Etiket arşivi: ölüm

SURİYE’DE ÇOK ULUSLU YÜZLERCE PARALI Şİİ TERÖRİST ÖLDÜRÜLDÜ

İRAN ANALİZ / Diktatör Beşşar Esed rejiminin ayakta kalması için Suriye halkının katledilmesinde önemli roller oynayan İranlı, Afganlı, Iraklı, Lübnanlı ve Suriyeli Şiilerden oluşan Ebil Fazl el-Abbas Tugaylarına bağlı çok sayıda militan Özgür Suriye Ordusu tarafından öldürüldü. Son olarak öldürülen bu yabancı militanlar arasında yer alan Irak Hizbullahına mensup teröristin cenazesi Bağdat’ta törenle defnedildi. Törene Irak Hizbullahı lideri fanatik Şii el-Battat da iştirak etti.

Sözde mukaddes Seyyide Zeyneb türbesini korumak için başkent Şam’a beşyüzü aşkın Şii fanatik teröristlerden oluşan kişi gelerek Ebil Fazl el-Abbas Tugaylarını kurdu. Bu terörist tugaya Irak Mehdi Ordusu, Irak Hizbullahı, Lübnan Hizbullah’ı, el Emel Hareketi ve sair Şii örgütler militan gönderiyor. Beşşar Esed rejiminin iddia ettiği gibi güçlü ordusu, istihbaratı, iç güvenlik birimleri, polisi, cumhuriyet muhafızları, özel birlikleri ve on binlerce Şebbihasının Suriye intifadası ve direnişi karşısında inanılmaz darbeler aldığı biliniyordu. Yüzbini aşkın şerefli general, subay ve askerin rejimden ayrıldığı ve Özgür Suriye Ordusunu kurduğu, halkı katleden Esed terör güçlerine karşı büyük darbeler indirip zaferler kazandığı da videolar ile tespit edilmiş durumda. Bu sahadaki gelişmelere paralel olarak dehşete kapılan mezhepçi proje sahibi İran rejimi ve uzantısı Hizbullah, diğer sair Şii terör örgütleri de sözde kendilerince mukaddes başkent Şam’daki Seyyide Zeyneb bölgesine militanlarını gönderdi.

Esed rejimine mensup (Sünni, Dürzi, Hristiyan herkesin bulunduğu ancak çoğunluğuna yakını Alevilerden ibaret kalan) ordu, güvenlik birimleri ve tamamına yakını Alevilerden oluşan Şebbihaların üçüncü yılını dolduran Suriye devrimi boyunca 100.000′i aşkın ölü, onbinlerce yaralı verdiğine dikkat çekiliyor. Bu rakamları azılı rejim yanlısı isimler medya kanallarında Suriye muhalefetini (el Kaide) üzerinden vurmak için ilan ediyordu. Esed rejiminin böylesi ağır bedeller ödemesi aynı zamanda binlerce karakol, kontrol noktası, güvenlik birimi, askeri üssü, karargahı, birlikler, tugaylar, alaylar, askeri hava üsleri ve binaların ele geçirilmesi gerçeğini de hatırlatıyor. Bunlara ilaveten Suriye direnişinin elinde korgeneral, tuğgeneral, tümgeneral, albay, yarbay gibi üst rütbeler de dahil Esed rejimi mensbu binlerce asker ve yetkili esir bulunuyor. İran Devrim Muhafızları komutanlarından oluşan 48 kişilik terörist İranlı grubun esir takası ile serbest bırakılması esnasında bu durum televizyonlara bir kez daha yansımıştı.

Çok sayıda Alevi komutan ve subay Özgür Suriye Ordusu elinde esir olduğunu, kendilerine iyi muamele yapıldığını; ama Esed rejiminin bir gün dahi kendilerini sormadığını, kimsenin sahip çıkmadığını, İranlılar kadar değerleri olmadığını, ailelerine kavuşmak istediklerini haykırmışlardı.

Tüm bu gerçekler Esed rejiminin ülkenin tamamında olduğu gibi başkent Şam’da da kontrolü çok uzun süredir kaybettiğini gözler önüne seriyor. En az 500 kişilik fanatik Şii teröristlerden oluşan Ebil Fazl el-Abbas Tugaylarının Seyyide Zeyneb’te konuşlanıp burayı koruma iddiasıyla gelmesi de çöken rejimin bir diğer alameti.

Bu bölgede masum halkı katleden, terör ve tedhiş eylemlerine girişen çok uluslu Şii teröristlerden oluşan bu tugaya Özgür Suriye Ordusu ve direnişi özellikle son aylarda şiddetli darbeler indirdi. Bunlardan bir tanesi de Irak’ta Sünnilere karşı eylemler düzenleyen Irak Hizbullahı adlı terör örgütü mensubu idi. Şam’daki bölgede artistlik pozlar veren Iraklı Şii teröristin cenazesi Bağdat’ta törenle gömülürken demeç veren din adamlarının klasik takiyyeci üslubla siyonistleri, Katar’ı şunu bunu suçladığı konuşmaları yansıdı. Her nedense hiçbirisi bu teröristin paramparça edilen bebekler, çocuklar, keskin nişancıların sokak ortasında vurduğu yaşlılar, kadınlar, yerle bir edilen camilerin olduğu Suriye’de bu katliamlara neden karıştığını, neden Suriye’de öldürüldüğünü söylemedi!

Mesela yine Seyyide Zeyneb’in makamını korurken öldürüldüğü ilan edilen Lübnan Şii el-Emel Hareketi mensubu teröristin bilgisi bugün paylaşıldı. Sosyal paylaşım sitesinden duyurulan ilanda öldürülen militanın adı Hamza İbrahim Galmuş adlı şahıs olarak ilan edildi. Emel Hareketi mensubu bu militan Şakra beldesinden ve yarın Ravdetuş Şehideyn’de gömülecek. Sözde laik veya seküler olarak nitelendirilen Şii Emel Hareketi Hizbullah ile derin ittifak içerisinde olup liderliğini Sünni düşmanlığıyla öne çıkan Nebih el-Berri yapıyor.

Reklamlar

Mumcu’yu MİT mi öldürdü ?

CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, gazeteci Uğur Mumcu’nun MİT mensubunca öldürüldüğü iddiasını Meclis gündemine taşıdı.

Tezcan, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

Tezcan, “Ergenekon davasından tutuklu yazar Ergün Poyraz, Mart ayı içinde yayımlanan İplikçi – Kirli İlişkiler Yumağı adlı kitabında, Uğur Mumcu cinayetine ilişkin iddialar bulunduğunu anımsattı.

Kitapta, Uğur Mumcu’nun “Duran Hoca” kod adlı MİT’çinin öldürdüğü iddiasının yer aldığını kaydeden Tezcan, şu sorulara yanıt istedi:

“Bu iddialarla ilgili herhangi bir işlem yapılmış ve herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatılmadıysa sebebi nedir? Milli İstihbarat Teşkilatı’nda ‘Duran Hoca’ kod adı veya lakabıyla tanınan biri görev yapmış mıdır? Bu kişinin teşkilatla hâlâ bağlantısı bulunmakta mıdır? Böyle önemli bir iddia karşısında Milli İstihbarat Teşkilatı neden şu ana kadar sessiz kalmış ve konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmamıştır? İddiaya dayanak olarak gösterilen dönemin DGM savcısı Ülkü Coşkun’a atfen başka kaynaklardan da benzer iddialar bulunmaktadır. Örneğin, Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu, 14 Kasım 1994 tarihinde Adalet Bakanlığı’na yaptığı yazılı başvuruda, soruşturmayı yürüten ilk savcı Ülkü Coşkun’un, ifadesini alırken kendisine; ‘Bu olayı devlet yapmıştır.

Siyasi iktidar isterse bu iş çözülür…’ şeklinde açıklamalarda bulunduğunu belirtmektedir. Uğur Mumcu soruşturmasındaki ihmaller de dikkate alındığında yazar Ergün Poyraz’ın son iddiasının cinayetin aydınlatılması için somut bir ipucu oluşturacağını düşünüyor musunuz? Darbelerle, devlet içindeki çeteleşmeler ve suç örgütleriyle mücadele iddiasında olan hükümetiniz, Uğur Mumcu cinayeti başta olmak üzere, gazeteci, yazar ve aydınlarımıza yönelik faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması konusunda hangi somut adımları atmıştır ve hangi sonuçlar alınmıştır?”

Irak’ta 5500’den fazla bilim adamı Mossad ve CIA tarafından öldürüldü

ABD merkezi istihbarat teşkilatı CIA ve Siyonist İsrail rejiminin istihbarat ve terör teşkilatı Mossad tarafından Irak’ın işgalinden sonra 5500 Iraklı bilim adamını öldürdükleri bildiriliyor.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- El’Alem kanalının İngiliz medyasından verdiği habere göre, Irak’ın 2003’te işgal edilmesinden bu yana Mossad ve CIA elemanları en az 5500 Iraklı bilim adamını terör yoluyla öldürdü.

(Bilindiği gibi CIA ve Mossad, İran’da nükleer bilim adamlarının terör yoluyla şehit edildikleri saldırılarda da rol almışlardı.)

SURİYELİLERİ KATLEDEN BİR HİZBULLAH TERÖRİSTİ ÖLDÜRÜLDÜ

İRAN ANALİZ / Velayeti Fakih dogmasına inanan İran destekli Hizbullah örgütü militanlarından birisinin daha önceki gün katliamlar işlerken Suriye topraklarında öldürüldüğü bildirildi. Ali Cemal Ceşşi adlı teröristin Lübnan’ın güneyindeki Sur şehrine yakın Cevba Beldesinde gömüldüğü, törene birçok Hizb yetkilisinin katıldığı belirtildi. Seyyide Zeyneb bölgesindeki operasyonlarda ise çok sayıda İran ve Hizb terör unsurlarının tutuklandığı kaydedildi.

28 yaşındaki Şii militanın Suriye içinde sözde “cihad görevini” yerine getirirken öldürüldüğü yönünde Hizb resmi medyası açıklama yaptı. Ancak Suriye direnişi ise Hizbullah terör unsurlarının Şebbihalarla birlikte ülkedeki masum sivilleri katlettiğini, bu unsurların tamamının çatışmalarda öldürüldüğü kaydediyor.

Özgür Suriye Ordusu basın ve siyasi birim koordinatörü Lui Mikdad geçtiğimiz ay yaptığı açıklamasında çok sayıda Hizb teröristinin Suriye içinde öldürüldüğünü ilan etmişti. Öldürülen teröristlerin cesetleri ise Hizb tarafından gizlice daha çok sınır bölgelerinde gömülüyor. Özgür Ordu ve diğer direniş hareketleri açıklamalarında Suriye sınırındaki 9 köyün Şii örgüt tarafından işgal edildiğini ortaya koymuştu. İran Analiz de bu yerleri, isimleriyle birlikte paylaşmıştı.

Çatışmaların hız kazandığı Suriye’de Esed güçleriyle birlikte katliamlarda yer alan yüzlerce Hizbullah teröristinin öldürüldüğü biliniyor. Son olarak geçtiğimiz Çarşamba günü başkent Şam’daki Seyyide Zeyneb bölgesinde yaşanan çatışmalarda 32 Hizb militanının mücahitlerce öldürüldüğü haberlerine yer verilmişti. Bu şiddetli çatışmalarda seksen civarında İranlı, Lübnanlı ve Şebbihanın da esir alındığı belirtilmişti. İranlı esir subaylardan bazılarının Arapça dahi bilmediğine dikkat çekildi. Çatışmalarda ağır kayıplar veren terör unsurlarının Zebedani, Belvedan ve Sergaya gibi bölgelere kaçtıkları söylendi.

Geçtiğimiz haftalarda bir grup İranlı ve Hizbullah terörist grubu Özgür Suriye Ordusu tarafından kuşatılmıştı. Özellikle Beyrut uluslararası havalimanından çok sayıda militan ve mühimmatın Suriye’ye gönderilmişti. Hatta silah ve militan yüklü sivil bir İran uçağı da Şam’da direnişlerce vurulmuş, videosu paylaşılmıştı.

Seyyide Zeynebin sözde makamını koruduklarını iddia eden İran, Irak, Lübnan, Afganistan ve Suriye’deki Şiilerin resmi facebook hesabında herşey açık ve seçik bir şekilde yer alıyor. Masum Suriyelileri katleden bu teröristlerin ne zaman öldürüldüklerine dair detaylar paylaşılıyor.

Kozmik son !

Emniyet İstihbarat’ın haber elemanı olduğunu söyleyen ve ‘örgüt üyeliği’nden tutuklu yargılanan ‘Hasan Sabbah’ kod adlı Harun Torgay, cezaevinde tek başına tutulduğu odada ölü bulundu…

Sincan F Tipi Cezaevi, ardında pek çok soru ve şüphe bırakan bir ölüm olayına sahne oldu. Emniyet İstihbarat’ın haber elemanı olduğunu, ‘Hasan Sabbah’ kod adıyla tanındığını iddia eden, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ndeki (DTCF) olaylarda gözaltına alınıp ‘örgüt üyeliği’nden tutuklu yargılanan Harun Torgay, Sincan F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tek başına tutulduğu odada ölü bulundu. DTCF’de geçen yıl çıkan olaylarda 14 öğrenci hakkında ‘örgüt üyeliği’ ve ‘örgüt propagandası’ suçlarından dava açıldı. Davanın sanıklarından Harun Torgay daha ilk sorgusundan itibaren dikkat çekti.

‘HABER ELEMANIYIM’ DEDİ
Torgay, Emniyet Müdürlüğü ve savcılıktaki ifadesinde Emniyet İstihbarat’a çalışan bir haber elemanı olduğunu, teşkilatta ‘Hasan Sabbah’ kod adıyla tanındığını ileri sürdü. Torgay savcılık ifadesinde; Avusturya’da okurken Kandil’e geçtiğini, örgütten kaçtıktan sonra etkin pişmanlıktan yararlanıp salıverildiğini, Kocaeli’de emniyet mensupları ile tanıştığını, Ankara Emniyet Müdürlüğü ile temasa geçtiğini, kendisine DTCF’deki KCK yapılanması içinde bulunan öğrencilerle iletişim görevinin verildiğini söyledi.

İFADESİNİ DEĞİŞTİRDİ…
Harun Torgay ile diğer şüphelilerin, ‘örgüt üyeliği’ suçundan yargılandıkları dava, önceki gün Ankara 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Torgay, mahkemede emniyet ve savcılıktaki ifadelerini baskı altında verdiğini, şuurunu kaybettiğini; ’emniyet istihbarat’ bağlantısının gerçek olmadığını savundu. "Tutukluluk halinin devamı" kararının ardından cezaevi’ne gönderilen Torgay, gece saat 02:00 sıralarında tek başına tutulduğu odada ölü bulundu.

SAMiMi ANLATIMLAR
Harun Torgay, örgüt üyeliği suçundaki davasının ilk sorgusunda çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu. Emniyet’ten başlangıçta 350- 400 TL aldığını, Erhan isimli görevli ile temas halinde olduğunu söyleyen Torgay, DTCF’deki olaylardan önce uyarıldığını da iddia etti. Savcılıktaki ifadesinde, DTCF’deki olaylara katılan öğrenciler hakkında detaylı bilgiler veren Harun Torgay, istihbarata bilgi aktarırken, öğrencilerin güvenini kaybetmek istemediğini, örgütle, istihbarat arasında kaldığını savundu. Savcı, Torgay’ın sözlerini ‘samimi anlatımlar’ olarak tanımladı.

ERSAN ATAR

Savcı: Özal’ın ölümündeki ihmaller organize

Özal’ın vefat sürecindeki olaylar ve temel konularla ilgili şüpheli ifadelerinde çelişki olduğunu belirten Savcı Kemal Çetin, “Özal’ın organize bir şekilde işlenen cinayete kurban gittiği yönünde kuvvetli şüpheler bulunmaktadır. Özal, Ergenekon örgütünce zehirlenmişkir” ifadelerini kullandı.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin’in Özal’ı ölüme götüren süreçteki ihmallerin Ergenekon terör örgütünün organizasyonu olduğu sonucuna vardı. Çetin’in Özal’ın zehirlenerek öldürüldüğüne ilişkin kesin ifadeler kullanması dikkat çekti.

Denetlemeye geldi sanıldı

Özal’ın vefatından önce by-pass, virektomi ve prostat ameliyatları olduğu için sağlık durumunun hassas olduğuna vurgu yapan Savcı Çetin, Özal rahatsızlandığında Köşk’te doktor olmaması, eski bir araçla yanında doktor ve hemşire olmadan hastaneye götürüldüğünü anlattı. Özal’ın GATA’ya götürülmek üzere yola çıkarılıp, Hacettepe’ye geri dönüldüğünü hatırlatan Çetin, Hacettepe’ye Cumhurbaşkanı’nın hasta olduğu konusunda bilgi verilmediğinini vurgulayıp, ifadelere göre hastane personelinin, “Cumhurbaşkanı denetlemeye geldi” diye hazırlık yaptığını, önce protokol girişinin bulunduğu Çocuk Acil kapısına götürüldüğünü, orada Cumhurbaşkanı’nın rahatsız olduğu söylenince Ana Acil Polikliniği’ne yönlendirilerek içeriye alındığını anlattı.

Kuvvetli suç şüphesi var

Özal’ın rahatsızlandığı günle ilgili temel konularda çelişkiler olduğunun altını çizen Savcı Çetin, ifadesini aldığı Ergenekon sanıkları emekli Orgeneral Hurşit Tolon ile emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’e “… olaylar ve temel konularda ifadeler arasındaki çelişkiler gözetildiğinde Özal’ın organize bir şekilde işlenen cinayete kurban gittiği yönünde kuvvetli şüpheler bulunmaktadır. Bu konuda ne söylemek istersiniz?” sorusunu yöneltti.

Özal, Ergenekonca zehirlendi

Özal’a otopsi yapılmamasını hatırlatıp, tanık beyanları, eldeki bilgi ve belgeler, 2 gizli tanığın ifadesi ve bunların araştırılması sonucunda elde edilen diğer belgeler sonucunda olayın Ergenekon’un faaliyeti olduğunu belirtti. Çetin, Tolon ve Ersöz’e, “İçerisinde faaliyet gösterdiğiniz yasadışı silahlı terör örgütünün faaliyeti kapsamında Özal’ın zehirlenmek suretiyle öldürülmesi suçuna iştirak ettiğiniz sonucunu varılmıştır” dedi.

Ergenekon ve Özal`ın ölümü

Tutuklu sanık emekli Orgeneral Tolon, Özal’ın vefat ettiği tarihte, kendisinin 28’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanı olarak görev yaptığını söyledi.

Ergenekon davasının ve Zirve Yayınevi’ndeki cinayetlere ilişkin davanın tutuklu sanığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon, avukatı İlkay Sezer aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada, ”Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) disiplinsizlik nedeniyle atılmış İlker Çınar isimli bir uzman onbaşının, maddi hiçbir kanıta dayanmayan ve tamamıyla hayal ürününden ibaret iğrenç iftiraları” nedeniyle Malatya Zirve Yayınevi’nde işlenen menfur cinayetlerin ardından, bu kez de ”8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın TUSHAD tarafından zehirlendiğine” yönelik ”asılsız iddiaları” dolayısıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulduğunu hatırlatarak, ”İlker Çınar isimli müfteriyle hiçbir yerde, hiçbir zamanda, hiçbir görüşmem ya da irtibatım olmamıştır” ifadesini kullandı.

TSK’da ”TUSHAD” isimli bir kuruluşun kendisi tarafından hiçbir zaman kurulmadığını, böyle bir olgunun varlığına ilişkin de hiçbir bilgisi ya da görgüsü bulunmadığını ileri süren Tolon, ”Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın vefat ettiği tarihte Ankara Mamak’ta bulunan 28’nci Mekanize Piyade Tugay Komutanı olarak görev yaptığını” kaydetti.

Tolon, ”Benim Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği görevine getiriliş tarihim 12 Ağustos 1993 olup, bu tarih merhum 8. Cumhurbaşkanımızın vefatından yaklaşık 5 ay sonrasına tekabül etmektedir”dedi.

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: