇİN 55 İMZA YETER ” /// @nnnzube yde @nuray_zubeyde

STUTTGART – Yolsuzlukla ilgili adı geçen bakanlar için fezlekeye gerek olmadığını söyleyen Eminağaoğlu, 55 milletvekili imzasının bakanların soruşturulması için yeterli olduğunu CHP’nin geç kaldığını söyledi.

Yargıçlar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaolu , Stuttgart Atatürkçü Düşünce Derneğinin davetlisi olarak “Bağımlı yargı ve demokrasi” konulu bir konferans verdi. Adalet için bağımsız yargının şart olduğuna işaret eden Eminağaoğlu, Türkiye’de bugün yargı üzerinden adalete ulaşma şansının olmadığını söyledi. Türkiye’nin hukuk devrimini Avrupa’nın en medeni ve üstün yasalarını alarak tamamladığına belirten Eminağaoğlu; AB’ye girmek bahanesiyle tüm üstün yasaların çöpe atıldığın söyleyip şöyle konuştu: “Devlet Güvenlik Mahkemeleri, Terörle Mücadele Mahkemeleri, Olağanüstü Hal Mahkemeleri hepsi temelde aynı. Bugün iktidara karşı karar alacak yargıç kalmadı. Bu nedenledir ki bu mahkemelerin aldığı kararların tümü İnsan Hakları Mahkemesinde mahkum oluyor. Bu mahkemelerin işlemez hale gelmesi için barolara avukat göndermeme çağrısı yaptık. Böylece davalar görülemeyecek, mahkemeler kapatılmak zorunda kalacaktı. Dosyalar da taraflı yargıç ve savcıların elinden çıkacaktı. İsteğimiz dikkate alınmadı.

HÜKÜMET KORKUYOR

İktidar Terörle Mücadele Mahkemelerini kaldırmak istiyor. Bunlardan 11 tane var. Bunlar kalkınca davalar Türkiye’nin 133 bölgesinde bulunan ağır cezalara gidecek. Bunun anlamı Türkiye’nin 133 bölgesinde hukuk terörü yaşanması, hükümetin 11 yerine 133 bölgeyi kontrol altına alması demektir. Hükümette büyük korku var. Dinleme kanıt toplama yöntemidir. Hükümet dinleme kararının 133 bölgede yargıçların oy birliği ile alınmasını istiyor. Barolar da buna destek veriyor.

TARAFLI YARGIÇLAR YARGILANMALI

Hükümet ve cemaat kavgası taraflı hakimlerin yargılanmasıyla son bulur. Yargıç’ın taraflı olduğu ispatlanırsa hem meslekten atılır, hem de verdiği kararları ele almak için başka şarta gerek kalmaz. Hapiste boşuna yatan yurtseverleri kurtarmanın en iyi yöntemi budur. Yasayla yapılmaya kalkışıldığında hata yapılır. Yasa yapılırsa iktidar kendini rahatsız eden her olayda yeni yasa çıkartır.

55 İMZA YETERLİ

Yolsuzluk soruşturmasından sonra adı geçen 5 bakan hakkında soruşturma açılması için 55 milletvekilinin imzası yeterli. Muhalefet 10 günde bir 55 imza verse Mart seçimlerine kadar meclisin başka bir konuda konuşma şansı kalmaz. Yolsuzluklar kamuoyuna yansır. Mecliste bunları anlatmak istedim. Linç edilecektim. HSYK yüksek yargıya 160 atama yaptı. MIT bir araştırma yapmış. Bunların 150’si cemaatçi çıkmış. Muhalefet sessiz. Türkiye uyutuluyor.”

İSTİHBARAT /// CELAL KAZDAĞLI : MİT 17 Aralık’ta ne yaptı ?

O kavramı Türk siyasi hayatına Süleyman Demirel hediye etti.

“MİT Afrika’da filan ülkede gerçekleşen darbeyi haber verir ama bizim darbeleri haber vermez.”

MİT gerçekten Türkiye’de olan darbeleri haber vermiyor mu?

Darbelere muhatap olan Demirel haber vermediğini söylüyor.

Darbe olacağından dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in haberi yok muydu ki MİT’ten haber bekliyordu?

1980 darbesi olunca ABD Başkan’ına “Bizim çocuklar başardı” diye bilgi verildiğine göre, “Türkiye’de bizim çocuklar”dan haberdar olanlar vardı.

ABD’nin “bizim çocuklar” diye söyledikleri kimlerdi acaba?

Darbeyi askerler yaptığına göre darbeci komutanların “bizim çocuklar” olduğunu var sayabiliriz.

O dönem MİT askerden ayrı olmadığına göre MİT’i de “bizim çocuklar” dersek yanılmış olur muyuz?

Hayır.

12 Eylül’de darbe yapanlar ABD için “bizim çocuklar”dı.

17 Aralık’ta Durum Neydi?

17 Aralık’ta yine bir darbe girişimi vardı.

“Bizim çocuklar” o darbeyi “başaramadılar”.

Bu defa “bizim çocuklar” kimdi acaba?

16 yıldır bir ABD’li gibi düşünen, ABD’nin dışına çıkmayan Fethullah Gülen acaba “bizim çocuklar” kavramının içine giriyor mu?

Başbakan Erdoğan’a göre giriyor.

17 Aralık için ABD’nin Neoconları “bizim çocuklar başaramadı” diyor.

Birileri de buralarda “bütün bu işler oldu. MİT ne yaptı” diye soruyor.

Darbe hazırlığını neden haber vermedi diye eleştiriyorlar.

MİT uyudu mu diye soranlar var.

Bazıları da darbeyi önlemediği için MİT’i başarısız buluyor.

Bu darbe girişiminde MİT’in “bizim çocuklar” olmadığı anlaşılıyor.

Ordu da “bizim çocuklar” değil.

İki kurum da “bizim çocuklar”ın karşısında yer almış.

Devlet içinde paralel bir örgütlenme gerçekleştirenler, polis ve yargı içinde başarılı olanlar, iş MİT ve Asker’e gelince sert bir kayaya çarpmışlar.

“Bizim çocuklar”ın MİT ve Askeriye içinde ilerleyemedikleri, oralara nüfuz edemedikleri anlaşılıyor.

MİT madem “bizim çocuklar”ın yanında değil o zaman neden darbeyi önceden haber vermedi?

Soru bu.

Kartal Avını Sabırla Bekledi

Olayların geldiği noktaya baktığımızda bir şeyi fark ediyoruz.

Onca ince ayrıntısına kadar planlanmış bir darbe girişimi acaba neden gerçekleşmedi?

Doğrusu plan kusursuz hazırlanmıştı…

Başarıya ulaşmadı.

Neden?

“Bizim çocuklar” denilen bu Cemaat örgütlenmesini kim başarısızlığa mahkum etti?

Cemaat kime yenildi?

Nüfuz edemediği yer neresi ise oraya yenildi.

17 Aralık darbe kalkışmasını önleyen Milli İstihbarat Teşkilatı’dır.

Bugün dönüp baktığımızda şunu görüyoruz.

Cemaat’in içinde örgütlenmiş yapı, biz buna “Cemaat Ergenekonu” diyebiliriz, onlar eski yapı ile işbirliği yaptı.

Baronlar Konseyi ile ittifak kurdu…

Eski Yapı’nın bütün unsurları ile bir araya geldi… Genci Yaşlısı bütün Kurtlar buluştu…

Medya 14 Kasım’da işareti verdi.

Yargı ve Emniyet içindeki Paralel Yapı harekete geçti.

Lakin olmadı…

Oldurmayan MİT’ti…

Bu defa Bizim Çocuklar, onların çocuklarını yendi…

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: