Etiket arşivi: ölüm

ASAİB EHLİL HAK ÖRGÜTÜNÜN ÜÇ MİLİTANI SURİYEDE ÖLDÜRÜLDÜ

İRAN ANALİZ / Suriye halkını katleden Esed saflarında savaşmak üzere Şam’a gelen Asaib Ehlil Hak adlı Iraklı terör örgütüne mensup üç Şii militanın öldürüldüğü ve cesetlerinin Irak’ta gömüldüğü bildirildi. İran’ın tam destek verdiği Kays el-Hazali adlı Caferi din adamının başkanlığındaki Asaib örgütü Irak’ta geniş çaplı etnik temizlik saldırıları düzenlemekle isminden söz ettirmişti.

Sözde Seyyide Zeyneb Türbesini koruma iddiasıyla Şam’a gelen, burada terör ve tedhiş eylemleri yürüten Lübnan, Irak ve Suriyeli Şii militanlardan oluşan Ebil Fazl el-Abbas Tugaylarına indirilen ciddi darbeler sürüyor. Son olarak Irak’taki Asaib Ehlil Hak adlı terör örgütü mensuplarından üç kişinin Suriye direnişince Şam’a öldürüldüğü, bu teröristlerin Necef ve Basra’da gömüldüğü bildirildi.


Mehdi Ordusu, Asaib Ehlil Hak, Irak Hizbullah’ı ve Lübnan Hizbullah’ı gibi terör örgütlerine mensup yüzlerce militan Suriye halkını katletmek için Şam, Humus, Hama ve farklı bölgelerde Esed rejiminin yanında yer alıyor. Öldürülen bu teröristlerin fotoğrafları, cenaze törenleri ise örgütlerine ait resmi internet siteleri, televizyon kanallarında “mukaddes yerleri korurken öldürülen şehit” diye lanse ediliyor.

Asaib Ehlil Hak adlı terör örgütü son dönemde siyasi sürece katılma girişimlerinde bulunmuş, bu çerçevede alenen zikredilmese de örgüte yakın bir kesim Maliki ittifakıyla yerel seçimlere katılmıştı.

İŞKENCEYLE ÖLDÜRÜLEN BLOGCUNUN ANNESİNDEN İSYAN

İRAN ANALİZ / Polisin tutukladığı ve beş gün sonra infaz edilerek öldürüldüğü söyleyen blogcu Settar Beheşti’nin acıklı annesi Cuhar Eşki bir kez daha dava sürecinin yavaşlatılmasından ötürü İran yargısına sert çıktı.

Ceres adlı internet sitesinin aktardığı habere göre tıpkı infaz edilen, yargısız şekilde kurban edilen binlerce masum kurbanın annesi gibi Cuhar Eşki de sokağa çıktı. Şii rejimin dini lideri Ayetullah Hamaney’e seslenen acıklı anne: “Eğer biz bir İslami ülkede yaşıyor isek o zaman neden oğlumun katili sorgulanmıyor.” diyerek benzeri binlerce cevapsız çağrıdan bir tanesini daha yaparak medyada yerini aldı.

Konuşmasına devam eden acıklı anne: “Evladımının ölümünün ardından altı ay geçti. Ben hala muammadayım. Oğlumun dosyası hala mahkemeye ulaşmamış. Eğer durum böyle devam edecekse mahkeme önünde oturma eylemi yapacağım.” dedi. Oğlunun ölümüne sebep olan kişiler mahkemeye getirilinceye kadar kendisinin bu eylemi sürdürüceğini kaydetti.

Hatırlanacağı üzere hükümetin politikalarını eleştiren yazılar yazdığı bir blog yöneten Settar Beheşti İran güvenlik güçlerince tutuklanmıştı. Karakolda işkence ve dayağa maruz bırakılan blogcunun beş gün sonra öldüğü haberi ailesine iletilmişti. Benzer onlarca vakanın yaşandığı İran’da bu durumun da üstünün kapatılmaya çalışıldığına dikkat çeken uzmanlar, çürüme ve yozlaşmanın son derece yaygın olduğu yargının bu hadiselerde kasden işi sürüncemeye bıraktığını söylüyor. Birkaç kamuoyunu teskin etmeye yönelik sözde soruşturma ve mahkemeden sonra çoğu suçlu tekrar görevine geri dönüyor.

YANDAŞ MEDYA /// ZAMAN GAZETESİ : Özal’ın ölümünde JİTEM parmağı mı ?

Turgut Özal’ın ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamede adı geçen ‘Yarbay Savaş Korkmaz’ adlı şahısla ilgili sır perdesi aralanıyor.

Soruşturma kapsamında istihbarat birimlerinin yaptığı incelemelerde şahsın, Ergenekon davası sanığı JİTEM’in kurucusu olarak bilinen emekli Albay Arif Doğan’ın devre arkadaşı olduğu belirlendi. Yozgat’ın Sorgun ilçesi nüfusuna kayıtlı olan Korkmaz, ‘albay’ rütbesiyle ordudan ayrıldı. Emekli Binbaşı İrfan Ş., JİTEM istihbaratçısı Kemal B., aynı ekipte çalıştı.

Soruşturma dosyasına giren belgelere göre, Özal’ın ölümünde Doğan’ın başında olduğu JİTEM aktif olarak kullanıldı. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan gizli tanık ‘Selçuk’, süreçle ilgili çarpıcı iddialarda bulunmuştu. 5 Aralık 2012 tarihinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne verdiği dilekçede, istihbaratta çalıştığı dönemde Özal’ın zehirlenmesini ‘Savaş Yarbay’ isimli şahıstan duyduğunu, bu şahsın, kendisine Özal’ın ölümünün zehirlenme yoluyla düzenlenen planlı bir suikast olduğunu, bu olayın içerisinde kendisinin de yer aldığını söylediğini belirtmişti. Emniyet ve savcılık, adı geçen şahsa ulaşmaya çalışıyor. Bu kapsamda soruşturma savcısı, Jandarma Genel Komutanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı’na yazı yazarak, ‘Savaş Korkmaz’ın kimliğiyle ilgili gerçek bilgileri istedi. Zaman’ın haberine göre, Askerî kaynaklar, gerçek kimlik bilgilerini savcılıkla paylaştı.

Savcılık, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gerekli bilgileri göndererek ilgili kişi hakkında çalışma yapması talimatını verdi. Titiz bir çalışma sonucunda söz konusu şahsın belirlendiği, kısa sürede çalışmanın tamamlanacağı kaydedildi. Emniyet, merhum Özal’ın öldüğü dönemde Çankaya Köşkü’nde çalışan hizmetli ve memurların yanı sıra askerî görevlilerin de ifadesine başvurmaya hazırlanıyor. Ayrıca o dönemde Turgut Özal’a Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nde ilk müdahalede bulunan görevlilerin de bilgisine başvurulacak. Özal’ın hastaneye getirilmesinin ardından kimlerin orada bulunduğu gibi sorulara cevap aranacak.

İddianamede, Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’e müebbet hapis istenmiş ve “Ersöz’ün, açık kimliği tespit edilemeyen Yarbay Savaş Korkmaz ile birlikte Özal’ı önceden planlayarak zehirlemek suretiyle öldürttüğü, bu yolla atılı suçu işlediği kanaatine varıldı.” ifadeleri kullanılmıştı.

Zaman

Bir Bulgu Yok ama… Savcı Olayı Çözdü : Turgut Özal’ı Ergenekkon Zehirleyerek Öldürdü !

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümüyle ilgili soruşturmayı yürüten Savcı Kemal Çetin, Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün ifadesini aldı. Çetin, Özal’ın “Ergenekon” örgütü tarafından zehirlendiğini ifade etti.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümüyle ilgili soruşturmada, “Ergenekon” davası sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün "şüpheli" sıfatıyla ifadesi alındı.

Levent Ersöz ifadesini soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin’in talimatıyla tedavi gördüğü hastanede verdi.

Levent Ersöz’e yöneltilen sorular, “Ergenekon” davası hatırlatılarak "İçerisinde faaliyet gösterdiğiniz yasadışı silahlı terör örgütü kapsamında Turgut Özal’ın zehirlenerek ölümüne iştirak ettiğiniz sonucuna varılmıştır" ifadesiyle başladı.

Özal’ın yaşamını yitirdiği 1993 yılında Şırnak’ta görevli olduğunu belirten Levent Ersöz ise suçlamaları reddetti.

Zirve Yayınevi cinayetleri davasının itirafçı sanığı İlker Çınar, Turgut Özal’ın zehirlenerek öldürüldüğünü iddia etmişti.

Çınar, ifadesinde adı geçen isimlerden, eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Hurşit Tolon Ankara’da şüpheli sıfatıyla ifade vermişti.

SURİYE’DE ÖLDÜRÜLEN Şİİ MİLİTANLARDA CENNET PASAPORTLARI !

İRAN ANALİZ / Suriyeli direnişçilerin ülkede masum halkı katlederken öldürülen İranlı ve Iraklı Şii militanların üzerinden cennete gidiş pasaportları bulunduğu kaydedilid. İnanılması güç bu durumun aynısı Velayeti Fakih rejimini ihraç etme hırsıyla Humeyni rejiminin ısrarla sürdürdüğü İran-Irak savaşı boyunca yaşanmıştı. Dogmalarla zihinleri yıkanan Şiilere öldüklerinde direk cennete gideceklerine dair anahtarlar ve çeşitli materyaller verilmişti. Şimdi aynı durum yine tekrarlanıyor ve Suriye’de Esed terör rejiminin yanında savaşıp masumları katleden Şii militanlara cennete gidiş pasaportları dağıtılıyor.

Dağıtılan bu cennete gidiş pasaportlarının Şii militanlara bir nevi psikolojik destek amaçlı yapıldığına dikkat çekiliyor. Dağıtılan bu tür saçma ve akıllara durgunluk verecek şeylerin Şiiler tarafından kabul görmesi ise dogmalar ve batıl inançlarla örülü bir inanç olduğunu ortaya koyuyor. Aynı zamanda Suriye’deki Beşşar Esed rejimi ve destekçisi İran rejiminin manevi olarak çöktüğünün bir delili olarak görülüyor bu durum. Çünkü askeri olarak scud füzesi dahil her tür silahlı denemesine rağmen Esed terör rejimi Suriye’de her gün ağır kayıplar vermeyi sürdürüyor, kaybettiği hiçbir yeri tekrar alamıyor.

Asıl komik olan ise Suriye halkını katlederken öldürülen Şii militanlardan çıkan bu pasaportlarla ilgili olarak dezenformasyon uzmanı Esed medyasının suçlamada bulunması! Sözde Suriye’deki mücahitler bu pasaportları kullanmaktaydı! Benzer bir şekilde Hizbullah örgütüne yakın Şii Gassan el-Cido yönetimindeki fanatik mezhepçi el-Meyadin adlı uydu kanalında da Suriyeli direnişçileri ve mücahitleri karalayan yoğun propaganda yayımları yapılıyor. Bir komediye imza atan kanal, mut’a denilen İslam dışı zinayı helal olarak gören Şiilerin bu çirkin eylemlerini Suriyeli mücahitlere iftira aracı olarak kullanması. Öyle ki sözde Suriyeli erkek mücahitler eşlerini diğer mücahitlere cihad meydanında vermekte, dahası geçici evlilikler yapılmaktaydı! Şiddetli bir şekilde bu hayali ve uyduruk iddiaya sarılıp Suriye direnişine saldıran el-Meyadin kanalı ve İran-Şii uzantısı oluşumların hayatlarında helal olarak kabul edip uyguladıkları çirkin zina eylemi “mut’ayı” ise takiyye icabı şimdilik arka plana atmaları ahlaki yozlaşmanın en iyi örneği olarak değerlendiriliyor.

Humeyni’ye veya Hamaney’e veya Şia akidesine sadakatle bağlı Şiilerin cennete gidişini garanti altına alan bu pasaportlar sadece Suriye’de öldürülen militanlarda bulunmuyor. Yemenli kaynaklar da ülkenin kuzeyindeki Saa’da bölgesinde 12 İmamcı (Caferi) Husi terör örgütü mensuplarında da bu tür pasaportların bulunduğu gerçeğine dikkat çekiyor.

Tarihçiler ise bu gibi cennete gidiş pasaportlarının sadece İran-Irak savaşında ilk olarak Humeyni tarafından basılmadığına değiniyor. Zira Müslümanlara karşı katliam yapan fanatik Hristiyanlar için de papazlar ve din adamları cennete gideceklerine dair garantiler vermekteydi. Yine Papa X. Leon Kilise inşası için para karşılığı cennetten parsalar satmaktaydı. Yine Londra’daki bir mezhep, para karşılığı müntesiplerine cennete giriş belgeleri satmaktaydı.

Irak savaşında Humeyni Şii gençleri savaşa girmeye teşvik etmek için, ölenlerin cennete gideceğine dair din adamları aracılığıyla telkinlerde bulunmakta, gençlerin beyinleri yıkanmakta ve bunlara cennete girmeleri için anahtarlar verilmekteydi. Ölünceye kadar bu anahtarları saklamaları ta ki ölünce cennetteki saraylarına girip açmaları gibi akıl dışı şeyler söylemekteydi. Bu uğurda milyonlarca masum İranlı gencin hayatını boşu boşuna feda ettiği biliniyor.

Dosya yeniden açıldı, Kardeşi MOSSAD’I işaret etti

Avrupa’da “Türk Einstein” olarak tanınan, NASA, TSK ve ASELSAN’ın projelerinde çalışan Faruk Sidan’ın ölümüyle ilgili dosya yeniden açıldı.

29 Kasım 2005 yılında Ankara Ahlatlıbel mevkiinde, otomobilinin sürücü koltuğunda, şakağından vurulmuş hâlde bulunan Avrupa Uzay ve Savunma Sistemleri A.Ş. Genel Müdürü Faruk Sidan’ın ölümüyle ilgili dosya olaydan 8 sene sonra yeniden açıldı.

Sidan’ın Almanya’da yaşayan kardeşi Yusuf Ziya Sidan, internet üzerinden kardeşinin cinayete kurban gittiğini belirterek suç duyurusu ve ihbarda bulundu. Ziya Sidan’ın yaptığı ihbarda, Faruk Sidan’ın Airbus’un büyük ortaklarından EADS’nin yönetimindeki tek Türk olduğu ifade edildi.

Kardeşi MOSSAD’ı işaret etti

Faruk Sidan’ın savaş uçakları konusundaki bilgi ve birikimine dikkat çeken Yusuf Ziya Sidan, ölümünün o dönemde yeterli araştırma yapılmadan “intihar” olarak kapatıldığını, ancak cinayet olduğunu belirtti. Kardeşinin MOSSAD başta olmak üzere yabancı istihbarat örgütleri tarafından öldürülmüş olabileceğini ifade etti. Yusuf Ziya Sidan’ın dosyanın yeniden açılması halinde savcılığa delil sunabileceğini de ifade etti. Ziya Sidan kardeşinin NASA’da görev yaptığını, Genelkurmay Başkanlığı ve ASELSAN’da birçok proje ile ilgili toplantılara katıldığını belirtti. Ziya Sidan, Faruk Sidan’ın Türkiye’nin yetiştirdiği ender bilim adamlarından olduğunu ve Avrupa’da “Türk Einstein” olarak tanındığını anlattı.

Emniyet: Elimizde evrak yok

İhbarın ardından Ankara TMK. 10. maddesiyle yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği harekete geçti. Faruk Sidan’ın ölümüyle ilgili dosya 2013-275 soruşturma numarasıyla yeniden açıldı. Başsavcı vekilliği, soruşturmayı yürütmesi için Kozmik Oda, Faili Meçhul Cinayetler, 28 Şubat gibi soruşturmaları yürüten savcı Mustafa Bilgili’yi görevlendirdi. Savcılık, Faruk Sidan’ın ölümüyle ilgili olay yeri inceleme raporlarını emniyetten istedi. Emniyet ise olayın gerçekleştiği Ahlatlıbel bölgesi, Jandarma kontrolünde olduğu için Faruk Sidan’ın ölümüyle ilgili ellerinde evrak bulunmadığı yanıtını verdi. Savcılık ise bu kez Jandarma’dan olay yeri inceleme tutanakları ve ellerinde bulunan tüm evrakların gönderilmesini istedi. Öte yandan savcılık, 2006 yılında Ankara Cumhuriyet Savcısı Osman Nuri Yeğenoğlu tarafından takipsizlikle sonuçlanan soruşturma dosyasını da incelemeye aldı. Ankara TEM Şube ekiplerine Faruk Sidan’ın kardeşi Yusuf Ziya Sidan’ın adresinin tesbit edilmesi için talimat verildi. Savcılık, Yusuf Ziya Sidan Türkiye’ye geldiğinde bilgisine başvuracak.

“Süper Savcı” Murat Gök ölü bulundu

flash1601.jpg
Özel yetkilerinin elinden alınmasının ardından Samsun’a düz savcı olarak atanan Murat Gök, lojmanında ölü bulundu.

“Basında Süper Savcı” olarak bilinen Samsun Cumhuriyet Savcısı Murat Gök, lojmanında ölü bulundu. Savcı Gök, karaciğerden yetmezliğinden tedavi görüyordu.

Savcı Gök, İzmir ve Ege Bölgesi’nde çok sayıda operasyon başlattığı için “Süper Savcı” olarak anılıyordu.

ÖZEL YETKİLERİ ELİNDEN ALINMIŞTI

İki yıl boyunca Özel Yetkiyle görev yaptığı İzmir Adliyesi’nde, belediyeler de dahil, kamu kurumlarındaki suç örgütlerine yönelik operasyonlarla adını duyuran Murat Gök, Adalet Bakanlığı’nın emriyle yetkileri alınarak düz savcı yapılmıştı.

AKP Hükümetinin özel yetkiyle donattığı savcı Gök, Ergenekon savcısı Zekeriya Öz’le aynı dönemde atanmıştı. AKP hükümetinin önce süper yetkiyle donatıp, ardından yetkilerini elinden alması kafalarda soru işareti yaratmış, Gök o dönemde yaptığı açıklamalarda “Yetkilerim alınmasaydı bundan sonra olacaklar olacaktı” açıklamalarıyla gündeme oturmuştu.

‘BENİ ÖLDÜRECEKLER’ DİYORDU!

Adliye Lojmanları’nda ki evinden dışarı çıkamadığı gündeme gelen Savcı Gök’ün ağır derecede psikolojik sorunları olduğu ve bu nedenle tedavi gördüğü gündeme gelmişti. Çevresindekilere ‘Beni öldürecekler’ dediği yönünde iddialarla gündeme gelen Savcı Gök’e koruma tahsis edilmişti.

Savcı Gök’ün İzmir ve Ege Bölgesi’nde başlattığı operasyonların listesi

Anafor: İzmir polisinin Murat Gök`ün koordinasyonunda 11 ilde düzenlediği bu operasyonda 67 kişi gözaltına alınmıştı. Skorsky helikopterle çiftliğine baskın düzenlenen çete elebaşı A.T.B. ve sevgilisi, Çeşme’deki beş yıldızlı bir otelde yakalanmış, mahkemeye çıkarılan 39 kişiden sekizi tutuklanmıştı. Ardından Savcı Gök’ün itirazı üzerine 11 kişi daha tutuklanıp cezaevine gönderilmişti.

Cezaevi: İzmir’in Urla ilçesindeki ceza ve tutukevinde bazı gardiyanların, bazı mahkumlarla işbirliği yaparak içeriye uyuşturucu ve cep telefonu sokarak pazarlama gibi suçlara karıştığ iddiaları üzerine Savcı Murat Gök, geniş çaplı soruşturma başlatmıştı. Operasyonda başgardiyan ve dört infaz koruma memuru tutuklanmıştı.

Şafak: İzmir’in Buca ilçesi Kaynaklar beldesinde 400 jandarmanın katıldığı operasyonla 600 milyon liralık yolsuzluk ortaya çıktı. İhbarları değerlendiren Savcı Murat Gök, operasyon için bu defa jandarmaya görev verdi. Operasyonun ardından aralarında Kaynaklar Belediye Başkanı ve İlçe Jandarma Komutanı’yla Tapu Müdürü’nün de bulunduğu 19 kişi tutuklanmıştı.

Terör örgütü operasyonları: Savcı Murat Gök, terör gruplarına da ağır darbeler vurdu. Özellikle DHKP ve PKK’ya yönelik önemli operasyonlar yaptıran Savcı Gök, 10 ayda 55 teröristi tutuklattı.

Kumsal: İzmir’in Çeşme ilçesinde beach clup ve plaj ihalelerine fesat karıştırıldığı, alınması için kanundışı yollara başvurularak rant sağlanmaya çalışıldığı iddialarını araştıran Savcı Murat Gök, operasyon için düğmeye bastı. Jandarma tarafından düzenlenen operasyon kapsamında gözaltına alınan 25 zanlıdan 11`i tutuklanmıştı.

Rıhtım: Polisin teknik takip ve istihbaratı sonucu iki ayrı adam öldürme, alıkoyma ve fidye isteme, beş ayrı adam yaralama, iki ayrı iş yerini ele geçirme, dört ayrı oto kurşunlama, uyuşturucu madde ticareti, rüşvet verme, tehdit, dolandırıcılık, darp, sahte kimlik kullanma ve çek senet tahsilatı gibi birçok suça karışan çıkar amaçlı örgüt takibe alındı. Elebaşılığını Karşıyaka’da lokanta ve kahvehane işleten C.T.’nin yaptığı belirtilen suç örgütüyle ilgili bilgi ve delillerin toplanmasının ardından Cumhuriyet Savcısı Murat Gök, yakalanan 38 kişiyi mahkemeye sevk etti. Zanlılardan 10′u tutuklandı.

Çelik yelekli çete elebaşına operasyon: İzmir’in Bornova ilçesinde iki ayrı bar sahibinin öldürülmesi olayıyla ilgili geniş kapsamlı soruşturma başlatan Savcı Murat Gök, çete elebaşı M.Y. ile birlikte 42 kişiyi yakalattı. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin düzenlediği operasyonun ardından elebaşı M.Y., çelik yelek ve Uzi marka silahla birlikte yakalandı. 36 noktaya düzenlenen baskınlarda çok sayıda silah ele geçirildi. Adliyeye çıkarılan zanlılardan 22 kişi tutuklandı.

Buca Belediyesi’ne yönelik “Arıkovanı” operasyonu: Aralarında Buca Belediye Başkanı C.Ş. ile kardeşinin de bulunduğu 34 kişi gözaltına alındı. Zanlılar, dört günlük gözaltından sonra mahkemeye çıkarıldı. Başkan C.Ş., daha sonra serbest bırakıldı.

Sarmaşık: Savcı Murat Gök’ün talimatıyla düzenlenen Güzelbahçe Belediyesi’ne yönelik operasyonda, Belediye Başkanı ile birlikte çok sayıda kişi gözaltına alındı. Toplam 21 kişi tutuklandı.

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: