Etiket arşivi: AKP

/// ÖNEMLİ /// AKP Derin Devleti + AMERİKAN GİZLİ SERVİSLERİ işbirliğiyle Türk Vatandaşlar ına yasadışı teknik takip uygulanıyor

Sayın Basın Mensubu ve Sayın Takipçiler;

Öncelikle mektubumuza zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

TÜRKİYE’de 2000’li yıllardan bu yana belirli yerel ve yabancı istihbarat servisleri tarafından PSİKOTRONİK – ELEKTRO MANYETİK takip cihazları ile vatandaşlara yönelik yasadışı teknik takip yapılmaktadır.

Bu konunun mağduru binlerce kişi var ama ne yazık ki konunun kamuoyunca yeterince bilinmemesi yada komplo teorisi olarak görünmesi nedeniyle şikayetlerini resmi merciler dışında saklama gereği duyuyorlar. Şu anda mağdurlar dernek kurma aşamasına geldiler ve seslerini kamuoyuna duyurmaya çalışıyorlar. Yurt dışında ise on binlerce mağdur var ve bir çok sivil toplum örgütü adı altında haklarını arıyorlar.

Bunlardan birisi de ICAACT ORGANISATION. Web sitesi : http://icaact.org

Bunun yanı sıra bu konuda yayın yapılan grup olarak kamuoyunu bilgilendirme amacıyla açtığımız yerel bir site de mevcut. www.zihinkontrol.com bağlantısından siteye ulaşabilirsiniz.

MK ULTRA konusu bizce çok önemli ve dikkat edilmesi gereken bir konudur. Çünkü sadece ülkemizde bu projenin binlerce mağduru bulunuyor ve maalesef haklarını gerektiği gibi arayamıyorlar. Halbuki başta ABD olmak üzere tüm Batı dünyası bu konuya çok önem veriyor, bu konuda filmler, kitaplar, şarkılar ve klipler yayınlıyorlar.

Örneğin yakın zamanda çevrilen ve meşhur ABD’li aktör DENZEL WASHINGTON’ın oynadığı MANCHURIAN CANDIDATE (Mançurya Kobayı) ve Bruce Willis’in ve Julia Roberts’ın oynadığı CONSPIRACY THEORY (Komplo Teorisi) bunlara verilecek en iyi örneklerdir. Yine 2009 yılında çevrilen GAMER (OYUNCU) filmi örneklerden biridir.

Bu konu artık komplo teorisi olmaktan öteye gitmiştir Batı dünyası ülkeleri için. Çünkü ABD başta olmak üzere tüm dünyada ZİHİN KONTROLÜ yada orijinal adıyla MK ULTRA bir realite halini almıştır.

Örneğin OKLAHOMA BOMBACISI TIMOTHY MCVEIGH’in bir MK ULTRA MAĞDURU olabileceğini düşünür müydünüz ? Bu konuyu ABD BASINI sık sık dile getiriyor.

Aşağıda ABD BASINI’nda yer alan bazı videoları dikkatinize sunuyorum.

Yine aynı şekilde geçtiğimiz hafta KONGRE ve BEYAZ SARAY’a saldıran Aaron Alexis’in bir MK ULTRA MAĞDURU olabileceğini düşünür müydünüz ?

Bu konuyu da ABD BASINI sık sık dile getiriyor.

Aşağıda ABD BASINI’nda yer alan bazı videoları dikkatinize sunuyorum.

Ancak halen maalesef ülkemizde bu projenin mağdurları ile yeterince ilgilenilmiyor. Ne resmi mercilerden yeteri kadar destek görüyorlar, ne kamuoyundan, ne basından, ne de diğer devlet bürokrasisinden. Adeta görünmez bir el mağdurların haklı mücadele sürecinde sürekli engel üzerine engel çıkarmakta. Mağdurlar ve perişan aileleri bu mücadelede yalnız bırakılmışlardır.

Biz grup olarak mağdurlara elimizden geldiği kadar destek vermeye çalışıyoruz. Onların bu anlamda seslerini kamuoyuna duyurmaları için sözcülüğünü yapmaya ve ulaşabildiğimiz tüm üst merci ve makam yetkililerine mağduriyetlerini anlatmaya çalışıyoruz ancak ERGENEKON ve BALYOZ DAVA’larının finansörü ve planlayıcısı olan Amerikan Gizli Servisleri’nin (CIA, NSA, PENTAGON) sürekli engellemeleri ile karşılaşıyoruz. Sosyal Medyada bu konuda yapmış olduğumuz tüm duyurular bu servislerin baskısı sonucunda sosyal medya (Twitter, Facebook, WordPress Bloglarımız) hesaplarımızın kapatılması ile engellendi.

Bildiğiniz gibi eski NSA çalışanı ve şu anda zorunlu olarak Rusya’da geçici olarak ikamet eden Edward Snowden’ın İngiliz Guardian Gazetesi’ne sızdırdığı belgelerde de Amerikan Gizli Servislerinin tüm dünyada global teknik takip faaliyetleri yürüttüğünü net olarak ortaya koymuştu. Google’da Edward Snowden yazdığınızda bu konudaki haberlere erişebilirsiniz Sayın Basın Mensubu ve Sayın Takipçiler;.

Biz grup olarak mağdurların şikayetlerini hem Cumhurbaşkanlığı’na hem İç İşleri Bakanlığı’na hem de TBMM’ye ilettik ve çözüm getirmelerini talep ettik. Ancak, halen ne mağdurları dinlediler ne de şikayetleri değerlendirdiler. TBMM’ye göndermiş olduğum dilekçe ise red edildi. Dilekçeme verilen cevap ta ek’tedir. Adeta görünmez bir ambargo uygulanıyor.

Ben de 2001 – 2008 yılları arasında Amerikan Gizli Servisi tarafından hassas takip ile kontrol edilmiş, kaçırılarak 2 gün boyunca işkence görmüş bir Ergenekon Davası sanığıyım.

Ergenekon İddianamelerinde de bu teknoloji bazı yerlerde geçmektedir. Ben bu konuyu deşifre ettiğimden dolayı da bu kurumların hedefi oldum ve tutuklandım. Zamanınızı almamak için kendimle ilgili detaylara girmiyorum. Eğer görüşmek isterseniz size tarafıma yapılan hassas takip operasyonunu, Ergenekon Mahkemesi’ne (13. Ağır Ceza Mahkemesi) arz ettiğim belgeleri ve Ergenekon tiyatrosuna nasıl figüran yapıldığımı ayrıntılı olarak arz edebilirim.

Sonuç olarak;

Ben MK ULTRA PROJESİ (Psikotronik Silah Mağduru / Organized Stalked Victim) kurbanı Türk Vatandaşları adına bu konuya dikkat çekebilmek amacıyla size yazmak istedim. Bu konuda tarafımıza başvurup yardım talep eden çok sayıda vatandaş var. Bunlardan 3’ünü saygılarımla dikkatinize arz ediyorum.

(Lütfen tıklayın)

Sayın Basın Mensubu ve Sayın Takipçiler;

Ben ve grup arkadaşlarım sıradan vatandaşlar olarak kısıtlı kaynaklarımızla bir çok mağdura ulaştık ve dilerseniz çağırmanız halinde başlarına gelenleri anlatabilirler, eğer imkan verirseniz. Çünkü bizim dışımızda maalesef eslerini duyurabilecekleri bir merci yok ne yazık ki. Özel durumları nedeniyle bir çok mağdur “hasta”, “şizofren” gibi haksız sıfatlar yakıştırılmaması için veya çeşitli kamu ve özel kurumlardaki işleri zarar görmesin, ailevi durumları yara almasın diye ne yazık ki resmi kurumlara ve basına gitmekten imtina ediyorlar.

Bu konu artık ütopik olmaktan çoktan çıkmış bir realite olarak hayatımıza girmiştir. Gerek yerel istihbarat servisleri gerekse batılı istihbarat kurumları arkalarını yandaş yönetimlere yaslayarak hem kendi vatandaşlarına hem de yabancı topraklarda başka ülkelerin vatandaşlarına gelişen gizli askeri teknolojiler ile acı çektirmekte, attığı her adımı aldığı her nefesi izleyerek kişisel haklarını alenen ihlal etmektedir.

Sizden nacizâne talebimiz ise bu konuyu lütfen konuk olduğunuz tüm ortamlarda (TV, RADYO ve Resmi Toplantılar) ve SOSYAL MEDYA’da gündeme getirin. Böylece ümid ediyoruz ki Faşist AKP iktidarı + emir kulu olan Hakan Fidan başkanlığındaki Teknik İstihbarat Başkanlığı (Başında F tipi örgütün MİT’teki temsilcisi Basri Aktepe var zannediyorum) ve Büyük Ortadoğu Projesi’nde işbirliği yaptığı FAŞİST Amerikan Hükümeti, Türk Vatandaşlarına taciz takibi yapmaya bir son verir.

Eğer aramak isterseniz numaram +90-539-570-2295’tir.

Zaman ayırıp bu e-postamı okuduğunuz için tekrar teşekkür eder, saygılarımı sunarım.

Saygılarımla;

Erkut ERSOY

ÖZEL BÜRO MK ULTRA Projesi Araştırma Grubu

Digi (.) Security (@) isnet (.) net (.) tr

www.ozel-buro-istihbarat.com

NOT :

· ELİMDE ŞU ANDA BU TEKNOLOJİ İLE İLGİLİ 250 GB HACMİNDE DÖKÜMANTER BULUNMAKTADIR.

o Ben bu teknoloji hakkında fikir sahibi olabilmeniz için ek’teki dosyayı incelemeniz için gönderiyorum.

· Bu konunun intihar ettirilen merhum ASELSAN MÜHENDİSLERİ ile de yakından ilgisi bulunmaktadır. (Tıklayın)

NSA GZL OPERASYONLAR.pdf

Karar_13122013_44732.pdf

Reklamlar

CEMAAT & AKP SAVAŞLARI /// YENİ ŞAFAK GAZETESİ : Sandığa paralel tuzak

Paralel yapı 30 Mart’taki yerel seçimlerde AK Parti’nin başarısız olması ve sandığa şaibe karışması için 5 maddelik kaos eylem planı hazırladı. “Seçim çalışması” adı altında görevlendirilecek 100 bin kişinin manipülasyon amaçlı kullanılacağı belirtiliyor.

Erdoğansız AK Parti ve Türkiye için harekete geçen ve 17 Aralık darbe girişimiyle ortaya çıkan ‘Paralel devlet’, 30 Mart seçimleriyle ilgili 5 maddelik kaos planı yaptı. 30 Mart yerel seçimlerinde AK Parti’nin seçimleri kaybetmesi için tüm hazırlıklarını sürdüren paralel yapı, algı operasyonları ile vatandaşları AK Parti’den soğutma çalışmalarına devam edecek. Paralel yapı, internet ortamında ve sosyal medyada yürüttüğü kampanyaya yenilerini ekleyerek kara propagandasına devam edecek.

Oylar en güçlü rakibe
Seçim kampanyası boyunca AK Parti’nin aleyhinde çalışılması

İl il, ilçe ilçe, belde belde seçim analizleri yapan Gülen Hareketi, AK Parti’nin adaylarının karşısındaki en güçlü adayı belirleyecek. En güçlü karşı rakibin partisine bakılmaksızın o adayla ilgili propaganda yapılacak ve seçimde ona oy verilmesi çalışma yürütecek. İstanbul’da Mustafa Sarıgül, Ankara’da ise Mansur Yavaş’a destek isteyen grup, diğer il ve ilçelerde de AK Parti’nin karşısında seçimi kazanma ihtimali olan adaylar için çalışacak.

100 bin kişilik rica ekibi
AK Parti’nin il il ilçe ilçe en yakın rakip adaylarının tespit edilmesi

Paralel yapının en kritik planı ise seçim günü uygulamaya konacak. Bir haber ajansı adına haber takibi yapacak 100 bin kişilik ‘Rica ekibi’ oluşturuldu. Bu kişiler, seçim günü sandıkların kurulacağı okul bahçelerinde eş-dost ve kararsız seçmenleri etkileyip, AK Parti’ye oy vermemeleri ricasında bulunacaklar. Seçim günü seçmenlerin iradesine bu şekilde ipotek koyacaklar.

Hile karıştı denilecek
100 bin kişilik ‘Rica ekibi’yle seçim günü, oylama öncesi ve oylama sırasında eş dost ve kararsız seçmenin yakın markaja alınması

Paralel yapının bir diğer kaos planı ise ‘yalan yanlış seçim sonuç haberleri’ olacak. Ajans aracılığıyla servis ediecek haberlerde, İstanbul başta olmak üzere pek çok ilde AK Parti’yi seçim yarışında geride göstermek üzere hazırlık yapılıyor. 30 Mart akşamı için hazırladığı en büyük senaryo ise AK Parti’nin yüzde 43-yüzde 48 aralığında olması beklenen seçim zaferine gölge düşürmek. AK Parti’nin olası seçim zaferine karşı ‘algı’ operasyonu hazırlığının temel argümanı ise ‘Hükümet sandık sonuçlarına müdahale etti’ iddiası olacak. AK Partili belediye başkan adayları seçim yarışında rakiplerinin gerisindeymiş gibi gösterilecek. 2-3 saat boyunca yayın ekranlarında oyları az tutulan AK Partili adayların gerçek oyları, daha sonra sisteme aynı anda girilecek. Ardından da fısıltı gazetesi aracılığıyla ‘Hükümet, YSK’nın seçim sistemine müdahale etti’, ‘AK Parti oyları gerideyken, birden bire öne geçti’ dedikoduları, facebook, twitter üzerinden bot hesaplar aracılığıyla yayılacak. Seçim süreci boyunca AK Parti’nin aleyhinde karalama kampanyasını sürdürecek olan paralel yapı bütün bunlara rağmen istediği neticeyi elde edemezse, sandıklar açılır açılmaz yayacağı yalan haberlere dayanarak, AK Parti’nin seçim zaferini gölgeleyecek hatta seçimlerin iptal edilmesi için kampanya başlatacak. Kaos planın 5’inci ve son maddesi ‘seçimlere hile karıştı’yaygarası olacak.

800 bin kişi görev yapacak
Kasıtlı bir şekilde yalan yanlış seçim sonucu haberlerinin yapılması

AK Parti, 30 Mart yerel seçim sandıklarında 800 bin kişilik bir ordu görevlendirecek. Geçmiş seçimlerden farklı olarak 800 bin kişinin elinde sandık başına giderken içinde özel geliştirilen yazılım yüklenen akıllı telefonlar olacak. Sandıklar açılır açılmaz ilk sonuçlar telefonla görüntülenip program üzerinden genel merkeze ulaştırılacak. Sayım bitip sonuçlar kesinleşince de oy tutanağının fotoğrafı çekilip genel merkeze gönderilecek.

Sandık görevlileri eğitiliyor
Bütün bunlara rağmen AK Parti’nin istenilen oranın altına düşürülememesi halinde seçimlerde hile var propagandasının yapılması

AK Parti, sandık görevlilerinin eğitimlerini uzun süredir devam ettiriyor. Son aşamada sandıklardan gelen bilgiler, imzalanmış tutanak sonuçları ve Yüksek Seçim Kurulu’ndan yapılacak resmi açıklamayla 2009 yerel seçimindeki sonuçların sandık bazında karşılaştırmalı analizi yapılacak. Belirgin oy sapması görülen sandıklar ile parti veya aday bazında olağan üstü sonuçlar çıkması halinde YSK’dan yeniden sayım yapılması talep edilecek.

AK Parti’den 3 aşamalı önlem
Kaos planından haberdar olan Başbakan Erdoğan’ın verdiği talimat doğrultusunda AK Parti yönetimi, ‘meşruiyet krizi’ çıkarma hazırlıklarına karşı, önlemler geliştiriyor. Çoğunluğu öğrencilerden oluşan gençlerin sandık çevrelerinde çalıştıracağı bilgisine karşı il ve ilçe örgütlerine ‘sandıklara sahip çıkın’ genelgesi gönderildi.

AK Parti Genel Merkezi, sandıklara sahip çıkma ve sandıklardan çıkan sonuçların sağlıklı şekilde Genel Merkez’e ulaştırılması için 3 aşamalı önlem planı hazırladı. Her bir sandığın sonuçlarının tam ve doğru olarak kaydedilerek AK Parti Genel Merkezi’nde değerlendirilmesi için özel bir program geliştirildi. Bu program sayesinde AK Parti sandıklar ile ilgili sonuçlar hakkında anında ve sağlıklı bilgi alma, buna paralel olarak da spekülasyonları önleme şansına sahip olacak. Sonuçların birilerinin müdahalesi ile değiştirilmesinin de önüne geçilecek. Sandıklardan çıkan sonuçlar ile İlçe Seçim Kurulu’ndaki birleştirme tutanakları arasında çelişki görünmesi halinde İlçe ve İl Başkanlıkları sonuçlara derhal itiraz edip, yeniden sayım isteyecek.

2009’daki küçük hata akıllarda
2009 yerel seçimlerinde Cihan Haber Ajansı, İstanbul ve Ankara’daki seçim sonuçlarıyla ilgili yaptığı bir haberde sehven kaosa neden olmuştu. CHA, Beşiktaş’ın verilerini yanlışlıkla Beyoğlu’na girmişti. Böylece ilk sonuçlara göre Beyoğlu’nda seçimi CHP’nin kazandığı zannedilmişti. Yanlış veri girişi, AK Parti ve CHP teşkilatları arasında uzun süre tartışmalara neden olmuştu. CHP seçimlere şaibe karıştırıldığını iddia etmişti.

(YENİ ŞAFAK)

Ahmet Takan : AKP’liler çok merak ediyor; “Hangisi daha uzun koş abilecek ?..”

yazir44060b500.jpg

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Lizbon’dan yeni anayasa çalışmaları ve başkanlık sistemi heveslilerine yaptığı yumuşak(!) çakış, Ankara kulislerinde yeni dalgalanmalara sebep olmaya yetti de arttı.

Hiç gündemden düşmeyen Abdullah Gül’ün yeni parti çalışmaları üzerine kulisler daha da hararetlendi. Bu oluşumun içinde öyle isimler sayılıyor ki duysanız küçük dilinizi yutarsınız. İşçi Partisi, Aydınlık gazetesi önderliğinde kurulan Milli Merkez’de bulunan bazı ünlü isimlerden tutun da Ülkücü çizgide siyaset yapanlara, oradan da CHP’nin ulusalcılarına kadar, kimler var kimler!.. Hazırda bekleyen Milli Görüşçüleri ayrıca belirtmeye zaten gerek yok..

Hal böyle olunca iki arada bir derede kalan, yardan da serden vazgeçemeyen muhterem AKP’liler de papatya falına bakıyorlar. Falın konusu şu; Abdullah Gül mü daha sağlıklı, Tayyip Erdoğan mı?.. İkisinin de hastalıkları malum. Acaba hangisinin hastalığı uzun süreli koşuya daha müsait?..

Espri yapıyor veya ti’ye alıyor sanmayın. Fotoğraf aynen böyle.. Çok sıkıntı bastı AKP’nin yüzer-gezer mebuslarını. Bakmayın siz “Muhteşem”in Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelttiği sert eleştirilere!.. Adamcağızın içi yanıyor, kendini zor tutuyor; Abdullah Gül’e çakmamak için.Yanı başındakiler sürekli teskin ediyor Sultanlarını, “Aman şu süreç bir hallolsun. Bir de ABD’ye gidip dönelim. Ondan sonra bakarız icabına” diye. “Muhteşem”, Gül ve Cemaat üçgeninde patlayan Valiler ve Emniyet Müdürleri kararnamesi krizi o sebepten Lizbon dönüşüne tehir edilip sümen altına itildi. Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, İçişleri bürokrasisi, fokur fokur kaynıyor. Hararetin en üst derecede olduğu diğer yer de yargı. Son hakimler ve savcılar kararnamesinin ardından şu bomba iddia ile çalkalanıyor başkent kulisleri;

“Yakında Kozmik Oda operasyonları başlayacak. Ardından da Öcalan ve terör örgütünün talepleri arasında olan faili meçhuller ile ilgili operasyonlar gelecek.”

Anlaşılan, “Muhteşem” sıkıntılarının bir bölümünü Ağustos Yüksek Askeri Şurası’nı beklemeden halletmeyi planlıyor.

Hazır, söz Çankaya Köşkü’nden açılmışken geçenlerde kıyıda kalan fakat çok önemli bir haberden alıntı yaparak aktarayım;

“Danıştay’ın kamuoyunda ‘Gizli Anayasa’ ve ‘Kırmızı kitap’ olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin iptali istemiyle açılan ve 7 yıldır süren davada son sözünü geçen yıl sonunda söylediği ortaya çıktı. Danıştay, kırmızı kitabın iptal istemini reddetti. İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunarak Belge’nin ve ilgili Bakanlar Kurulu kararının iptalini istedi.”

Abdullah Gül’e Başbakanlık koltuğuna oturduğu ilk günlerde “Kırmızı kitabı gördünüz mü” diye sormuştum. “Gördüm. Bildiğimiz şeyler. Bir süre sonra kitap da Milli Güvenlik Kurulu da ortadan kalkacak” demişti. O zaman söyledikleri birer birer gerçekleşti. MGK “sivilleşti”. “Süreç” gidişatın ne yönde olduğunu da gösteriyor.
Benim bildiğim Abdullah Gül dediğini yapar!..

Gerçekten ibretlik mektup

28 Şubat tutuklularından emekli Albay Alican Türk, gazetecilere eşi aracılığıyla ara sıra mektup gönderir. En son aldığım mektubunun başlığı; “İbretlik mektup”tu. Türk, söze, “Orkun GÖKALP… Balyoz Davası’nda 16 yıla hüküm giyen bir albay… Orkun’la 2002 sonlarında Bosna Hersek’te tanıştık. O tarihte ikimiz de binbaşı rütbesiyle SFOR’da görevliydik. Saraybosna’nın hemen dışında yer alan Butmir kışlasındaki karargâhta çalışma bürolarımız altlı üstlü, yatakhanedeki odalarımız ise karşılıklı idi” diyerek başlıyor. Türk, silah arkadaşının kendisine gönderdiği mektubu kısaltarak şöyle aktarıyor;

“Abi, ben tutuklanalı 26 ay bitti.(…) İddiaya göre 2002’nin Aralık ayında dönemin 1’inci Ordu Komutanı Org. Çetin DOĞAN ile yüz yüze görüşerek Balyoz Darbe Planı içinde yer almayı kabul etmişim. ‘Yahu ben o tarihte Butmir’deyim, Çetin Paşa İstanbul’da… Nasıl yüz yüze görüşmüşüz?’ diye sordum, ama cevap veren olmadı. İsmim sözde 2002 Aralık ayında yayınlanan bir görevlendirme yazısında geçiyormuş. Yazı deyince yanlış anlama, imzalı bir evrak falan değil; bir CD içinde yer alan düpedüz sahte olarak düzenlenmiş bir Word dosyası…(…) Bosna’da olduğumuz süreçte, sorumluluk bölgem olduğu iddia edilen İstanbul’da darbe timlerine personel seçmekle suçlandım.(…) ‘Ben o tarihlerde Bosna’daydım, söz konusu seminere de katılmadım, katılamazdım’dedikçe savcılık makamı bana Bosna hariç yeni görev yerleri buldu, ama bir türlü yurt dışında olduğumu kabul etmedi. Mahkemenin talebi üzerine Genelkurmay, K.K.K.lığı, Emniyet Genel Md.lüğü resmî yazı gönderip yurt dışında olduğumu bildirdi, ama mahkeme gerekçeli kararında ‘sanığın savunmasına itibar edilmemiştir’ dedi. Yani aslında bana değil, devletin resmî kurumlarına itibar etmiyor.(…)

Sonuç, ağırlaştırılmış müebbet… Teşebbüs aşamasında kaldığı iddiası ile16 yıla indi. (…) Sen ne dersen de, istersen ben suç tarihinde doğmamıştım de yine de fark etmez. Aslında ortada bir suç olmadığı gibi suçlu da olmadığını onlar da biliyor.(…) Sen bu kirli senaryo içinde seçilmiş bir karaktersin ve sana biçilmiş rolü sen benimsemesen de zorla sana oynatıyorlar. Çünkü bu davalardan elde edilecek siyasî rant her türlü insan hakları ve masumiyetin üzerinde.”

Alican Türk de bunun üzerine şunları söylüyor;

“Değerli Yargıtay Hâkimleri,

Gizli tanıkların bol bol sahne aldığı bu davalarda, ben bir açık tanık olarak belirtirim ki, Balyoz sanığı Orkun GÖKALP Kasım 2002 – Mayıs 2003 tarihleri arasında benimle birlikte Bosna Hersek’te idi. Yani kendisine isnat edilen suçu işlemiş olması mümkün değil.”

Yeniçağ

Cevher Kantarcı : O neymiş be abi !

cevher-kantarci.jpg

İsmini yazmamı istemeyen bir okuyucumuz sordu:

“Her gün Erdoğan’ı yazıyorsun! Başka konu yok mu?”

Okuyucumuz haklı..

Ama ben de haklıyım!

Hayatımızda Tayyip beyden başka kimse yok ki..

İnsanların miting yapacağı sahalardan, heykellerin ucube olup olmadığına, eğitimin nasıl yapılacağından, klasik liselerden mezun olan teröristlere, İmam Hatip Okullarının nasıl üstün adam yetiştirdiğinden, vatandaşın içeceği ayrana, şalgama kadar ne varsa ondan soruluyor!

İzmir’in gâvur olup olmadığını o biliyor!

Gidişat o ki, yakında İzmir’de pantolonlar fora, sünnet kontrolü yapılabilir!

Kaç çocuk yapılacak, “Bas gaza” diyerek o karar veriyor!

Ülkenin bugününün, geleceğinin hatta “geçmişinin” tek belirleyicisi!

Sadece Türkiye’nin mi?

ABD Başkanı elinde beyzbol sopasıyla, Ortadoğu’nun asayişini ondan soruyor!

Her gün mutlaka ekrana çıkıp konuşuyor..

Günde iki, bazen üç hatta dört konuşma yaptığı bile oluyor!

2053’deki Türkiye’ye kadar el attı!

Bu gidişle 2053’e kadar ortalıkta Türkiye kalacak mı, en azından harita şimdiki gibi mi olacak, hepsi ona bağlı!

Her dediği kanun!

O neymiş be abi!

Ben fakir ise muhalif bir yazarım..

“Yetmez ama evet” çi olamam!

Liberal demokrat hiç olamam!

Sadece vicdanımın ve inancımın sesini dinlerim!

Bu durumda muhalefet etmem lazım!

E, her şeyi o yaptığına göre; Kılıçdaroğlu, Bahçeli, BDP liderleri ya da sokaklardaki elektrik direklerine değil, ona muhalefet edeceğim, onu yazacağım elbet!

Şimdi bakın..

Onun yönettiği Türkiye’nin Kütahya vilayetinde “çocuklar” ayak topu maçı yapmışlar!

Maç sırasında hakem beş kişiye birden kırmızı kart göstermiş..

Oyuncular çocuk!

Büyük ayak topçular hakeme itiraz eder de, onlar etmez mi?

Ettiler ve dünyada eşine rastlanamayacak bir hadise meydana geldi Erdoğan’ın yönetimindeki Türkiye’de!

Polis memurları, çocukların suratlarına BİBER GAZI sıktı!

Çocuklara biber gazı!

Çocukları hastaneye kaldırmışlar, televizyonda seyrettim!

Çocuklar aynen ÇOCUKLAR gibi ağlıyordu!

Bildiğiniz çocuk nasıl ağlar ve çıkardığı o çocukça ses insanın içini nasıl yakarsa, öyle ağlama sesleri çıkararak ağlıyordu!

Çocuklar!

Tek belirleyicinin hedefindeki 2053’ün büyükleri, çocuklar!

Peki şimdi ben ne yazayım, onu yazmayıp da!

YURT

Necati Doğru : AKP belediyeciliği çok fena kirlendi !

f4de1_Necati_DoC49Fru_07.01.2011_2954982_sondakika-hakkinda-haber.jpg

Buna tam olarak “AKP Belediyeciliği” demek yerine aslında “ANAP Belediyeciliği”nin devamı demek daha doğru olur. Kökünü “Menderes Belediyeciliği”nden alıyor.

Ağızlarda Allah inancı!

Birkaç Peygamber hadisi!

Şehir arsalarını özele sat.

Betonu, gökdeleni kıble yap.

Büyük bina projeleri üret.

Kendi zenginini yarat.

Şehir rantından “Sermaye birikimi yapan muhafazakar kapitalist peydahlayarak” belediye rantlarını siyasetin finasmanında, partinin ve liderinin propaganda masraflarında kullan.

AKP Belediyeciliği kirlendi.

Çok kirlendi.

Şehirler de elden gitti.

* * *

Bu kirlenmeyi ilk dile getirenlerden biri, İstanbul Belediye Meclisi’nin üyesi iken kendi partisi CHP’nin ilçe belediyelerindeki “rant peydahlama yolsuzluklarına” karşı da bayrak açan Hüseyin Sağ adlı genç, idealist bir adam oldu. Geçenlerde Hakan Atalay adlı bir gençle tanıştım.

Elinde yolsuzluk dosyaları.

Çıkageldi.

Önümüzdeki yerel seçimlerde Beşiktaş CHP Belediye Başkanı olmak için adaylığını açıklamış.

Kendisi mali müşavir ve sivil toplum örgütlerinde uzun yıllar çalışmış. Hakan Atalay, bütün Avrupa kentlerinin, özellikle “Şehir rantından kişi zengin etmeyi sıfıra indirmiş, imar çirkinliğine hiç bulaşmamış, çevre kirliğini ve gürültü kirliliğini başlamadan yok etmiş Finlandiya, Norveç, İsveç, Hollanda belediyeciliğini” incelemiş.

Hakan Atalay diyor ki:

Temiz belediyecilik şart.

* * *

Hakan Atalay’a göre “Temiz Belediyeciliğe” yönelmenin ilk yolu; kendi partinden de olsa “şehre karşı suç işleyenlerden” hesap soracak adımı atmaktan geçiyor.

Örneklerle anlatıyor.

Başbakan’ın tıraşlanmasını istediği 36 katlı gökdelen. Bu gökdelen bir şehir suçu… Suçu işleyenler bu binayı yapan ve yapılmasına izin veren belediyeler.

Yasalar izin veriyor.

Onlardan hesap sorulabilir.

Gökdelenin 15 katı yıkılabilir.

Kadıköy’de Özgürlük Parkı’na hançer gibi giren 45 katlı beton bina var.

Bu da şehir suçu.

Ataköy’de TOKİ binaları.

17’nci katları da çıktılar.

80 metre yükseklik.

Otel gibi gösterdiler.

Apartman dairesine dönüştü.

Yüksek rantlar peydahlandı.

Ataköy sahillerine el konuldu.

Çok büyük şehir suçu işlendi.

İşlenmeye devam ediyor.

* * *

Ataköy’ün deniz kıyısında yeşil parklarla donatılmış halka açık alanlar olması gereken bu arasalar “örnek şehircilik sergilesin” diye devlet bankası Emlak Bank’a verilmişti.

Emlak Bank, içinden hortumlandı.

Battı, batırıldı. Kapandı.

Bu arazilerin bir kısmı doğal plaj kumu içeren kumsallar; İstanbul şehrinin doğal servetiydi.

Arsalar TOKİ’ye geçti.

TOKİ’de imar izni çıkarttı.

5-6 özel şirkete verdi.

İktidar yandaşı firmalar.

Şehir rantı yağması var.

Kentin her yanı elden gidiyor.

“Temiz Belediyecilik” geliyorum diye bağırıyor.

Satılık kalemlere yine alıcı yok!

Kemal Kılıçdaroğlu’nun son konuşmasında geçen bir bölümü gazeteler yayınlamadı. O bölümde “Sadece iktidar ağzıyla CHP’yi eleştiren fakat AKP için bir tek aleyhte yazı yazmayanlara” şöyle sesleniliyordu: “Siyasi yazı yazacaksın. AKP’yi eleştirmekten korkacaksın. Ne olacak? Tek seçeneğin kalıyor CHP’yi eleştireceksin. Ve kendine gazeteci diyeceksin. Kusura bakma senin kalemin satılıktır. Ama ben senin kalemini satın almak için asla para vermeyeceğim.”

SÖZCÜ

Ahmet Takan : Dikkat!.. Etrafınızda AKP’li olabilir…

yazir44060b500.jpg

Yalnızca “Muhteşem” değil, AKP’nin tüm kadrolarının sinirleri iyice bozuldu..

Önlerine gelenle kavga ediyorlar. Küfrediyorlar, yumruk sallıyorlar, tehdit ediyorlar..

Selam verene bile kafa ve uçan tekme atar hale geldiler. Bırakın protestoyu, kendilerine en ufak eleştiri yöneltenleri bile çekinmeden hedef gösteriyorlar.

Bayramını kutlayana dayak atıp komaya sokuyorlar, en küçük eleştiride bulunanların ise analarına sövüyorlar.. Sonra da pişkin pişkin “barış süreci”nden dem vuruyorlar. Onların “barışı”nın ne olduğunu, terör örgütü ile beraber kol kola o yollarda yürümek olduğunu vatandaş, dayağı yedikçe anlar hale geldi!..

Bu satırları yazarken; sosyal medyaya çok ilginç bir haber düştü. CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile uçakta tartışma yaşadığı… Haber, Şahin’in kendisine “günaydın” diyen Aylin Nazlıaka’ya bağırıp çağırdığı ile ilgiliydi.

Geçen Aralık ayındaki bütçe görüşmeleri sırasında Aylin Nazlıaka ile Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç arasında “kürtaj” tartışması yaşanmıştı. Arınç, kendisine yönelttiği eleştiriler yüzünden Meclis kürsüsünden Nazlıaka’ya “Ben mahcup bir insanım. Zarif bir hanımefendinin ikide bir dönüp bana bakmasından, doğrusu, sıkılabilirim” sözlerini sarf etmişti. Bu sözler o zaman büyük tepki almıştı. O dönemde Nazlıaka, uçakta rastladığı Aile Bakanı Fama Şahin’e “Neden bizi desteklemiyorsunuz” diye sitem edince, “Ama ne yapayım Aylin Hanım o sonuçta Başbakan Yardımcısı” yanıtını almıştı.

Bunları da hatırlayınca hemen telefona sarılıp Aylin Nazlıaka’yı aradım. AKP’li Bakan Fatma Şahin ile tartışma yaşadığı Ankara-İstanbul uçağından inmiş, eşi ile birlikte Hollanda’ya uçmak üzereydi. Nazlıaka olayı şöyle anlattı;

“Diğer yolcuların da şahitlik ettiği tatsız bir olay yaşandı. Saat 8.00 uçağı ile Ankara’dan İstanbul’a gelirken kendisine ‘günaydın’ dedim. Fakat ‘günaydın’ dememle birlikte birden bire kendisi bağırarak üstelik de ‘sen’ diye hitap ederek konuşmaya başladı. Yanında da bir başka bakan(Beşir Atalay) vardı. Herhalde bir iç siyasetin uzantısı olarak yaptı o konuşmayı benimle. Çünkü söyledikleri bana değil Bülent Arınç’a gitmesi amacıylaydı herhalde. Kendisi bana, ‘Sen kendini milletvekili mi zannediyorsun’ dedi sonra önüne doğru döndü, ‘Deli midir nedir’ diye söylendi, ‘Artık size selam vermeyeceğim’ dedi. Bülent Arınç’tan bu kadar korkmasına da gerek yok. Biz kendisini koruruz. Biz onun haklarını da savunuruz.”

-Aranızda başka konuşma geçti mi?

“Hayır geçmedi. ‘Günaydın’ dememle birlikte, ‘Ben artık sana uçakta selam vermeyeceğim’ diye senli konuştu. Ben de, ‘Lütfen sen diye hitap etmeyin bana’ dedim. Onun üzerine bir dolu şey söyledi arka arkaya.”

-Nedir bu “bir dolu şey”?

“Orada karşılıklı bir şey olduğu için, böyle arka arkaya bir şeyler sıraladı. ‘Sana artık uçakta selam vermeyeceğim’ dedi. Ben de onun üzerine, ‘Dilemediğiniz özrü bugün de dileseniz benim için yeterli’ dedim. Kimyası bozulmuş orası kesin. Çirkindi konuşması, üslubu. Diğer yolcular da şahitlik etti bu tatsız olaya.”

-Bu tavrın sebebini neye bağlıyorsunuz?

“Bugün kendisi şahin kesildi ama dün benim olayım olduğunda serçeydi. Sesi çıkmıyordu. Bu ikiyüzlü politikalarının da bir yansıması. Kamer Genç kendisine bir şey söylediğinde birden bire böyle şahin kesilen birisi, Bülent Arınç bir başka kadın vekile üstelik de sözlerin en ağırını, en kişisel saldırıyı yaptığında neden sessiz kalıyor. Sanıyorum parti içerisinde, uçakta bana söyledikleri nedeniyle zor durumda kalmış. Arınç’tan korkuyor kendisi, onun için böyle konuşuyor. Biat kültürü olduğu için onlarda tabii kendi düşüncelerini samimiyetle iletemiyor.”

Aylin Nazlıaka’dan sonra 1 Mayıs olayları sırasında biber gazına maruz kalıp hastaneye kaldırılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’i “geçmiş olsun” diyebilmek için aradım. Tekin’in kızgınlığı hâlâ yatışmamıştı; Tekin; “Burada İstanbul’u çok iyi bilen bir siyasetçi olarak söylüyorum. Özellikle Beşiktaş Meydanı 16 tane Mobese sistemi ile izlenen bir yer. Mobese’nin hemen başında da İstanbul Valisi komuta ediyor. İstanbul Valisi talimat vermeden orada CHP milletvekillerinin üzerine polisin gaz sıkması söz konusu bile olmaz. Ben merak ediyorum bu talimatı kim verdi? Bir kere olmadı. Hani bir kere olur da kazara dersiniz. 4-5 kez üzerimize bilerek gaz sıkıldı. Daha ötesine gideyim, savaş ihlali yaptılar. Biliyorsunuz savaşlarda ambulanslara dokunulmaz. Biz ambulanstayken bize gaz sıktılar. Ambulans yetkilileri kendileri isyan etti. Savaş suçu işledi AKP. Dün kısacası bizim kurmuş olduğumuz Cumhuriyet ve devlet başka bir şey olmuştu ve çıldırmıştı. Dün çılgın bir devletle karşı karşıyaydık” dedi.

AKP’nin genel ruh halini yorumlamasını istedim Tekin’den;

“Bu ruh halinin birkaç sebebi var. Bunun dünyada da benzerleri var. Özellikle ilk gelişlerinde buradaki AKP’ye benzerlerdir. Her türlü argümanı kullanırlar. Liberalleri kullandılar, özgürlükçü oldular, demokrasi falan filan. Aklınıza ne gelirse. Genelde benzer iktidarlar çok ciddi servet edinirler kamuda çok ciddi servet sahibi olurlar. Başbakan ve Bakanlara baktığımızda gerçekten büyük servet sahibi oldular. Şimdi bu serveti korumak çok zor. Bunun için de yapılması gereken bir tek şey var, otoriter bir yapıya geçmektir. Maalesef öyle.”

Son sorum da şu oldu;

-CHP milletvekilleri olarak koruma isteme gibi bir düşünceniz var mı?

“Bizi Allah korusun, AKP bizden uzak dursun, AKP devleti bize uzak dursun. Sakın korumasınlar.”

Yeniçağ

AKP-PKK-ABD-İsrail işbirliğiyle Büyük Ortadoğu Projesi işliyor ! İşte son hamleleri !

Kahpe çetesi PKK’nın Kandil’deki sözde lideri Karayılan’ın "8 Mayıs’tan itibaren çekliyoruz" açıklamasının yankıları bölge ülkelerinde de hissediliyor.

Özellikle Irak, İran ve Suriye AKP’nin PKK-Öcalan-BDP üçgeninde yürüttüğü "süreç"i yakından takip eden ülkeler. Çünkü PKK’nın "silah bırakmadan" çekilecek olması bu ülkeleri yakından ilgilendiriyor.

Nitekim PKK’nın İran kolu olan PJAK’ı kendi ülkesinden silen İran yönetimi dün Tahran Radyosu’nda önemli bir değerlendirme yayınladı.

Ancak Büyük Ortadoğu Projesi’nin kirli tezgahını deşifre eden bu değerlendirme Türk Medyasında fazla yer bulmadı.

*Haber Fedai *olarak bu değerlendirmenin öne çıkan kısımlarını paylaşmak istiyoruz:

*AKP-PKK UZLAŞMASI BOP İÇİN!*

PKK, nasyonal sosyalist ve etnik milliyetç ideolojiye sahiptir. Bu nedenle ABD ve AB tarafından desteklenmektedir.*PKK yetkilileri, daha önceleri de kendilerini desteklemeleri halinde ABD’nin büyük Ortadoğu planına destek vereceklerini ilan etmişti. PKK ile AKP uzlaşısında; ABD ve AB etkin bir rol oynadı. *Batılı güçler bir taraftan PKK’yı terör listesine alıp, diğer taraftan Ankara hükümetini PKK ile uzlaşmaya zorluyorlardı. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın PKK terör örgütü elemanlarının silahları bırakıp geri çekileceklerine ilişkin

sözleri boşa çıktı. PKK; özgürleşme ve demokratikleşmekten söz ediyor, fakat Kürt bölgelerinde kendinden başka bir örgütlenmeye izin vermedi ve diğer muhalefeti ve özellikle PKK muhalifi Kürtler’i ortadan kaldırdı. Abdullah Öcalan’ı da ‘Kürt halkı önderi’ ilan ederek, diğer Kürt liderleri tanımadığını gözler önüne seriyor.

*PKK UZANTISI PYD SURİYE’DE ESAD’A KARŞI GÜÇLENDİRİLİYOR*

KCK’nın ‘Batı Kürdistan-Rojova’ dediği bölgede, Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan Krallığı’nın desteğindeki terör örgütü ‘Özgür Suriye Ordusu’, Barzani denetimindeki Kürt Konseyi ve PKK uzantısı PYD’nin işbirliği ve ittifakıyla Suriye ordusuna karşı özerkliğe kavuşmuştur.

*AMAÇ EMPERYALİZMİN ÇIKARLARI İÇİN ORTADOĞU’YU PARÇALAMAK!*

PKK; 4 parçadan söz etmekte ve bölge ülkelerini işgalci ve sömürgeci devletler olarak nitelendirip, ‘Büyük Kürdistan’ hayalini kurmaktadır. Bu ham hayal bölge ülkeleri ve milletlerine özgürlük, demokrasi, kardeşlik getiremeyeceği gibi, Kürt-Arap, Azeri-Kürt, Türk-Kürt, Kürt-Fars, İslamcı Kürt ile laik ve aşırı milliyetçi Kürt çekişme ve çatışmasını yaratacak ve ABD ile gerçek sömürgeci ve emperyalist batılı güçlerle Siyonist rejim lehine Ortadoğu’yu parçalama planını gündemleştirecektir. ABD ve AB ile NATO bölge ülkelerini parçalama ve

denetim altına almak için Kürtler üzerinde kirli bir oyun başlatmış, PKK gibi etnik milliyetçi ve sol söylemli bir grubu kullanmaya çalışıyor. ABD ile batılı işgalci ve emperyalist müttefikleri İslam birliğini engellemek, bölge milletlerine etnik milliyetçilik ve laiklik dayatmaya çalışıyor.

AKP Hükümeti, diğer taraftan PKK’yı Suriye merkezi hükümetine ve bölge ülkelerine karşı kullanmaya çalışıyor. Nitekim PKK uzantısı Demokratik Toplum Kongresi (DTK) üyesi Aysel Tuğluk, PKK-PYD’nin Suriye’de savaş başlattıklarını, yakında PEJAK-PKK’nın İran’a karşı savaş başlatacaklarını ileri sürdü.

*AKP PKK İLE BAŞKANLIK İÇİN ANLAŞTI*

AKP hükümeti ayrıca PKK’nın desteğinde Erdoğan’ın başkanlık sistemini Türkiye’de kurmaya çalışıyor. Nitekim Abdullah Öcalan Türkiye’de başkanlık sistemine ve Erdoğan’ın devlet başkanı olması planını desteklediğini bildirdi.

HABER FEDAİ – Kutalmış TURAN

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: