Etiket arşivi: başbakan

Başbakan Erdoğan(1) : “Sen O Hükümette Bostan Korkuluğu Muydun ?”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, devletin milli istihbarat teşkilatının bugün olduğu gibi geçmişte de İmralı ile görüştüğünü ve bunun da doğal olduğunu ifade ederek, "Eğer MHP Genel Başkanı hükümetin ortağı olduğu dönemde yapılan bu görüşmelerden"…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, devletin milli istihbarat teşkilatının bugün olduğu gibi geçmişte de İmralı ile görüştüğünü ve bunun da doğal olduğunu ifade ederek, "Eğer MHP Genel Başkanı hükümetin ortağı olduğu dönemde yapılan bu görüşmelerden habersizse o daha da vahimdir Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, devletin milli istihbarat teşkilatının bugün olduğu gibi geçmişte de İmralı ile görüştüğünü ve bunun da doğal olduğunu ifade ederek, "Eğer MHP Genel Başkanı hükümetin ortağı olduğu dönemde yapılan bu görüşmelerden habersizse o daha da vahimdir. "Benim haberim yoktu’ diyene sorarlar; sen o hükümette bostan korkuluğu muydun?" dedi.

Başbakan Erdoğan partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 10 yıl önce AK Parti‘yi kurduklarında kendilerine ömür biçenlerin, saman alevi gibi yanıp söneceklerini, dağılacaklarını, parçalanacaklarını iddia edenlerin yanıldıklarını ifade ederek, Kızılcahamam‘daki istişare toplantısının her şeyden önce AK Parti‘nin nasıl bir birliktelik içinde olduğunu dosta düşmana gösterdiğini belirtti.

Partisinin oy oranıyla ilgili de açıklama yapan Başbakan Erdoğan, şu anda anketlerde AK Parti‘nin oyunun yüzde 50’nin de üzerine çıkarak, yüzde 52 civarında göründüğünü kaydetti. Erdoğan, "Türkiye’nin en önemli meselesi olan terör meselesini çözdüğümüzde, kardeşliğimizi daha da pekiştirdiğimizde, engelleri kaldırıp her anlamda daha büyük hizmetleri gerçekleştirdiğimizde milletimizin teveccühü daha da artacaktır" diye konuştu.

-2053 HEDEFİ-

Başbakan Erdoğan konuşmasında, 2023 hedefine doğru ilerlerken, yeni hedeflerinin ise 2053 yılı olduğunu ilan etti. Erdoğan, "Bugünün gençlerinin, çocuklarının erişecekleri bir başka önemli yıl dönümünü de bir hedef olarak burada, bugün ilan etmek istiyorum. İstanbul’un 1453 yılındaki fethinin 600. yıl dönümünü, yani 2053 yılını da AK Parti olarak hedeflerimiz arasına alıyor, o büyük yıl dönümü için şimdiden hazırlıklara başlıyoruz. Muhtemelen şahsım dahil, bir çoğumuz o tarihe de erişemeyeceğiz. Ancak bugün 20-30’lu yaşlardaki gençlerimiz, çocuklarımız, torunlarımız için daha yaşanabilir, daha güçlü, daha müreffeh bir Türkiye inşa etmek, İstanbul’un fethedildiği dönemdeki gibi dünya lideri bir Türkiye imar etmek için şimdiden kolları sıvıyoruz" dedi.

– "MHP LİDERİ YİNE ARİTMETİK HESAPLAR YAPIYOR OLACAKTIR"-

Bugünkü muhalefetin, 2053 yılında ne durumda olacağını tahmin etmenin hiç zor olmadığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Yine büyük ihtimalle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 2053’te yani 40 yıl sonra MHP‘nin 140. yılda nasıl iktidara geleceğinin aritmetik hesaplarını yapıyor olacaktır. İnşallah AK Parti, bugünün gençleri, çocukları yönetiminde dünyanın en büyük devleti yaptıkları Türkiye‘yi daha da büyütmenin, 2071 hedeflerine ulaştırmanın aşkı, şevki, mücadelesi içinde olacaktır. Şimdi 2053 için bize de yakıştırmalar yapanlar olacaktır. Allah ömür verir de 2053’e ulaşırsak, emin olun biz "durmak yok, yola devam’ diyenlerden oluruz. ya da 2053 yılında tek parti CHP döneminin zulümlerini hatırlatıyor olacağımızı iddia edenler olabilir. Ama hiç merak buyurmasınlar, biz Allah ömür verir, hayatta olursak, o gün yerimizi çoktan gençlere bırakmış, eserleriyle iftihar edilenlerden oluruz inşallah."

-28 ŞUBAT VAKIFLARINA İADE, ÇİFTÇİLERE KREDİ FAİZ ORANINDA İNDİRİM-

Erdoğan, grup konuşmasında kapatılan vakıflarla ve çiftçilerle ilgili yeni düzenlemelerin de haberini verdi. Erdoğan, 28 Şubat sürecinde, Milli Gençlik Vakfı, Sahabe Eğitim ve Kültür Vakfı, Zöhre Ana Ali Sosyal Hizmet Vakfı’nın da aralarında bulunduğu 9 vakfın kapatıldığını hatırlan Erdoğan, şimdi bu mağduriyeti gidermek, antidemokratik uygulamaya son vermek amacıyla kapatılan bu vakıfların yeniden kurulmasına imkan sağlayacak tasarıyı TBMM‘ye göndereceklerini belirtti. Bu vakıfların hayatta bulunan kurucularının başvurması halinde, adı ve amacı aynı olmak kaydıyla yeniden açılabileceğini, faaliyetlerine başlayabileceğini belirten Erdoğan, kapatılan vakıfların taşınmazlarının Vakıflar Genel Müdürlüğü tasarrufunda olduğunu, yasa tasarısıyla, bu taşınmazların mahkeme siciline tescilinden itibaren yeni vakıflara teslim edileceğini de kaydetti. Erdoğan, "Ayrıca taşınmazların, Vakıflar Genel Müdürlüğümüz tasarrufunda bulunduğu dönem boyunca elde edilen kira ve satış geliri de bu yeni kurulan vakıflara iade edilecektir. Özellikle de binlerce öğrencinin elinden tutmuş, binlerce gence çatı, umut, aile olmuş vakıflarımıza hakkını teslim edecek bu uygulama hayırlı olsun" dedi.

Çiftçilere de müjdeleri olduğunu söyleyen Erdoğan, çiftinin Ziraat Bankasından kullandığı faiz oranının iktidarlarından önce yüzde 59 olduğunu belirterek, "Çiftçiye kullandırılan faiz oranlarını çeşidine göre yüzde 0, yüzde 5 ve yüzde 9 aralığına kadar çektik. Bugünden itibaren Ziraat Bankası‘nın çiftçilerimize uyguladığı kredi faiz oranını birer puan daha düşürüyoruz. Yani yüzde 9 olanı yüzde 8’e, yüzde 5 olan kredi yüzde 4’e düşüyor. Yüzde 0 olarak uygulanan kredi faizleri de aynen devam ediyor. Çiftçilere, üreticilerime bu güzel gelişmenin de hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu.

– "MHP GENEL BAŞKANI ÇARKÇILIK KONUSUNDA SAĞ KULVARDAN, CHP GENEL BAŞKANINI ZORLUYOR"-

Erdoğan, çözüm süreci üzerinden ise CHP ve MHP liderlerine yüklenerek çözümün önünde durmak için ellerinden geleni yapmakla suçladı. Kızılcahamam‘daki istişare toplantısında da 1999 yılındaki süreci hatırlattığını söyleyen Erdoğan, "CHP, MHP ve diğer statüko partilerinin gözünde millet bidon kafalıdır, göbeğini kaşıyan adamdır. Bunlar milleti balık hafızalı zanneder, hemen her şeyi unuttuğunu zanneder. Millete bu nazarla baktıkları için de dün en güçlü şekilde savunduklarının bugün karşısında dururlar" diye konuştu. Kılıçdaroğlu için "CHP Genel Başkanı kısa süre içinde yaptığı onca u dönüşü sayesinde milletimiz tarafından çarkçıbaşı olarak vasıflandırıldı" ifadelerini kullanan Erdoğan MHP liderine ise şu sözlerle yüklendi:

"MHP Genel Başkanı ise çarkçılık konusunda sağ kulvardan, CHP Genel Başkanını ciddi ciddi zorluyor. Kızılcahamam konuşmamızda MHP Genel Başkanı bazı çok önemli sorular yönelttik. Şu saat itibariyle MHP Genel Başkanından sorularımıza cevap gelmedi. MHP Genel Başkanını şu son çözüm sürecinde ne kadar samimiyetsiz, ne kadar ilkesiz bir duruş sergilediğini kamuoyu ile milletimizle tekrar tekrar paylaşacağız. 1999 sürecini hatırlatarak MHP Genel Başkanını maskesini düşürmeye devam edeceğiz."

-"YAPILAN YENİ BİR İŞ OLAĞANSÜTÜ BİR DURUM DEĞİL"

1999 yılında, DSP, MHP, ANAP koalisyon hükümeti döneminde devletin kurumlarının İmralı ile görüşmeler yaptığını, ardından da İmralı’nın teröristlerin ülke dışına çıkması için çağrıda bulunduğunu belirten Erdoğan, "Bugün istihbarat örgütümüzün İmralı ile görüşmesini kıyasıya eleştiren, bizi ihanetle, bizi bölücülükle itham edecek kadar dengesini yitiren MHP Genel Başkanı, 1999 yılında hükümetin ortağıdır, başkan yardımcısıdır. MHP‘ye gönül veren kardeşlerimin bunu bilmesi, hatırlatması gerekir" diye konuştu. O gün İmralı’yla görüşmeleri yapan MİT Müsteşarı ile kendisinin de çalıştığını söyleyen Erdoğan, "Bunları biz kendisinden dinledik. Bunlara biz yabancı değiliz. Ama milletimizin bunu bilmesi lazım" dedi.

-"1999’DA ÜÇ MAYMUNU OYNAYAN BAHÇELİ"

Erdoğan bu sürecin yeni başlamış bir süreç olmadığını ifade ederek, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yetkilerinin de bu tür görüşmeleri yaptığını belirterek şöyle devam etti:

"Dolayısıyla burada kimse bize çalım atmaya kalkamasın. Biz bunları hep biliyoruz, bunların hepsi kayıtlarda belgelerde mevcut. Yapılan yeni bir iş değildir ve olağanüstü bir durum da değildir. Bunların zaten yapılması gerekir. Bir hükümetin, devleti yönetenin de bunları yapmasından daha tabi bir şey olamaz. Bugün nasıl devletin istihbarat örgütü İmralı ile görüşüyorsa o gün de devletin kurumları İmarlı ile görüşmüş ve bir sonuca ulaşmıştır. Eğer MHP Genel Başkanı hükümetin ortağı olduğu dönemde yapılan bu görüşmelerden habersizse o daha da vahimdir. "Benim haberim yoktu’ diyene sorarlar; sen o hükümette bostan korkuluğu muydun? Payanda mıydın? Vitrin süsü müydün, neydin? O dönemde teröristiler ülke dışına çıkarken adeta süreci bozmak için sabotajlar yapılmıştır. Terör örgütü en zayıf zamanında olduğu halde tamamen bitirilmek için çaba sarf edilmemiş, tam tersine terör örgütüne adeta yeniden palazlanması için fırsat tanınmıştır.

1999 süreci için üç maymunu oynayan Bahçeli, o gün kuzu kesilen Bahçeli şu anda kükreyen aslan rolleri kesiyor. Sayın Bahçeli, 1999’da neden kükremedin? 1999’da neden "ihanet var’ diye ortalığı velveleye vermedin? Neden hükümetten çekilmedin? Madem İmralı’yla görüşmek senin dilinde ihanetti, bölücülüktür de o zaman 1999’da, sana göre ihanete, bölücülüğe niye ortaklık ettin?" (ANKA/DEVAM)

Reklamlar

Ahmet Turan Alkan : Başbakan başkanlık sistemine mahkûm değil

a.alkan

Eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, tecrübeli bir anayasa hukukçusu olarak önemli ve mâkul şeyler söylüyor; ülkenin ve siyasi sistemin önünü tıkayan cumhurbaşkanının halkoyuyla seçimi hakkındaki teklifine kulak vermeye değer.

Teziç, 2007’deki anayasa değişikliğinin bir hata olduğunu, sistemin âdeta kendini sakatladığını ileri sürüyor. Seçilmek için meydanlara inen bir cumhurbaşkanına, adayların birbirini –

tabiatiyle- yıpratıcı şeylerle suçlamasına alışık değiliz; hele hele hükümetle seçilmiş cumhurbaşkanı arasındaki muhtemel ihtilâflara hiç değil.

Bazı insanlar, sanki başka yol yokmuş ve Türkiye başkanlık sistemine mahkûm imiş gibi düşünmeye başladılar. Oysaki aylar öncesinden beri seslendirdiğim “2007 anayasa değişikliği iptal edilsin” görüşüne Teziç de katılıyor, “Bu muhtemel ikilikten ya başkanlık ya da yarı başkanlık sistemine geçerek çıkılmaya çalışılıyor ama daha kolay bir çözüm var; bana kalırsa 2007’deki değişikliği kaldırmalı, cumhurbaşkanının yeniden Meclis tarafından belirlenmesi hükmü getirilmeli. Çünkü 2014’te cumhurbaşkanını halk seçtiğinde ülke olarak arada kalacağız. Ne parlamenter sistemde olacağız ne de başkanlık!”

Bu çözüm tarzının Başbakan Erdoğan tarafından hiç de sevimli bulunmadığı mâlum: Bir tarafta başkanlık konusunda ısrarcı olmadıklarını, halk istemezse vazgeçebileceklerini belirtirken öbür yanda 2023 vizyonunu bizzat yönetmek maksadıyla başkanlığa geçiş için en uygun siyasi pozisyona sahip olduğumuzu hissettiriyor.

Şu an itibariyle başarıyla devam etmekte olan barış sürecinin olumlu etkileri, önümüzdeki yıl yapılacak referandum veya seçim oylamalarında hükümete iyimserlik telkin ediyor olabilir ve bu sebeple Başbakan kendi açısından haklı sebeplerle başkanlık sistemine geçiş için şartların çok uygun olduğunu düşünebilir. Ne var ki siyasi sistemimiz için daha faydalı ve kolay bir yol dururken, birbiri ardına gelecek seçimleri riske sokmanın doğru olmadığını düşünenlerle beraberim.

Prof. Teziç’e göre siyasi sistemi iyileştirmek için atılması gereken adımlar açıktır, şöyle diyor Teziç: “Tüm sorunları doğuran temel sorun yargının bağımsızlığı meselesidir. Bunu nasıl düzelteceğiz sorusuna cevap aramalıyız. Yargının bağımsızlığı sağlansa diğer birçok sorunun çözümü için büyük bir rahatlama olur. O zaman isterseniz parlamenter sistemle yönetilin, ister başkanlıkla. Önemli değil. Çünkü eğer yargı bağımsız ise kuvvetler ayrılığı ve hürriyetler teminat altındadır.”

Teziç, yargının bağımsız niteliğe kavuşması için AYM ve HSYK üyelerinin meclis tarafından nitelikli çoğunlukla seçilmesi teklifini savunuyor ve şöyle ilave ediyor: “AYM’yi güçlendirir, seçim barajını kaldırır, Siyasi Partiler Yasası’nı vekil adaylarının belirlenmesine kadar köklü şekilde değiştirirseniz elbette başkanlık sistemi de olabilir. O zaman buna söylenecek laf yok. Fakat AKP’nin önerisi maalesef bu özellikleri barındırmıyor.”

Yeri gelmişken altını önemle çizmeliyiz: Türkiye’nin daha demokrat ve adil bir temsile kavuşması için Seçim ve Siyasi Partiler kanunlarını değiştirmek, anayasa değiştirmekten veya sistemi tartışmaktan çok daha zahmetsiz bir tercih. Üstelik hemen bütün siyasi partiler, çeşitli zamanlarda bu iki kanunu daha âdil bir temsil ve seçim için değiştirecekleri yolunda vaadde bulunmuşlardı. O vaadler yerli yerinde dururken bu konu nedense hiç gündeme getirilmiyor zira Siyasi Partiler Kanunu’ndaki değişikliğin, halen bütün partilerde devam etmekte olan “Lider sultası”na son vereceği biliniyor. Bir yanda her vesileyle “Parti içi demokrasi” kavramını dillendiren liderler, ne zaman değişiklik söz konusu olsa bu defa “Siyasi istikrar bozulmasın ama” bahanesine sığınıyorlar.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemiyle ilgili görünür ısrarını anlamak kolay değil. Yeni anayasa değişikliği hayal kırıklığıyla sonuçlansa bile parlamenter sistemi geliştirip güçlendirme imkânları hâlâ mevcut. Mahalli seçim veya anayasa konulu bir referandumda yüzde 50 barajının altında kalmak, hükümete büyük ivme kaybettirebilir. Oysaki ben Başbakan Erdoğan’ın en azından bir dönem daha yönetim cihazının başında kalmasını samimiyetle isteyenler arasındayım.

Başbakan, Teziç’in fikirlerini ciddiyetle düşünmeli; Türkiye, bütün ihtimâller tükenmiş gibi başkanlık sistemine kilitlenmek zorunda değil; başka seçenekler de var!

ADEM YAVUZ ARSLAN : Askerin Başbakan Erdoğan’a söylediği en zor cümle

Adem Yavuz ARSLAN

ayavuz

Uzun süredir gündemin ilk sırasında Çözüm Süreci var.

Hükümetin attığı adımlar, PKK’nın açıklamaları, muhalefet partilerinin sürece dair söylemleri esaslı tartışma konusu.

Görünen o ki yakın gelecekte olmaya da devam edecek. Başkentte ‘iyimser ama temkinli hal’in sürdüğünü söyleyip şimdilik bu konuya bir virgül koyalım. Bir süredir gündemde kendine yer bulamıyor ama çok kritik davalar devam ediyor.

İstanbul ve İzmir merkezli yürütülen iki ayrı casusluk ve fuhuş soruşturması da bunlardan.

Geçtiğimiz günlerde TİMAŞ’tan çıkan "Bal tuzağı: Bel altı istihbarat" isimli kitap bu davaların perde arkasına ilişkin çok ilginç bilgiler içeriyor. Malum olduğu üzere ‘Bal tuzağı’ kadını ve cinselliği kullanarak istihbarat edinme ya da casusluk yapmak için kullanılan bir tanım.

İstihbarat dünyasının da en eski ve en yaygın yöntemlerinden biri olarak bilinir.

Cevheri Güven’in kitabında bu konuda hayli zengin örnekler var. Deniz Baykal’a yönelik kaset komplosu, MHP yöneticilerini istifaya götüren kaset skandalları gibi olaylara ilişkin bilinmeyen ayrıntılar da var.

Kritik isimlerden biri

Ancak askeri casusluk ve fuhuş skandalı ile ilgili ayrıntılar dudak uçuklatacak cinsten. Hatırlanacağı gibi 2010 ortasında başlayan soruşturmada devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeler ele geçirildi.

Aynı zamanda çetenin elinde çok sayıda şantaj görüntüleri de bulundu. İşin içine yabancı istihbarat örgütleri ve üçüncü ülkeler de girmişti.

Hatta o dönemde başkentin kritik isimlerinden birisi durumun vahametini anlatmak için "Bırakın devletin yatak odasına girmeyi, oraya kamera kurup yayın yapmışlar" demişti. Savcılığın araştırması TSK’dan sızan belgelerin savaş çıkartabilecek nitelikte olduğunu ortaya koydu.

Fotoğraf ürkütücüydü ve emniyet elindeki bilgileri MİT ile paylaştı. MİT’in çalışması da verileri teyit edince devletin zirvesi konudan haberdar edildi. Başbakan, Cumhurbaşkanı ve dönemin Genelkurmay Başkanı Koşaner’e birer dosya gönderildi. Karargahta olağanüstü ve saatler süren bir toplantı yapıldı.

Kitaptan devam edelim (syf 209):

"Savcılığın gönderdiği belgeler incelendikçe komutanlar hop oturup hop kalkıyordu. Belgeler arasında Türkiye’nin komşu ülkelerde yaptığı bazı gizli operasyonlar da yer alıyordu. Bunlardan bazıları uluslararası hukuk kurallarına ve diplomasiye aykırı örtülü operasyonlardı ve savaş sebebi sayılacak nitelik taşıyordu.

Karargahtaki toplantıda Org. Koşaner hayatının en zor anlarını yaşıyordu. Bir taraftan TSK’nın fuhuş yoluyla adeta hallaç pamuğuna çevrilmiş olmasının getirdiği itibar erozyonu diğer taraftan durumun daha da vahimleşme ihtimali. Savcılık, örtülü operasyonlar ve çok gizli belgeleri iddianamenin ek klasörüne koyduğu an uluslararası bir kriz çıkması söz konusuydu.

Ayrı bir klasör yapıldı

Uzun değerlendirmeler sonunda taktik belirlendi. Komuta kademesi hayatlarının en zor kararını aldı. Başbakan Erdoğan’a gidilecek ve "Bu soruşturmada kimi alırsanız alın ama bu belgeleri soruşturma dosyasından çıkartın" denecekti.

Soruşturma dosyasından çıkarılması istenen belgeler belirlendi ve ayrı bir klasör yapıldı.

Koşaner hayatının en ağır yükünü alarak Başbakan Erdoğan’a gitti. İkilinin uzun görüşmesinden sonra Koşaner karargaha dönerken oldukça rahatlamıştı.

Kitapta, karargahın gizli belgeler için savcılık nezdinde girişimleri de detaylıca anlatıyor.

Sonuçta çok hassas bilgi ve belgeler iddianameye konmayıp doğrudan adli emanete alındı. Böylece uluslararası bir skandal önlenmiş oldu. Bu uzun alıntıları yaptım çünkü hem İstanbul hem İzmir merkezli davalarla ilgili çok spekülasyon yapıldı. Hatta geçtiğimiz günlerde İzmir’de olaylı duruşmalar da oldu.

Ergenekon ve Balyoz’a karşı çevreler casusluk ve fuhuş davasına da esastan itiraz ettiler. Ancak bunu yaparken yaklaşık 400 sanıklı dava ile ilgili komuta kademesinin sessiz kalmasına hiç kafa yormadılar. Güven’in kitabı o dönemin bilinmeyenlerine ışık tutuyor.

VİDEO : BİR BAŞBAKAN İKİ ERDOĞAN (BÖLÜM 1-2) Recep Tayyip Erdoğa n

O videonun ikincisi çıktı

Tık rekoru kıran ‘Bir Başbakan İki Erdoğan’ adlı videonun 2. bölümü yayına girdi.

Başbakan Recey Tayyip Erdoğan’ın paylaşım rekoru kıran ‘Bir Başbakan İki Erdoğan’ adlı videonun 2. bölümü yayına girdi.

İlki video sitelerinde ve sosyal medyada paylaşım ve tıklanma rekorları kırmış, sonra ise Başbakan Erdoğan’ın talimatıyla YouTube’dan kaldırtılmıştı.

CHP tarafından CD’lere bastırılıp vatandaşa dağıtılan "Bir Başbakan İki Erdoğan" videosunun 2′nci bölümü yine Youtube’da yayınlandı.

İlk videoda olduğu gibi ikinci videoda da Başbakan Erdoğan’ın farklı dönemlerde yaptığı konuşmalar arasındaki çelişkilere yer verildi.

VİDEO LİNK :

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=H07y6R9rC2c

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=ZBNvaEoDgNY

Başbakan’a Ayranlı Karayılan Eleştirisi !!!

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, "Başbakan, Karayılan’ın açıklamalarına cevap verecek yerde ‘ayran mili içkidir’ tartışmasını açtı; içkiydi, sarhoşluktu, ayıktı derken Karayılan’ın ifadeleri güme gitti" dedi.

Yeniçeri, TBMM‘de düzenlediği basın toplantısında çözüm sürecini eleştirdi. Karayılan’ın açıklamasına tepki gösteren Yeniçeri, "Terörist elebaşının Kandil’den zafer kazanmış bir Ordu komutanı edasıyla yaptığı açıklamalar AKP ve işbirlikçi cenahta büyük bir sevinçle karşılandı. İmralı’daki eli kanlı elebaşı ve Kandil’deki uzantısının yaptığı açıklamalar, savaşı kaybetmiş bir orduya, mağlup olmuş bir millete ve çökmüş bir devlete karşı yapılabilir" dedi. Başbakan Erdoğan’ın bu süreçte açıklamalara cevap vermemek için ‘ayran milli içkidir’ tartışması açtığını ileri süren Yeniçeri, "Herkes, içkiydi, sarhoşluktu, ayıktı derken Karayılan’ın ifadeleri güme gitti" diye konuştu.

Ak Parti‘nin tamamı birkaç bin olan teröristin silahlarıyla bir süreliğine Türkiye’den Kandil’e çekilmesini büyük bir başarı ve zafer olarak pazarlamaya çalıştığını söyleyen Yeniçeri, sözlerini şöyle sürdürdü: "Teröristler her şey yolunda gitmesi halinde Kuzey Irak‘taki kamplarına çekilmiş olacak ve AKP hükümetin kendilerine verdiği sözleri yerine getirip, getirilmeyeceğini bekleyeceklerdir. AKP iktidarı, beklentiler gerçekleşirse, bundan böyle resmen Kandil’e çekilecek olan terörist örgütün gözetim ve denetimine bağlı hale gelecektir. Bu durum AKP’yi Kandil’in rehinesi getirmiş olacaktır. Sınırın öte tarafındaki kamplara taşınacak olan terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti üzerindeki baskısı ve tehdidi aynen devam edecektir. Diğer yandan çekilmenin yasa ve anayasa karşısındaki durumu bir yana nasıl gerçekleşeceğini bilen de yoktur. Teröristlerin önemli bir kısmının yöredeki köylüler olduğu biliniyor. Onlar nereye çekilecektir? Köylerine mi dönecektir? Gerçekte onların büyük bir kısmı gündüz köylerde külahlı gece dağlarda silahlıdır."

PKK‘nın toptan silah bırakmasının hikaye olduğun ifade eden Yeniçeri, yeni anayasanın silah zoruyla yapılacağını ileri sürdü. Kandil açıklamasının tam zillet olduğunu belirten Yeniçeri, sözlerine şöyle devam etti: "Zilleti ve rezaleti bayram olarak sunanlar halkı aldatanlardır. Kandil’deki kitle katliamcısının konuşmasına keramet yüklemek onun söylemlerinden barış çıkarmaya çalışmak utanç vericidir"

ARINÇ, ŞEHİDE GAZİYE AĞLAMADI

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç‘ın kendisi ile ilgili ‘Kendisi gülüyor çevresindekileri de güldürüyor’ sözlerine tepki gösteren Yeniçeri, şunları söyledi: "Sayın Arınç, bir defa gülmek PKK‘lılara ağlamaktan daha soylu bir davranıştır. Allah, kimseyi ağlatmasın. Allah hiç kimseyi PKK’lılar için ağlayacak hale düşürmesin. Allah kimseyi şaşırtmasın ve bütün müminleri Ebu Cehiller için ağlamaktan sakındırsın. Şehide, gaziye ağlamayan Arınç, dağdaki PKK’lılar için ağlıyorsa bu kendi bileceği bir iştir ancak oturduğu o makam PKK’lılara ağlama için uygun bir makam değildir. Öyle görünüyor ki Arınç, son zamanlarda PKK’nın imaj makerlığından sözcülüğüne terfi etmiş bulunuyor."

Yeniçeri, basın toplantısında soruları da yanıtladı. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım‘ın 4T için pazarlık yaptık sözlerinin anımsatılması üzerine Yeniçeri, "Tek vatan derken hangi vatan olduğunu söylemiyorlar. Büyük Ortadoğu Konfederasyonu adlı tek vatan mı? Tek bayrak derken hangi bayrak olduğunu söylemiyorlar. Çünkü ‘bayrak’ şiirini yasaklıyorlar. Bu şiiri yasaklayan bir zihniyet nasıl bir zihniyettir? Nasıl bir klinik vakadır? Nasıl bir kriminal hadisedir? Bunu tartışmaya gerek yok. Adam söylüyor pazarlık yaptığını. Yukarıdan aşağıya bütün analitiklerde pazarlık yapıldığını, protokoller hazırlandığını, mutabakata varıldığını görüyoruz. Nasıl bunlar pazarlık yapmıyorlar. Pazarlığı başka türlü nasıl yapar? Herhalde at pazarlığı yapacak halleri yok. Tutup ellerini sallayacak durumları da söz konusu değil. Ama pazarlık yapıldığı iki kere iki dört eder kadar kesin"

Başbakan Erdoğan : Üç Beş Çanak Çömlek, Marmaray’ı 4 Yıl Gecikti rdi

Başbakan Erdoğan: Üç Beş Çanak Çömlek, Marmaray’ı 4 Yıl Geciktirdi

9CD772DF-794A-429C-A5B7-39454D364459-6073-0000071372A160A8_zps1315a86e.jpg

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da Asya ve Avrupa kıtasını denizin altından birbirine bağlayacak olan Marmaray projesinin, özellikle Yenikapı taraflarında ortaya çıkan tarihi eserlerden dolayı 4 yıl geciktiğini söyledi. Kültür ve Tabiat Varlıklarını İstanbul Bölge Koruma Kurulu’nun Marmaray projesi konusunda verdiği kararları eleştiren Erdoğan, "3-5 çanak çömlek Marmaray’ı 4 yıl geciktirdi. Yazık değil mi günah değil mi?" diye konuştu. Erdoğan, aynı kurulun Taksim Kışlası’na onay vermemesini ise "Burada bir tarihi eser var, bu tarihi eseri kurul nasıl reddeder? Bu kurullar niçin var? Bu tarihi eserleri korumak için. Çanak çömleği koruyorsun da oradaki tarihi kışlayı neden korumuyorsun." ifadeleriyle eleştirdi.

Erdoğan, Kızılcahamam’da kampta bulunan AK Parti il başkanları ve ilçe başkanlarına hitaben yaptığı konuşmada, Kanal İstanbul projesi için "Bir çılgın projenin gerçekleşebilmesi için bize hendek atlattılar. 3-4 sene bir projeyi gecikmeli olarak çıkarıyoruz. Niye? Önümüzde çok ciddi engeller var. Örneğin Marmaray projemiz var, basit çanak çömlek hikayesi bize dört sene kaybettirdi. 3-4 sene önce Marmaray açıklanacaktı. Bak şimdi bu 29 Ekim’e yetiştirmeye çalışıyoruz. Yazık değil mi, günah değil mi? Her geçen zaman bu ülkenin aleyhinde rakam gidiyor. Muasır medeniyetler seviyesi üzerine çıkacaksak bu yatırımlarımızı hızla gerçekleştirmeliyiz." dedi.

Erdoğan, İstanbul’a üçüncü havalimanı için de "Şu hale gelene kadar neler neler çektik. Bunları ben seçim kapmanyasında ilan etmiştim. Türkiye dünyanın en büyük havalimanlarından birine sahip olacak." diye konuştu.

Erdoğan ardından Taksim Kışlası konusunda da benzer ifadeler kullanarak Kültür ve Tabiat Varlıklarını İstanbul Bölge Koruma Kurulu’nu eleştirdi: "Taksim gezi alanı dedik, hemen buna da karşı çıktılar. ‘Kışlayı yeniden orada yapacağız’ dedik, malum çevreler başta ana muhalefet partisi ve destekçileri hep birlikte karşı çıktılar, engellemek istediler, reddettiler. Red edince ben de dedim ki ‘reddinize red.’ Burada bir tarihi eser var, bu tarihi eseri kurul nasıl reddeder? Bu kurullar niçin var? Bu tarihi eserleri korumak için. Çanak çömleği koruyorsun da oradaki tarihi kışlayı neden korumuyorsun. Denizin dibinde 3-5 tane çanak çömlek çatal kaşık bulunmuş bunları koruyorsun ama Taksim Meydanı’ndaki devasa kışla gayet güzel mimari estetiği gayet güzel buna hayır diyorsun. Böyle bir anlayış mantık olur mu? Bu ideoloji değil de nedir. Ana muhalefetin il başkanı çıkıyor basın toplantısı yapıyor. Yok böyle birşey. Onun için dedik, olacak. E şimdi oluyor. İnşallah orada hem kışlamızı yapacağız, mimari olarak orada duracak. Ama altında alışveriş merkezinden, toplantı salonlarına kadar belki rezidans otel vs ama arka planda da Divan Oteli tarafında da bir şehir müzesi yapmak suretiyle İstanbul’umuzun şehir müzelerini artırmış olacağız. Aynı şekilde yayalaştırma çalışmaları devam ediyor, trafiği alta alıyoruz. meydan tamamen yayalara kalıyor yani insana kalıyor." diye ekledi.

Başbakan Erdoğan : Bizim milli içkimiz ayrandır

basbakanerdoganbizimmil.jpg

Başbakan Erdoğan Global Alkol Sempozyumu’nda açıklamalarda bulundu.

Yeşilay’ın Global Alkol Politikaları Sempozyumu’nda konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, alkol teşvikini eleştirdi ve "Bizim milli içkimiz ayrandır" dedi.

İşte Erdoğan’ın o açıklamaları

"Uygarlaşacağız diye alkol tüketimini teşvik ettiler. Tek parti döneminde alkol teşviki o kadar abartıldı ki; lokantalara afişler asıldı, alkolün faydaları anlatıldı.

MİLLİ İÇKİMİZ ALKOL DEĞİL AYRAN

Cumhuriyet’in ilk yıllarında bazı kitaplarda maalesef alkol milli içkimiz olarak lanse edildi. Halbuki bizim milli içkimiz ayrandır.

GAZETELERDEKİ REKLAMLAR DA KALKACAK

Gazetelerdeki alkol reklamları da yakında kaldırılacak.

ALKOLLÜ İÇECEKLERİN ÜZERİNE DE UYARILAR GELECEK

Sigara paketlerinin üzerinde nasıl uyarılar yer alıyorsa, alkollü içeceklerin de üzerinde bu uyarıların yer alması için çalışmaları başlattık.

VERGİLER YÜKSEKSE KUSURA BAKMAYIN

Vergileri yüksekse hiç kimse kusura bakmasın. Bizim petrol kuyularımız yok. En büyük geliri ÖTV’den sağlıyoruz. Onların sağlığı için çalışıyoruz.

10 yıldır iktidardayız ve iktidarımızda hiç kimsenin yaşam tarzına, giyimine, yediğine, içtiğine karışmadık.

Özgürlüklerle istismar arasındaki ince çizgiyi muhafaza etmek zorundayız.

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: