Etiket arşivi: Kürdistan Haritası

AKP’nin Kürdistan Haritası – Bölüm III

AKP, PKK’nın 10-20 yıl önceki görüşlerinin/taleplerinin vücut bulduğu bir parti olmuştur. Bu, siyasi içerikli, politik kaygılı bir yazı değildir. Her şey belgelidir.” cümleleriyle başlayarak yazdığım, AKP’nin yol haritasını madde madde incelediğim ilk iki yazıya, bu üçüncü yazıyla devam edelim.

Önceki yazıları okumak için tıklayın !

AKP’nin Kürdistan Haritası – 1

AKP’nin Kürdistan Haritası – 2

AKP’nin Yol Haritası

Madde-28: Yargı birliğinin sağlanması

Hukuk eğitimi almış her kişinin anlayacağı açık bir ifadedir. Yargı birliğinin sağlanması aslında çok genel/geniş bir ifade olmakla birlikte, Yargıtay ve Askeri Yargıtay, Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi gibi sivil-askeri yüksek mahkemeli yapının yıkılıp, Askeri Yüksek Yargı organlarının kapatılacağı bir sisteme geçişin ifadesidir. Askeri hukukun sivil hukuka bağlanması, askeri mahkeme kararlarına itirazların sivil mahkemelere yapılması sonucunu doğuracaktır. AB’nin yıllardır Türkiye’ye dayattığı koşullardan biridir.

Madde-29: Askeri okullardaki müfredatın yenilenmesi

Hükümet, cumhuriyete ve onun niteliklerine ve onun kuruluş felsefesine bağlı bir ordu istememektedir. Bunun için, cumhuriyetle ve onun yenilikleriyle/devrimleriyle ilgili olan dersler en alt düzeye indirilecektir. Fetullahçı subayları-astsubayları rahatsız etmeyecek bir müfredat kurulacaktır. Fetullah Gülen’in ifadelerinden yola çıkarak söylersek, ordu da cemaatin hakim olacağı bir yapının kontrolüne girecektir. Müfredatın iptali için dava açılacak olursa, gidilecek yer Askeri Yüksek İdare Mahkemesi değil Danıştay olacaktır..!

Madde-30: Kürtçe tercümanlık (kamu hizmetlerinde)

Madde-22’de anadilde kamu hizmetlerine erişim vardı, ikinci yazıda bahsetmiştik, bu maddede de onun yetmediği/yetişemediği yerler için bir çözüm olarak “Kürtçe tercümanlık” ayağı düşünülmüş. Hemşince bilen ancak Türkçe bilmeyen Karadeniz’de yaşayan vatandaş avucunu yalasın..! Her şey Barzani ve onun Kürtleri için. İsrail’in ve ABD’nin ve nihayet SİSTEM’in hizmetindeki Kürtler, bu dönemde “kral” olacaklardır. Anadili umursayan kim, yeter ki Türkiye bölünsün, Büyük İsrail için maske devlet Kürdistan kurulsun ve bir ayağını Akdeniz’e atsın.

Madde-35: Jandarmanın kolluk hizmeti sunan sivil bir yapıya dönüştürülmesi

Jandarma teşkilatı her ne kadar İçişleri Bakanlığı’na bağlı olsa da sonuçta Jandarma Genel Komutanlığı, askeri bir yapıdır ve mevcut hükümet bu yapıyı sivil bölgelerden ayırmak ve Jandarmayı tamamen kaldırmak istemektedir. AKP’nin zaman içinde kaldırmayı düşündüğü “zorunlu askerlik” ve yerine getirmeyi düşündüğü “ücretli gönüllü askerlik” uygulaması için, Jandarma Teşkilatı’nın kaldırılması ve ilçelerden/illerden çıkartılması gerekmektedir.

Madde-36: Entegre sınır yönetim sisteminin hayata geçirilmesi

Bu da bir üstteki maddeyle bağlantılı bir konudur. Entegre sınır yönetimi ile Asker-Jandarma sınır yönetiminden alınacak, sınırı polis ve kurulacak sivil yapı koruyacaktır. Zaman içinde, sınır güvenliklerinin taşeron firmalara (ağır silahlara ve özel teçhizatlara sahip özel güvenlik şirketlerine/ABD’deki gibi) verilmesinin de önü açılacaktır. AB’nin yıllardır Türkiye’ye direttiği konuların başında gelir bu mesele. Ama bizim komşularımız Finlandiya, Norveç, Almanya değil ki..! Geçtiğimiz on yıl içinde ABD Irak’a girdi, Rusya Gürcistan’ı vurdu, Suriye’de dış etkili iç savaş yaşanıyor, İran şer ülkelerin hedefinde… Daha yakın tarihte Ermenistan, komşusu Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’ını işgal etti…

Madde-57: Nüfusunun 3’te ikisi büyükşehir belediyesi sınırlarında yaşayan bir Türkiye

Bu maddeyi aslında 56 ve 58. maddelerle birlikte okumak gerekir. Madde ellialtı “Köylere imar” ve madde ellisekiz “Yeni bir köy kanunu”ndan bahsediyor. Büyükşehir Belediyeleri, federal/eyaletli yapıya geçişin temeli olacak. Bilindiği üzere bu hükümet zamanında büyükşehir belediye kanunu ve il özel idaresi kanunları yenilendi. Büyükşehir belediye sınırı, bazı illerde vilayet sınırına eşdeğer oldu. Nüfusun üçte ikisinin büyükşehirlerde yaşaması için ya köyler boşaltılıp herkes kentlere göçmek zorunda kalacak (ki olanaksız) yada az önce belirttiğim gibi pek çok ilde büyükşehir belediye sınırı, tıpkı İstanbul gibi, vilayet-il sınırıyla bir olacak. Terör örgütü PKK literatüründe Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Baydemir’e “Amed Eyalet Valisi” deniyor, o gözle bakılıyor; yeni sistemde bu terörist Baydemir tüm Diyarbakır’ın başkanı olacak. Daha fazla yetkili belediye başkanları, onları destekleyen bu yapının parçası Kalkınma Ajansları, daha az yetkili valiler ve il özel idareleri.

Madde-60: AB hedefinden şaşmamak

Ekim.2012’de bu AKP Yol Haritası açıklanmıştı. Üstünden daha dört ay geçti, Başbakan Erdoğan “AB’ye girmek zorunda değiliz, vaz geçebiliriz, Şangay Örgütü’ne katılabiliriz” diyor. Zaten bir söylediğini yıkıp başka bir şey söylemezse, Başbakan kendisini huzurlu hissetmiyor, sıfır tutar politikası. Başbakan, AB’den sıkıldıysa ve yeni arayışlar içindeyse, Yol Haritasından bu 60. maddeyi çıkarsın ve AK Parti programını değiştirsin.

Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi programında AB ile ilgili şunlar yazıyor, ”Türkiye, Avrupa Birliği ile ilişkilerinde taahhütlerini ve üyelik için öteki aday ülkelerin de yerine getirmesini istediği şartları bir an önce sağlayacak…”. Yani AKP, müzakere bile etmeyeceğim, AB ne emrederse, hatta AB üyesi bizimle aynı koşuldaki ülkeler de ne emrederse ben yaparım, diyor. Tayyip Erdoğan yine Millete yalan söylüyor. Avrupa Birliği’nden vaz geçeceği falan yok, aksine emrin başım üstüne diyor, var mı bunun ötesi? Samimiyet, sözle değil icraatla olur. Hadi değiştirsinler parti programlarını?!

Özetle, AKP’nin açıkladığı yol haritasında, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin üniter yapısının yıkılıp federatif-eyaletli yapının kurulacağı, bu eyaletlerden en önemlisinin Kürdistan olacağı ve mevcut cumhurbaşkanlı-başbakanlı sistemin kaldırılıp yerine “Bay Başkan”lı sistemin geleceği madde madde ilan ediliyor. Terör örgütü PKK’nın 30 yıldır her türlü kara propagandayla ve katliamlarla almaya çalıştıklarını bu hükümet terörist Abdullah Öcalanlı (adına İmralı diyorlar) masada vereceğini ilan ediyor.

SİSTEM’in talepleri bir bir gerçekleşiyor, Türkiye dize getirilmiş ülke konumunda. İsrail, amacına bir adım daha yaklaşıyor, örtülü olarak topraklarını ve hakimiyet alanını genişletiyor. (Sistem: Dünyayı yöneten derin güç. Yani, CFR, Bilderberg, Trilateral ve bunların altında yer alan irili ufaklı örgütler ve bunların yöneticisi olan her milletten gelen ancak milliyet farklılığına önem vermeyen, adeta paraya tapan, İbrani asıllı yapı, şeytanın kralları.)

Ben İsrail’in yerinde olsaydım, İsrail’de seçimden zaferle çıkan partinin lideri olsaydım, hiç vakit kaybetmeden İsrail Devlet Yüksek Övünç Madalyası-Yüksek Hizmet Madalyası/Nişanı… artık adı her neyse en yüksek derecedeki bir madalyayı Tayyip Erdoğan’a ve Abdullah Gül’e verirdim. Dünyanın en itibarlı (ADL’nin verdiği) Yahudi Cesaret Madalyası’nı hak ederek “Işıklandırılan” Tayyip Erdoğan’a, En Yüksek Cesaret Madalyaları verilmelidir. Bundan büyük HİZMET olur mu? BOP’a HİZMET yolunda..!

TEVFİK BİR : AKP’nin Kürdistan Haritası – Bölüm : I-II

Gazeteci yazar Arslan Bulut’un ifade ettiği şekliyle “CFR’nin gönderdiği gizli memorandum ile kurulan AKP”, bugün üniter Türkiye’yi bölmek ve İsrailist Kürdistan’ı kurmak adına ciddi adımlar atmaktadır. Bu adımların kaynağı Sistem’dir. (Sistem: Dünyayı yöneten derin güç. Yani, CFR, Bilderberg, Trilateral ve bunların altında yer alan irili ufaklı örgütler ve bunların yöneticisi olan her milletten gelen ancak milliyet farklılığına önem vermeyen, adeta paraya tapan, İbrani asıllı yapı, şeytanın kralları.)

Eskiden, terör örgütü PKK’nın yol haritasını duyardık. Son yıllarda bu tabiri, Adalet ve Kalkınma Partisi’nde duymaya başladık. Zaten bu ikisi, fikirde pek çok alanda müştereklerde birleşmişlerdir. PKK’nın geçmiş kongrelerinde alınan kararlar, bugün AKP hükümetinin “yol haritalarında” yerini bulmuştur.

Türkiye ile PKK arasında (aslında Sistem ile Türkiye arasında) yürütülen savaşı, Sistem ve onun maşası PKK ve onun da maşası Sabetayist-Kripto Yahudi Kürtler çoğunluğunda bölücü Kürtler kazanmak üzeredir. Sona doğru son adımlar atılmaktadır.

Yıkın Efendiler Sıkıysa Yıkın adlı makalemde PKK’nın 7. ve 8. Kongre kararlarını ve AKP’nin yol haritasını aktarmıştım. Maşallah(!) bir ayrılık bulamamıştım. AKP, PKK’nın 10-20 yıl önceki görüşlerinin/taleplerinin vücut bulduğu bir parti olmuştur. Bu, siyasi içerikli, politik kaygılı bir yazı değildir. Her şey belgelidir. Terör örgütü PKK’nın kongre kararları ve yol haritaları ortadadır ve devlet arşivlerinde kayıtlıdır, aynı şekilde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ve hükümetinin kararları, yaptıkları ve yapacakları (yol haritası) da ortadadır, kayıtlıdır.

Gelelim AKP’nin Yol Haritasına

Yol haritasında yolun sonu, bölünmeye çıkmaktadır. Soykırımcı, tecavüzcü, vahşi Haçlı Ordularının yani İtilaf Devletleri’nin saldırı ve işgallerini darmadağın eden, Anadolu’da yeniden Türk Birliğini kuran ve İslam’ın adını Anadolu’dan çok şükür sildirmeyen, Sevr’i bir paçavra gibi kaldırıp atan Milli Mücadele’dir (Kuvayi Milliye). Bugün unutulmuştur.

Milli Mücadelenin kahramanları olan Atatürk, Fevzi Çakmak, Karabekir, siyasi dönemi için ne kadar kızsam da İnönü ve, isimsiz kahramanların timsalleri Nene Hatunlar, şehit Mehmetler ve 15 yaşında düşmana kurşun atan çocuklar, bugün unutulmuştur. Bu kahramanların ürünüdür Türkiye Cumhuriyeti, ama artık yolun sonuna gelmiştir.

Biz Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe arasında kimin şampiyon olacağına ve ligdeki türlü iddialara ve kimi oyuncu ve yöneticilerin “tutuklanmasına” kafayı takmışken, hafta sonu akşamlarımızı bunlarla geçirirken, ülkede olan olmuş, tutuklanan tutuklanmış, atı alan Üsküdar’ı geçmiştir. Anadolu Müslümanları ve Türkler, tarihlerini unutmuştur. İşgal, kurtuluş ve yeniden kuruluş günlerini unutmuştur. Bırakın 1910’lu ‘20’li yılları, KKTC kurulmadan önceki Rum saldırıları, şehit edilen yüzlerce binlerce Türk unutulmuştur. Hıristiyan dünyanın desteklediği Rumların zulmü unutulmuştur.

Bugün kendi elimizle İsrailist Kürdistan’ı kuruyoruz, maşallah(!)

AKP’nin yol haritası

Madde-1: Partilerin kapatılmasının tamamen kaldırılması.

Bir maşallah da buna diyelim. Gelişmiş dünyada bunun örneği var mıdır? Almanya’da da, İspanya’da da, Fransa’da da ve diğer gelişmiş devletlerde de partiler Anayasa Mahkemeleri tarafından kapatılabilmektedir ve bu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı değildir, AİHM kararları da devletleri haklı bulmaktadır. Parti “demokrasi” karşıtı eylemlerin odağı olursa yada demokratik bir yapıda bulunamazsa kapatılır.

Düşünsenize bir parti kurulacak, sonra parti programını değiştirecek ve diyecek ki “İslam öncesi cahiliye Arap dönemindeki gibi, kız çocuklarının diri diri gömülmelerinin önündeki hukuki engelleri kaldıracağız” ve bu parti kapatılamayacak! Çünkü önemli olan Millet yada Devletin huzuru ve dirliği değil, bizlerin huzuru ve güvenliği değil, önemli olan parti ve tabelasıdır(!)

AKP’nin yol haritasındaki birinci madde uygulanırsa, hukukumuza bu şekilde yansırsa bu uç örnekteki parti dahi kapatılamayacaktır. Yok eğer bu uç örnekteki parti yine de kapatılabilecekse, o zaman bu madde yalandır, halka yalan söylenmektedir. AKP hangisine razıdır?

Madde-2: Parti kurulmasında kısıtlayıcı ve yasaklayıcı hükümler kaldırılacaktır.

Ambalaja sarılmış, Milletin gözünü boyamak için söylenen, parlak ama kontrolsüz, tehlikeli ve sınırları belli olmayan bir ifade.

Müslüman AKP hükümeti döneminde, Cumhuriyet tarihinde ilk defa kilise açıldı. Evet, “laik” Atatürk döneminde değil de Tayyip Erdoğan’lı, Bülent Arınç’lı, Abdullah Gül’lü AKP döneminde kiliseler açıldı, sinagog açıldı! Ne garip!

Osmanlı’nın dağılma döneminde Van Gölü’nde yer alan Akdamar adasında ve kilisesinde yüzlerce Müslüman Türk kadınının/anasının ırzına geçildi ve öldürüldü, Ermenilerce. Bu ağır tarihi taşıyan iğrenç adadaki yıkık ve atıl Ermeni Kilisesi bile Başbakan Erdoğan’ın talimatıyla T.C. desteğiyle (3 milyon TL harcanarak) yeniden Hıristiyan ibadetine açıldı, üstüne de 1 tonluk haçı dikildi, kilise yeniden vaftiz edildi, toplumun gıkı çıkmadı. Bu iğrenç adadaki Akdamar Kilisesi’ni açan Tayyip Erdoğan değil de Atatürk olsaydı, bugün herkes Atatürk’e “gizli Hıristiyan” derdi. Halbuki bugün buna “çok şükür, dinler arası diyalog” deniyor. Ne büyük tezat!

AKP döneminde İstanbul’undan Antalya’sına kadar “gay bar”ların açılmasına da alıştık, “çırıl-çıplaklar” kamplarının faaliyet göstermesine de, TRT’de akşamın sekiz dokuz gibi saatlerinde öpüşme ve cinsel içerikli sahnelerin gösterilmesine de… Müslüman iktidar, muhafazakar toplum… Sistem tıkır tıkır projesini işletiyor, maşallah(!)

Bu birinci ve ikinci maddelerin sonucunda, açıkça söylüyorum, Eşcinseller Partisi de (yada buna benzer bir isimle) kurulacaktır. Müslüman ve bilhassa muhafazakar ve benim gibi mütedeyyin (dindar) kimseler çok kızacaktır bu işe, belki Bülent Arınç, belki Tayyip Erdoğan’da konuşmalarında partiyi hedefe oturtacaklardır, “sapık bunlar” diyeceklerdir. Ama bunun olmasına yol açanlar, açıldıktan sonra “tepki” gösterince, Millet bunların açılmasına izin verenlerin aslında o gün söylenenler olduğunu unutmuş olacak ve yine Arınç’ı ve Erdoğan’ı haklı görecektir.

Yol haritasındaki bu maddelerle BDP gibi terörist partiler de kapatılamayacaktır. Daha önce de (referandumdan önce) BDP’nin, gelecek yeni düzenlemelerle kapatılamayacağını yazmıştım, yeniden değinmiyorum.

Madde-10: Başkanlık, yarı başkanlık ve partili cumhurbaşkanı meselelerinin tartışılması.

Bu maddeyi ve diğerlerini de artık bir sonraki yazımda inceleyelim. Konunun sonunda Kürdistan’ın kurulmasıyla ilgili çarpıcı bilgiler vereceğim. Kendinizi şimdiden bazı şeylere hazırlayın diye yazıyorum. 2005 yılında Suriye’nin bugünkü haline geleceğini yazmıştım, İran’dan önce olur demiştim, satırı satırına oldu. Kuzey Afrika’da (Mısır, Libya, Tunus) hiçbir şey yokken 6 ay öncesinde olacakları yazmıştım, oldu. Neden yazıyorum bunları. Siz olacakları önceden bilin, sonrasında maazallah şok olur kalp krizi geçirirsiniz, yazık olur, olmasın diye yazıyorum, yazacağım. Kalbiniz hassaslaşırsa sonra futbol maçlarını, 90 dakikalık maçın saatler süren “yorumlarını”, Tayyip Erdoğan’ın Alex’le kucaklaşmasını nasıl izlersiniz?!

AKP’nin Kürdistan Haritası – 2

Birinci yazıda “Yol haritasında yolun sonu, bölünmeye çıkmaktadır” demiştik. Şimdi madde madde AKP’nin açıkladığı yol haritasına bakmaya ve gerçekleri “okumaya” devam edelim.

Madde-10: Başkanlık, yarı başkanlık ve partili cumhurbaşkanı meselelerinin tartışılması.

Mevcut anayasamıza göre artık cumhurbaşkanını Meclis’te yer alan milletvekilleri değil, ülke geneli seçimleriyle halk seçecektir. Bunu tartışmaya gerek yoktur çünkü zaten bu anayasamızda mevcuttur, bu düzenleme gelmiştir. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi de zaten yarı başkanlık rejimi demektir. Yani Türkiye’de yarı başkanlık rejimi “anayasal” olarak mevcuttur.

AKP’nin bu onuncu maddesi “mahcup” bir maddedir. Başkanlık lafı tek başına telaffuz edilirse millet korkar diye, yanına “yarı başkanlık” sözcüğü sıkıştırılmıştır. Amaç gayet açıktır, ABD’deki “partili devlet başkanlı” eyalet sistemi Türkiye’de kurulmak istenmektedir. Rockefeller, Rothschild ve diğer dünyayı yöneten aileler konseyinin (SİSTEM) istekleri bu yöndedir. İsmi büyük ekonomistlerden ABD’li Francis Fukuyama bunu yüzlerce defa söylemiştir. Dünyada bini aşkın ”aciz” devletin bulunacağı ve bunların şirketlerce yönetileceği/yönlendirileceği bir düzen istenilmektedir. Bu madde, SİSTEM’in isteklerine cevap vermektedir.

Madde-11: Şartlar ne olursa olsun mutlaka yeni bir anayasanın ülkeye kazandırılması.

Bu maddeyi, madde-10 ile birlikte okuduğumuzda görüyoruz ki, Başkanlık rejimi şiddetle istenmektedir, Türkiye’de başkanlık (tek adam hükümranlığı) kurulacaktır. “Ne olursa olsun” denilerek bunun nasıl yüksek düzeyde istendiği açıktır. Yani ülkenin şartları buna izin vermeyecek durumda olsa bile AKP yeni anayasayı çıkaracak ve Başkanlık rejimini getirecektir. Milletin görüşü, toplumun istekleri önemli değildir AKP için. “Şartlar ne olursa olsun” demek, Millete rağmen ben bunu yaparım demektir. AKP sanki bir yerlerden (bilin bakalım nerelerden) talimat almışçasına bu başkanlık rejimine kafayı takmış durumdadır. “Yeni anayasa+Başkanlık=Federalizm” (eyaletli) sistemdir. Kürdistan Eyaleti kurulacaktır.

Madde-12: Dokunulmazlık meselesinin yeni anayasa çerçevesinde evrensel kriterlere göre yeniden düzenlenmesi.

Dokunulmazlıkların kaldırılması (kürsü dokunulmazlığı dışında) meselesi AKP’nin 2002 yılı seçimleri öncesi verdiği “seçim taahhüdüydü”, 10 yıl dolmasına karşın AKP bu sözünü de tutmadı. Tutamazdı. İstediği bir yasayı yada anayasa değişikliğini gece yarıları Meclis’ten geçiren bir iktidar, dokunulmazlıkların kaldırılmasından hep kaçtı, çünkü korktuğu şeyler vardı, halen de var.

Milletvekili kelle sayısından çok “soruşturma” dosyası olan bir Meclis’te, suçlu olduğuna dair hüküm verildiği zaman milletvekili adayı dahi olunamayacak suçlardan yargılanması gereken ancak dokunulmazlık zırhı yüzünden/sayesinde yargılanmayan yüzlerce milletvekilinin bulunduğu bir Meclis’te (yolsuzluktan rüşvete ihaleye fesat karıştırmaktan organize suça teröre kadar), Meclisin iktidar partisi AKP bu sözünü hiç hatırlamadı. Madde-12 yalnızca popülist bir yaklaşımdır. Halka yine yalan söylenmektedir.

Madde-16: İhtisas Mahkemeleri’nin sayı ve çeşidinin artırılması.

Başbakan Erdoğan, “özel yetkili mahkeme” olarak söylenen “ihtisas mahkemelerinin” kaldırılacağının sinyallerini geçtiğimiz aylarda vermişti.

http://www.beyazgazete.com/video/anahaber/bugun-tv-9/2012/06/13/oym-ler-kaldirilacak-sinyali-289881.html

Bu mahkemeler, üniter yapıya ve yargı birliğine aykırı mahkemeler denilerek çokça eleştiri almıştı. AKP cephesinde ne oldu da bu mahkemeler kapatılacakken aksine sayısının artırılması kararı verildi? Üniter rejim sonrası dönemin etkin mahkemeleri mi olacak ihtisas mahkemeleri, bölge/eyalet mahkemeleri haline mi dönüştürülecek önümüzdeki süreçte?

Madde-21: Anadilde savunmanın sorun olmaktan çıkarılması.

Devletin hizmeti, kamusal hizmet anayasada belirtilen dil üzerinden yani Türkçe verilmektedir. Devlet ve toplum birbirleri ile olan ilişkilerini Türkçe sürdürmektedir. Bu madde ile yine görüyoruz ki, üniter rejim sonrası kurulacak Federal Türkiye’ye hazırlık yapılmaktadır, bu yol haritası onun geçiş sürecidir, orta düzey geçişi sağlamaktadır.

Anadilde savunma deyince bu Kürtçe de olabilecektir, Doğu Karadeniz’de bilinen Hemşince de olabilir, Arapça da olabilir, Lazca da olabilir. Çerkezce, Çeçence olmaz, Boşnakça da olmaz çünkü yabancı devletlerin bu diller üstünden yürürlüğe konmuş bir ayrıştırma planları henüz yok.

Ülkemizin adı Türkiye ise, bizler Türk isek, o zaman devlet ile ilişkilerimizde ve birbirimiz ile olan ilişkilerde, birliği bütünlüğü sağlamak istiyorsak bu dili kullanmak zorundayız. Yoksa ülkenizi Afrika kabilelerine döndürürler. Aynı toprakların ve dinlerin insanları ayrı ayrı diller konuşurken, birbirini anlamaz ve tanımazken, sömürgeci gelir kendi dilini ve dinini sizin beyninize kazıya kazıya öğretir. Afrikalılara ne oldu, (sırası değişerek) önce İngilizin sonra Fransızın sonra Hollandalının sonra bilmem kimin döne döne sömürgesi oldular, birinden kurtulup ötekine düştüler. Fransa’da Fransızca, İngiltere’de İngilizce’den başka bir dil var mı kamuda ve mahkemelerde?

Madde-22: Anadilde kamu hizmetlerine erişim.

Kamu hizmetleri ile mahkeme ayağını birbirinden ayrı düşünmemek gerekir. Kamu hizmetlerine erişim bunun bir öte ayağıdır. Türkiye’nin bölünmesi için atılacak en yüksek adımlardan biridir. Terör örgütü PKK’nın ve ayrıca onun partilerinin (HEP-DEP-HADEP-DEHAP-DTP-BDP) taleplerindendir. PKK’nın talebini artık iktidar partisi AKP savunmaktadır. Bakın bu madde “Kürtçe tercümanlık” demek değildir (zaten Kürtçe tercümanlık meselesi ayrıca madde-30’da ifade edilmiştir), bu resmen memurların işleri esnasında karşısındaki adama göre hizmet verecek olmasıdır. Vergi dairesine yada SGK’ya yada (satılmazsa) Ziraat Bankası’na gittiniz, örneğin Kürtçe hizmet isteyenler 4-5-6 nolu gişelere, Türkçeler 1-2-3 nolu gişelere gideceklerdir. Kamu kurumu da, memuru da, hizmete giden vatandaşı da orada ayrışacaktır. O Kürt bu Türk diye insanlar birbirini ayıracaktır. Şimdi kim kimin ne olduğunu ne kadar biliyor? Bilmek gerekli mi, bu bir şey kazandırır mı, ırkçılık-etnisite iyi bir şey mi? Adolf Hitler, ırkçı olduğu için, Yahudilerin kollarına ve göğüslerine “Yahudi/Davut/6 köşeli yıldız” yapıştırtıp onları aşağılarcasına teşhir ettiği için ve sonrasındaki katliam ve savaşları için iğrenilesi ve şeytan bir insan değil mi? Bu ayrışmaları yapmak, Hitler’e yakınlaşmak demek değil mi?

Madde-23: Bağımsız kolluk denetim merkezlerinin kurulması.

Adli kolluğu onlarca yıldır kuramamış/kurdurtulmamış ülkemize “bağımsız” kolluk denetim merkezleri getirilmek istenmektedir. Kolluk faaliyetlerinin şirketleşmesinin hazırlığıdır aslında.

Bu maddeye ve diğerlerine (yola) bir sonraki (üçüncü) yazımızda devam edelim.

TEVFiK BiR / 11.Ekim.2012

www.tevfikbir.com

www.uyaneyturkgidiyoruz.com

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight Gang Stalking

Fight the corrupt elite and their Stasi puppets

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

WordPress.com News

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 2.814 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: