Etiket arşivi: saldırı

SURİYE TOPRAKLARINDA 15 HİZBULLAH MİLİTANI DAHA ÖLDÜRÜLDÜ

İRAN ANALİZ / Humus ve kırsalı başta olmak üzere başkent Şam’da, sahil şeridinde ve Suriye içinde farklı bölgelerde Esed terör rejimine destek veren, katliamları yürüten Lübnan Hizbullah örgütüne mensup 15 teröristin daha dün Humus el-Kusayr bölgesinde Suriyeli direnişçilerce başarılı bir operasyonda öldürüldüğü bildirildi.

Binlerce Hizbullah militanının kuşatması altında bulunan, bir yılı aşkın süredir ağır silahlarla vurulmasına rağmen ele geçirilemeyen Humus ile el-Kusayr bölgesinde Özgür Suriye Ordusu savaşçılarının düşman hedeflere vurduğu darbeler sürüyor. Son olarak Kusayr Operasyonlar Merkez Komutanlığından yapılan açıklamada Şii terör örgütü mensubu 15 militanının çatışmalarda öldürüldüğü bildirildi.

Öte yandan direniş kaynaklarının aktardığına göre dünkü çatışmalarda rejime ve milis güçlerine ait ülke genelindeki 136 noktayı hedef alan başarılı operasyonlar yürüttü. Buralarda yüzlerce düşman unsurunun yok edildiği, birçok noktanın içindeki zırhlı araçlar, mühimmat ve esirlerle ele geçirildiği kaydedildi. Operasyonlarda Grad tipi uzun menzilli füzelerle Hama şehrindeki hava üssünün de vurulduğu belirtildi. Yine Halep’teki hava savunma noktalarının da yerel yapım füzeler, havan topları ve ağır silahlarla hedef alındığı bildirildi.

ANALİZ – İSRAİL’İN SURİYE SALDIRISI NE ANLAMA GELİYOR ?

İRAN ANALİZ / İsrail işgal güçlerinin sözde bombaladığını iddia ettiği Suriye içindeki saldırılarla ilgili olarak Özgür Suriye Ordusu siyasi-medya birimi sorumlusu Luey Mikdad değerlendirme yaptı. 40 yıldan bu yana İsrail işgali altında bulunan Golan tepelerine yerleştirilmesi gereken hava savunma füze birlikleri ve tugayların neden Şam’ın etrafına yerleştirildiğini soran Mikdad bu noktada çoluk-çocuk demeden kendi halkını bombalayan Esed terör rejimiyle İsrail arasında fark olmadığını söyledi. İsrail’in bu saldırıları, gösterilen tepkiler ve saldırının ne anlama geldiğine dair kısa maddelerden oluşan analiz yazısı.

“Herhangi bir Suriyeli insan için şüphe yok ki Suriye’nin bombalanması üzüntü vericidir. Bu durum bizleri ve herhangi bir Suriyeli’yi çok fazla rahatsız etmektedir. Çünkü ülkem Beşşar Esed ve İsrail eliyle bombalanmaktadır.” şeklinde değerlendirmelerde bulundu Mikdad.

Ajans France Press’e konuşan Özgür Suriye Ordusu Siyasi-Basın Birimi sorumlusu Luey Mikdad: “Burada asıl sorulması gereken soru şu olmalıdır: Şam’ı çevreleyen bu kadar askeri teşkilatın ve bu kadar füzenin ne anlamı var? Oysa bunların Golan’daki cephede yayılması gerekmez mi? İsrail topraklarımızın büyük bir kısmını işgal etmektedir.” dedi.

Esed terör rejimine ve müttefiki İran-Hizbullah-Iraklı Şii milis örgütler gibi yabancı paralı unsurlara karşı Suriye halkını savunan, ülkede kurtuluş savaşı veren Özgür Suriye Ordusu ile İsrail’in bu son saldırıları ilişkilendirilmeye çalışıldı. Oysa bu son derece sinsi ve anlamsız suçlamalar aşağıdaki soruların sorulmasını ve gerçeklerin değiştirilmesini engelleyemiyor:

1- 40 yıldır direniş ekseni palavrası ile İslam dünyasında prim yapmaya çalışan Esed diktası, müttefiki İran ve uzantısı Şii Hizbullah örgütü’nü onca sloganına rağmen tek bir kurşun atmadığı İsrail’e bu son saldırıdan sonra ne cevap verildi? Esedin enformasyon bakanının tüm seçenekler kapıda palavrasının bir anlamı var mı? Yüzbinlerce Suriyeli katleden ve elindeki neredeyse birçok askeri noktayı, karargah ve üssü kaybeden Esed diktasının bu içi boş ve 40 yıldır attığı sloganın üretim tarihi geçmedi mi?

2- Sözde İsrail karşıtı olduğunu iddia eden Esed terör rejimi Suriye halkı için kullandığı on binlerce füzeden tek bir tanesini neden düşman için kullanmadı? Onlarca Scud füzesiyle masumları katleden Esed rejimi neden tek bir Scud füzesi fırlatmadı İsrail’e? Madem saldırı oluyor ve en büyük düşman İsrail, o halde neden Esed rejimi füzesavarları, roketatarları ve silahlarıyla bu saldıyı hedef almıyor? Alamıyor zira Şam’ı çevreleyen askeri hava üslerinin tamamına yakını aylar öncesinden beri direnişçilerin elinde. Buna rağmen daha içerideki üsler ve birliklerdeki füzeler, ağır silahlar ile İsrail saldırısı esnasında dahi Esed rejimi sivil yerleşim yerlerini bombalamaktaydı. Saldırının hemen akabinde Esed terör güçleri Hizbullah desteğiyle Kusayr, Cebel Ekrad gibi bölgeleri yoğun şekilde bombalayacaktı.

3- Suriye’ye bir İsrail saldırısının İran’a saldırı anlamına geldiği palavrasını atan Ali Ekber Velayeti ve İranlı yetkililer neden ikincisi gerçekleşen bu saldırı karşısında süt dökmüş kedi gibi sessiz? Hemen telin açıklamaları yapan İran bir de zaten yaptığı şeyi yapacakmış gibi ilan ederek Suriye ordusunu eğitmeye yardımcı olacağını söyledi? İranlı askeri, istihbarat ve teknik uzmanların Suriye devrimini kanla bastırmak için başından itibaren Suriye içinde olduğu biliniyor. Hal böyleyken ordusunun büyük bölümü Özgür Suriye Ordusuna katılan, direniş karşısında ağır kayıplar vermesi nedeniyle Alevi paramiliter Şebbiha teröristlerine başvuran Esed rejimi, bu da yetmeyince milli savunma güçleri diye yine kendisine sadık kesimlerden milis ordu kurmaya çalıştı. Bunların eğitimi, mühimmat ve silah desteğini ise İran temin etti. Şimdi böylesi bir durumda İran’ın sözde orduyu eğitelim yönündeki teklifi acziyet ve medya atraksiyonundan başka bir şey değil. İkinci husus ise sözde savaş ilanı olarak gören İran, neden lider kadrosu Şiilerden oluşan İslami Cihad Hareketi gibi paravan Filistinli örgütleri harekete geçirip “Gaib Mehdi” ilan ettikleri Esed adına İsrail’e cevap vermiyor?

4- Humus, Kusayr bölgesine yönelik özellikle son bir senedir yoğun katliamlar gerçekleştirerek Esed rejimine destek veren Şii Hizbullah terör örgütü de sus pus? Defalarca demeçler verip sloganlar savuran Hasan Nasrallah ve onbinlerce Şii militanı neden tek bir füze, tek bir kurşun ile İsrail’e karşılık vermedi? Acaba 2008 ila 2011 ve farklı tarihlerde Gazze’ye yapılan saldırılarda olduğu gibi yine İsrail’e cevabını saklı mı tuttu? İsrail ile savaşında kaybetmediği kadar militanını Suriyeli bebekleri ve mazlumları katlederken kaybeden Nasrallah’ın Hizbi ne zaman Siyonistlerle savaşmayı düşünüyor? Şu an İsrail ile sınır bölgesindeki binlerce militanını Esed’i kurtarma, sahilde Alevi devleti kurma adına seferber ederek Suriye halkını katletmek için gönderen Nasrallah ve efendisi İran’ın iki yüzlü tavrı burada da ortaya çıktı. Golan’dan askeri birliklerini Suriyelileri katletmek için geri çeken Esed ile aynı şekilde Lübnan sınırından Suriye’ye kaydıran Sünni düşmanı Hasan Nasrallah arasında fark yok. 2006 yılındaki İsrail-Hizb arasındaki savaşın arka planına dair kapsamlı yazı için dosya kısmına bakılabilir.

5- Esed rejimi ve medyası da hadiseyi abartarak verdi, zira buna çok ihtiyacı vardı. Esed medyasına bakıldığında akıl almaz hikayelerin uydurulduğu görünüyor. Örneğin Suriye Gerçekleri adlı (aynı isimle Türkçe açılan evlere şenlik bir site de var) Arapça sitede İsrail’in 18 uçakla saldırı yürüttüğü yazılmış? Öyle ki bunlar cruiser başta olmak üzere her tür füzeyi kullanmış, özellikle yer altındaki hedefleri vuracak kadar etkili bombalar atılmış? Kasyun tepesindeki ve farklı yerlerdeki hedefleri vuran İsrail’in kullandığı bu bombalar nedeniyle 18 km ötedeki evlerin camları dökülmüş, öyle bir sallanmış ki evler 4,2 şiddetinde bir deprem gibi bir etkiye neden olmuş? Hikaye uzuyor…

Bu hikayenin biraz hafifletilmiş dozajdaki versiyonunu İran fonlu yakındoguhaber sitesi Rusya Yevm sitesinden naklederek veriyor. Burada tıpkı YDH gibi, yalanlar, uyduruk senaryolar, abartmalar, komplo teorilerinden ibaret Hakika adlı site bir adım ilermiş ve ajans ilan edilmiş! Palavralara bakıldığında neredeyse İsrail’in tam bir savaş açıp, ordularını harekete geçirip Suriye’yi yerle bir ettiği sonucuna ulaşılıyor.

SONUÇ:

İsrail’in ilk saldırısının Suriyeli mücahitlerin Golan tepelerindeki Esed düşman hedeflerini ele geçirmesinin hemen akabinde gerçekleştiği biliniyor. İsrailli askerler ile burun buruna gelen Özgür Suriye Ordusu ve mücahitlerin Golan’daki Esed hedeflerini ele geçirmemesi için ilk saldırı yürütülmüştü. İran-Şii medyası bunu beceriksiz bir şekilde Esed rejiminin lehinde kullanmaya çalışmıştı.

İkinci saldırı için de aynı şey iddia edilmişti; sözde füze veya mühimmat dolu konvoy Hizbullah’a götürülürken İsrail tarafından vurulmuştu? Böylesi bir palavranın da gerçekçi olmadığı; zira 1982 yılında İran tarafından kurdurtulan bu paravan Şii terör örgütüne 40 yıldır Esed rejimi üzerinden mühimmatın gittiği biliniyor. Eğer İsrail vurmak isterse çoktan Beka vadisi başta olmak üzere Hizbullah noktalarını vururdu. Oysa İsrail’in vurduğu noktaların da Özgür Suriye Ordusunun ele geçirdiği veya geçirmek üzere olduğu önemli stratejik Esed rejimine ait noktalar olduğu biliniyor.

Üçüncü ve son saldırı ise şimdiye kadar tam olarak İsrail tarafından yapılıp yapılmadığı doğrulanmadı. Doğrulayabilecek bir kaynak da şu aşamada mümkün görünmüyor. Doğrulansa bile bu durum Esed rejiminin en büyük müttefiki olan İsrail’in yine Esed’in çıkarına yaptığı bir stratejik adım anlamına gelmektedir. Suriyeli direniş kaynakları da bu noktaya işaret ederek devrimin başarılarıyla gittikçe köşeye sıkışan Esed rejimini kurtarmak için ABD-İsrail-İran senaryosunun bir parçası olarak değerlendiriyor bu saldırıyı. Çünkü Şam’ın göbeğindeki Genelkurmay binası, askeri hava istihbarat, cumhurbaşkanlığı sarayı, meclis ve benzeri birçok stratejik noktayı direniş son bir yıldır defalarca vurdu. Yüzlerce general, üst düzey subay ve düşman hedefi başarılı operasyonlarla ortadan kaldırıldı, esir alındı.

Şam’ı çevreleyen Guvta bölgesi başta olmak üzere 18 hava savunma üssünün tamamı direnişçilerin eline geçerken, yaklaşık yarım senedir Şam uluslararası havalimanı kuşatma altında. Buraya uçakların inişi, kalkışı ve hareketine izin verilmiyor, dahası havalimanına giden otoyollarda da Özgür Suriye Ordusunun kontrolü söz konusu. Bunun en bariz örneği son bir yıl içerisinde sözde Esed rejimi ile resmi görüşmeye gelen İranlı yetkililer, Lahdar İbrahimi dahil üst düzey şahsiyetlerin hiçbirinin resmi törenle, uçaklarla veya konvoy şeklinde görüntüsünün, videosunun alınamaması gerçeği.

EHDAV adlı paravan İran kuruluşunun başkanı Ali Yeral adlı fanatik Caferi din adamının Şebbiha terör unsurlarının yardımlarıyla, Suriye muhaberatıyla işbirliği içerisinde organize ettiği CHP heyetiyle Esed arasındaki görüşme de sahadaki bu gerçekliğin bir işareti. Sonrasında Ulusal Kanal adlı marjinal grup için ayarlanan Esed röportajı da hep gizlice, el-Kasab sınır kapısından Lazkiye gibi sahil şeridinde gerçekleştirilen görüşmeler! Sözde devlet başkanı ünvanı verilen Esed rejimi küçük bir tv kanalından, İran meclis başkanı Ali Larica’ni ile görüşmesine kadar bulunduğu inden dışarı çıkamamış, bu kişilere kırmızı halı serilememiş, resmi şekilde ağırlanamamıştır, ağırlanmalarına imkan yoktur.

Çeşitli Arap ülkeleri ve örgütleri saldırıyı kınarken, bunların en başında İran ve uydusu örgütlerin geliyor olması Suriye’deki katliamlarda Esed-İsrail ittifakını daha aleni hale getiriyor. Her iki güç de Suriye halkını, Suriye’nin altyapısını ve ülkeyi yıkmak için açık ittifak içinde hareket ediyor. Bu şer güçlerinin derin ittifakına rağmen mevziler kazanan Suriye İslami-Milli direnişin İsrail’in vurduğu iddia edilen askeri noktaları çok yakın bir zamanda ele geçireceği biliniyordu. Özgür Suriye Ordusu kaynakları ve stratejistler özellikle bu noktaya işaret çekiyor. Arap ve Müslüman kamuoyunun hissiyatını uyandırarak Nusayri-Şebbiha Esed azınlık rejimine nefes aldırmaya matuf bu saldırının zamanlamasına dikkat çekiliyor. Scud ve (İran yapımı) Fatih 10 adlı füzelerin, askeri mühimmatın bulunduğu iddia edilen stratejik noktaların vurulmasının arkasında bunların İslami hareketlerin liderliğindeki Suriye direnişinin eline geçilmesinden duyulan şiddetli korku olduğu kaydediliyor. Oysa bu silahların tek bir tanesi 40 yıldan bu yana tek bir İsrail hedefini vurmamışken, on binlerce füze, roket, beyaz fosfor silahı ile Suriye şehirleri yerle bir edildi!

İsrail lobisinin Amerika’da yaptığı yoğun çalışmalar Esed rejiminin bekası, Suriye direnişine ne olursa olsun silah ambargosunun devam etmesi yönünde cereyan ederken, İsrail işgal devleti ise en üst ağızlardan yaptığı açıklamalarda Esed rejiminin kendileri için tehdit olmadığını, Suriye’de devrim sonrası iktidara İslami hareketlerin gelme ihtimali bulunduğunu söyledi. Mart 2011 tarihinden bu yana yürütülen siyaset de Esed rejiminin çıkarlarına hizmet eden bir siyasetten başka bir şey değil.

Şİİ HUSİ ÖRGÜTÜ CUMA NAMAZINDA BİRÇOK CAMİYİ BASTI

İRAN ANALİZ/ Şii Husi örgütüne ait militanların Cuma günü Yemen’in kuzeyindeki Sa’de eyaletinde birçok camiye baskınlar düzenlediği, camilerin içinde namaz kılmakta olan birçok genci tutuklayarak kendilerine bağlı açık-gizli cezaevlerine götürdükleri kaydedildi. Geçtiğimiz hafta içerisinde gözlemlerde bulunmak üzere bölgeye hareket eden hukuk teşkilatları ulaşmadan önce Husi örgütü kendisine ait birçok cezaevini kapatarak sayısı bilinmeyen mahkum sivilleri farklı yerlere nakletmişti.

es-Sahve Net adlı yerel kaynağın aktardığı haberde: “Husiler birçok ilçedeki camiyi işgal etti. Bazılarında caminin içerisine silahlarını soktu. Yine birçok kez Cuma hutbelerinin okunmasını engellediler ve bilindik sloganlarını attılar.” şeklinde bilgiler paylaşıldı.

Husilerin silah zoruyla gerçekleştirdiği cami işgalleri, Allah (cc)’ın evi olan camilerin hürmetinin çiğnenmesi, imam ve hatiplerin engellenmesi, camilerdeki gençlerin tutuklanması gerek cami cemaati gerekse bölge halkında öfkeye sebep oldu.

Tüm bunlar yaşanırken, İran destekli Husi terör örgütü militanlarının Habdan bölgesinde de benzer baskınlar ve saldırılar gerçekleştirdiği kaydedildi. Yemen devriminine katılan Yahya Abbad ile Abdulbari eş-Şaviş adlı iki gencin tutuklanarak örgütün elinde esir olduğu bildirildi. Habdan’a bağlı Azime bölgesi sakinlerinden olan bu iki gencin dışında bir üçüncü gencin daha tutuklandığı bilgisi paylaşıldı. İsmi henüz öğrenilemeyen üçüncü gencin ise aracıyla birlikte Haydan, Mezarim noktasında durdurulup Husilerce kaçırıldığı aktarıldı.

Haydan bölgesinde devrim saflarında yer alan iki gencin daha öncesinde kimliği belirsiz kişilerce ölüm tehditleri aldığı, birisinin evinin önünde bomba patlatıldığı, diğerinin ise evinin önünde kurşulanma yoluyla hedef alındığı hatırlatıldı.

YANDAŞ MEDYA /// AKİT GAZETESİ : ‘Akiller’e saldırı Ergenekon işi

Özgürlük platformlarının her hafta gerçekleştirdikleri eylemler sürüyor. Kocaeli’nde gerçekleşen eylemde, terörün çözümüne yönelik çalışmalarda bulunan Akil İnsanlar Heyetlerine yönelik saldırılar kınandı. İnsan Hakları Savunucuları Derneği Genel Başkan Y

Özgürlük platformlarının her hafta gerçekleştirdikleri eylemler sürüyor. Sakarya, Akyazı ve Kocaeli’nde gerçekleşen eylemlerde, terörün çözümüne yönelik çalışmalarda bulunan Akil İnsanlar Heyetlerine yönelik saldırılar kınanırken, başörtüsü yasağı protesto edildi.

Sakarya Adalet Girişimi 399. hafta açıklamasında, çözüm sürecini ve İsrail’le Mavi Marmara davasıyla ilgili normalleştirilmek istenen ilişkileri değerlendirdi. SAGİR adına İlim ve Hikmet Vakfı’ndan Behzât Çakmak’ın okuduğu açıklamada, çözüm sürecinin başarılı olmasının yaşanan zulümlere ve acılara son vermesi yönünde önemli bir adım olacağı değerlendirilmesi yapılırken, Sakarya’ya gelecek Akil İnsanlar Heyetine yönelik kamuoyunda nefret ve şiddet uyandırma amaçlı yaklaşımları eleştirdi.

KÜLTÜR BAKANLIĞI’NA KINAMA

Açıklamada; Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın Filistinli çocuklara yönelik yaptığı ayrımcılık da eleştirildi. Açıklamada; “Filistin’de çocukları öldüren İsrail, Türkiye’ye çocuklar üzerinden yeniden adım atıyor. Mavi Marmara’da 9 vatandaşımızı şehit eden ve üç yıl sonra yeni bir süreç başlatan İsrail, Kültür Bakanlığı’nın davetiyle 9. Uluslararası Çocuk Tiyatroları Festivali’ne katılıyor. Başkentte düzenlenen festivale İsrail’in yanı sıra birçok ülke davet edilirken, Filistinli çocuklar davet edilmedi. Siyonist çete ile ilişkiler normalleştirilemez! İşgal altındaki Filistin sadece Gazze’den ibaret değildir” denildi.

“SİZ KİMİN TORUNLARISINIZ?”

Akyazı Adalet ve Özgürlükler Platformu 325. eyleminde, başörtüsünün kanayan yara olmaya devam ettiği bildirildi. Platform adına açıklamada bulunan Mahmut Alemdar, İstanbul Fatih ilçesinde Mahmudiye İlköğretim Okulu’nda Müzik Öğretmeni F.Ç.’ye iki öğretmen tarafından sözlü tacizde bulunulduğunu hatırlatarak, “Başörtülü öğretmene, ‘önce başını aç’ diyerek 28 Şubat yobazlığını tekrar yaşatmışlardır. Olaya şahit olan bir veli kamerasıyla bu olayı kaydederek okul idaresine şikayette bulunmuştur. Bu iki öğretmene soruyoruz? Siz kimin torunlarısınız? Sizler bu topraklar işgal altındayken savaş meydanlarına, cepheye mermi taşıyan başları örtülü annelerin torunları olamazsınız” dedi.

“ERGENEKON KIŞKIRTIYOR

Kocaeli İnanç Özgürlüğü Platformu’nun 419. hafta basın açıklaması, barış sürecine karşı çıkan marjinal terörist grupların protesto adı altında estirdiği provokasyonlara dikkat çekildi.
İnsan Hakları Savunucuları Derneği Genel Başkan Yardımcısı Orhangazi Ergin, geçtiğimiz hafta, halk adına konuştuğunu iddia eden, fakat 1 milyon 600 bin kişinin yaşadığı Kocaeli’nde sayıları 100 kişiyi geçmeyen minik bir grubun, protestoyu aşan, adeta terör eylemlerine sahne olduğunu hatırlattı.

Ergin, “Bu grup, her hafta yapılan “Başörtüsüne Özgürlük” basın açıklamasına engel olma teşebbüsünden, şehrimize halkın görüşlerini almak için gelen akil adamlar heyetinin, toplantı ve esnaf ziyaretini sabote etmeye kadar her türlü kışkırtıcı eylemi yaptılar. Kocaeli’nin medeni halkının görüşlerini yansıtmayan, bu azgın, minik azınlığın, kanun dışı kışkırtıcı eylemlerini şiddetle kınıyoruz. Bunlar halktan kopuk ve artık darbe devrinin kapandığını gören, Ergenekon kalıntılarının, hırçınca son çırpınışlarıdır. Gerek İşçi Partisi’nin, gerek olayları çıkartan marjinal azınlığın aldığı oy oranı ve halkın kaçta kaçını temsil ettiği ortadadır” dedi.

Orhangazi Ergin, Ergenekon örgütünün, Türkiye’nin her yerinde kışkırtmalar yaptığı ve barış sürecinin halka anlatılmasına engel olmaya çalıştığı hatırlattı.

Boston’daki saldırıda şaşırtan gelişme

Boston’daki bombalı saldırılarla bağlantısı olduğu iddia edilen Tsarnaev kardeşlerin annesinin ismi terör dosyasındaymış

ABD istihbarat teşkilatlarının, Boston’daki bombalı saldırılarla bağlantısı olduğu iddia edilen ve biri ölü ele geçirilen Tsarnaev kardeşlerin annesi Zubeidat Tasarnaeva’nın ismini saldırıdan 18 ay önce terör dosyasına eklediği ortaya çıktı.

Amerikalı yetkililer, Rusya’nın 2011 sonlarında, Boston’daki saldırının ardından düzenlenen operasyonda öldürülen Tamerlan Tsarnaev ve annesi Zubeidat Tasarnaeva’nın dini saldırılar düzenleyen militanlar olduğunu ileri sürdüğünü ve Rusya’ya gelecekleri kaygısıyla Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ile temasa geçtiğini belirtti.

Yetkililer, bunun üzerine CIA’ın, Tsarnaev ve Tasarnaeva’nın, ‘Terrorist Identities Datamart Environment’ (TIDE) adı verilen ve terör dosyalarını içeren gizli istihbarat veritabanına eklenmesini talep ettiğini kaydetti.

Saldırının ardından düzenlenen operasyonda Tamerlan Tsarnaev (26) hayatını kaybetmiş, kardeşi Cohar Tsarneav (19) ise ağır yaralı ele geçirilmişti.

Boston’da 14 Nisan’da 23 bin kişinin katılımıyla düzenlenen maratonun bitiş çizgisi yakınlarında 10 saniye arayla patlayan iki bomba, 3 kişinin ölümüne, 170’den fazla kişinin yaralanmasına neden olmuştu.

HEPAR’a bölücüler saldırdı. Yaralılar var…

431825_360178390758788_966641998_n-624x360.jpg

İzmir Fuarında stand açan Heparlılara bölücüler saldırdı.Hak ve Eşitlik Partisi İzmir İl Gençlik kollarının İzmir Fuarında düzenlenen TÜYAP kitap fuarındaki açtıkları standa kendilerini sol görüşlü olarak tanıtan 3 siyasi parti (DİP-TKP-ESP) ,Devlis,Dev Genç,Halk Evleri ve Dev Sen adlı grupların birleşerek HAK ve EŞİTLİK PARTİSİ’nin Gençlik Kollarına Taşlı ,Sopalı , Soda şişeleri ve Bıçaklarla standın bitimine yakın “Faşist HEPAR fuardan defol biz sizi yok etmek için var olduk” ; “Yaşasın Türk kürt ermeni Halklarının Kardeşliği” “Burası kürdistan Toprakları” sloganlarıyla saldırdılar. Saldırıda Heparın gençlerinin yanı sıra yoldan geçen halka da isabet eden soda şişeleri yaralanmalara sebep oldu.

3 gündür tehdit ve tahriklere rağmen Emniyet Güçlerinin Fuarda hiçbir önlem almaması dikkat çekiciydi.

Ergenekon sanığı : 15 yaşındayken okul müdürünün arabasını havaya uçurdum

Ergenekon davasının tutuklu sanığı Bedirhan Şinal, 15 yaşında iken okul müdürünün arabasına ses bombası koyarak havaya uçurduğunu söyledi. Polislerin kendisine Cumhuriyet gazetesine atılması için el bombası verdiğini iddia eden Şinal, "İnsanlara zarar verebileceğimi düşünerek vazgeçtim. Ancak gazeteye molotof kokteyli attım." dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında; Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay ile Veli Küçük, Tuncay Özkan, İbrahim Şahin ve Danıştay saldırısı faili Alparslan Arslan’ın da aralarında bulunduğu 38 tutuklu sanık hazır bulundu. Tutuksuz sanıklardan ise Yalçın Küçük, Sami Hoştan, Nusret Senem, Mahmut Öztürk ve Zeki Yurdakul Çağman da duruşmaya katıldı. Küçük ile Hoştan başka davalar kapsamında tutuklu oldukları için tutuklu sanık bölümünde yer aldı.Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, YAŞ üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler, emekli Orgeneral Hurşit Tolon ve Doğu Perinçek’in de aralarında bulunduğu 28 tutuklu sanık ise duruşmaya gelmedi.

Kimlik yoklamasının ardından 22 Nisan günkü duruşmada savunmalarının alınmasına karar verilen tutuklu sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Bu kapsamda Cumhuriyet gazetesine molotof kokteyli atılmasına ilişkin dava dosyasının sanıklarından tutuklu sanık Bedirhan Şinal, savunması için sanık kürsüsüne alındı. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Şinal’e konuşma süresinin 2 saat olduğunu hatırlatarak savunmasına başlamasını istedi. Polislerin kendisine komplo kurarak 1992 olan doğum tarihini 1988 olarak değiştirdiklerini öne süren Bedirhan Şinal, annesi ve babası olmayan çocukların devlet görevlileri tarafından kullanıldığını ileri sürdü. Şinal, kemik yaş tespitinin yapılasını talep etti.

Bedirhan Şinal, 15 yaşındayken öğrenim gördüğü okulda müdürün arabasını ses bombası koyarak havaya uçurduğunu söyledi. Birçok suç işlendiğini ancak polisin buna göz yumduğunu iddia eden Şinal, "Polis bana Cumhuriyet gazetesine atmam için el bombası verdi. Önce kabul ettim ancak sonra ‘insanlara zarar veremeyeceğimi belirterek vazgeçtim. Ancak gazeteye molotof kokteyli attım’ şeklindeki iddialarını tekrar dile getirdi.

HABERAL VE BALBAY, TAHLİYELERİNİ İSTEDİ

Öte yandan, CHP Milletvekilleri Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay, tutuklu yargılanmalarını eleştirerek ortak yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, "12 Haziran 2011 seçimlerinin üzerinden yaklaşık 2 yıl geçmiş olmasına rağmen maalesef halen daha tutukluluğumuz devam etmektedir." denildi. Balbay ve Haberal, mahkemeyi milli iradeyi hiçe saymakla suçladı.

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: