Etiket arşivi: Ergenekon

28 ŞUBAT DAVASI /// Ak Partili Karayel : 28 Şubat’ta Ergenekon’dan Daha Güçlü Deliller Var

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu, 28 Şubat Alt Komisyon Başkanı Ak Parti Milletvekili Yaşar Karayel, 28 Şubat’la ilgili, Ergenekon davası…

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu, 28 Şubat Alt Komisyon Başkanı Ak Parti Milletvekili Yaşar Karayel, 28 Şubat’la ilgili, Ergenekon davasından daha güçlü ve ıslak imzalı delillerin bulunduğunu öne sürdü.

AK Parti Kayseri İl Danışma Meclisi toplantısına gelen Mclis Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu 28 Şubat Alt Komisyon Başkanı Yaşar Karayel, TBMM yasama yılının 1 Ekim’de çok yoğun bir gündemle başlayacağını söyledi. Türkiye’nin esas gündeminin 28 Şubat davası olacağını kaydeden Karayel şöyle konuştu:

"Sanıklar savunmalarını yapıyorlar. Bu savunmaların neticesinde bir hak doğacak. Bu hakla ilgili olarak da eğer bunlar suçlu bulunurlarsa, 28 Şubat dönemiyle ilgili olarak da herkes kamuoyu önünde bağımsız yargı tarafından, eğer ceza verilecekse verilecek, verilmeyecekse mesele yok. Şunu unutmamak lazım. Türkiye’nin, bu darbe belasından kurtulması lazım. Demokrasiyle yönetilen hiçbir ülkede darbeden söz edilemez, darbeyle alakalı sözler söylenemez. Yunanistan’da da dahi bir siyasi parti darbe çağrışımı yaptıran sözler söyledikleri için hükümet gitti, iktidar gitti, onlarla ilgili tutuklamalar sürüyor. Bu şunu gösteriyor ki demokratik ülkelerde asla darbeden söz edilemez, darbe çığırtkanlığı yapılamaz."

28 Şubat’la ilgili, Ergenekon ve diğer davalardan çok daha güçlü delillerin bulunduğunu ve hepsinin ıslak imzalı olduğunu öne süren Yaşar Karayel, "28 Şubat davasında yürütülen soruşturma ve mahkeme safahasındaki delillerin bir çoğu ıslak imzalı delillerdir. Ergenekon ve diğer davalardan çok daha güçlü deliller burada mevcuttur" dedi.

Komisyonun görevini tamamlayıp raporu da Meclis Başkanlığı’na sunduklarını hatırlatan Yaşar Karayel, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ifade verip vermeyeceği konusunda da, cumhurbaşkanlarının ancak vatana ihanetten sorgulanabileceğini, bu nedenle de böyle bir muhataplığa uğrayacağını zannetmediğini kaydetti.

EMEKLİ ALBAY ERDAL SARIZEYBEK : Ergenekon cephaneliklerini Özal saklattı, Erdoğan çıkarttı

Fethiye’de gerçekleştirilen kültür ve sanat etkinliklerine katılan Emekli Albay Erdal Sarızeybek, “Özal döneminde başlayan tuzak, AKP iktidarıyla tamamlanıyor” dedi.

Güneydoğu sınırlarında yaptığı terörle mücadele sonrası “efsane Albay” olarak anılan Erdal Sarızeybek, özellikle 1992-1994 yılları arası Şemdinli’de verdiği mücadelelerle biliniyor. Fethiye’de halkla buluşan Sarızeybek; “Ergenekon cephanelikleri diye yeraltından çıkarılan silah ve mühimmatların 1991 yılında Turgut Özal tarafından kucak açılan Kuzey Irak Kürtleri tarafından saklandı. Projeyi Özal başlattı, Erdoğan tamamlayacak" dedi. "Bu ülke için seve seve canını feda etmiş ve feda etmeye hazır olan insanlarımızı katil ve terörist gibi göstermeye çalışılmaktadır.

Yani Özal’la başlayan bu proje, Erdoğan’la devam ediyor" diyen Sarızeybek, "Barış süreci denilen bu durum Özal döneminde de yaşandı. Türk Milleti tuzağa düşürüldü" dedi. Emekli Albay Erdal Sarızeybek, "Erdoğan siyasetiyle ABD’nin silahlı gücüyle Irak’ı işgal etliler, parçaladılar böldüler, bir buçuk milyon Iraklı Müslümanı öldürdüler, kuzeyde küçük bir Kürt devletini kurdular, şimdi sıra büyük Kürt devletine geldi. O da kuruldu. İlan edilmesi bekleniyor." diye konuştu. Körfez savaşında "Amerikalı Çekiç Güç" Kuzey Irak’a konuşlandırılmış, ondan öncesi sayıları bini bile bulmayan teröristler "Çekiç Güç" sayesinde karşımıza yaklaşık 25 bin kişilik silahlı bir güç olarak karşımıza çıkmıştır.

Terörü zirveye çeken Özal siyasetini soran yok. Özal’ın o dönem kucak açtığı Kuzey Irak Kürtlerinin sakladığı silahlar, bugün Türk ordusunun şerefli paşaları ve komutanlarının üzerine yıkıldı." Sarızeybek sözlerini şu şekilde sürdürdü. “Türk milleti ya bir tuzağa çekiliyorsa? Hatırlayın geçmişi Başbakan tarafından üç beş çapulcu denilmişti. Oysa tarihin en büyük dersini vermiş olsaydık bunları yaşamayacaktık. Özal ne demişti; ‘bir koyup üç alacağız’. Sonunda ne oldu. 10 milyar dolar ekonomik kayba uğradık. Bugün Türkiye Cumhuriyeti’ni kaldırmak istiyorlar çünkü Büyük Ortadoğu Projesi’nin altında yatan gerçek budur. Terörle mücadele eden bu ülkenin şerefli Genelkurmay Başkanı ve generallerin terörist ilan edilerek cezaevlerine konulduğunu belirten Sarızeybek, “teröristlerin dışarıda gezdiği bir ülkede hangi hukuktan bahsedebiliriz ki” şeklinde konuştu.

Odatv.com

Ergenekon ve Balyoza da yeniden… İşte o bildiri !

Çözüm süreci için bildiri yayınlayan 114 sol-sosyalist kökenli aydın Balyoz ve Ergenekon gibi demokrasi davalarında yeniden yargılama istedi. Bildiride, dış politikanın “emperyal” ve “mezhepçi” olduğu da iddia edildi.

Çözüm süreci konusunda çelişkili tutumlarıyla öne çıkan isimlerin de aralarında bulunduğu 114 sol-sosyalist kökenli aydın bir bildiri yayınladı. Bildiride, çözüm sürecinin bu haliyle yetersiz olduğu belirtilerek, süreçle birlikte Ergenekon ve Balyoz’un da aralarında bulunduğu demokratikleşme davalarında yeniden yargılama talep edildi.

Dış politikaya yönelik eleştirilerin yer aldığı bildiride, güvenlik güçlerinin 1 Mayıs’taki uygulamaları ağır bir şekilde eleştirilerek, “endişe verici” olarak nitelendirildi..

Bildiride, çözümün “hayati bir imkan” olduğu belirtilirken, hükümete demokratikleşme yönünde atılacak adımlar için “yol temizliği için kısa vadede atılacak adımlar” listesi verildi.

CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Hüseyin Aygün’ün yanı sıra, Gülseren Onanç, Can Dündar, Müjde Ar, Tarık Ziya Ekinci, Osman Kavala, Mert Fırat, Ahmet Şık ve Büşra Ersanlı’nın da imzacıları arasında bulunduğu bildiride Kürt siyasal talepleri adına net talepler de dile getirildi.

Bildiride şu görüşlere ve önerilere yer verildi:

“(1) Farklılıkları koruyan; çoğulculuk, özgürlükçülük ve eşitlik ilkelerine dayanan; etnisite temelli olmayan bir yurttaşlık tanımı ile eşit yurttaşlık anlayışını güçlendiren; (2) Türkiye’de yaşayan her yurttaşın kendi dil ve kültürünü korumasını, geliştirmesini ve gelecek kuşaklara aktarmasını sağlayacak; (3) yurttaşların demokratik süreçlere katılımını artıracak şekilde yerel iktidarları ve karar alma süreçlerini güçlendirecek değişikliklerin yapılması ve (4) geçmişte Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerini tüm çıplaklığı ile ortaya koyacak bir geçmişle yüzleşme mekanizmasının kurulması.”

Çözüm bildirisinde “yeniden yargılama” talebi

İmzacılar, “yol temizliği niteliğinde kısa vadede atılabilecek adımlar” olarak da aşağıdaki önerileri dile getirdi:

“(1)Seçim barajının düşürülmesi, (2) özel yetkili mahkemelerin kaldırılması, (3) bu mahkemelerin verdikleri tüm kararlara karşı yeniden yargılama süreçlerinin işletilmesi ve yol açtıkları mağduriyetleri giderecek adımların atılması, (4) terörle mücadele yasasının kaldırılması, (5) Siyasal Partiler ve Seçim Kanunlarında gerekli değişikliklerin yapılarak Türkçe dışındaki dillerde siyaset yapılabilmesinin önünün açılması.”

Sürece ilişkin kaygı taşıdıklarını belirten grup, örnek olarak 1 Mayıs olaylarını gösterdi:

“Uygulanan orantısız ve gayri-meşru devlet şiddeti haklı olarak demokratikleşme çabalarına dönük endişeleri artırmıştır. Eğer Türkiye siyasetine şiddet değil barışçıl tartışmalar hakim olacaksa, öncelikle hükümet ve kolluk kuvvetleri bu hedeflere uygun davranmalıdır” ifadesi kullanıldı. Süreç kapsamında yapılan başkanlık sistemi tartışmalarının da “kaygılar”a dâhil olduğu belirtilen metinde “Türkiye’de barış ile demokrasiyi karşı kaşıya getirmek kimseye yarar sağlamayacaktır” denildi.

Dış politikaya “emperyal” ve “mezhepçi” suçlaması

“Türkiye’nin Ortadoğu politikasının emperyal ve mezhepsel saiklerle belirlenmesine son verilmelidir” ifadesinin de yer aldığı metinde şu görüşlere yer verildi:

“Kamuoyunda ‘Barış Süreci’ olarak bilinen görüşmeler Kürt sorununun çözümünün askeri yöntemlerle değil siyasi yöntemlerle sağlanabileceğinin anlaşılması açısından önemli bir adımdır. Bu süreç Türkiye için hayati bir imkândır. İlan edilen çatışmasızlık kararı ve silahların bırakılması niyeti Kürt sorununun artık tüm boyutları ile demokratik ve sivil bir şekilde tartışılmasının önünü açmıştır.

Sürecin kalıcı barış ve tüm Türkiye için özgürlükçü bir demokrasi sağlayacak şekilde sonlandırılması için sürmekte olan yeni anayasa hazırlama süreci de önemli bir fırsattır. TBMM’de grubu bulunan tüm partiler kapsamlı anayasa önerilerini kısa süre önce açıklamış bulunmaktadırlar. Kürt sorunu açısından bakıldığında Kürt siyasi hareketi anayasal taleplerini ilk defa bu netlikte ve kapsamda ortaya koymuş bulunmaktadır. Bu husus demokratik bir tartışma ortamı için büyük bir fırsattır.

Türkiye’de yaşayan Kürtlerin kendilerini tam anlamıyla eşit yurttaş olarak hissetmelerini sağlayacak ve üzerinde geniş bir uzlaşma sağlanabilecek birçok anayasal adım bulunmaktadır. Farklılıkları koruyan; çoğulculuk, özgürlükçülük ve eşitlik ilkelerine dayanan; etnisite temelli olmayan bir yurttaşlık tanımı ile eşit yurttaşlık anlayışını güçlendiren; Türkiye’de yaşayan her yurttaşın kendi dil ve kültürünü korumasını, geliştirmesini ve gelecek kuşaklara aktarmasını sağlayacak; yurttaşların demokratik süreçlere katılımını artıracak şekilde yerel iktidarları ve karar alma süreçlerini güçlendirecek değişikliklerin yapılması ve geçmişte Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerini tüm çıplaklığı ile ortaya koyacak bir geçmişle yüzleşme mekanizmasının kurulması gibi adımların atılması sadece Kürt sorununun değil Türkiye’nin genel demokrasi sorununun çözümü için de hayati önemdedir. Barıştan ve demokrasiden yana olan tüm aktörler demokratik ilkeler temelinde bir anayasal uzlaşı sağlanması için çalışmalıdır.

Bu yönde anayasal uzlaşının sağlanmasına kolaylık sağlayacak, yol temizliği niteliğinde kısa vadede atılabilecek birçok adım vardır. Kısa vadede bu adımlar atılarak sürece olan güvenin artırılması sağlanmalıdır. Seçim barajının düşürülmesi, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması, bu mahkemelerin verdikleri tüm kararlara karşı yeniden yargılama süreçlerinin işletilmesi ve yol açtıkları mağduriyetleri giderecek adımların atılması, terörle mücadele yasasının kaldırılması, Siyasal Partiler ve Seçim Kanunlarında gerekli değişikliklerin yapılarak Türkçe dışındaki dillerde siyaset yapılabilmesinin önünün açılması gibi birçok değişiklik hiçbir anayasal değişiklik gerektirmeden çok kısa bir sürede gerçekleştirilebilir ve gerçekleştirilmelidir. Bu adımların hepsi temel hak ve özgürlükleri ilgilendirmektedir. Temel hak ve özgürlükler al-ver konusu yapılamayacak, müzakere malzemesi edilemeyecek hususlardır. Bu adımların atılması süreç açısından güven artırıcı bir işlev görecektir.

Bu hedefler ışığında incelenince sürecin mevcut ilerleyişi bazı kaygılara yol açmaktadır. Bu kaygıları dile getirmek ve sürecin bu kaygıları giderecek şekilde güçlendirilmesini sağlamak ise Türkiye’de kalıcı barışın tesis edilmesini isteyen her yurttaş için bir görevdir.

Hükümete… Bundan sonra ne yapacaksınız?

Bildiride şu iddialara yer verildi:

“Bugüne kadar özellikle hükümet yetkilileri tarafından yapılan açıklamalarda hep çatışmasızlığın sağlanmasına yönelik taktik adımlar ön plana çıkarılmaktadır. Geldiğimiz aşamada eş zamanlı olarak hangi kalıcı demokratikleşme adımlarının da atılacağının konuşulması bir zorunluluktur. Türkiye’nin tüm yurttaşları için insan haklarının tam anlamıyla hayata geçirilmesini sağlayacak adımlar atılmadan Türkiye’de kalıcı barışın sağlanması mümkün olmayacaktır.” (Star)

Bu karar Ergenekon’a emsal oluşturacak !

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin davayı etkileyecek tanık dinlenmelidir kararı Ergenekon ve Balyoz davalarına emsal oluşturabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, davacının iddiasını kanıtlamak için istediği tanıkların dinlenmesi gerektiğinin altını çizerek, yerel mahkemenin tanıkları dinlemeden verdiği kararı bozdu. Kararın Balyoz ve Ergenekon davaları için emsal oluşturabileceği belirtiliyor.

Yasemin Güneri’nin haberinden bir bölüm;

Malatya 2. Aile Mahkemesi’ndeki bir boşanma davasında davacı, delil listesinde yer alan tanığının dinlenilmesini talep etti. Mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun "Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir" diyen 241. maddesine atıfta bulunarak ve durumun, "davayı uzatma niyetiyle hareket etmek isteyen tarafın çabalarını önlemek" olduğunu belirterek, tanığı dinlemeden davayı reddetti.

Davacının temyiz ettiği dosyaya bakan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise kararı bozarak tanık dinlenmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ifade etti.

Haberturk

Venezuela devlet televizyonunda Ergenekon ve Balyoz konuşuldu

Aydınlık Gazetesi muhabiri olarak önceki gün Venezuela devlet televizyonu VTV’ye konuk olduk. Davet edildiğimiz program, Walter Martinez’in hazırlayıp sunduğu "Dosya" (Dossier) programı. Dünyadaki jeostratejik gelişmeleri ele alan haber programı, bütün Latin Amerika’da izlenen TeleSur kanalı tarafından da yayınlanıyor.

"KÜLT" PROGRAMCI MARTİNEZ

Uruguay doğumlu Venezuela vatandaşı Walter Martinez, kıtada kült statüsüne sahip. 72 yaşındaki Martinez, Uruguay’da askeri okulu bitirdikten sonra 1969’da Venezuela’ya yerleşiyor ve gazeteciliğe başlıyor.

9 ayrı basın ödülü kazanan Martinez, uzun yıllar boyunca savaş muhabirliği yapıyor ve Irak, İran, El Salvador ve Lübnan savaşlarında bulunuyor. Martinez, Bağdat’ta Abu Nidal ve Nikaragua’da dikatör Somoza gibi önemli kişiliklerle röportajlar yapmış.

Martinez, televizyon programlarında kullandığı bazı kalıp cümlelerle kült statüsüne erişmiş. Açılışta dünyayı "bizim sevgili, kirletilmiş ve tek uzay gemimiz" olarak anons eden Martinez, programı her zaman "ışıkları da siz kapatın, bay rejisör" ifadesi ve asker selamıyla bitiriyor.

REUTERS’İ OFSAYTA DÜŞÜRDÜK

Walter Martinez Aydınlık Gazetesi’ni programda "milliyetçi ve ilerici" sözleriyle tanıttı ve ekrandan da izleyicilere takdim etti.

Kendisiyle program öncesi ve sonrası sohbet etme imkanı bulduk. Programında uluslararası haber ajanslarının çekimini kullanan Martinez bize, Suriye sınırındaki halkın olaylara tutumunu sordu. Ajansın çekiminde Türkiye tarafındaki vatandaşlar Erdoğan’ı kimyasal silah kullanımına karşı müdahale etmeye davet ediyordu.

Martinez’e Akçakale’de insanların nasıl "mülteci" kamplarını ve olası bir savaşı protesto ettiğini anlattık. Ayrıca Reuters haber ajansının geçtiği, sınırdaki olaylarda „bir grup Suriyeli’nin Türkiye geçiş yapmak istediği ve bir Türk polisinin yaralandığı“ haberinin eksik olduğunu anlattık. Sözkonusu grubun 1000 kişiden oluştuğunu ve resmen kaçış halinde bulunduğunu, 1 polisin şehit, birçok askerin de yaralandığını söyledik.

MARTİNEZ SORUYOR: ERGENEKON VE BALYOZ KEMALİZMİ Mİ HEDEF ALIYOR

Martinez sohbet esnasında bölgemiz hakkında geniş bilgi sahibi olduğunu ayrıntılarıyla gösterdi. Yapımcı, konu Kuzey Irak’a gelince "buradaki Kürtler her zaman emperyal güçlerin maşası oldular" değerlendirmesinde bulundu.

Martinez’in haberdar olmadığı, ancak büyük ilgiyle dinlediği konu ise Ergenekon ve Balyoz tertipleriydi. Makyaj esnasında bizi dinlerken sürekli kaşlarını kaldıran ve "vay vay" diyen Martinez, sözümüz bitince soruyu yapıştırdı: "Bu tertip Kemalizme mi yönelik?"

Bu sohbet sonrasında ani bir kararla programa davet edildik ve Aydınlık Gazetesi Venezuela halkına tanıtıldı. Walter Martinez, görüş alışverişini sürdürmek için iletişim bilgilerimizi talep etti.

Ertesi gece ise sokakta karşıdan karşıya geçerken öğrenciler "Venezuela’ya hoşgeldin, Türkiye’de durum nasıl?" sözleriyle yolumuzu kesti.

Yunus Soner

Odatv.com

MUSTAFA BALBAY : “Ergenekon kurgusu amacına ulaştı”

Ergenekon tutuklusu CHP İzmir Milletvekili ve gazetesi Mustafa Balbay’dan CHP’li vekillere mektup…

Ergenekon davası kapsamında tutuklu bulunan gazetemiz yazarı ve CHP İzmir Milletvekili Balbay, CHP Kırklareli Milletvekili Mehmet Kesimoğlu aracılığıyla tüm CHP milletvekillerine “Ergenekon davasına ilişkin paylaşmak istediğim genel değerlendirme” başlıklı bir yazı gönderdi.

CHP’li vekillere bugün dağıtılacak yazıda Balbay, 22 iddianamenin birleştirilmesiyle oluşan torba davada açıklanan mütalaa ile karar aşamasına gelindiğini anımsattı.

Ergenekon davasının olmamış darbe iddiaları, delilsiz suçlamalar, hiçbir şekilde suç unsuru oluşturmayan sosyal faaliyetler, meslek faaliyetlerinin toplamı olduğunu kaydeden Balbay, bütün bunlara Danıştay cinayeti ve Cumhuriyet gazetesine atılan bomba olayı eklenerek davaya “cebir ve şiddet” unsurunun katıldığını ifade etti. Balbay, Danıştay cinayetinin Ergenekon davası kapsamına alınmasını, bir sanığın hem gizli hem de açık tanık olarak verdiği ifadenin sağladığını belirterek, “Mütalaaya göre Osman Yıldırım adlı sanık, açık tanık olarak ifade vermiş, daha sonra gizli tanık olarak bu ifadeyi ‘doğrulamıştır’. Bu durum hukuk adına utanç vericidir. Mütalaanın 1169. sayfası okunduğunda gerçek görülecektir” dedi.

“MESLEKİ BAŞARILARIM SUÇ DELİLİ OLDU”

Balbay, şöyle devam etti:

“Mütalaada bana yönelik suçlama şudur: Mustafa Balbay, hükümeti devirmeye teşebbüs etmiştir. Buna delil olarak da şunlar gösterilmektedir: Bilgisayarımdan çıktığı iddia edilen notlar, yaptığım görüşmeler, yazdığım haberler, kitaplar. Ben bu notların orijinal olmadığını, delil değeri taşımadığını, sonradan oluşturulduğunu bilirkişi raporlarıyla kanıtladım. Bir gazeteci herkesle görüşür, gündemdeki her konuyla ilgilenir, yazdığı her haberin, yorumun bilgisini-belgesini bulundurur. Benim meslek aşkım ve başarılarım bu davada suç delili olarak kullanılmaktadır. Özgürlükte yazdığım 5 bini aşkın köşe yazısı, yüzlerce haber, 23 kitap ortadadır. Birinde suç unsuru yoktur. Ancak bu kitaplarda ve haberlerde kullandığım belgeleri bana ‘Ergenekon terör örgütü’nün verdiği iddia edilmektedir.”

Balbay, “Gerçek şu ki; Cumhuriyet Ankara Bürosu’nun yani köşe yazarlığını ve Ankara Temsilciliği yaptığım kurumun 10 hatlık santral telefonu benim kişisel telefonummuş gibi işlem görmüş. Her gün ortalama 60 kişinin gazetecilik gibi bir meslek gereği aktif olarak kullandığı bu santralın tüm görüşmelerini benim yaptığım gibi akıl dışı bir iddia ile karşı karşıyayım” değerlendirmesini yaptı.

“SANIKLAR REHİNE”

Ergenekon davasının Türkiye’de büyük bir korku ikliminin yaratılması, muhalefetin susturulması, pek çok kurumun gerçek işlevini yerine getiremeyecek şekilde işlevsizleştirilmesi sonucunu doğurduğunu belirten Balbay, davayı kurgulayanlar açısından amaca ulaşıldığını kaydetti. Balbay, “Davanın sonuçlanma aşamasına gelindiğinde İmralı ile karşılaştırılması, bu amaçların yanı sıra sanıkların adeta ‘rehine’ olarak tutulduğu yargısını gündeme getirmiştir” dedi. (CTK)

Cumhuriyet

YANDAŞ MEDYA /// İNTERNET HABER.COM : Ergenekon’da İstiklal mahkemesi tehdidi !

Ergenekon davasının 293’üncü duruşmasında sanıklardan Aydınlık gazetesi yazarı Hikmet Çiçek, savunmasında çarpıcı ifadelere yer verdi.

Ergenekon davasında esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını yapan Aydınlık gazetesi yazarı Hikmet Çiçek, "İstiklal mahkemelerinde de bir hukuk vardı. İstiklal mahkemeleri geri gelir mi bilmem ama Türkiye’de İstiklal mahkemelerine önümüzdeki dönemlerde büyük ölçüde ihtiyaç duyulacağına inanıyorum." diye konuştu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Ergenekon davasının 293’üncü duruşmasında CHP milletvekilleri Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay ile Veli Küçük ve Tuncay Özkan’ın da aralarında bulunduğu 33 tutuklu sanık duruşmada hazır bulundu.

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, YAŞ üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ve Danıştay saldırısı faili Alparslan Arslan’ın da aralarında bulunduğu 33 tutuklu sanık ise duruşmaya katılmadı. Dünkü oturumda bugün savunmasının alınmasına karar verilen İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek de duruşmaya gelmeyen tutuklu sanıklar arasında yer aldı.

Kimlik yoklamasının ardından Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, tutuklu sanık Türk-Ortadoks kilisesi basın sözcüsü Sevgi Erenerol’e, savunması için hazır olup olmadığını sordu. Erenerol de mahkemeye sunduğu yazılı dilekçesinde avukatının 13 Mayıs 2013 tarihinde duruşmaya katılabileceğini, bu nedenle savunmasını da o gün yapabileceğini belirttiğini hatırlattı.

Savunmasını yapan Hüseyin Çiçek, "HSYK saha temizliği yaptı. Bu değişiklikten sonra yaşananları hep beraber gördük. Nice haklarımız hoyratça çiğnendi. Hukuku, hukukluktan çıkarıldı. Bu koşullarda bizden hukuk içinde kalarak savunma yapmamızı beklemeyin. 30 Nisan’da İstanbul’da KCK davasında 13 tutuklu, Mersin’de 30, Ankara’da 22 ve Van’da 15 kişi tahliye edildi. Bunların hepsi iki ay içinde oldu. KCK davalarında tahliye 250’yi geçti. Ergenekon davasında 2 ay içinde tahliye olan sanık sayısı sadece bir. Yeni yargı paketlerinin ne kadar sahte olduğunun göstergesidir bu. AKP’nin paketlerinin, PKK pazarlık paketleri olduğunu düşünüyoruz." dedi.

Çiçek, konuşmasını, "İstiklal Mahkemeleri’nde de bir hukuk vardı. İstiklal Mahkemeleri geri gelir mi bilmem ama Türkiye’de İstiklal Mahkemeleri’ne önümüzdeki dönemlerde büyük ölçüde ihtiyaç duyulacağına inanıyorum." şeklinde bitirdi.

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: