Etiket arşivi: İmralı süreci

ARAŞTIRMA DOSYASI : Barış Yanlış Adreste Aranıyor

İbrahim ÇEVİK
Daire Başkanı /// Etnik Çatışmalar

Zehri ağır ağır veriyorlar. Kürtçü, yerli ve yabancı işbirlikçilerinin dillerinde giderek yaygınlaşan biri Kürt diğeri Türk olan ayrıştırma öne çıkıyor. Onların zihinlerinin karanlıklarından çıkarıp sözlü olarak açığa koydukları planlarında terör sorununun çözümü giderek ayrıştırılan taraflardan Türklere havale edilme arsızlığına dönüşüyor. Sanki terörü yaratan, Kürdü kaynaştığı toplumun içinden söküp alan, ırkçı, etnik bir grup olarak bölen, Kürdün de Türkün de kanını döken Kürtçüler ve işbirlikçileri değil!

Memleketin batısında yaşayanların nerdeyse tümü Kürtlüğü sadece komşusundan bir de askerlik anılarından ibaret olarak bilirdi. Tanıdığı Kürtle ilişkisinin içeriğine göre hüküm verirdi. Ona göre bütün Kürtler tanıdığı gibiydi… İlişkisi iyiyse iyiydiler, kötüyse kötüydüler. Hepsi bu kadardı. Bunun dışında Kürtlüğe illa bir husumet arayanlar, devletin başında oturan ve Kürt ağasıyla, seyidiyle, miriyle iyi geçinenlerin yarattıkları işbirlikçiliğe dikkat kesilmelidirler. Bugün ise geçmiştekine ilaveten terörden nemalananlara bakmalılar. Göreceklerdir ki Türklerin kendi aleyhlerine işleyen sistemden bile haberleri yokken, bir de Kürdün asimile politikalarını desteklesinler. Bu nedenle eğer asimilecilikle, baskıcılıkla suçlanacak birileri varsa Kürtler önce kendi ileri gelenlerini sorgulayarak işe başlamalıdırlar.

Türkün Kürtle ilişkisi bu kadar basit ve olsa olsa bireyselliğe dayalı olarak yürürken, Kürde Türk husumetini aşılayanlar işte bu işbirlikçi Kürt seçkinleridir. O günlerde solun en diri Amerikan karşıtı hareketi olan Türkiye İşçi Partisi’ni (TİP) bölenler ve süslü laflarla milli demokratik devrim derken Amerikan hizmetkârı örgütlerin ortaya çıkmasını sağlayanlar bu seçkinlerdir. Bugünkü zehri saçanlar o Kürtçüler ve el ele verdikleri solcular ile sözde sağda duran ama iktidar hastası gündelikçi politikacılardır.

Altı yüz yıldan beri hiç bitmeyen isyana rağmen Türk, engin hoşgörüsüyle Kürde hiçbir zaman husumetle bakmadı. Ama işbirlikçiler sade Kürdü bunca sene Türke karşı kışkırttı. Sinsi PKK’nın ilk dayanağı “Apoculuk”la Kürdün sözde yerde olan onurunu layık olduğu yere çıkarmak iddiası oldu. Daha ilk gün iki cephe yarattı. Sonra enternasyonalizmin ihanet şemsiyesinin altına girdi. Enternasyonalistti ama Partiya Karkeren Kurdistan adıyla Kürt ırkçılığı yapması çelişkili değildi. Ayakta kalmasını iki temel nokta üzerine oturttu; birincisi terör ikincisi Kürt ırkçılığıyla sade Kürdü zehirlemekti. Tıpkı geçmiş örneklerinde olduğu gibi arkasına o malum işbirliği şebekesini alıp bugünlere barışın iki tarafından en çok heveslisi olma ikiyüzlülüğü maskesini takındı.

Maskelerin arkasında sırıtan gerçekler son derece aydınlık. Barışı, kardeşliği isteyenler Rus haritalarından alıntı yaparak Sivas’a “Sêwaz”, Doğubeyazit’e “Bazîd” demekte inat etmezler. Kürtçülerin ve yerli, yabancı işbirlikçilerin yarattıkları terör sorununun tek nedeni Türklerin, Kürtleri haklarından mahrum bırakmaları olarak gösteriliyor. Kısaca terörün sorumlusu Türkler deniliyor. Kastamonu’nun, hatta Akdeniz’in Rivierası Antalya’nın ilçesi Korkuteli’nin köylerinin halklarının yaşadıkları sorunların aynısını terör bölgesinin köylerinde etnik ayırımcılık olarak ele alıyorlar. Ülkenin geçmişinde yaşanmış olan soygun-talan düzeninin yarattığı topyekun etkiyi bırakıp, sadece Kürt tarafını görüyorlar. Bunda bile ayırımcılık hastalığından kurtulamıyorlar.

Memleketin her bölgesi doğunun, güneydoğunun işadamlarıyla kaynıyor. Özellikle turizm, inşaat ve hizmet sektöründe tekelleşmiş durumdalar. Bu duruma karşı o bölgelerde yaşayan yerli halkın ayrılıkçılığa varan bir tepkisi bulunmuyor. Hatta PKK’nın hainliğinden önce o işadamlarının Kürtlüğünü veya geldiği bölgeyi aklına getiren bile yoktu.

Asıl amaç siyasi yatırım bile olsa doğunun, güneydoğunun gelişmesi kalkınması için yapılan yatırımları yerle bir edenlerin bugünkü etnik ayırımcılar olduğunu bilmeyen var mı? Yarattıkları terör ve şiddet dünyasına değil Türk, Kürt işadamı, işçisi bile girmiyorsa ve huzurun güvenin peşinden uzağa kaçıyorsa suçlu da sorumlu da kendileridir. Bugün hâlâ bölgenin yabancısı olan bir memura bile “sen yabancısın” diyerek görev sorumluluklarını yerine getirmesinde bile ayrımcılık, bölücülük yapılıyor. Kışkırtmalarının sonucunda şehrine, kasabasına uygarlığı taşıyan devletin memurunu sömürgeciliğin temsilcisiymiş gibi gösterdiler. Zihinlerini bulandırdıkları zavallı sade Kürt esnafı ticaretin gerçeklerini şimdilerde gördüğü için kasabasında görev yapan “yabancıları” alış verişi kendilerinden yapmaya davet ediyor. Oysa iki üç yıl öncesine kadar rafta duran ekmeğe rağmen satış yapmayanlar kendileriydi.

“Barış”ın olmadığı yerler buralardır. Diğerlerinin buna ikna edilmeye ihtiyacı yoktur. Oralar hep sakin ve kendi işinde gücündeydi. Ülkeyi karış karış gezmeye gerek yoktur; bunu yapmak yerine “barış”ı gidip husumetten “barış “çıkarma sinsiliği içerisinde olanlara anlatmaları çok daha yararlı olacaktır.

Bugün sade Kürdün elinde kullanabileceği son şansı kaldı. Bundan öncekileri I. Dünya Savaşı’nda, 1960’larda heba etti. O günlerde ellerinde cetvelle sınır çizenlerin neden kendileri için de bir çerçeve yapıp içerisine Kürtleri yerleştirmediklerini artık anlamalılar. Artık onun bunun gündelikçi politikacılarının ve küresel güçlerin çıkarları için bir araç olmaya son vermek zorundalar.

Dün PKK’nın şerrinden korunmak için haklı olarak sessizliği tercih etmiş olmalarını kabul edelim. Ama bugün mademki “barış” geldi, dört aydır analar ağlamadı, öyleyse şimdi bu kardeşliğin bir başka şekilde zehirlenmesine izin vermemek zorundalar.

"Bugün Türkiye’de yönetime muhalif Kürt dergileri, Kürt gazeteleri var. Bizim Bağdat’ta Saddam’a muhalif tek bir kitap basmamız dahi mümkün değil. Bizde hiç bir zaman legal mücadele verme koşulları olmadı." Bu sözler Bölgesel Kürt Yönetiminin Başkanı olan Mesud BARZANİ’ye ait. (1) PKK’nın “Kürt demokratik hakları” için yakıp yıktığı günlerde söylenmiş olmasını da ayrıca önemseyelim. BARZANİ’nin her sözünü kulağına küpe yapanlar bunu da unutmamalılar.

Dünün kışkırtanlarından bugünün “barış “ çığırtkanlarından fırsat bulup hayatını biraz olsun güzelleştirebileceğini zanneden sade vatandaşlar hayal dünyasında yaşamaktadırlar.

(1) Nokta 20-26 Haziran 1993 “Barzani’den Kürt Aydınlarına Mini Konferans Yıkmayın Yapın!”

Reklamlar

Emin Çölaşan : Bugün 8 Mayıs !.. Çekiliyor !.. Son biletler !..

emincolesan-84C9-94B1-710B.jpg

Sevgili okuyucularım, Türkiye’de yaşanan güldürü dünyanın en ilkel toplumlarında bile yaşanmıyor. Ülkemizde neler olduğunu, ya da nelerin olmayacağını hiçbirimiz bilemiyoruz.

Birileri yalan söylüyor, Türk Milleti’ni utanmazca kandırmaya yelteniyor.

Bugün 8 Mayıs!..

PKK, teröristlerin bugün sınır dışına çekilmeye başlayacağını bildirmişti.

O gün geldi! Bakalım çekilecekler mi!..

Dağlardan mı gidecekler, kentlerden mi?

Tayyip hükümeti onları nasıl uğurlayacak? Törenler mi yapılacak, yoksa arkadaşlar görmezden gelinip buharlaşacak mı?

Çaktırmadan gitmelerine mi göz yumulacak, yoksa devletin yolları açmasıyla mı?

Karayollarından, kendilerine tahsis edilen makam araçlarıyla mı çıkacaklar, yoksa dağ yollarından katır sırtında mı?

Silahlarını kim, nasıl götürecek? Devlet bunları da görmezden mi gelecek?

Yurtdışına çıkış için ellerine pasaport verildi mi?

Askeri birlikler, polisler ve insansız hava araçları bu çıkışları görmezden mi gelecek?

Yasalar nasıl çiğnenecek?

Devlet ve hükümet nasıl rezil olacak?

* * *

Evet, bugün 8 Mayıs!.. Hayatta en merakla beklediğimiz günlerden biri olacak!

PKK tarafından Kuzey Irak’taki Kandil dağında yapılan açıklamada, tarih olarak bugün verilmişti.

Şimdi son iki gün içerisinde yaşanan güldürüye bakalım ve böylesine bir konuda bile nasıl ciddiyetsizlik, nasıl şarlatanlık sergilendiğini görelim:

Meclis Başkanı Cemil Çiçek konuştu:

“PKK çoktan çekildi. Şu anda çıkmıştır. PKK’nın açıkladığı 8 Mayıs günü, problem çıkmaması için verilen sanal (hayali) bir tarihtir.”

Hemen ardından Kürtçü BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş konuştu:

“Tek bir askeri birlik bile geri çekilmekte olan gerillalara operasyon yapmaya kalkışırsa, biz yüz binlerce kişi operasyon bölgesine yürüyeceğiz. Operasyonu biz durduracağız…”

Sonra Cemil Çiçek’e yanıt verdi:

“Sayın Meclis Başkanı PKK’lılar zaten sınır dışına çıktılar diyor. Ama gerillanın sınır dışına çıkması iki üç ay sürer. Böyle iki üç günde gerillanın çıkması akla mantığa uygun değil.”

Şimdi bu ülkede yaşayan bir vatandaş olarak kimin yalan söylediğini bilin bakalım!

Meclis Başkanı üstüne vazife olmadığı halde başka telden çalıyor, Kürtçü başka telden.

Kim doğru söylüyor, kimse bilemiyor.

Bilinen tek şey, Kürtçü ekip tam kadro devlete posta koyuyor:

“Çekilme aşamasında bir gerillanın kılına dokunursanız sizi pişman ederiz!” Türk Devleti işte böylesine aciz ve zavallı durumlara düşürüldü.

* * *

Dün bu konuda son sözü Tayyip söyledi:

“Terör örgütünün tarih açıklaması yanlış. Nasıl girdilerse öyle çıkarlar. Bizim için esas olan silahlarını bırakıp ülkeyi terk etmeleriydi.”

Hepsi bu kadar! Başka bir cümlesi yok.

Sevgili okuyucularım, şimdi siz o şahsın ağzından çıkan bu cümleyi okuyunca ne anladınız?

Hiçbir şey!

Konuşuyor, ağzında bir şeyler geveliyor ama ne dediği anlaşılmıyor. Böylesine önemli bir konuda bile net bir şey söyleyemiyor.

Şimdi şu tabloya dikkat ediniz:

Meclis Başkanı “Çoktan gittiler” diyor.

Terörist temsilcileri “Örgütümüz burada, çekilme olmadı” diyor.

Tayyip eveleyip geveliyor.

Yani ne oldu, bugün ne olacak be kardeşim?

Bir bilen varsa Allah rızası için çıksın ortaya, bize de anlatsın.

Hepimizin bildiği bir tek şey var:

Devlet ve hükümet bir terör örgütü karşısında aciz kaldı, yenik düştü, teslim bayrağını çekti ve onların kum torbasına döndü.

Kanunsuz emir

Anayasamızın “Kanunsuz emir” başlıklı 137. maddesi çok açık:

“Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse (asker veya sivil) üstünden aldığı emri yönetmelik, tüzük, kanun veya anayasa hükümlerine aykırı görürse yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir.

Ancak üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir. Bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz…”

Şimdi aynı maddenin çok önemli olan devamı geliyor:

“Konusu suç teşkil eden emir hiçbir suretle yerine getirilmez.

Yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.”

* * *

Terörist kafileleri bugünden başlayarak veya daha sonra, ellerini kollarını sallaya sallaya sınırımızdan geçip ana üsleri olan Kuzey Irak’a yolcu edilecek.

İçlerinde kim olduğu bilinen şahıslar var.

Adam öldürmüşler, köy basmışlar, mayın döşemişler, bombalar patlatmışlar, nice insanların ölümüne neden olmuşlar.

İçlerinde Mehmetçik katilleri, polis katilleri var.

Hepsi suç işlemiş durumda.

Şimdi sen bu şahısların sınırdan şu veya bu biçimde özgürce geçmesine göz yumarsan…

Anayasanın “Kanunsuz emir” maddesi işte bu aşamada devreye girecek.

Sınırdaki askeri birliklere Valiler ve Genelkurmay tarafından çoktaaan sözlü emir verildi:

“Geçişleri görmemiş olun…

Bırakınız geçsinler!.. Dokunmayın yavrucuklara!..”

* * *

Anayasanın 137. maddesi açıktır. Gerek anayasa ve gerekse yasalarımızda, bunun aksine bir hüküm yoktur. Hiçbir asker veya sivil kamu görevlisi “Bana verilen emri uyguladım, geçişe göz yumdum” diyemez. Böyle bir emir aldığı takdirde yapacağı şey yazılı emir istemektir.

O da, yazılı emri verecekler açısından biraz sıkar!

Dolayısıyla, bu gibi kanunsuz emirleri veren ve uygulayan her kamu görevlisi, unvanı ve rütbesi ne olursa olsun suç işlemiş olacaktır…

Ve zamanı gelince hesap verecektir.

* * *

Sevgili okuyucularım, şu rezilliğe, şu kepazeliğe bakar mısınız!.. Ortalıkta bir terör örgütü var. Üyelerinin her biri suç işlemiş, dağlardaki inlerinde gizleniyor…

Ve koskoca Türk Devleti bunlarla at pazarlığı yapıp “İsteyen gidebilir arkadaşlar” diyebiliyor.

Sayılarının iki bin kişi olduğu söyleniyor.

Demek ki koskoca bir ordu ve öteki güvenlik güçleri iki bin silahlıyla baş edemedi, selameti onları kazasız belasız yolcu etmekte buldu!

Terör kafilelerinin sınırdan silahlı veya silahsız olarak geçişine göz yuman, bu kanunsuz emirleri veren ve uygulayanlar, günü geldiğinde mutlaka hesap verecek.

Evet, bugün 8 Mayıs, kutlu bir gün!

Du bakaliim neler olcek!

SÖZCÜ

PKK AÇILIMI : Bu neyin barış süreci ?

__._,_.___

/// ÇOK ÖNEMLİ /// AÇILIM İSTİYORUZ ARKADAŞ !!! /// ÇOK ÖNEMLİ ///

AÇILIM İSTİYORUZ

-Güneydoğuda herif 30 çocuk sahibi olacak…

– Sonrada bu çocuklarını terörist sempatizanı yapacak…

– Çalışmayıp yan gelip yatacak…

-Benim maaşımdan veya küçük esnaftan %30 vergi alacaksın…

-SSK primim bir emekli maaşı kadar olacak…

-Ben bu herifin bebelerine büyüyünce, Askerime Polisime kurşun sıksın diye mi bakacağım…

-TÜRK AÇILIMI İSTİYORUZ…!!!

-Ben bir çocuğa bakmak için deli gibi çalışacağım…

-Bu ülkeye hiç bir katkıları olmayan,

-Bu güzel ülkemin, Türkiye’min vatandaşı olmak hakkını bir kenara iten,

-Kendi kendilerine ırkçılık yapan,

-30 tane veledi için devlet ona çocuk yardımı yapacak…

-TÜRK AÇILIMI İSTİYORUZ…!!!

-Vergisiz kaçak petrol kullanacaklar…

-Ben de vergi üstüne vergi vereceğim…

-Ben bu kadar SSK primi ödeyeceğim…

-Hastanelerden zar zor faydalanacağım…

-TÜRK AÇILIMI İSTİYORUZ…!!!

-Ben sesimi yükseltemezken…

-Eylem yapamazken…

-Düşüncemi ifade edemezken…

-İşçi, memur yürüyüş yapıp hak arayamazken…

-O adam çıkıp bayrak yakacak…

-Bölünme isteyecek…

-Etrafı yakıp yıkacak…

-Her şeyi Devletten bekleyecek,

-Daha fazla demokrasi ve özgürlük isteyecek…

-Gece 02:00’de İzmir’deki bir insan Diyarbakır’a gidemezken, Diyarbakır’lı her saat İzmir’e gelebiliyorsa, hangisinin özgürlüğü kısıtlı.

-Polisleri taşlayan bu itlere karşı, polislerin insan hakları diye eli bağlanacak…

-Elektrik, su ve doğalgaz borcunu geciktirsen hemen kesilen ve bir dünya faiz ödeyen biz…

-Devlet arazisine bir gecede çöküp oraya ev yapmayan biz…

-Zar-zor, borç-harç ev alıp birde bunun takır takır vergisini ödeyen biz…

-PKK ve yandaşlarının kullandığı kaçak elektrik parasını ödeyen biz…

-Elektriğe, suya, gaza para vermeyip bedava arazide ev kurup oturan PKK’lı…

-TÜRK AÇILIMI İSTİYORUZ…!!!

-Demokrasiden bahsedip, teröre yol açmak ?

-İnsan öldürüp, hak talep etmek?

-Bu ne yaman çelişki….!!!!

BU GERÇEKLERİ TÜRK OLAN HER KARDEŞİMİZ YÜKSEK SESLE DİLE GETİRSİN!!! PAYLAŞSIN…!!!

Mahmut ÖZYÜREK : “Hükümet PKK’ya teslim olmuştur”

399629_465307860214640_648899401_n.jpg

Türkiye Cumhuriyeti, ehliyetsiz ve sorumsuz aktörlerin elinde kanlı bir yıkımın eşiğine çözüme değil, çözülme sürecine sürüklemiştir. Yaşananlar, “çözüm” değil, tarihsel sonuçları bakımından bir “yıkım” projesinin yapı taşlarıdır.

Mimarlığını; Obama ve ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’in yaptığı yıkım planı, İsrail, AKP-İmralı-Kandil-BDP koalisyonu eliyle uygulamaya sokulmuştur.

Türk halkına “demokratik çözüm” diye pazarlanan, “barış” diye yutturulmaya çalışılan, Kürt kökenli yurttaşlarımızın demokratik hakları değil, Bağımsız Kürdistan’ın tanınmasıdır. PKK taleplerine tam teslimiyettir. Türkiye AKP iktidarının inisiyatifinde, PKK dayatmaları doğrultusunda çözülme ve yeniden yapılandırma sürecindedir.

İmralı’daki eli kanlı elebaşı ve Kandil’deki uzantısının zafer kazanmış bir ordu komutanı edasıyla yaptığı açıklamalar, ileri sürdüğü koşullar, ancak savaşı kaybetmiş bir orduya, mağlup olmuş bir millete ve çökmüş bir devlete karşı yapılabilecek ateşkes mütarekesi koşullarıdır.

PKK bu yıkım sürecinde yalnız değildir. Avrupa Parlamenterler Meclisi (AKPM) PKK’yı terör örgütü olmaktan resmen çıkardı. Buna göre PKK; artık terörist değil, Özgürlük Savaşçılarıdır.

Emperyalist sömürgeci merkezlerin patentini taşıyan sözde “barış” ya da “çözüm” müzakerelerinden kazançlı çıkacak olan Türk ve Kürt halkı değil ABD ve diğer emperyalist ülkelerdir. Bugünkü “çılgınlık” ortamının ABD’ye ve Avrupalı emperyalistlere inanılmaz fırsatlar sunduğunu görmeyen ya da kabul etmeyen aptal ya da işbirlikçidir.

Bu sürecin ulusumuzu ihanet içinde boğmaktan başka bir anlam taşımadığı, İsrail-Türkiye merkezli Suriye ve İran operasyonun önemli bir adımı olduğu gerçeğini anlamamak, anlamazlıktan gelmek ihanete ortaklıktır. Çünkü İsrail’in özür dilemesi, AKP hükümetinin Türk ulusunun çıkarlarına yönelik bir başarısı değil, Ortadoğu Coğrafyasını yeniden şekillendirmek için PKK militanlarının seyyar güç olarak İsrail in emrine verilmesi karşılığıdır.

Suriye ve İran’ı bitirmek Emperyalist Merkezlere ve İsrail’e yapılabilecek en büyük hizmettir. Ülkemiz her geçen gün Ortadoğu da çıkışı olmayan bir bataklığa doğru yuvarlanıyor.

Orta-Doğu’da ABD emperyalistlerinin ve İsrail’in denetiminde kurulacak yeni bir kukla Kürdistan devletinin, Ortadoğu’daki ulus devletlere ve halklara kan kusturmak için kullanılacağı çok açıktır. İşte Kürt kökenli yurttaşlarımızın başta olmak üzere bizleri bekleyen, hazırlanmaya çalışılan tehlike ve tehdit budur. Bu Kürt halkının özgürlüğüne kavuşması değil, tam tersine işgal güçlerinin elinde oyuncak olacak bir ANZAK yapılanmasıdır.

AKP hükümetinin, BDP’li Şeyh Saitlerin ve akillerinin, nurlu fikir ve gönül ajanlarının bu senaryodaki görevleri Türk halkını bu felaket ve ihanet senaryosuna razı etmektir.

Dünyanın başka hiçbir ülkesinde kendi yurttaşlarını psikolojik savaş yöntem ve teknikleriyle, psikolojik baskıyla, siyaset mühendisliği yoluyla ikna etmeye çalışan bir hükümet yoktur, olamaz. Önce milleti alıştıracaklar, sonra uyuşturacaklar. PKK tehditlerine, deliğe süpürülmekten kaçanlar ve ona kredi açanlar boyun eğmişlerdir. Bu nedenle Emperyalist merkezlerin şekillendirdiği yeni ihanet anayasasına halkı inandırmak, razı etmek için “Masadan kalkmama” yarışına girmişlerdir.

Türkiye, AKP ve destekçileri eliyle önce eyaletlere sonra Federe İslam Devletine dönüşecektir. Öcalan’ın planladığı ve bir ABD-İsrail projesi olan “Kürdistan” devleti kurulmaktadır.

AKP iktidarının uyguladığı politikalar, Büyükşehir Yasası ile birlikte başkanlık sistemi, eyalet hazırlığı ve müzakere gibi icraatlar, Türk-Kürt ayrışmasını giderek derinleştiriyor. Bu ihanetin önlenebilmesi, yıkımın engellenebilmesi için; ABD ve Avrupa Birliğinin devre dışı bırakılması, Hükümetin ABD ve İsrail ile konuya ilişkin yapmış olduğu gizli anlaşmaların açıklanması, bu anlaşmalara Türkiye adına taraf olan kişi ve kurumlara soruşturma açılması önkoşuldur. Bin yıllık egemenliği Türk Milletinin elinden alma sonucunu doğuracak olan bu süreç durdurulmalıdır.

Türk ulusu çok daha kötü koşullarda bağımsızlığını, birliğini, egemenliğini, bedelini kanla ödeyerek kazanabilmiştir. Bugün de ayni azim ve kararlılıkla davranmaktan başka çıkış yolu yoktur.

Mahmut ÖZYÜREK

ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ ISPARTA ŞUBESİ BAŞKANI

AKİLLERDEN AKILLANANLAR /// Şahin Erkenez

KORKMA EY AKİL(!)

3 YIL SONRA SEN DE SAHİBİNLE BİRLİKTE AMERİKA’YA YANİ UŞAKLIĞINI YAPTIĞINIZ ÜLKEYE KAÇARSIN!.. Ş.E.

397894_280097472127111_1099340812_n.jpg

Şahin Erkenez

PKK 90 genci dağa çıkardı

Bir yandan silah bırakmaya hazırlanıdğını duyuran PKK, diğer yandan gençleri dağa çıkartıyor.

Barış süreci kapsamında silahların susması sonrasında PKK’nın silah bırakması beklenirken terör örgütü dağ kadrosu için terörist toplamaya devam ediyor.PKK terör örgütüne silah bıraktırma süreci devam ederken, terörle mücadele bölgesinde istihbarat birimlerine önemli bilgiler ulaştı. Çekilme sürecini fırsata çevirmek isteyen örgütün yeni oyunu, istihbarat birimleri tarafından deşifre edildi.

Diyarbakır ve Bingöl’de yapılan istihbari çalışmalar neticesinde, gençleri, kurulacak olan sözde ülkede çeşitli kademelerde istihdam edeceği vaadiyle kandıran örgüt yandaşlarının, genç Kürtler’i dağa eğitim almaya götürdükleri belirtildi.

DAĞA ÇIKMA POTANSİYELİ OLANLAR İZLENİYOR

Terör ve istihbarat birimleri de, dağa çıkma potansiyeli olan gençleri ve ailelerini izlemeye aldı.

SON OLARAK 90 GENÇ DAĞA GÖTÜRÜLDÜ

Diyarbakır ve Bingöl illerinde örgütün yaptığı yönlendirmeler doğrultusunda son 15 gün içerisinde 90 kişi dağa götürüldü. Gençleri "Yeni kurulacak Kürdistan’da çeşitli kademelerde istihdam edileceksiniz. Polis, asker, zabıta olacaksınız" diyerek kandıran terör örgütünün, bu şekilde eleman sayısını artırmayı amaçladığı belirtildi.

ÖNCESİ DE VAR

Terör örgütünün kısa süre önce de gençleri, aynı şekilde kandırdığı ve birçok genci örgütün dağ kadrosuna kattıkları belirtildi.

KANDİL ELİNİ GÜÇLÜ TUTMAK İSTİYOR

Hazırlanan raporlarda süreç içerisinde elini güçlü tutmak isteyen örgütün, bunun adam sayısını artırmaya bağlı olduğunu düşündüğü yer alıyor. Böylelikle dağa çıkışların daha fazla olacağı ifade ediliyor.

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: