Etiket arşivi: İRAN

KUVEYT’TE İRAN İÇİN CASUSLUK YAPAN AJANLARA MÜEBBET HAPİS

İRAN ANALİZ / Kuveyt Temyiz Mahkemesi 6 Nisan 2013 tarihli duruşmasında ülke aleyhinde İran için casusluk yapan hücre mensubu dört kişi hakkındaki müebbet hapis cezasını onayladı. İkisi İranlı, birisi Suriyeli dört kişilik hücre 2010 Mayıs ayında ortaya çıkartılmış, hadise İran-Kuveyt ilişkilerinde ciddi gerilimlere neden olmuştu.

Mahkeme düzenlemesinde elindeki deliller ve veriler doğrultusunda tutuklanan ajanları İran lehinde casusluk yapmakla suçladı. Suçlular arasında tek kadın olan bir İranlının ise beraat ettirildiği, bir Suriyeli ajan aleyhindeki idam kararının ise hafifleştirilerek müebbed hapse çevrildiği bildirildi.

Kuveyt ordusu için çalışan iki İranlı ve iki Kuveytli şahıs Mayıs 2010 tarihinde casusluk suçlamasıyla tutuklanmıştı. Mahkeme sürecinde bu kişilerin ülkedeki stratejik noktalar, hassas ordu tesisleri ile ilgili önemli bilgileri İran Devrim Muhafızlarına aktardığı ortaya çıkartılmıştı. Yine bu casusluk şebekesinin gerek Kuveyt’te gerekse körfez bölgesindeki petrol tesislerine yönelik bombalı terör eylemleri planladıkları itiraf edilmişti.

Bu karar sonrası konuşan Kuveytli yetkililer ülkenin siyasi, ekonomik ve askeri noktalarına, milli güvenliğe karşı İran rejiminin düzenlediği sinsi komplolar olduğunu bir kez daha ortaya çıktığı yönünde değerlendirmeler yaptı.

Benzer şekilde Yemen’de, Mısır’da, Libya’da, Suudi Arabistan’da, Birleşik Arap Emirliklerinde ve Bahreyn’de İran adına çalışan çok sayıda casusluk şebekesi, silahları ve mali kaynaklarıyla birlikle ifşa edildi. Geçtiğimiz dört yıllık zaman zarfındaki bu terör eylemleri planlayan şebeklerin ifşa olması İran’ın bölgedeki yıkıcı planlarına ciddi darbe vurdu. Bu sebeple Kuveyt’teki casusluk örgütü akabinde iki ülke arasında diplomatik ilişkiler de bir müddet askıya alındı. Son olarak Ali Eker Salihi’nin 11 Mayıs 2011 tarihli ziyaretiyle diplomatlar karşılıklı görevlerine dönmüştü.

Böylesi casusluk şebekesi yapan örgütlerin benzerleri de özellikle son bir yıl içinde Türkiye’deki istihbarat birimleri ve emniyet güçlerince ele geçirildi ve mahkemeye sevkedildi.

KİTAP TAVSİYESİ : DARAĞACI /// (BOP) TÜRKİYE – İRAN – SURİYE

YAZARLAR :

1. YRD. DOÇ. DR. MURAT KÖYLÜ

2. RIFAT SERDAROĞLU

3. ZAHİDE UÇAR

4. LEVENT BULUT

DÖRTLÜSÜNDEN MÜKEMMEL BİR ANALİZ KİTAP.

Darağacı : Farklı alanlardan dört yazarın Büyük Ortadoğu Projesi’ni Türkiye açısısından mercek altına aldığı bir solukta okuyacağınız bir kitap.. Ortadoğu’nun tarihi geçmişi ve bugünü arasında Türkiye Olayların neresinde olacaktır?

· Peki Türkiye ne yapacak, ne yapmalı?

· 2013 yılında Türkiye’yi hangi tehlikeler bekliyor?

· “Arap Baharının” hedefi hangi ülke?

· Suriye’de yaşananların iç yüzü ne?

İşte bu sorulara cevap bulabileceğiniz bir kitap Darağacı: (Bop) Türkiye, İran, Suriye

Bütün kitapçılardan temin edebilirsiniz.

VİDEO : KOMPLO TEORİSİ : İRAN’LI NÜKLEER FİZİKÇİLER (BÖLÜM 1 VE 2)

VİDEO LİNK :

KORKU İMPARATORLUĞU : İRANLI ÇEVRESİ AKTİVİST TUTUKLANDI

İRAN ANALİZ / Çevreci aktivist ve Muhammed Hatemi’nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmasını isteyen mektubu imzalayan isimlerinden birisi Mustafa Beni Şeref İran güvenlik güçlerince tutuklandı. Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde yüzlerce İranlı yazar, düşünür, aktivist, gazeteci, medya mensubu ve şahsiyetin tutuklandığı geniş çaplı baskı ve sindirme siyaseti sürüyor.

Danişçu Haberler’in bildirdiğine göre 30 Nisan tarihinde ŞehriKürd’teki istihbarat ofisine çağrılan Beni Şerif’ten bu günden sonra haber alınamadı. Haberlere göre avukatı yetkililerin sonrasında müvekkilinin evine gelerek arama yaptığını, laptop’una el konulduğunu söyledi.

Daha öncesinde Muhammed Hatemi’nin gelecek seçimlerde cumhurbaşkanı adayı olarak yer almasını isteyen Çehar Mahal ve Bahtiyari eyaletlerinde 80 aktivistin imzaladığı çağrıda Beni Şerif de yer almıştı.

Öte yandan Şii rejimin fanatik savunucularından olan milletvekili Gulam Haddad Adil gibi Hamaney’e yakın şahsiyetler ise yaptığı açıklamasında Koruyucular Konseyi’nin (tamamı Velayeti Fakih dogmasının ve rejimin ayakta kalması için çalışan Şii din adamları ve şahsiyetlerden oluşan en önemli kurum) Hatemi’nin aday adaylığını hiçbir zaman onaylamayacağını söyledi. Bilindiği üzere İran’da Cumhurbaşkanı aday adayı olmak için kesinlikle şahsın Şii olması, dahası Velayeti Fakih adlı Humeyni’nin icadı olan dogmayı kabul etmesi şart koşuluyor. Bu çerçevede örneğin Şii olmayan 20 milyonu aşkın İranlı Sünni’yi temsil eden bir kişinin ise kendi ülkesinde değil cumhurbaşkanı olması, aday aday olması dahi imkansız; çünkü dayatılan şartlar gereği baştan elenmiş durumda.

ESED DİKTASI İÇİN İRAN’DAN MISIR’A BASKI VE TEHDİT

İRAN ANALİZ / Üst düzey Mısırlı kaynakların ortaya çıkardığı bilgilere göre İran rejimi Kahire ile Şam arasındaki ilişkileri düzeltmesi yönünde Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye şiddetli baskılar yapıyor. Bu noktada örneğin Suriye’ye geri döndükten sonra Şam’daki Mısır Elçiliğinde çalışmasına başlayan Ala Abdulaziz’e ciddi baskılar uygulandı.

Kuveytli gazetelerin aktardığı habere göre İran’ın yaptığı baskılar Mısır’ı açıkça tehdit şeklinde yürütülüyor. Katil Beşşar Esed rejimine karşı Suriye halkının yanında yer alan Muhammed Mursi başkanlığındaki Mısır’ın bu tavrından vaz geçmesi için İran tehditler ile elindeki tüm kartları oynayıp baskı unsuru olarak kullanıyor. Öyleki üst düzey Mısırlı yetkililer Tahran’ın sızdırttığı veya sızdırılan ses kayıtlarında İran’ın yaptığı tehditlerin nerelere vardığını gösteriyor. Henüz doğruluğu tespit edilemeyen kayıtlarda İran’ın İslami Direniş Hareketi Hamas’ın silahlı kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları, Lübnan Hizbullah’ı ve İhvanul Müslimin arasında Ocak 2011 Mısır Devrimi esnasındaki yardımlaşmanın olduğu öne sürülüyor.

Uzmanlar ise İhvanul Müslimin kökenli Hamas ile ana gövdeyi oluşturan Mısır İhvanı arasındaki ilişkinin gayet normal olduğuna dikkat çekerken, İran’ın beşinci karakolu olarak görev yapan Şii Hizbullah örgütünün bu denklemdeki rolünün bir nevi istismardan ve ilişki içerisine kendisini zoraki dahil etmeden ibaret bir fonksiyon olduğu yorumlarını yapıyor. Gerek Mübarek döneminde gerek devrim sonrasında Mısır’ın Milli Güvenliğini tehdit eden casusluk şebekeleri ve terör faaliyetlerinde Hizbullah militanlarının tutuklanması, oynadığı yıkıcı role dair planların ortaya çıkması bu denklemin değişmesine neden oldu. Yine Mart 2011 tarihli Suriye devrimiyle birlikte İran ve uzantısı Hizbin Esed rejiminin yürüttüğü katliamlara tüm gücüyle destek vermesi, bu istismar veya sızmaların/ittifakların da değişmesinde bir diğer önemli etmen olarak öne çıktı.

İran’ın yönelttiği tehditler ve baskıların özellikle Kahire-Şam arasındaki ilişkilerin normal seyrine girmesi yönünde olduğu kaydediliyor. Şam dahil ülkenin birçok noktasında kontrolü çoktan kaybeden, stratejik ve askeri hedeflerinin tamamı hemen her gün şiddetli darbelerle sarsılan gayri meşru Esed azınlık rejimiyle Kahire’nin nasıl ilişki kuracağı ise muamma. Türkiye sınırındaki Kassab noktası hariç diğer tüm ülkelerle sınır kapıları, kontrol noktaları ve şehirlerdeki devlet kurumlarının, kuruluşlarının Suriye halkının ele geçtiği mevcut Suriye’de Beşşar Esed rejiminin otoritesinin olmadığı gerçeği gözler önünde. Buna rağmen İran’ın veya uzantısı Hizbin başkanı Hasan Nasrallah’ın içi boş sloganlarının, Esed rejiminin güçlü olduğu yönündeki halisünasyon ve medyatik atraksiyonların anlamsız olduğu da Mısırlı makamlarca gayet iyi biliniyor.

Sahadaki güçler dengesinin Suriye halkı lehinde geliştiği, direnişin büyük mevziler kazandığı gerçeğine rağmen Alevi azınlığı üzerinden inşa edilen Esed hanedanlığının stratejik değerini bilen İran, elindeki kartların hepsini sonuna kadar kullanıyor. Bu anlamda Türkiye’ye PKK, derin sol örgütler ve sızdığı bazı İslamcı gruplar, devşirilen şahsiyetler, Şii (Caferi) unsurları kullanmasına rağmen diş geçiremeyen, bu sebeple gün geçtikçe takiyyeyi bırakarak gerçek düşman yüzünü gösteren İran rejimi şimdi Mısır’ı tehdit ediyor. Mısır Cumhurbaşkanı Dışilişkilerden sorumlu müsteşarı İsam el-Haddad, Rifa et-Tahtavi gibi üst düzey bir heyet Nisan ayının sonunda Tahran’a bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bu ziyarette Esed diktasını nbekası için Velayeti Fakih rejminin Mısır’a yönelttiği baskı ve tehditlerin mahiyetine dair detaylar gün yüzüne çıkıyor.

Buna göre İranlı yetkililer, Mısır heyetine önümüzdeki aylarda Suriye rejimine yönelik muhalif tavrını değiştirmeleri yönünde uyarılarda bulundu. Mısır ile Suriye rejimi arasındaki resmi ilişkilerin yeniden tesis edilmesi gerekliliği yönündeki görüşlerini dayatan İran rejiminin Mısır’da kanlı eylemler yürüten, İslam şeriatının anayasada yer almaması, İhvanın ve İslami kesimlerin ülkede iktidardan alaşağı edilmesi için çalışan solcu, liberal, Arapçı ve batıcı Amr Musa, Hamdin Sabahi, Muhammed Baradey gibi cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olup başarısızlığa uğrayan kesimlere çok büyük destekler verdiği biliniyor. İslam ve İhvan düşmanlığıyla öne çıkan Mısırlı bu cephenin sözcüleri, kalemşörleri İran’ın Arapça yayın yapan el-Alem kanalında, Hizbullah’ın el-Menar kanalında ve Iraklı Şii partilere ait kanallarda sürekli konuşturuluyor, haber programlarında konuk olarak alınıyor ve kendilerine her tür imkan sağlanarak milyonlara ulaşması temin ediliyor.

Bu kişilerin ise neredeyse tüm konuşmalarında İran-Esed rejimi ve uzantısı güçleri desteklerken başta Mısır İhvanı, Muhammed Mursi olmak üzere İslami kesimlere, Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Türkiye hükümetine ve bazı körfez ülkelerine şiddetli bir düşmanlıkla saldırdıkları görülüyor.

Esma Esed 3 çocuğuyla İran’a kaçtı

Uluslararası istihbarat kaynaklarına göre artık son kozlarını oynayan Beşar Esed, eşi Esma Esed ve üç çocuğunu denizaltı ile İran’a kaçırdı.

Kimyasal silahların kullanılmaya başlandığı Suriye’de durum her geçen gün daha da kötüye gidiyor.
Türkiye Gazetesi’nin haberine göre hamile olan Esma Esed, 3 çocuğuyla İran’a kaçtı. İddiaya göre Suriye Dışişleri Bakanı Muallim aracılığıyla 23 Mayıs’a kadar Esed’e“şiddete son ver” ya da “görevden ayrıl” mesajı verildi. Esed’in bu son çağrıya olumlu cevap vermemesi halinde ABD öncülüğündeki 9 ülke Suriye’ye müdahale edecek.

Suriye’de Mart 2011’de başlayan olayların kontrolden çıkması ABD öncülüğündeki çok uluslu gücün müdahalesini gündeme getirdi. Uluslararası kaynaklardan sızan bilgiler ülkedeki durumun her geçen gün daha da kötüye gittiği, hükümetin sivil halka yönelik kimyasal silah kullanmaya başlamasıyla birlikte toplu ölümlerin kaçınılmaz olduğu kaydedildi. Suriye tırmanan olayların ardından kontrolü kaybeden Devlet Başkanı Beşar Esed’ın uluslararası müdahale ihtimaline karşılık eşi Esma Esed’ı gizli bir şekilde ülke dışına çıkardığı iddia edildi. Uluslararası istihbarat kaynaklarına göre 6 aylık hamile olan Esma Esed iki oğlu ve bir kızıyla birlikte bir süre önce Rus denizaltısı ile Tartus limanından İran’a kaçırıldı. Esma Esed’e 6 korumanın eşlik ettiği, İngiltere’de yaşayan annesi Sahar El-Akhras’ın da İran’a gelerek kızına refakat ettiği kaydedildi.

23 Mart 2012 tarihinde, Avrupa Birliği dışişleri bakanları, İngiltere doğumlu Esma Esed’a AB’ye üye ülkelere seyahat yasağı ve bu ülkelerdeki mal varlığının dondurulması gibi bir dizi yaptırım uygulama kararı almasının ardından ülke dışına çıkamayan bayan Esad’ın bu sebeple İran’a kaçırıldığı, buradan da İngiltere’ye geçeceği iddia edildi. İngiltere İçişleri Bakanlığı bir süre önce AB seyahat yasağının, Esma Esed’ın İngiltere’ye girmekten alıkoyamayacağı şeklindeki açıklamasının İran tercihinde etkili olduğu öne sürüldü.

Ya müdahaleyi ya yönetimi bırak!

Beşar Esed’ı şiddetten vazgeçirme yönünde uluslarası kamuoyunun baskılarının sonuçsuz kaldığını ve süper güçlerin Esed’a son bir şans daha verdiği kaydedildi. İddiaya göre; Suriye Dışişleri Bakanı Muallim aracılığıyla daha önce iki defa ikaz edilen Esed’a son olarak Mayıs sonuna kadar “şiddete son ver” ya da “görevden ayrıl” mesajı verildi. Esed’ın daha önce “durumu düzelteceğiz, bize yardımcı olun” diyerek bütün talepleri geçiştirdiğini belirten kaynaklar, bu son çağrıya olumlu cevap vermemesi halinde ABD’nin öncülük yapacağı bir operasyonla karşı karşıya kalacağını kaydetti. Operasyon planlarının masada olduğunu belirten kaynaklar; Almanya, İspanya, İtalya’nın da yer aldığı 9 ülkenin bu operasyona katılmak üzere son hazırlıklarını yaptığını, kararın Hollanda’da alındığını iddia etti. Operasyon NATO şemsiyesi altında kara, hava ve denizden eş zamanlı olarak gerçekleştirileceği öğrenildi.

Rusya’ya sığınacak mı?

Yine aynı kaynaklar Beşar Esed’ın can güvenliğini sağlayacak bir ülke bulması halinde ülkeyi bugün terk edeceğini, bir süre önce Rusya’dan sığınma talep ettiğini ancak bu isteğine olumlu bir cevap alamadığını öne sürdü. Ülke içerisinde sıkışıp kalan Esed’ın sonunun Saddam gibi olacağını bildiğini buna rağmen yönetimden ayrılmayı düşünmediği aktarılırken, “Çevresine kanımın son damlasına kadar mücadele edeceğim, ölürsem şehit olurum” dediği öğrenildi.

Amerika ve İsrail’in havadan casus uçaklarla kontrol altında tuttuğu Suriye ile ilgili istihbarat kayıtlarına giren çarpıcı bir bilgi de şu oldu; “Son iki yıldaki olaylarda 20 bini kendi yandaşı olmak üzere 92 bin 372 kişi öldü. Cezaevlerinde 30 bin civarında Suriyeli tutuluyor. Esed’ın elinde Rusya ve Japonya’nın da elinde bulundurduğu 1000-1750 km menzilli füzeler bulunuyor. 7 ayrı bölgede Sarin gazı depolanıyor. Dış müdahale halinde kimyasal silahların hepsini kullanabilir. Şu ana kadar muhaliflere karşı kontrolü kaybettiği Deyrezzor, Rasulayn, Tel Rifat ve İdlib’te kimyasal silah kullandı. Başka bölgelerde de kullanabilir…”

Suriye halkına yönelik kimyasal silah kullanımı ile ilgili dünya kamuoyunda tepkiler artarken ABD Başkanı Obama üç gün içinde iki defa, “Elimizde kimyasal silah kullanıldığı dair kanıtlar var” diyerek gözlerin yeniden Suriye’ye çevrilmesine neden oldu.

Kimyasal iddiası

Önceki gün İdlib’te 2 Suriyeli’nin ölümüyle sonuçlanan kimyasal saldırının ardından Suriye resmi haber ajansı SANA tarafından ise ilginç bir iddia ortaya atıldı. Açıklamada şöyle denildi: “Kahraman silahlı kuvvetlerimiz Pazartesi günü İdlib kırsalının Serakib Beldesinde silahlı bir terör grubunu hedef alarak, aralarında yabancı uyrukluların da bulunduğu çok sayıda teröristi etkisiz hale getirdi. Operasyonda etkisiz hale getirilen teröristlerin arasında sözde ‘Şam Özgürleri Taburu’ adlı terör grubunun elebaşı Haydar oğlu Halid el-el-Şeyh Ali yer aldı.” SANA’ya açıklama yapan yetkili bir kaynak,bu operasyonun üzerine teröristlerin ne olduğu bilinmeyen ve naylon ambalajların içinde bulunan bir çeşit pudra getirip beldenin güney girişi ve Şabur Semtinde vatandaşları topladıklarını söyledi. Vatandaşların toplanmaları ardından teröristlerin pudranın içinde bulunduğu naylon torbaları açtıklarını belirten kaynak; bunun sonucunda birçok vatandaşın boğulma, titreme ve solunum semptomları gibi problemler yaşadıklarını aktardı. Yetkili kaynak; “Hain ve kiralık teröristlerin, Suriye Arap Ordusunun kimyasal silahlar kullandığını iddia etmek ve orduyu suçlamak için yaralanan vatandaşları Türkiye’deki hastanelere kaldırdıklarının altını çizdi.”

Kariyer yerine Beşar’ı seçti

Aslen Humuslu Sünni bir aileden gelen ve Londra’da, Cromwell Hastanesi’nde kardiyolog olan Fawaz Akhras ve emekli bir diplomat olan Sahar El-Akhras’ın kızı olarak 11 Ağustos 1975 Londra’da dünyaya gelen Esma Esed, 1996 yılında King’s College’dan mezun oldu. Üniversiteden sonra, Deutsche Bank Grubu’nda işe başladı. 1998 yılında JP Morgan’da yatırım bankacılığı bölümünde çalışmaya başladı. Hafız Esed’in ölümünden sonra iktidara gelen Devlet Başkanı Beşar Esed ile Aralık 2000 yılında evlenip Suriye’ye taşınarak bankacılık kariyerini bıraktı. Aynı zamanda İngiliz vatandaşlığına sahip olan Esma Esed’ın Beşar Esed ile evliliğinden 3 çocuğu bulunuyor.

EYLEMCİ İŞÇİLER İRAN ÖZEL KUVVETLERİNCE DAĞITILDI

İRAN ANALİZ / Kerman eyaletindeki Hatunabad Bakır Fabrikasında haklarının gasp edildiğini öne sürerek protesto eylemi yapan yüzlerce işçinin İran özel kuvvetlerince saldırıya maruz kalıp dağıtıldığı bildirildi.

Mahiyan Haberlerin bildirdiğine göre geçtiğimiz Çarşamba gününden bu yana fabrika girişlerini kapatan 300 işçi fabrikaya herhangi bir şeyin girişine izin vermedi. Dün akşam özel kuvvetlerin güç kullanarak müdahale etmesi ile işçilerin dağıtıldığı belirtildi.

Haberlere göre işçiler talepleri karşılanıncaya kadar oturma eylemi düzenleyerek eylemlerine devam edeceklerini söyledi. Cumhurbaşkanlığının talimatı üzerine küçük fabrikalardan Hatunabad Fabrikasına nakledilmelerinden sonra çalışmayı sürdüren işçilerin bir yıllık sözleşmeden sonra işe alınacakları garanti edilmişti. Ancak 18 ay geçmesine rağmen bir adım atılmadığını söleyen işçiler kendilerinin hala sözleşmeli işçi olarak kaldıklarını belirtip barışçıl eylemlerle haklarını almak için eylem başlatmıştı.

Güvenilir kaynaklara dayandırdığını söylediği haberinde Mahan Haberler kimsenin özel bir maden fabrikasınca işe alınmayacağını, ancak idarenin alternatif çözümlere baktığını aktardı.

Büyük ölçekli bir çok fabrikanın kapatıldığı, başarısız siyasetçiler ve idareciler nedeniyle milli servetin belirli kesimler eline gittiği İran’da işsizlik ve fakirlik oranlarında patlama yaşanıyor. Bunun bir sebebinin ise çok ciddi miktarlarda örtülü ödenek ile devlet bütçesinden, Şii vakıf ve dini yapıların gelirlerinin Sünni ülkelerdeki Şiileştirme faaliyetleri ve İran uzantısı örgütlerin finansmanı için yapılan harcamalar olduğuna dikkat çekiliyor.

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: