Etiket arşivi: finans

Necati Doğru : Baştan aşağı çürük kokuyor !

f4de1_Necati_DoC49Fru_07.01.2011_2954982_sondakika-hakkinda-haber.jpg

TV’den yayınlanan “tarihin en şeffaf ihalesini yaptık” propagandasına malzeme çıkıyor. İstanbul’da şimdi yeni bir havaalanı yapmaya ihtiyaç kalmayacak şekilde genişlemeye müsait Atatürk Hava Meydanı kapatılacak. Onun gelirleri (inen uçak-kalkan uçak-gelen yolcu-giden yolcu- gelen kargo- giden kargo başına alınan ücretler- duty free dükkanları, mağazalar, cafeler- hangarlar-bakım ve tamir gelirleri-benzin satışları-otopark kazançları) yeni yapılacak havaalanı ihalesini alacak firmalara transfer edilecek.

Zarflar masaya konuldu.

Ne kadar da şeffaf!

İzlesin 73 milyon halk 4 grup firma yarışıyor.

Zarflar açıldı.

MAKYOL: 4 milyar Euro.

TAV: 9 milyar Euro.

BEŞLİ (Limak-Mapa- Kalyon-Cengiz- Kolin): 12 milyar 682 milyon Euro.

İÇTAŞ: 20 Milyar Euro teklif yazdıkları görüldü.

* * *

Zarf içinde zarf.

İhale içinde tuhaflık.

Teklifin biri 4 milyar.

Diğeri 20 milyar Euro.

Biri 9 milyar yazmış.

Diğeri 12 milyar Euro.

Bu şirketler hepsi Ankara merkezli. Hepsi Başbakan’ı, bakanları, yüksek bürokratları çok yakın mesafeden tanıyor.

Hepsi devletle iş yapıyor. Acaba bu ihalede devlet bunlara farklı bilgi mi, torpilli bilgi mi, yandaşça bilgi mi verdi ki arada bu yüksek teklif farkı doğdu?

Aklımıza şeytan düşüyor.

Allah’ım aklımızı koru!

Ne oluyor? İhale TV’den yayına başladı. 4 milyar veren çekildi.

9 milyar veren de 21 milyar Euro’ya kadar çıktı, o da çekildi. Ve kapalı zarfına 12 milyar Euro yazmış olan BEŞLİ (Limak-Mapa- Kalyon-Cengiz- Kolin) teklifini 22 milyar 152 milyon Euro’ya çıkartıp ihaleyi alıverdi.

* * *

12’den 22’ye zıplıyor.

Çakıl taşı değil bu!

22 milyar para..

Hem de Euro para.

Partisi Başbakan’a sorsun:

Bu özel şirketler beşlisi; 12 milyar Euro’ya alırım dediği devlet imtiyazını (devletin havaalanı yaparak ve işleterek gelir elde etme, vergi toplama hakkını) hangi gelir-kazanç-büyüme projeksiyonlarına dayanarak 22 milyar Euro’ya kadar çıkartabildi? Devlet, 25 yıllık ne kadar gelirini peşin paraya bu BEŞLİ firmalar grubuna satıyor ki, bu adamalar, yaptıkları hesaplardan 10 milyar Euro daha yükseğe çıkabildiler? Bizi nasıl olsa yardımsız bırakmaz
diyerek Başbakan’a mı güvendiler? Başbakan bu güveni vermek için onlardan bir şey mi aldı?

Muhalefet de Bakan’a sorsun:

Bütün ileri demokrasilerde “şehirlerin ana yapısını derinden etkileyecek büyük projeler, bütün getirisi-götürüsü-olumlu katkısı-olumsuz etkisiyle” halka açıklanıp görüşü sorulmasına rağmen siz halkın görüşüne baş vurmadınız. Bu projede devletin kaç liralık gelirini sattığını size oy vermiş 21 milyon seçmenden bile gizlediniz.

Siz ileri demokrat değil misiniz?

* * *

Ben de vatandaşım.

2 soru soracağım.

Biri Başbakan’a.

Diğeri Bakan’a.

Başbakan Erdoğan’a sorum şu:

Devlet Türk. Başbakan Türk. Bakan Türk. Hava alanı Türk. 25 yıl işletecek firmalar Türk. Fakat siz ihaleyi Türk Lirası ile değil başka ülkelerin parası olan Euro ile bağladınız. Neden? 11 yıldır Başbakanlık yapan devlet adamı kendi parasına güvenmiyor. Çok tuhaf bir durum değil mi?

Bakan Yıldırım’a ise sorum şu: En yüksek fiyatı veren beş firmanın beşinin de ilk sermayelerini (ilk can sularını) “Karadeniz Otoyolu’nun adrese teslim ihalesi”nden beş parça devlet ikramı almış şirekteler olması tesadüf müdür? Ve bu firmalara ihaleye girerken banka kredisi almak için (sundukları finansman modellerinde) Hazine garantisi sözü mü verildi? Bu sözü siz mi verdiniz?

* * *

3. Havaalanı ihalesi karanlık.

Çürük kokuyor.

Baştan aşağı…

SÖZCÜ

TAYYİP’İN BAŞ YALAKASI /// Rasim Ozan Kütahyalı : Ergenekon, finans ve ticaret

Türkiye’nin ilerlemesini hep durdurmuş olan statüko güçleri büyük oranda pasifize edildi artık… Özellikle siyaset dünyasındaki etkileri minimuma ilerliyor. Fakat statüko hem resmi yüzüyle hem de Ergenekon tipi yeraltı örgütlenmeleriyle faaliyetlerini de sürdürüyor…

Siyasette yapamazsa kancayı ticarete atıyor…"Siyasi hayatta AK Parti’yi deviremedik, bari ticaret üzerinden bir darbe yapalım" diye düşünenler…

Mesela bu ülkede hala silahlı kuvvetlerin bir holdingi var: OYAK. TSK’nın resmi holdingi OYAK’ın CHP ile de çok sıkı bağlantıları var.

Boşuna "CHP+TSK=İktidar" dememiş geçmiş dönem cuntacıları… Cuntacı-darbeci ideolojinin her alanda ayaklara ve finansal bağlantılara ihtiyacı var… Ergenekon da zaten özü itibariyle bu ağ ve bağlantılar demektir. "Bize somut örnek ver kardeşim bu TSK-CHP-ticaret bağlantılarına" dediğinizi duyar gibiyim…

O zaman alın size bir örnek: TÜYAP fuarcılık şirketinin bağlantıları.

TÜYAP’ın Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal bir CHP üyesi… Yine CHP PM üyesi Ercan Karakaş TÜYAP Yönetim Kurulu üyesi. Coşkun Ulusoy OYAK’ın yönetim kurulu başkanı…

Ulusoy’un Danıştay saldırısıyla ilgili intihar eden Ergenekon tutuklusu Kaşif Kozinoğlu ile inanılmaz tapeleri basına yansımıştı ben de "Ergenekon ve OYAK" yazımda Danıştay cinayetini örtme amaçlı bu inanılmaz konuşmaları yazmıştım….

2010 yılındaki olaylı İDEF Savunma Sanayii Fuarı’nın ihalesini açan Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Eski Genel Müdürü olan Balyoz tutuklusu Engin Alan’ın Genel Müdür Yardımcısı Emekli Korgeneral Murat Adıyaman halen TÜYAP’ta üst düzey yönetici. TÜYAP fuarcılığın yeri OYAK’a ait. TÜYAP bu yeri 20 yıllığına OYAK’tan kiralamış.

Bu arada da OyakBank’tan 50 milyon dolar kredi kullanmış. Ancak bu kredi kullanılırken sadece yapılacak fuarcılık alanı ve üzerinde inşa edilecek inşaat ipotek gösterilmiş. İnşaat bu parayla bitmemiş, CHP’nin yönetimde güçlü olduğu İş Bankası’ndan ek takviye yapılarak inşaat bitirilmiş… Yani TÜYAP Fuarcılığın hem altı hem üstü fiilen OYAK’a ait. Daha sonra TÜYAP Fuarcılık battı ve kayyuma geçti. İşin garibi batmış şirketi ayağa kaldıran yine İş Bankası ve OyakBank. Yani yine TSK’nın bankası ile CHP’nin yönetiminde olduğu banka… Arsa OYAK’ın, arsaya yapılan inşaatın finansmanı OyakBank ve İş Bankası’ndan… Yönetim kurulu üyeleri ve şirket yöneticilerinin kimlikleri belli. Dahası iddialara göre TÜYAP’ın kurtarılması sürecinde kimi isimler ortak yönetim kurulu oluşturuyor.

Şirket ayağa kalktıktan sonra da kimse farkına varmasın diye OyakBank ve İş Bankası yönetim kurulu üyeliklerini geri çekiyorlar… Bütün bu bilgiler ışığında TÜYAPCHP-
OYAK ortaklığının dışında özerk ve özel bir şirkettir diyebilen var mı? Son dönemde Mahkeme, savunma fuarı ihalesinin usüle aykırı olduğundan hareketle "TÜYAP’ta savunma fuarı yapılamaz" diye iptal kararı verdi… Bu karara rağmen hukuk tanımayan, bir yapı var karşımızda… Ergenekon’un finansal ayağıyla mücadelesi maalesef başarıyla yapılamadı…

Hala "Hukuk tanımam, ben bildiğimi okurum" diyen OYAK ve TÜYAP gibi yapılar sorgulanmıyor.Gani Rüzgar Şavata’nın 28 Şubat filmi

28 Şubat’la ilgili çekilen ilk film olan Qüfür’ü de yine Türk sinemasının aykırı ötesi adamı Gani çekti… Genel yönetmenliğini Gani Rüzgar Şavata’nın, yönetmenliğini ise Mustafa Delazi ve Arafat Şavata’nın yaptığı ‘Qüfür’de Arafat Şavata, Cansu Taşkın, Ahmet Nesin, Ayşen Gruda, Sinan Benger, Selahattin Taşdöven, Leyla Bilginel, Havin Saç, Ahmet Satılmış, Nelli Mari Rouz Podcopi ve Murat Soydan gibi isimler rol aldı.

Filmde Fadime Şahin ve Müslüm Gündüz olayından Erbakan ve Çiller’in hükümetten düşürülmesine, sosyal hayata ve siyasete yönelik baskılar ele alınıyor… 28 Şubat’ın Fadime’sini oynayan Cansu Taşkın, ilk filmi olmasına rağmen başarılı. Akıllı davranırsa, önemli bir yıldız olabilir. Leyla Bilginel de ustalaşmış bir perfromans sergiliyor. O da potansiyelini iyi değerlendiremeyen oyunculardan.

Doğru kararlarla büyük çıkış yapabilir.

Film vizyona gireli 2 ay oldu ama hala sinemalarda. Kopyaları da artacak. Muhakkak izleyin… 28 Şubat’a gülebilmek için…

Uzanlar Ürdün’de imparatorluk kurdu

uzanlar_urdunde_imparatorluk_kurdu13666066650_h1016998.jpg

Uzan Ailesi Ürdün’de dev şirketler kurarak adeta imparatorluklarını ilan etti.

TMSF’nin, İmarbank operasyonun ardından yurt dışına yerleşen Uzan Ailesi’nin, resmi olarak teyit edilmese de Ürdün de oldukları biliniyordu. Libananco davası kapsamında, Uzan Ailesi’nin bu ülkedeki mal varlıkları da araştırıldı.

Yapılan araştırma sonucunda, Uzanlar’ın ’emanetçi’ sistemi ile Ürdün’de büyük bir imparatorluk kurduğu saptandı. Yapılan araştırmalara göre, Uzan Ailesi’nin Ürdün’de, GSM operatörlüğü, çimento, inşaat, medya alanında dev şirketleri bulunuyor.

Temyizde sona gelindi

Öte yandan, merkezi Güney Kıbrıs’ta bulunan ve Türkiye aleyhine 10.1 milyar dolarlık tahkim davası açan Libananco şirketinin, temyiz başvurusunda sona gelindi. Ocak ayı içinde ABD’de yapılan sözlü savunmaların ardından, taraflar yazılı olarak mahkemeye ek savunma yaptı. Tahkim heyeti ise temyiz başvurusunu değerlendirmeye başladı. Kararın önümüzdeki günlerde açıklanması bekleniyor.

Kaçak elektrikte ağır fatura

kacakelektrikteagirfatu.jpg

Yıl yıl elektrikte kayıp-kaçak oranlarına ilişkin hesaplamalar..

Son 5 yılda elektrikte oluşan kayıp-kaçak bedeli 16 milyar TL’yi aştı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin yazılı soru önergesine verdiği yanıtta, elektrikte kayıp-kaçak oranlarına ilişkin hesaplamaların bölge bazında yapıldığını ve gerçekleşme verilerinin de yine bölge bazında takip edildiğini belirtti.

KAÇAK BEDELİ 16 MİLYAR 306 MİLYON

Yıldız’ın verdiği bilgiye göre, Türkiye genelinde 2008’de 3 milyar 147 milyon 809 bin TL; 2009’da 3 milyar 159 milyon 411 bin TL; 2010’da 2 milyar 782 milyon 550 bin TL; 2011’de 3 milyar 624 milyon 944 bin TL, 2012 yılında ise 3 milyar 591 milyon 338 bin TL kayıp-kaçak bedeli oluştu. Böylece son 5 yılda oluşan kayıp-kaçak bedeli 16 milyar 306 milyon TL civarında oldu. Kayıp-kaçak oranları ortalaması 2007 yılında yüzde 15; 2008’de yüzde 14,7; 2009’da yüzde 15,3; 2010’da yüzde 14,7; 2011 ve 2012’de yüzde 14,6 olarak gerçekleşti.

EN BÜYÜK KAÇAK NEREDE?

En çok kayıp-kaçak oranı Dicle Elektriğin dağıtım yaptığı bölgede oluştu. Bu bölgede 2007 ve 2012 yılları arasında kayıp-kaçak oranı yüzde 64 ile 73 arasında değişti. Vangölü elektrik dağıtım bölgesinde ise kayıp-kaçak oranı yüzde 52 ile yüzde 57 arasında oldu.

kacak4681.jpg

Türkiyenin IMFye Borcu Bu Tarihte Bitiyor

imfborcununbitecegitari.jpg

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Türkiye’nin IMF’ye borcunun biteceği tarihi açıkladı. İşte IMF’ye olan borcun kapanacağı tarih.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Türkiye’nin IMF’ye borcunun 14 Mayıs 2013 tarihinde biteceğini söyledi.

Muğla’nın Marmaris ilçesinde düzenlenen "Çözüm Süreci" konulu toplantıya katılan Ergin, AK Parti’nin 2002 yılından bu yana olan iktidarındaki gelişmeleri değerlendirdi.

Bir otelde yapılan, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, kanaat önderleri ve muhtarların katıldığı toplantıda konuşan Bakan Ergin, "2002’de Türkiye’yi devraldığımızda IMF ‘ye bu ülkenin 23,5 milyar dolar borcu vardı. Bugün 1 milyar dolar bile yok, 400 milyon dolar. Üç hafta sonra onu da kapatıyoruz. Vadesi, 14 Mayıs 2013 günü. Türkiye borçsuz bir ülke oluyor IMF’ye fakat bu da yetmez. IMF biraz sıkıntıda, 5 milyar dolar kredi açıyoruz." dedi. Ergin’in, "IMF’ye kredi açalım mı?"sorusuna, katılımcılar alkışlayarak cevap verdi.

Adalet Bakanı Ergin, çözüm sürecini değerlendirdiği bölümde ise bunun insana saygının gereği olduğunu şu sözlerle ifade etti: "Dilimiz, barışın sesidir. Lisanımız da hoşgörüyle yoğrulmuştur. Köklerden göklere yürüyen medeniyet ağacımızın kökü sevgi ise meyvesi hoşgörüdür. Fikirlerimizi ve ruhlarımızı bir yıldır bu muhteşem meyveyle doyurduk. Millet olmanın anlamını, kollarıyla herkesi kuşatan, gölgesinde herkesi kuşatan bu görkemli ağacın varlığında bulduk. Öyleyse bu dünyadaki en aziz varlığı, eşref-i mahlûkat olan insanı yaşatmalıyız. Öznesi insan olan medeniyet fikrimizi ayakta tutmalıyız. İnsana basarak yükselen bir devlet tasavvuru değil, insanı yücelten, insani değerlerle yükselen bir devlet şuurunu uyandırmalıyız. Bizim medeniyetimiz, ‘İnsan insanın kurdudur’ paradigmasını yıkmış, yerine, ‘İnsan insanın uzvudur’ düsturunu koymuştur.

Atatürk, ‘Egemenlik, korkular üzerine kurulmamalıdır.’ diyor. Aynı lisanla şunu ifade ediyorum, artık korkuların değil şarkıları, özgürlüğün ve kardeşliğin şarkısını seslendirmenin zamanı. Çatışmanın ve ayrışmanın değil, muhabbetle kucaklaşmanın, itilafta derinleşmenin değil, milletle ittifakımızı derinleştirmenin fırsatı önümüzde duruyor. Bunu iyi değerlendirelim. Milletimiz son 30 yılın hatalarına, acı ve günahlarına, bin yıllık kardeşliğini elbette feda etmez, inşallah etmeyecektir. İnsanın kanı üzerine, şiddet üzerine, acı ve gözyaşı üstüne kurulu her türlü gelecek tasarımını reddedecek, hata ve günahlardan arınarak, kardeşlik ruhuna uygun bir geleceğin inşasına yönelecektir."

EKONOMİ BAKANI Mehmet Şimşek : Dünyadan alacağımız var

mehmetsimsekdunyadanala.jpg

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, hükümet icraatları konulu sunumunda devletin dış borcunu anlattı.

MEHMET ŞİMŞEK: DİKTATÖRLÜK İSTİKRAR DEĞİL

Şimşek, bir otelde düzenlenen AK Parti Siyasi ve Hukuki İşler Başkanlığı 7. Bölge Toplantısı’nda yaptığı "Hükümet icraatları" konulu sunumunda, Türkiye’de 1990’lı yıllarda, siyasi istikrarsızlık, düşük büyüme ve işsizlik yaşandığını söyledi.

O yıllardan bugüne önemli değişimler yaşandığını ifade eden Şimşek, "Peki ne değişti? Aslında bu son 10 yıldaki değişimin ana motoru siyasi istikrardır. Çünkü siyasi istikrar tek başına yetmez. Bir sürü ülke var, diktatörlerle yönetiliyor ama orada ekonomik başarı elde edilemiyor" diye konuştu.

Şimşek, demokraside doğru politikaların da olması gerektiğini, sadece güçlü iktidarın yetmeyeceğini dile getirerek, aynı zamanda politika çerçevesinin de doğru ve sağlıklı olması, yapısal reformun olması gerektiğini, bunların da beraberinde siyasi istikrarı getireceğini kaydetti.Bakan Şimşek, bugün 2023 hedefleri ve 2071 vizyonu ve perspektifinden bahsediliyorsa bunu, siyasi istikrara borçlu olduklarını ifade etti.

"DÜNYADAN 44 MİLYAR LİRA ALACAKLIYIZ"

Şimşek, reel olarak Türkiye’nin iç borcunda "doğru-düzgün" bir artış olmadığını söyledi.

Devletin dış borcuna da değinen Şimşek, "Biz dünyadan 44 milyar lira alacaklıyız devlet olarak, yani Türkiye Cumhuriyeti hazinesi dünyadan alacaklı. Böyle bir dönem var mı? Yok. En son ne zaman böyle bir şey olmuş? Böyle bir şey olmamış ki. Türkiye’nin devletin net dış borcu eksi 44,44 milyar lira" şeklinde konuştu.

"AVRUPA’NIN YAPAMADIĞINI YAPTIK"

Bakan Şimşek, 2002 yılında Türkiye’nin milli gelirinde yüzde 11’lik genel devlet açığı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Büyük bir açık. Aslında o bankaların bilançolarındaki açıkları dikkate alırsanız açık çok çok daha farklıydı 2000’li yılların başında. Kriz öncesi sıfırlara kadar indirdik, krizle birlikte bir fırlama var. Tekrar sıfırlara doğru indi, tekrar yüzde 1’lere doğru inmiş durumda ama Avrupa’nın sağlayamadığı Maastricht kriterlerini biz sağlamış durumdayız."

Bülent ESİNOĞLU : Rakamlar niye yalan söyler ?

Bülent ESİNOĞLU

Elbette bu işte rakamlar suçlu değildir.

Rakamı nasıl kullandığınıza bağlıdır.

Tıpkı sözü nasıl kullandığınız gibi…

Büyük sermayenin ve egemen sınıfların elinde, rakamların dili, aynı propagandanın diline benzer.

Hani matematiğe fiziğin dile derler ya…

Liberal ekonomilerde de, rakamlar, yöneten sınıfların ezilen sınıflar üzerindeki etkisini adeta yok gösterirler.

Türkiye’deki işbirlikçi sınıf, AB’ye üye olma histerileri içindeyken, Yunanistan’ı, Yunan ekonomisini göklere çıkarıyorlardı.

Yunanistan’da, kişi başına yıllık gelirin, 29 bin dolar olduğunu ifade ederken, yeri göğü tırmalıyorlardı.

Yunanistan altı adet adasını, Katar Emiri’ne, 8,2 milyar Euro’ya sattı.

Şimdi size hiç duymadığınız birkaç rakam söyleyeyim.

Amerika’yı bize Allah gibi anlatanların, ABD’de 17 milyon insanın açlık sınırında olduğunu bildiklerine, kalıbımı basarım.

ABD de, 2,5 milyon hapiste suçlu vardır. Çin’de 400 bin insan suçlu olarak hapistedir.(Çin’in nüfusu 1,445 milyar)

Türkiye’de iktidar, topladığı vergilerin %15’ni dışarıya faiz olarak öder. Bunun dışında, borsadan (2012 de) 70 milyar dolar dışarıya çıkmıştır.

Bu rakamlar tasarruflarımız bize yetmiyor, onun için dışarıya el açmak zorundayız diyen liberal ekonomistlere duyurulur.

Yabancı sermayenin getirdiği para açıklanır, götürdüğü para açıklanmaz.

İktidarın yalan söyleme aracı rakamlardır.

Zenginlerin söylediği yalan, fakirlerin söylediği yalana göre çok daha fazla tahrip edicidir.

Sözün kısası rakama nereden baktığınıza bağlıdır.

Rakamlara zenginden yana bakarsan, rakamlar başka söyler. Fakirden yana bakarsan başka söyler.

Gelin, Boston’da Maraton yarışları sırasında patlayan üç bombanın öldürdüğü, biri çocuk üç insanın katledilmesine, bizim tarafımızdan nasıl göründüğüne…

Irak’ta Amerika’nın yarattığı terörden ölen çocuklar için ne kadar üzüldüysek, Boston’da ölenler için de o kadar üzüldük.

Amerikan halkının üç kişi ölünce nasılda tedirgin olduğunu görmek, Amerikan halkının belki de aklını başına toplarda, ABD’nin dünyada yarattığı terörü biraz azaltır diye düşünürüz.

ABD’deki siyasal, sosyal, ekonomik dengeler bozuldu. Güç odakları arasındaki denge de bozuldu. İç hesaplaşmanın işaretleri oluşuyor.

17.4.2013, bulentesinoglu

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: