Etiket arşivi: dava

YOLSUZLUK DAVASI : Rıza Sarraf’tan Kemal Kılıçdaroğlu’na 100 bin liralık dava

"17 Aralık" operasyonu kapsamında tutuklanan iş adamı Rıza Sarraf’ın avukatı yaptığı yazılı açıklamayla, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında "hakaret" ve "iftira" iddiasıyla 100 bin TL’lik manevi tazminat davası açtıklarını belirtti. Ayrıca Kılıçdaroğlu hakkında, suç duyurusunda bulunulduğu da kaydedildi.

Metris Cezaevi’nde tutuklu bununan Rıza Sarraf’ın avukatı Şeyda Yıldırım’ın yazılı açıklaması şöyle: "Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 6 Şubat 2014 tarihinde katıldığı bir tv programında ‘İçerde tutuklu olan İran asıllı Zarrap var. Buna diyecekler ki ‘Seni çıkaracağız, sen konuşma’… Çünkü ‘Bu biraz daha beni içerde tutarsanız ben konuşacağım’ dedi. Haber gönderdi. Onun konuşması istenmiyor. Bir süre sonra onu çıkaracaklar. Önce mal varlıkları üzerinde tedbiri kaldırdılar’ demiştir’ Bu ifadeler en temel hukuk kurallarına ahlaka, vicdana açıkça aykırıdır. Müvekkilime hakaret ve iftira niteliğinde olan bu açıklamalar karşısında suç duyurusunda bulunulmuş, ayrıca 100 bin TL manevi tazminat istemli dava açılmıştır"

TEMEL ATMA TÖRENİNDEKİ FOTOĞRAF

"17 Aralık" operasyonu kapsamında tutuklanan Rıza Sarraf, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisine "hakaret" ve "iftira" ettiği iddiasıyla 100 bin liralık manevi tazminat davası açtı. Metris Cezaevi’nde tutuklu bununan Rıza Sarraf’ın avukatı Şeyda Yıldırım’ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu suç duyurusu dilekçesinde, Kemal Kılıçdaroğlu’nun 27 Ocak 2014 tarihinde grup toplantısında yaptığı konuşmada aralarında Rıza Sarraf’ın da bulunduğu bir fotoğrafı gösterdiği belirtildi.

Suç duyurusu dilekçesinde şu ifadelere yer verildi: "Şüphelinin elinde tuttuğu resim 24 Kasım 2013 tarihinde Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı Akyazı Dolgu Alanında, Trabzon Akyazı Spor Yerleşkesi ile Trabzonspor tesislerinin temel atma töreninde çekilmiştir. Müvekkilim Reza Zarrab’ın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Royal Denizcilik Endüstriyel Makine ve Kıymetli Madenler Sanayi Ticaret A.Ş. ile Trabzonspor Kulübü arasında 2013/2014 sezonu için sponsorluk sözleşmesi imzalanmıştır. İş bu sözleşme kapsamında kulübe büyük bir miktar ödeyerek sponsor olan müvekkilim 24 Kasım 2013 tarihinde yapılan tesis temel atma törenine de doğal olarak davet edilmiştir. Şüphelinin elinde tutarak sergilediği ve ‘devlet protokolü’ olarak açıkladığı resim iş bu temel atma töreninde çekilmiş bir resimdir.

Yıllarca bürokrasinin çeşitli ve üst kademelerinde görev yapan şüphelinin bunun bir devlet protokolü olmadığını bilmiyor olma ihtimali yoktur. Keza aksinin Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanının elinde tuttuğu resmin nerede ve ne zaman çekildiğini bilmediğinin kabulu hayatın olağan akışına ters bir duruma mahal verecektir. Kaldi ki şüphelinin bunu bilmediğinden değil tamamen gerçek dışı beyan ve hem hakaret hem de suç içerikli saldırılarına meşru zemin hazırlama gayesiyle ileri sürdüğü inancındayız. Şüpheli şikayetimize konu beyanlarında müvekkilimden ‘Kim var burada Rıza Sarraf var şu anda hapiste biliyorsunuz bakanlara rüşvet veren’ sözleriyle bahsetmektedir. Müvekkilim İstanbul Mali Şube Müdürlüğünce gözaltına alınmış ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanmıştır. Halen cezaevindedir. Şüphelinin ‘hapiste’ diyerek bahsettiği konu bundan ibaret olmakla birlikte müvekkilim hakkında değil kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü açılmış bir kamu davası dahi bulunmamaktadır"

MİT RAPORU İDDİALARI

Kılıçdaroğlu’nun yine aynı konuşmasının devamında 18 Nisan 2013 tarihinde Milli İstihbarat Teşkilatı’nın Başbakan’ın önüne üç sayfalık bir rapor koyduğundan bahsettiğini belirten avukat Yıldırım suç duyurusu dilekçesinde, "MİT’in müvekkilimle ilgili olarak düzenlenen ve müvekkilimin suç işlediğine dair tespitler içeren bir raporu asla bulunmamaktadır. Ki Milli İstihbarat Teşkilatının görev ve faaliyetlerine ilişkin evrak ve bilgiye ulaşmak da, bu evrak ve bilgileri ifşa etmek de suçtur. En yetkili merci Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan bu açıklamada ‘İsmi geçen zat ile ilgili (Reza Zarrab) bana herhangi bir suç duyurusu gelmemiştir’ demiştir. Açıkça göstermektedir ki MİT tarafından müvekkilim aleyhinde tespitler içeren bir rapor hazırlanmamıştır ve müvekkilim müşteki ile ilgili olarak Başbakanlık makamına herhangi bir suç duyurusu da yapılmamıştır" denildi.

"İFTİRA VE HAKARET" SUÇLAMASI

Kemal Kılıçdaroğlu tarafından söylendiği iddia edilen sözlerin müvekkilinin, kamuoyu nezdinde küçük düşmesine, mesleki ve insani boyutta çok büyük zararlar görmesine sebep olduğunu savunan Avukat Yıldırım’ın dilekçesinde, "Şüpheli kamuoyu huzurunda müvekkilimi ‘rüşvet veren kişi’ olarak lanse etmiş ve henüz Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturması bile tamamlanmamışken müvekkilimi ‘hükümlü’ ilan etmiştir. Şüphelinin söylemleri milyonlara ulaşmıştır ve ulaşmaya da devam etmektedir. Müvekkilim müştekiyi hedef alan ve şüpheli tarafından sarf edilen sözlerin hakaret, iftira, soruşturmanın gizliliğini ihlal ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçlarını oluşturduğu ortadadır. Şüphelinin eylemine uyan suçlarla ilgili olarak TCK’nın ilgili maddeleri gereğince cezalandırılması bakımından hakkında kamu davası açılmasına karar verilmesini talep ederim" ifadelerine yer verildi.

100 BİN LİRALIK MANEVİ TAZMİNAT

Avukat Şeyda Yıldırım, Kemal Kılıçdaroğlu hakkında müvekkiline hakaret ve iftirada bulunduğu gerekçesiyle 100 bin liralık manevi tazminat davası açtı.

SARRAF’IN AVUKATINDAN YAZILI AÇIKLAMA

Avukat Şeyda Yıldırım’ın yaptığı yazılı açıklamada ise şu ifadelere yer verildi: "Müvekkilim Rıza Sarraf ile ilgili olarak 17 Aralık sabahı başlayan ve halen yoğun bir şekilde devam eden, soruşturmanın gizliliğini ihlal, iftira, adil yargilanmayı etkilemeye alenen teşebbüs eden hukuk dışı açıklamalar karşısında bu açıklamayı yapmak zarureti doğmuştur. Cumhuriyet Halk Partisi Başkanı ve CHP İstanbul Milletvekili olan Kemal Kılıçdaroğlu partisinin 27 Ocak 2014 tarihli grup toplantısında, müvekkilim Reza Zarrab hakkında alenen hakaret ve iftira içeren, aynı zamanda soruşturmanın gizliliğini ihlal ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ederek suç teşkil eden ve masumiyet karinesi de aynı kasıt altında ihlal eden, medya aracılığıyla kitlelere ulaşan etkileri halen devam etmekte olan sözler söylemiştir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 6 Şubat 2014 tarihinde katıldığı bir tv programında ‘İçerde tutuklu olan İran asıllı Zarrap var. Buna diyecekler ki’Seni çıkaracağız, sen konuşma’…

Çünkü ‘Bu biraz daha beni içerde tutarsanız ben konuşacağım’ dedi. Haber gönderdi. Onun konuşması istenmiyor. Bir süre sonra onu çıkaracaklar. Önce mal varlıkları üzerinde tedbiri kaldırdılar’ demiştir’ Bu ifadeler en temel hukuk kurallarına ahlaka, vicdana açıkça aykırıdır. Müvekkilime hakaret ve iftira niteliğinde olan bu açıklamalar karşısında suç duyurusunda bulunulmuş, ayrıca 100 bin TL manevi tazminat istemli dava açılmıştır. Söz konusu hukuka aykırı delilsiz ve ciddiyetsiz iftiraların sahibi, bulunduğu makama hiç yakışmayan bu iddialarının hesabını Türk Yargısına verecektir. Küçük siyasi hesapların peşinde koşarken büyük çetelere taşeron olanları puslu havada oy avcılığına çıkanları geçtiğimiz 5 yılda yaşanan bir takım hukuksuzluklara ve soruşturma makamlarına en ağır hakaretleri ederken bugün onları kutsayanları halkımız çok iyi görmektedir. İnsanların şeref, onu ve haysiyetleriyle oynamayı huy haline getirenler elbette bunun hesabını hukuk önünde vereceklerdir. Masum insanları suçluymuş gibi kirli siyasetlerine alet etmeye çalışanlar bu amaçlarına ulaşamayacaklardır."

RIZA SARRAF, ESKİ EV SAHİBİNDEN ŞİKAYETÇİ

17 Aralık Operasyonu kapsamında tutuklanan İşadamı Rıza Sarraf, 2012 yılında kiracı olarak oturduğu evin sahibinin kendisine "Burasını pavyon gibi yapmış, ben de onu adam sandım" dediği iddiasıyla dava açtı. Bugün görülen ilk duruşmada şikayetçi Rıza Sarraf’ın avukatı şikayetlerinin devam ettiğini söyledi.

İstanbul Adalet Sarayı’nda bulunan İstanbul 30. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasına şikayetçi Rıza Sarraf ve tutuksuz sanık Muzaffer Aslan da katılmadı. Sarraf’ın avukatı şikayetlerinin devam ettiğini belirterek davaya katılmak istedi. Ayrıca Sarraf’ın davaya herhangi bir şekilde gelmek istemediğini de belirtti. Hakim, tanıkların dinlenmesine karar vererek duruşmayı 29 Mayıs’a erteledi.

SANIĞIN 2 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muzaffer Pişirici tarafından hazırlanan iddianamede, şikayetçi Rıza Sarraf’ın, şüpheli Muzaffer Aslan’dan 2 yıl süreli olarak ev kiraladığı ve bu konuda kira sözleşmesi yaptıkları anlatıldı. Taraflar arasında akdedilen kira sözleşmesi sonucunda şikayetçi Sarraf’ın, şüpheli Aslan’ın evini tahliye ettiği ifade edilen iddianamede, Sarraf’ın yanında çalışanların kanalı ile Aslan’dan depozitosunu istediği belirtildi. Şikayetçi Sarraf’ın gıyabında Aslan’ın ‘Burasını pavyon gibi yapmış ben de onu adam sandım…’ gibi sözlerle hakaret ettiği belirtildi. İddianamede, Muzaffer Aslan’ın ‘hakaret’ suçundan 3 aydan 2 yıla kadar hapsi isteniyor.

İşten atılan dava açamayacak

dava-isci1.jpg

İş akdi feshedilen işçi, artık mahkemede dava açmayacak. İl ve ilçelerde kurulacak İş ve Sosyal Güvenlik Uyuşmazlıkları Hakem Heyeti’ne başvuracak.

Adalet ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıkları, iş mahkemelerinde görülen iş ve sosyal güvenlik hukukundan kaynaklı uyuşmazlıkların daha kısa sürede ve daha az masrafla çözümlenmesi için çalışma başlattı.

Buna göre, iş akdi feshedilen işçi, mahkemede dava açmayacak, il ve ilçelerde kurulacak İş ve Sosyal Güvenlik Uyuşmazlıkları Hakem Heyeti’ne başvuracak. İlgili kanunlarda değişiklik yapılmasını öngören tasarı taslağına göre, İş Mahkemeleri Kanunu’nun adı, “İş Mahkemeleri, İş ve Sosyal Güvenlik Uyuşmazlıkları Hakem Heyetleri Kanunu” olarak değiştirilecek.

İşçi ve işveren arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesiyle görevli iş mahkemelerinin yanı sıra İş ve Sosyal Güvenlik Uyuşmazlıkları Hakem Heyeti de kurulacak. Tasarı taslağının gerekçesinde, iş mahkemelerinin, işe ade hakkıyla sosyal güvenlik alanındaki uyuşmazlıkların tek yargı yeri olarak belirlenmesinin, gerek iş mahkemelerinde gerekse temyiz merci olan Yargıtay’da olağanüstü iş yüküne neden olduğu belirtildi.

Hizmet Tespit Komisyonu

Taslağa göre, sosyal güvenlik hukukundan kaynaklı uyuşmazlıkların davaya dönüşmeden SGK tarafından çözümünü sağlamak amacıyla SGK il müdürlükleri bünyesinde 5 kişiden oluşan ‘Hizmet Tespiti Komisyonu’ kurulacak. Sigortalıların çalışıp çalışmadığının, prim ödeme gün sayısı ve prime esas çalışma sürelerinin tespiti amacıyla oluşturulacak komisyon, sigortalının talebinin red veya kabulüne karar verecek.

5 kişilik heyet karar verecek

İş ve Sosyal Güvenlik Uyuşmazlıkları Hakem Heyeti,il ve ilçe merkezlerinde kurulacak. Heyetin başkanlığını, mülki idare amirinin, Çalışma ve İş Kurumu il müdürlükleriyle ilçe teşkilatı personelinden görevlendireceği uzman kişi yapacak. Heyet, başkan dahil 5 asıl, 4 yedek üyeden oluşacak ve üyelerin görev süresi 4 yıl olacak. Baro yönetimi de heyete bir üye verecek. En az 4 kişiyle toplanacak heyet, salt çoğunlukla karar alacak, üyeler çekimser oy kullanamayacak. Heyetin yetki alanı, bulunduğu il veya bir ya da belirlenen birden fazla ilçenin mülki hudutlarıyla sınırlı olacak. Miktar veya değeri 5 bin lirayı geçmeyen mal varlığına ilişkin uyuşmazlıklarda, Hakem Heyeti’ne başvuru zorunlu olacak. Heyet, başvuruya ilişkin kararını en geç 3 ay içinde verecek.

SÖZCÜ

Ergenekon ve Balyoza da yeniden… İşte o bildiri !

Çözüm süreci için bildiri yayınlayan 114 sol-sosyalist kökenli aydın Balyoz ve Ergenekon gibi demokrasi davalarında yeniden yargılama istedi. Bildiride, dış politikanın “emperyal” ve “mezhepçi” olduğu da iddia edildi.

Çözüm süreci konusunda çelişkili tutumlarıyla öne çıkan isimlerin de aralarında bulunduğu 114 sol-sosyalist kökenli aydın bir bildiri yayınladı. Bildiride, çözüm sürecinin bu haliyle yetersiz olduğu belirtilerek, süreçle birlikte Ergenekon ve Balyoz’un da aralarında bulunduğu demokratikleşme davalarında yeniden yargılama talep edildi.

Dış politikaya yönelik eleştirilerin yer aldığı bildiride, güvenlik güçlerinin 1 Mayıs’taki uygulamaları ağır bir şekilde eleştirilerek, “endişe verici” olarak nitelendirildi..

Bildiride, çözümün “hayati bir imkan” olduğu belirtilirken, hükümete demokratikleşme yönünde atılacak adımlar için “yol temizliği için kısa vadede atılacak adımlar” listesi verildi.

CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Hüseyin Aygün’ün yanı sıra, Gülseren Onanç, Can Dündar, Müjde Ar, Tarık Ziya Ekinci, Osman Kavala, Mert Fırat, Ahmet Şık ve Büşra Ersanlı’nın da imzacıları arasında bulunduğu bildiride Kürt siyasal talepleri adına net talepler de dile getirildi.

Bildiride şu görüşlere ve önerilere yer verildi:

“(1) Farklılıkları koruyan; çoğulculuk, özgürlükçülük ve eşitlik ilkelerine dayanan; etnisite temelli olmayan bir yurttaşlık tanımı ile eşit yurttaşlık anlayışını güçlendiren; (2) Türkiye’de yaşayan her yurttaşın kendi dil ve kültürünü korumasını, geliştirmesini ve gelecek kuşaklara aktarmasını sağlayacak; (3) yurttaşların demokratik süreçlere katılımını artıracak şekilde yerel iktidarları ve karar alma süreçlerini güçlendirecek değişikliklerin yapılması ve (4) geçmişte Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerini tüm çıplaklığı ile ortaya koyacak bir geçmişle yüzleşme mekanizmasının kurulması.”

Çözüm bildirisinde “yeniden yargılama” talebi

İmzacılar, “yol temizliği niteliğinde kısa vadede atılabilecek adımlar” olarak da aşağıdaki önerileri dile getirdi:

“(1)Seçim barajının düşürülmesi, (2) özel yetkili mahkemelerin kaldırılması, (3) bu mahkemelerin verdikleri tüm kararlara karşı yeniden yargılama süreçlerinin işletilmesi ve yol açtıkları mağduriyetleri giderecek adımların atılması, (4) terörle mücadele yasasının kaldırılması, (5) Siyasal Partiler ve Seçim Kanunlarında gerekli değişikliklerin yapılarak Türkçe dışındaki dillerde siyaset yapılabilmesinin önünün açılması.”

Sürece ilişkin kaygı taşıdıklarını belirten grup, örnek olarak 1 Mayıs olaylarını gösterdi:

“Uygulanan orantısız ve gayri-meşru devlet şiddeti haklı olarak demokratikleşme çabalarına dönük endişeleri artırmıştır. Eğer Türkiye siyasetine şiddet değil barışçıl tartışmalar hakim olacaksa, öncelikle hükümet ve kolluk kuvvetleri bu hedeflere uygun davranmalıdır” ifadesi kullanıldı. Süreç kapsamında yapılan başkanlık sistemi tartışmalarının da “kaygılar”a dâhil olduğu belirtilen metinde “Türkiye’de barış ile demokrasiyi karşı kaşıya getirmek kimseye yarar sağlamayacaktır” denildi.

Dış politikaya “emperyal” ve “mezhepçi” suçlaması

“Türkiye’nin Ortadoğu politikasının emperyal ve mezhepsel saiklerle belirlenmesine son verilmelidir” ifadesinin de yer aldığı metinde şu görüşlere yer verildi:

“Kamuoyunda ‘Barış Süreci’ olarak bilinen görüşmeler Kürt sorununun çözümünün askeri yöntemlerle değil siyasi yöntemlerle sağlanabileceğinin anlaşılması açısından önemli bir adımdır. Bu süreç Türkiye için hayati bir imkândır. İlan edilen çatışmasızlık kararı ve silahların bırakılması niyeti Kürt sorununun artık tüm boyutları ile demokratik ve sivil bir şekilde tartışılmasının önünü açmıştır.

Sürecin kalıcı barış ve tüm Türkiye için özgürlükçü bir demokrasi sağlayacak şekilde sonlandırılması için sürmekte olan yeni anayasa hazırlama süreci de önemli bir fırsattır. TBMM’de grubu bulunan tüm partiler kapsamlı anayasa önerilerini kısa süre önce açıklamış bulunmaktadırlar. Kürt sorunu açısından bakıldığında Kürt siyasi hareketi anayasal taleplerini ilk defa bu netlikte ve kapsamda ortaya koymuş bulunmaktadır. Bu husus demokratik bir tartışma ortamı için büyük bir fırsattır.

Türkiye’de yaşayan Kürtlerin kendilerini tam anlamıyla eşit yurttaş olarak hissetmelerini sağlayacak ve üzerinde geniş bir uzlaşma sağlanabilecek birçok anayasal adım bulunmaktadır. Farklılıkları koruyan; çoğulculuk, özgürlükçülük ve eşitlik ilkelerine dayanan; etnisite temelli olmayan bir yurttaşlık tanımı ile eşit yurttaşlık anlayışını güçlendiren; Türkiye’de yaşayan her yurttaşın kendi dil ve kültürünü korumasını, geliştirmesini ve gelecek kuşaklara aktarmasını sağlayacak; yurttaşların demokratik süreçlere katılımını artıracak şekilde yerel iktidarları ve karar alma süreçlerini güçlendirecek değişikliklerin yapılması ve geçmişte Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerini tüm çıplaklığı ile ortaya koyacak bir geçmişle yüzleşme mekanizmasının kurulması gibi adımların atılması sadece Kürt sorununun değil Türkiye’nin genel demokrasi sorununun çözümü için de hayati önemdedir. Barıştan ve demokrasiden yana olan tüm aktörler demokratik ilkeler temelinde bir anayasal uzlaşı sağlanması için çalışmalıdır.

Bu yönde anayasal uzlaşının sağlanmasına kolaylık sağlayacak, yol temizliği niteliğinde kısa vadede atılabilecek birçok adım vardır. Kısa vadede bu adımlar atılarak sürece olan güvenin artırılması sağlanmalıdır. Seçim barajının düşürülmesi, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması, bu mahkemelerin verdikleri tüm kararlara karşı yeniden yargılama süreçlerinin işletilmesi ve yol açtıkları mağduriyetleri giderecek adımların atılması, terörle mücadele yasasının kaldırılması, Siyasal Partiler ve Seçim Kanunlarında gerekli değişikliklerin yapılarak Türkçe dışındaki dillerde siyaset yapılabilmesinin önünün açılması gibi birçok değişiklik hiçbir anayasal değişiklik gerektirmeden çok kısa bir sürede gerçekleştirilebilir ve gerçekleştirilmelidir. Bu adımların hepsi temel hak ve özgürlükleri ilgilendirmektedir. Temel hak ve özgürlükler al-ver konusu yapılamayacak, müzakere malzemesi edilemeyecek hususlardır. Bu adımların atılması süreç açısından güven artırıcı bir işlev görecektir.

Bu hedefler ışığında incelenince sürecin mevcut ilerleyişi bazı kaygılara yol açmaktadır. Bu kaygıları dile getirmek ve sürecin bu kaygıları giderecek şekilde güçlendirilmesini sağlamak ise Türkiye’de kalıcı barışın tesis edilmesini isteyen her yurttaş için bir görevdir.

Hükümete… Bundan sonra ne yapacaksınız?

Bildiride şu iddialara yer verildi:

“Bugüne kadar özellikle hükümet yetkilileri tarafından yapılan açıklamalarda hep çatışmasızlığın sağlanmasına yönelik taktik adımlar ön plana çıkarılmaktadır. Geldiğimiz aşamada eş zamanlı olarak hangi kalıcı demokratikleşme adımlarının da atılacağının konuşulması bir zorunluluktur. Türkiye’nin tüm yurttaşları için insan haklarının tam anlamıyla hayata geçirilmesini sağlayacak adımlar atılmadan Türkiye’de kalıcı barışın sağlanması mümkün olmayacaktır.” (Star)

Bu karar Ergenekon’a emsal oluşturacak !

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin davayı etkileyecek tanık dinlenmelidir kararı Ergenekon ve Balyoz davalarına emsal oluşturabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, davacının iddiasını kanıtlamak için istediği tanıkların dinlenmesi gerektiğinin altını çizerek, yerel mahkemenin tanıkları dinlemeden verdiği kararı bozdu. Kararın Balyoz ve Ergenekon davaları için emsal oluşturabileceği belirtiliyor.

Yasemin Güneri’nin haberinden bir bölüm;

Malatya 2. Aile Mahkemesi’ndeki bir boşanma davasında davacı, delil listesinde yer alan tanığının dinlenilmesini talep etti. Mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun "Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir" diyen 241. maddesine atıfta bulunarak ve durumun, "davayı uzatma niyetiyle hareket etmek isteyen tarafın çabalarını önlemek" olduğunu belirterek, tanığı dinlemeden davayı reddetti.

Davacının temyiz ettiği dosyaya bakan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise kararı bozarak tanık dinlenmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ifade etti.

Haberturk

ODA TV : Fazıl Say’ı mahkum eden yargı bu tweetlere ne diyecek

HABER LİNKİ :

http://www.odatv.com/n.php?n=fazil-sayi-mahkum-eden-yargi-bu-tweetlere-ne-diyecek-0805131200

Taksim’de 1 Mayıs’ı kutlamak isteyenlere karşı uygulanan polis şiddeti Türkiye’nin gündemindeydi. İktidarın yasak alan ilan ettiği Taksim Meydanı’na emekçiler alınmadığı gibi, polisin çok sert müdahalesine maruz kaldılar.

Akit gazetesi yazarı Serdar Arseven, Taksim’de yaşanan olaylardan emekçileri sorumlu tutarak küfürler yağdırdı.

Biz de bu tweetleri “yorumsuz” olarak yayınlamıştık.

Düzce’de yaşayan Erkut Ersoy, Serdar Arseven’in 1 Mayıs’ta attığı tweetleri yargıya taşıdı. Ersoy konuyla ilgili olarak blog hesabına şunları yazdı: “Akit GAZETESİ KÖŞE YAZARI “Sözde Gazeteci” SERDAR ARSEVEN, 01 Mayıs günü şahsi twitter hesabı üzerinden 1 Mayıs kutlamalarına katılan tüm vatandaşlara ve Ergenekon Sanıklarına ağza alınmayacak ağır hakaretler etti. Biz hakaretlerinden bazılarını sizinle paylaşalım ve böylece bu ağzı bozuk sözde gazetecinin gerçek kişiliğini herkese gösterelim istedik.

Tabi ki bu duruma seyirci kalamazdık. Bugüne kadar şerefiyle bu vatana hizmet etmiş son derece saygın vatanseverlerimiz ve komutanlarımız adına ve bu sözde gazetecinin hakaret ettiği değerli tüm Ergenekon sanıkları adına tutuksuz yargılanan kurucumuz Erkut bey bugün bu şahsa karşı ceza davası açmıştır.”

İşte Erkut Ersoy tarafından Arseven’ hakkında yapılan suç duyurusunun ifade tutanağı:

Odatv.com

NOT : Bu konuda yaptığımız ilgili haberlerin linkleri aşağıdadır.

BURADAN VE BURADAN görebilirsiniz.

Venezuela devlet televizyonunda Ergenekon ve Balyoz konuşuldu

Aydınlık Gazetesi muhabiri olarak önceki gün Venezuela devlet televizyonu VTV’ye konuk olduk. Davet edildiğimiz program, Walter Martinez’in hazırlayıp sunduğu "Dosya" (Dossier) programı. Dünyadaki jeostratejik gelişmeleri ele alan haber programı, bütün Latin Amerika’da izlenen TeleSur kanalı tarafından da yayınlanıyor.

"KÜLT" PROGRAMCI MARTİNEZ

Uruguay doğumlu Venezuela vatandaşı Walter Martinez, kıtada kült statüsüne sahip. 72 yaşındaki Martinez, Uruguay’da askeri okulu bitirdikten sonra 1969’da Venezuela’ya yerleşiyor ve gazeteciliğe başlıyor.

9 ayrı basın ödülü kazanan Martinez, uzun yıllar boyunca savaş muhabirliği yapıyor ve Irak, İran, El Salvador ve Lübnan savaşlarında bulunuyor. Martinez, Bağdat’ta Abu Nidal ve Nikaragua’da dikatör Somoza gibi önemli kişiliklerle röportajlar yapmış.

Martinez, televizyon programlarında kullandığı bazı kalıp cümlelerle kült statüsüne erişmiş. Açılışta dünyayı "bizim sevgili, kirletilmiş ve tek uzay gemimiz" olarak anons eden Martinez, programı her zaman "ışıkları da siz kapatın, bay rejisör" ifadesi ve asker selamıyla bitiriyor.

REUTERS’İ OFSAYTA DÜŞÜRDÜK

Walter Martinez Aydınlık Gazetesi’ni programda "milliyetçi ve ilerici" sözleriyle tanıttı ve ekrandan da izleyicilere takdim etti.

Kendisiyle program öncesi ve sonrası sohbet etme imkanı bulduk. Programında uluslararası haber ajanslarının çekimini kullanan Martinez bize, Suriye sınırındaki halkın olaylara tutumunu sordu. Ajansın çekiminde Türkiye tarafındaki vatandaşlar Erdoğan’ı kimyasal silah kullanımına karşı müdahale etmeye davet ediyordu.

Martinez’e Akçakale’de insanların nasıl "mülteci" kamplarını ve olası bir savaşı protesto ettiğini anlattık. Ayrıca Reuters haber ajansının geçtiği, sınırdaki olaylarda „bir grup Suriyeli’nin Türkiye geçiş yapmak istediği ve bir Türk polisinin yaralandığı“ haberinin eksik olduğunu anlattık. Sözkonusu grubun 1000 kişiden oluştuğunu ve resmen kaçış halinde bulunduğunu, 1 polisin şehit, birçok askerin de yaralandığını söyledik.

MARTİNEZ SORUYOR: ERGENEKON VE BALYOZ KEMALİZMİ Mİ HEDEF ALIYOR

Martinez sohbet esnasında bölgemiz hakkında geniş bilgi sahibi olduğunu ayrıntılarıyla gösterdi. Yapımcı, konu Kuzey Irak’a gelince "buradaki Kürtler her zaman emperyal güçlerin maşası oldular" değerlendirmesinde bulundu.

Martinez’in haberdar olmadığı, ancak büyük ilgiyle dinlediği konu ise Ergenekon ve Balyoz tertipleriydi. Makyaj esnasında bizi dinlerken sürekli kaşlarını kaldıran ve "vay vay" diyen Martinez, sözümüz bitince soruyu yapıştırdı: "Bu tertip Kemalizme mi yönelik?"

Bu sohbet sonrasında ani bir kararla programa davet edildik ve Aydınlık Gazetesi Venezuela halkına tanıtıldı. Walter Martinez, görüş alışverişini sürdürmek için iletişim bilgilerimizi talep etti.

Ertesi gece ise sokakta karşıdan karşıya geçerken öğrenciler "Venezuela’ya hoşgeldin, Türkiye’de durum nasıl?" sözleriyle yolumuzu kesti.

Yunus Soner

Odatv.com

EMEKLİ TUĞGENERAL Levent Ersöz’e açılan davanın ilk duruşması Eylülde

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümüne ilişkin emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında açılan davanın ilk duruşması 11 Eylül’de yapılacak. Dava Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

İlk duruşma 11 Eylül’de Semra Özal ve Ahmet Özal ile tanık ifadelerinin alınmasıyla başlayacak.

Ergenekon davası sanığı Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, Özal’ın ölümüyle ilgili soruşturmada, 3 Nisan’da "şüpheli" sıfatıyla ifade vermişti.

Zamanaşımına bir gün kala açılan davada, Ersöz hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenmişti.

Daha önce hazırlanan iddianamede, Ersöz, Türk Ceza Kanunu’nun 156. Maddesine göre; "Cumhurbaşkanına suikast düzenlemekle" suçlanıyor.

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: