Etiket arşivi: cia

/// DUYURU /// ERGENEKON SANIĞININ AĞZINDAN “ERGENEKON OPERASYONUNDA CIA’NİN ROLÜ” ///

Ek’te bulunan 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne arz ettiğim savunmamda CIA’nin ERGENEKON OPERASYONU’na müdahilliğine dikkat çektim.

Dikkatinize sunar, iyi günler dilerim.

Erkut ERSOY

Ergenekon Sanığı

01.06.2012 FADEM.pdf

MK ULTRA PROJESİ : CIA’NİN MK ULTRA PROJESİ İLE İLGİLİ GİZLİ PROJE DOSYALARI ///

NOT : DÖKÜMANLAR İNGİLİZCE’DİR.

DÖKÜMANLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

FİGEN ÖZEN : SIRA KUVVACI ÇETELERDE!.. (CIA’NIN ÇETECİLERİ-33)

mw6d7.jpg

Sevr Antlaşması…

MADDE 62: Fırat’ın doğusunda, ileride tespit edilecek olan Ermenistan’ın güney sınırının daha güneyinde, …Suriye ve Irak ile Türkiye sınırının kuzeyinde, Kürtlerin sayıca üstün bulunduğu bölgelerin özerkliğini işbu antlaşmanın yürürlüğe konulmasından başlayarak altı ay içinde, İstanbul’da toplanacak ve İngiliz, Fransız ve İtalyan hükümetlerinden her birinin atadığı üç üyeden oluşacak olan bir komisyon hazırlayacaktır. Herhangi bir sorun üzerinde oy birliği sağlanamazsa, bu sorun, komisyon üyelerince, hükümetlerine götürülecektir…

MADDE 63: Türk Hükümeti, 62. maddede öngörülen komisyonlardan birinin veya ötekinin kararlarını, kendisine bildirildiğinden başlayarak üç ay içinde kabul etmeyi ve yürürlüğe koymayı şimdiden yükümlenir.

MADDE 64: İşbu anlaşmanın yürürlüğe konmasından bir yıl sonra, 62. maddede belirtilen bölgelerde yaşayan Kürtler, bu bölgedeki nüfusun çoğunluğunun Türkiye’den bağımsız olmak istediklerini ispat ederek Milletler Cemiyeti Konseyi’ne başvururlarsa ve Konsey bu nüfusun bu bağımsızlığa láyık olduğu görüşüne varır ve bağımsızlığı tanımayı Türkiye’ye salık verirse, Türkiye bu tavsiyeye uymayı ve bölgeler üzerinde bütün haklarıyla sıfatlarından vazgeçmeyi şimdiden üstlenir.

Bu vazgeçmenin ayrıntıları Müttefik devletlerle Türkiye arasında yapılacak özel bir sözleşmeye konu edilecektir.

Bu vazgeçme …gerçekleştiği zaman, Kürdistan’ın şimdiye kadar Musul Viláyeti’nde kalmış kesiminde oturan Kürtler’in bu bağımsız Kürt devletine kendi istekleriyle katılmalarına Müttefik devletler hiçbir şekilde karşı çıkmayacaklardır.”

VE BARZANİ ANAYASASI’NIN GİRİŞ BÖLÜMÜ:

“Kürtler, yurtları olan Kürdistan’da binlerce yıl yaşamış olan tarihi bir kavim olup, dünyanın diğer milletleri ve halkları gibi özelliklerinin kendilerine kendi kaderlerini belirleme hakkı verdiği bir millettir. Bu hak, ilk defa I.ci Dünya Savaşı sonunda yayınlanan ve ilkeleri o günden beridir uluslararası hukuk içinde sağlamlaşmış olan Woodrow Wilson’un On dört Maddesi adlı prensipler uyarınca kabul edilen bir haktır. (İKİZ YASALAR- 4/HAZİRAN/2003)

1920 yılında imzalanan Sevr Anlaşması’nın 62-64 nolu maddeleri Kürtlere self-determinasyon hakkını tanımasına rağmen, uluslararası çıkarlar ve siyasal dengeler Kürtlerin bu hakkı elde edip uygulamaya geçirmelerini engellemiştir.

Sevr Antlaşmasının verdiği haklara aykırı olarak 1921 yılında kurulmuş olan Güney Kürdistan, Kürt halkının istekleri dikkate alınmadan ve Kürt kökenli devlet memurlarının kendi topraklarının yönetimine atanacağı, Kürtçenin eğitim dili, Yargı dili ve diğer hizmetlerde kullanılacak dil olacağı taahhüt edilmesine rağmen dört yıl sonra, 1925 yılında yeni kurulan Irak devleti toprakları içine katılmıştır.”

*****

Yazının başlangıcında, Sevr Antlaşması’nın (10/ Ağustos/1920) 62/64. Maddeleri ve Barzani Anayasası’nın giriş bölümü paylaşılmıştır. Görüldüğü üzere iki kara sayfanın fotoğrafı birbiriyle çakışmaktadır. Birbirleriyle çakışan bu iki fotoğraf, bizlerin ihanet sürecini daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır. Ancak üzülerek ifade etmek gerekirse, CFR’nin isim babası olan iktidar, birbirleriyle çakışan bu rezil ittifakın önündeki engebeleri kaldırmayı görev edinmiştir.

Çünkü var olan iktidar, korkunun, aldatılmışlığın yarattığı gücünü küresel efendilerin icra organı CFR’ye borçludur.

“Gazeteci yazar Arslan Bulut’un ifade ettiği şekliyle “CFR’nin gönderdiği gizli memorandum ile kurulan AKP”, bugün üniter Türkiye’yi bölmek ve İsrailist Kürdistan’ı kurmak adına ciddi adımlar atmaktadır. Bu adımların kaynağı Sistem’dir. (Sistem: Dünyayı yöneten derin güç. Yani, CFR, Bilderberg, Trilateral ve bunların altında yer alan irili ufaklı örgütler ve bunların yöneticisi olan her milletten gelen ancak milliyet farklılığına önem vermeyen, adeta paraya tapan, İbrani asıllı yapı, şeytanın kralları.)

Eskiden, terör örgütü PKK’nın yol haritasını duyardık. Son yıllarda bu tabiri, Adalet ve Kalkınma Partisi’nde duymaya başladık. Zaten bu ikisi, fikirde pek çok alanda müştereklerde birleşmişlerdir. PKK’nın geçmiş kongrelerinde alınan kararlar, bugün AKP hükümetinin “yol haritalarında” yerini bulmuştur. (Tevfik BİR)

CFR’nin Ayla Bakkallı tarafından memorandumu 2001 yılında Erdoğan’ın eline bir emirname olarak tutuşturulmuş ve verilen emirlerin tümü ilk önce Kurucular Kurulu tarafından “AK KİTAP” başlığıyla tüzüğe yansıtılmıştır. Görüldüğü üzere iktidarın ana vatanı Amerika’dır.

AK KİTAP…

Sayfa 8: Partimiz, merkeziyetçi devlet anlayışından uzaklaşmayı öngörmektedir.

Sayfa 10: Toplum içindeki farklılıkların zenginlik olarak kabul edilmesini ve çoğulcuğu takip edilmesi gereken sosyal ilkeler olarak görürüz.

Sayfa 11: Partimiz, küreselleşmenin gerek yapısal dönüşümlerin kaçınılmazlığını ve en az maliyetle gerçekleştirilmesini savunur.

Sayfa 12: Partimiz, eğitim hizmetlerinin yerelleştirilmesinden özelleştirilmesinden yanadır.

Sayfa 35: Çağımız bir yönüyle küreselleşme çağı, diğer yönüyle yerelleşme ve yerel yönetimlerin, devlet sistemleri içindeki ağırlıklarının arttığı çağdır.

Sayfa 41′de ise eğitimin küreselleşme odaklarının şehir devletleri planı gereği zamana yayılarak yerelleştirteceği ifade edilmiştir.

Temel eğitim hizmetlerinin verilmesi pilot uygulamalarla, merkezi idarenin taşra birimlerine ve yerel yönetimlere aktarılacaktır. (CIA’nın ÇETECİLERİ-11-12)

*****

Son günlerde mütarekeci basının pompaladığı, beyaz boyaya batırılmalarına rağmen, gerçek yüzlerini saklayamayan güruhun sözde çekiliyor gibi yaparken attığı zafer naraları Türk milletinin canını yakmaktadır. Her ne kadar “AKİLLER” sürüsü yurdun dört bir tarafında bu ihanetin propagandasını yapıyorsa da, Erdoğan’ın deyimiyle “ÇAPULCULAR” bu ihanete geçit vermek niyetinde değillerdir.

Gemi azıya almış şeytanın süvarileri ellerini kollarını sallaya, sallaya sınırdan öteye geçme provasını yaparken, bu ihanetten daha da acı olanı Türk askerinin elinin, kolunun bir gizli el tarafından bağlanmış olmasıdır. Dün yüreğine saplanan kurşunla silah arkadaşını vatana katan asker, bu gün tetiği çeken elin sahibini, Mehmetçiğin katilini seyretmek zorunda bırakılmıştır.

“Dağda siyaset yapmak isteyenler, buyursunlar dağa çıksınlar. Teröristlerle kucaklaşanlar, parlamentoda millet adına mücadele veremezler. Vermeye kalksalar dahi saygı göremezler. Zira iki tercih var ya Kandil ya TBMM” Bu söylem Başbakan Erdoğan’a aittir ve ayniyle vakidir. Ve hatta “teröristle kucaklaşanlar”ın dokunulmazlıklarının kaldırılması için TBMM İç İşleri Komisyonu’na sözüm ona fezleke verilmiştir.

Bugün aynı teröristler Erdoğan’ın himayesinde silahlarıyla Kandil ve Suriye’ye doğru kısa bir tatil yolculuğunun keyfini sürmektedirler.

Askerin boşalttığı her alanda artık PKK hakimdir. Gerçi bu hakimiyet iktidarın gözü önünde üç sene önce PKK tarafından pilot bölge ilan edilen Hakkari-Yüksekova’da varlığını göstermiştir. Özelikle kırsal alanlardaki askerin çekilmesinden faydalanan PKK’lılar kendilerini hükümran ilan etmişlerdir.

Bunun yanı sıra Kandil’de poz verip Meclis’te siyaset yapanlar, hallerine bakmadan devleti tehdit etmeye etmektedirler. “Tek bir askeri birlik geri çekilmekte olan PKK’lılara operasyon yapmaya kalkarsa, biz yüz binlerce kişi operasyon bölgesine yürüyeceğiz.” Selahattin Demirtaş

İktidar uğruna İLLÜMİTATİ’nin icra organı olan CFR’ye verilen her söz, PKK’nın sözde çekilişinin altında yatan gerçeğin, “Büyük Kürdistan” ve hatta “Denizden denize Ermenistan” Devletleri’nin kuruluş haritasının gereğidir.

Bu iki taşeron devlet de elbette Büyük İsrail’in gelecekteki köleleri olacaktır. Siyonizmin efendileri ve Haçlı ordularının ittifakı yüz yıllık bir intikamın taşeronluğunu iktidara yaptırmaktadır.

CIA’nın çetecileri iş başındadır. Kral çıplaktır. Türk milleti kralın çıplaklığını görmekten öte, bunun hesabını sormak için harekete geçmek zorundadır.

Sıra kuvvacı çetelerdedir. Eşkıya Türkiye’ye hükümran olmayacaktır. Zafer, bedeli ne olursa olsun Türk milletindir.

Figen Özen

İLK KURŞUN

Operation Acoustic Kitty : The CIA’s Would-Be Cat Spy

You see, cats are sly and unpredictable. They can slip unnoticed from place to place, watching, listening, wryly judging, surveilling.

So, why wouldn’t the Central Intelligence Agency stick a microphone in a cat’s ear and embed a radio transmitter in her body? Oh, but they would! In an excerpt from her new book published at Popular Science, Emily Anthes describes the mid-century attempt to create a feline operative, Operation Acoustic Kitty. (See the redacted CIA memorandum describing the activity, too.)

In an hour-long procedure, a veterinary surgeon transformed the furry feline into an elite spy, implanting a microphone in her ear canal and a small radio transmitter at the base of her skull, and weaving a thin wire antenna into her long gray-and-white fur. This was Operation Acoustic Kitty, a top-secret plan to turn a cat into a living, walking surveillance machine. The leaders of the project hoped that by training the feline to go sit near foreign officials, they could eavesdrop on private conversations.

The problem was that cats are not especially trainable–they don’t have the same deep-seated desire to please a human master that dogs do–and the agency’s robo-cat didn’t seem terribly interested in national security. For its first official test, CIA staffers drove Acoustic Kitty to the park and tasked it with capturing the conversation of two men sitting on a bench. Instead, the cat wandered into the street, where it was promptly squashed by a taxi.

The project made even hardened operatives squeamish. In 2001, a former CIA agent gave The Telegraph newspaper some more details about the animal. "They slit the cat open, put batteries in him, wired him up. The tail was used as an antenna. They made a monstrosity," he said.

For Anthes, though, Acoustic Kitty is only one in a long-line of military cyborg creations, one that’s been unrestrained by moral considerations. "We can make tiny flying cyborgs–and a whole lot more," she writes. "Engineers, geneticists, and neuroscientists are controlling animal minds in different ways and for different reasons, and their tools and techniques are becoming cheaper and easier for even us nonexperts to use. Before long, we may all be able to hijack animal bodies. The only question is whether we’ll want to."

‘They made a monstrosity’: How the CIA tried and failed to turn CATS into cyborg spies in Operation Acoustic Kitty that ended in disaster

Agent Pussycat: in the 1960s, the CIA developed a top-secret project meant to turn a cat into a cyborg spy

Next time your cat sidles up to you for an afternoon nap, it may actually be trying to steal your secrets – that is at least what the CIA in the 1960s was hoping felines would do after being turned into four-legged spies.

As part of a clandestine experiment appropriately dubbed Operation Acoustic Kitty, a veterinary surgeon implanted a microchip in the ear canal of a cat and a small radio transmitter at the base of the animal’s skull, hiding a wire antenna in his long grey-and-white hair.

The plan was to use the furry feline as a four-legged secret agent who would be able to discreetly eavesdrop on Soviet officials and record their private conversations simply by sitting nearby.

But the leaders of the project quickly learned what neatly every cat owner knows: unlike dogs, most felines do not follow orders and are not easily trained.

The failed experiment is detailed in a new book called Frankenstein’s Cat: Cuddling Up to Biotech’s Brave New Beasts, excepts from which appeared in Popular Science.

The author, Emily Anthes, writes that CIA officials got the project off the background by driving their newly minted furry James Bond to a park and tasked it with recording a conversation between two men sitting on a bench.

Operation Acoustic Kitty: A surgeon implanted a microchip in the ear canal of a cat and a small radio transmitter at the base of the animal’s skull, hiding a wire antenna into his long grey-and-white hair

But the ill-fated feline immediately failed the test by running into the street, where it was promptly run over by a cab.

In the aftermath of the disastrous experiment, Operation Acoustic Kitty was scrapped after the government had allegedly spent $20million to turn the tragic pussycat into a world-class information gatherer.

Truth reveled: Emily Anthes writes about the disastrous experiment that ended with the cat getting run over by a cab in her new book, Frankenstein’s Cat: Cuddling Up to Biotech’s Brave New World

In a heavily redacted ‘post-mortem’ summing up the botched effort, those involved in the costly operation wrote that ‘the program would not lend itself in a practical sense to our highly specialized needs.’

In a 2001 interview with The Telegraph cited by The Atlantic, a former CIA agent further elaborated on the cat-bot debacle, offering gristly details of the operation.

‘They slit the cat open, put batteries in him, wired him up. The tail was used as an antenna. They made a monstrosity,’ he told the paper.

Although the plan to turn a cat into a cyborg secret agent did not pan out 50 years ago, the US government is now reportedly working to transform insects into Intel gatherers.

Scientists working for the Defense Department’s Defense Advanced Research Projects Agency (DARPA) have already taken a first step on the path to bug-cyborgs by successfully developing tiny synthetic prototypes.

One of models is the Nano Hummingbird – a flying robot created after the bird, with a 6.5-inch wingspan that can stay in the air for up to 11 minutes.

Another prototype created by DARPA is the DelFly Micro, which measures less than 4 inches from wingtip to wingtip and can fly for 3 minutes.

Meet new cyborg critters: Scientists working for the Defense Department created two prototypes of artificial intelligence gatherers, including the Nano Hummingbird (left) and the DelFly Micro (right)

VİDEO : CIA Mind Control Operation /// MK ULTRA

VİDEO LİNK :

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=2t-L26MjwRo

MK-ULTRA was the code name for a secret CIA mind control program, begun in 1953, under Director Allen Dulles. Its purpose was multifold, including to perfect a truth drug for interrogating suspected Soviet spies during the Cold War. It followed earlier WW II hypnosis, primitive drugs research, and the US Navy’s Project Chatter, explained by its Bureau of Medicine and Surgery in response to a Freedom of Information Act (FOIA) request as follows:

It began “in the fall of 1947 focusing on the identification and testing of drugs (LSD and others) in interrogations and the recruitment of agents. The research included laboratory experiments on both animal and human subjects. The program ended shortly after the Korean War in 1953.”

It was run under the direction of Dr. Charles Savage of the Naval Medical Research Institute, Bethesda, MD from 1947 – 1953, after which CIA’s Office of Scientific Intelligence continued it under the name Project Bluebird, its first mind control program to:

– learn how to condition subjects to withstand information from being extracted from them by known means;

– develop interrogation methods to exert control;

– develop memory enhancement techniques; and

– establish ways to prevent hostile control of Agency personnel.

In 1951, it was renamed Project Artichoke, then MK-ULTRA under Deputy CIA Director Richard Helms in 1953. It aimed to control human behavior through psychedelic and hallucinogenic drugs, electroshock, radiation, graphology, paramilitary techniques, and psychological/sociological/anthropologic­al methods, among others – a vast open-field of mind experimentation trying anything that might work, legal or otherwise on willing and unwitting subjects.

Ongoing at different times were 149 sub-projects in 80 US and Canadian universities, medical centers and three prisons, involving 185 researchers, 15 foundations and numerous drug companies. Everything was top secret, and most records later destroyed, yet FOIA suits salvaged thousands of pages with documented evidence of the horrific experiments and their effects on human subjects.

VİDEO : CIA MIND CONTROL : LSD – The Mind Benders | Documentary Film Video 1970

VİDEO LİNK :

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: