Etiket arşivi: TSK

TSK’da rütbe ayarı

GenelkurmayBalyoz ve Ergenekon gibi davalarda çok sayıda generalin tutuklu olmasıyla TSK’da yaşanan kadro sıkıntısına çözüm getirmeye hazırlanıyor. Genelkurmay Başkanlığı’nın hazırladığı ve görüş almak üzere birliklere gönderdiği 250 sayfalık TSK Personel Kanunu taslağında rütbe bekleme süreleri kısaltıldı. General ve amirallerin 4 yıl olan rütbe bekleme süreleri 3’e, 5 yıl olan albay bekleme süresi de 4 yıla indirildi. Taslak kanunda rütbe bekleme sürelerinin düşürülmesiyle "5 yıl gençleşme hedeflendiği" belirtildi. Taslak, 30 Ağustos’tan önce yürürlüğe girerse bu yıl 2010’da bir üst rütbeye yükselen generaller de terfi sırasına girebilecek. TSK’daki general kadrosunun yüzde 10’u hâlâ Hasdal cezaevinde tutuklu. Kadro sıkıntısı en fazla yaşanan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda bu yıl terfi sırasında girecek toplam 15 amiralin yüzde 33’ü tutuklu.

ÖZEL’E 1 YIL DAHA GÖREV ŞANSI

TSK’da terfi sırasına giren personelden en fazla 36’sının görev süresi bir yıl uzatılabiliyordu. Bu sayı da 47’ye çıkarıldı. TSK’nın 2 orgenerali, YAŞ üyeleri Org. Nusret Taşdeler ile Org. Bilgin Balanlı da Hasdal’da tutuklu. Kontenjanın artırılmasıyla tutuklulukları devam eden bu personelin görev sürelerinin uzatılması gündeme gelebilecek. Tasarıda 4 yıl olan Genelkurmay Başkanı’nın görev süresi, yaş haddini geçmemek kaydıyla, 1 yıl daha uzatılabilecek. Görev süresi 30 Ağustos 2015’te dolacak olan Org. Necdet Özel, Bakanlar Kurulu’nun teklifi, Cumhurbaşkanı’nın oluruyla 2016’da da görevinde kalebilecek.

TSK : İstihbarat toplamaya aralıksız devam ediliyor

Genelkurmay: Teröristle mücadele kapsamında keşif, gözetleme,istihbarat faaliyetleri devam etmektedir.

PKK’nın sınır dışına çekilme sürecinde TSK’nın pozisyona ilişkin tartışmalar devam ederken Genelkurmay Başkanlığı’ndan bir açıklama geldi. Açıklamada, ‘Teröristle mücadele kapsamında yurt içinde ve sınır ötesinde keşif, gözetleme ve istihbarat toplama gayretlerine aralıksız devam edilmektedir.’ denildi.

TSK’DAKİ TESİSLERDE İÇKİ YASAĞI İDDİALARI

Cumhuriyet gazetesi, bazı askeri birliklerde alkol ruhsatlarının yenilenmediği belirtilerek üstü kapalı olarak askeri tesislerde alkol yasağına gidildiği iddia edilmişti. Bu iddialarla ilgili de açıklama yapan Genelkurmay, ‘Türk Silahlı Kuvvetleri sosyal tesislerinde; "Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunuşuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki" Yönetmelik hükümlerine uygun olarak işlemler yürütülmektedir.’ dedi.

TSK’ya karşı çete kurdular !

Şimdi de subay ve ailelerine karşı sosyal medya üzerinden saldırıya geçtiler!

Ahmet Çınar / Yurt Gazetesi – “Ergenekon”, “Balyoz”, “Askeri Casusluk” derken şimdi de subay ve ailelerine sosyal medya üzerinden sanal infaz yapıldı. Kimliği belirsiz twitter hesaplarından TSK mensupları isim ve rütbe verilerek aşağılandı, hedef gösterildi. Milli Savunma Bakanlığı’ndan hala ses yok!

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu astsubay, subay ve generalleri itibarsızlaştırma operasyonlarına sosyal medya da katıldı. Twitter’da kimliği belirsiz kişilerce açılan bazı hesaplardan TSK çalışanları isim ve rütbe verilerek aşağılandı, hedef gösterildi. Bazı askerlerinse özel hayatlarının gizliliği ihlal edilerek, adeta kamuoyuna jurnal yapıldı.

YARGISIZ İNFAZ

@superdenizciler, @gata_kulis, @tsk_kulis gibi twitter hesapları, TSK mensuplarının korkulu rüyası haline geldi. Herhangi bir dayanağı olmayan ve özel hayata ait bilgiler, söz konusu adreslerden yayımlandı. Özel hayat, yasa, yönetmelik, ahlak tanımadan rütbeli subaylar ve özel yaşamları hakkında sayısız dedikodu kamuoyunun dikkatine sunuldu!

AKP SESSİZ KALDI

Her fırsatta askerlerin Milli Savunma Bakanlığı’nın bir personeli olduğunu yineleyen AKP Hükümeti’yse, personeline yönelik bu psikolojik yıpratma harekatına karşı hiçbir işlem yapmadı. Cumhurbaşkanı, Başbakan ile bakanlar hakkında Facebook ve Twitter gibi sosyal medya araçlarından yapılan her türlü eleştiri, soruşturma konusu olurken; TSK mensuplarının özel hayatlarına yönelik yorum, hakaret, aşağılama ve ifşaatlar adeta görmezden gelindi.

SORU ÖNERGESİNE YANIT YOK

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın 14 Aralık 2012’de bu konuda verdiği soru önergesiyse yanıtsız bırakıldı. Oran, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği yazılı önergede, söz konusu twitter hesaplarının kime ait olduğunu, yazılan iddiaların araştırılıp araştırılmadığını, bu adreslerin kapatılması için girişimde bulunulup bulunulmadığını sormuştu. Ancak soru önergesine yasal süresi içinde hiçbir yanıt verilmedi.

TELEKOMÜNİKASYON DA SESSİZ HESAPLAR DA ETKİN!

Başbakan’a bağlı Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), muhalif olan her türlü internet sitesi, facebook ve twitter hesabını mercek altına alırken, asker ve ailelerine yönelik aşağılayıcı ve itibarsızlaştırıcı yayın yapan twitter hesaplarını inceleme gereği bile duymaması dikkat çekti.

KİM YAPIYOR BİLİNMİYOR!

Söz konusu twitter hesapları halen etkin ve askerler hakkında asılsız, dayanaksız, belgesiz suçlama ve ifşaatlarını sürdürüyor. Oysa İzmir’de görülmeye devam eden gizli belgeleri temin etme ve bulundurma davasında yargılanan pek çok rütbeli asker, “özel hayatın gizliliğini ihlal”, “kişisel bilgi ve verileri kaydetme” gibi suçlardan hâkim karşısına çıktı.

Kimin tarafından yönetildiği belirsiz bu twitter hesaplarından ise rütbeli askerlerin kendileri, eşleri, çocukları hakkında dedikodu düzeyinde pek çok bilgi ifşa ediliyor.

ODA TV : TSK’ya yeni operasyon mu geliyor ??

Ergenekon Davası kapsamında tutuklu yargılanan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, 8’in Cumhurbaşkanı Turgut Özal davasına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Özal davasıyla ilgili olarak TSK’dan yeni isimlerinde bu davaya ekleneceğini söyleyen Ersöz, Hurşit Tolon’un ifadeye çağrılmasının planı açığa çıkardığını ifade etti.

Konuyla ilgili Aydınlık gazetesinden Sezim Özadalı’nın haberi şöyle:

"Levent Ersöz mahkum koğuşundan Turgut Özal davasını anlattı ‘Soruşturmaya yeni askerler eklenecek.’

AKP’LİLERİN O SÖZLERİNİ HATIRLATTI

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülecek Turgut Özal davasının tek sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde kaldığı mahkum koğuşundan Aydınlık’a açıklamalarda bulundu. Ersöz, Özal soruşturmasına dahil edilmesi ve TSK’ya yönelik psikolojik savaşla ilgili açıklamalarda bulundu.

AKP kanadından yapılan "Rahmetli Özal’ın zehirlendiği şüphemiz o günde vardı bugün de var. İnşallah mahkeme bütün şüpheleri giderecek sonuca ulaşır ve karar verir" açıklamasını hatırlatan Ersöz, "Bu beyanlar istikametin ben ve soruşturmaya dahil edilecek TSK mensupları üzerinden ‘kendi içlerindeki kanaatlardan hangisi güçlü ise onun ağırlığına bağlı olarak’ eski ya da yeni stratejinin ilerleyeceği çıkmaz yolu belirlyecektir. Aslında çıkmaz yolun adı soruşturmanın adı ile belirlenmiştir" ifadelerini kullandı.

KAN BEYNİME SIÇRADI

Masalcı teyzeler Ersöz, Özal soruşturması kapsamında talimatla alınan ifadesindeki soruları gördüğünde kesinlikle polis tarafından hazırlandığını anladığını kaydetti. Ersöz, "O an ifademi alacak savcıyı tenzih ederek soruları hazırlayanlar için en içten selamlarımı göndermiş ve ‘Türkiye Cumhuriyeti’ne 30 yıl şerefle hizmet eden bir askere’ reva görülen suçlama karşısında kan beynime fışkırmıştı" açıklamasını yaptı. "Soruları okudukça iddiaların iki masalcı teyzenin anlatımlarından yola çıkılarak varılmak istenen sonucu görmüştüm" diyen Ersöz, hakkında iddialarda bulunan 2 gizli tanığı şu sözlerle anlattı: "İlker Çınar, ‘TSK’dan disiplinsizlik nedeniyle’ atılmış, zaman, mekan, bilgi ve görgüsü itibariyle, anlattıkları hikaye de olsa bunları biraraya getiremeyecek biri. Ergenekon davasında gizlenmiş ve kulağına üflenenleri söyleyen, gerçekle ilgisi olmayan ve verdiği ilk ifadede ‘Biz Cumhurbaşkanını eşine bile zehirletebiliriz’ dediğim yönünde bir iftirayı atan Gizli Tanık Selçuk.

Zehirlenme iftirasını atan zat-ı muhteremin mahkeme önünde sarf ettiği bu söze AKP Basın Sözcüsü Hüseyin Çelik’in verdiği ‘Savcılar gereğini yapar’ cevabı aslında istikametin Silivri’ye çıkacağını göstermişti." Ersöz, "Son Görev: Kim bu yalancı papazlar" isimli kitabında bu iddialara karşı "Hodri meydan" dediğini söyledi. Çıkmaz sokağın adı Ersöz, Özal soruşturması kapsamında emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un ifadeye çağırılmasıyla senaryonun nasıl dizayn edildiğinin anlaşıldığını dile getirdi ve "Ergenekon davasında ‘şiddet’ unsurunun bağlanamaması üzerine Malatya’daki Zirve Yayınevi ve Hrant Dink suikastı davalarını monte etmeye çalışan düşünce yapısının yürüdüğü çıkmaz sokağın adı belli olmuştu" dedi.

‘TSK İÇİNE SIZMIŞ ÖRGÜT MENSUPLARI’

iki buçuk savas stratejisi Yaşadığı süreci 1990’lı yıllarda Şükrü Elekdağ’ın gündeme getirdiği "İki buçuk savaş stratejisi"ne benzeten Ersöz, "Uzun süredir Zirve Yayınevi davasına sokulma çabalarına karşı ısrarla direnmem, niyetlerine ulaşılmasını engelledi. Her iki cephede (Ergenekon ve Zirve) muharebeye devam ederken planlanarak fırlatılan ‘iftira füzeleri’ ile 3. cephede savaşmaya mecbur bırakılıyordum" şeklinde konuştu. Ergenekon iddianamelerindeki ‘TSK’yı terör örgütü gibi" gösterme çabasının sonuç vermediğini ve tepki çektiğini anlatan Ersöz, şöyle devam etti: "Bunun üzerine mütalaayı ‘TSK içine sızmış örgüt mensupları’ şekline dönüştürenler, böylece öngördükleri yeni stratejiyi hayata geçirebilmeyi ve asil Türk Milleti nezdinde imajı zedelemek için çalıştıkları kahraman TSK’yı kısmen de olsa yürüttükleri zararlı faaliyet dışına çekebilmek ve hatalarını telafi edebilme yoluna gitmek istmişlerdir. Belirledikleri bu stratejiyi uygulamaya sokabilmek için önlerinde duran pentatlon parkurundaki US’RAIL çukuru şeklindeki zaman aşımı engelini aşmak mecburiyeti, iki masalcı teyzenin ‘FİF’leri yardımıyla hedef listesinde ilk ve kolaylıkla vurulacak olan şahsıma yöneltmelerini sağlıyordu."

Ahmet özal, Ersöz’ü değil Yirmibesoğlu’nu suçladı ‘Üİ"V Aydınlık, Özal’ın öldürüldüğü iddialarıyla ilgili Ahmet Özal’ın verdiği ifadeye ulaştı. Ahmet Özal, Turgut Özal’ın ölümünden sonra başlatılan soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Savcısı Uğur Tönik’in emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu tarafından tehdit edildiğini açıkladı. Eski Özel Harp Dairesi Başkanı olan Yirmibeşoğlu, Özal tarafından 1989’da emekliye sevkedilmişti. Savcı tehdit edilmiş Savcı Tönik’in suikast soruşturmasını yürüttüğü sırada kızının kaçırıldığını dile getiren Ahmet Özal, "Sabri Yirmibeşoğlu tarafından gönderildiklerini söyleyen 3 kişinin kendisine suikast olayının üzerine gitmemesi gerektiğini söylediklerini anlattı. Bunun üzerine Tönik araştırmalarını sonlandırmış" dedi. Özal, Eski Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Selçuk ve Emlak Bankası Genel Müdürü Bülent Şemiler’in yaptığı araştırmada İsviçre istihbarat birimlerinin de Yirmibeşoğlu üzerinde durduklarını iddia etti. Özal, babasına 1988 yılında Kartal Demirağ tarafından gerçekleştirilen suikast girişiminin arkasında da Yirmibeşoğlu’nun bulunduğu bilgisini verdiklerini ifade etti. Bu arada Semra Özal’ın ifadesinde de Ersöz’le ilgili bir bilgi yok."

Odatv.com

Savcı itirazı : Bu nasıl bir TSK’dan atılma ?

MERHUM Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın şüpheli ölümüyle ilgili hazırlanan iddianamede gizli tanık İlker Çınar’ın anlatımlarından Türkiye Ulusal Stratejiler Dairesi (TUSHAD), Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı (JİTEM) ve Ergenekon bağlantılı gizli yapı ayrıntılarıyla anlatıldı.

Çınar, TUSHAD’ın başından Ergenekon davası tutuklu sanığı Hurşit Tolon’un olduğunu vurgularken, Ergenekon sanığı Levent Ersöz’ün de bu yapı içerisinde Özal’ı öldürten isimlerden olduğunu belirtti. Çınar, kendisinin de Özal davasının tek sanığı Levent Ersöz’den eğitim aldığını ifade etti.

Atılsa, istihbaratçılarla görüşemezdi!

İlker Çınar’ın, TUSHAD’a girdikten sonra ilişiğinin manipülasyon amaçlı olarak farklı bir şekilde kesileceğinin kendisine söylendiğini ifade ettiği belirtildi. Savcılık değerlendirmesinde, “Çınar gerçekten TSK’dan atılan bir personel olmuş olsaydı, istihbaratçı olan Abdullah Atılgan, Mehmet Ülger, Haydar Yeşil, Ruhi Ubat ve diğer askeri personelle irtibata geçmeyeceği” ifade edildi. Çınar’ın TUSHAD’da görevinin 2005 yılında değiştiği ve görev yazısının da Malatya Başsavcılığı’ndan istenerek dosyaya eklendiği kaydedildi. Görev değişikliğiyle Çınar’ın istihbarat faaliyetlerine son vererek saha çalışması denilen topluma misyonerlik faaliyetlerinin amacı ve beklentilerini anlatma görevi aldığı aktarıldı.

Ahmet Takan : TSK’dan yükselen ses : Kanunsuz emir sözlü de yazı lı da olsa uygulanmaz /// CC : @ahmethtakan

yazir44060b500.jpg

İşbirlikçi AKP iktidarının sözcüleri koro halinde Cumhuriyet Savcılarını açıktan tehdit ediyor; “Terör örgütü ve yandaşları korunacak kılınızı bile kıpırdatamazsınız” ..

Terör örgütünün silahlı ve sivil sözcülerini bu bile kesmiyor, “Meclis’te kurulacak komisyon ve yasal düzenlemelerde” ısrar ediyorlar, güya yüzde 100 garanti istiyorlar.

Teröristlerin sınırlarımızdan çekilmelerine ve de propagandalarına Savcılarımız “siyasi baskılar” yüzünden göz yumdu diyelim. Türk Silahlı Kuvvetleri bu kanunsuzluk karşısında ne yapar. Onlar da “Bu, siyasetçilerin işi. Siyasi irade karar vermiş, terör örgütü üyeleri elini kolunu sallayarak istediği yere gitsin. Bizi ilgilendirmez. Görmeyiz, etmeyiz” diyebilirler mi?

Bu ve benzer soruları eski Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım’a sordum. Aldığım ilk cevap;

“PKK’lı teröristlerin sınır ötesine çekilmesi sırasında, operasyon yapılmaması ve teröristlerin görmezden gelinmesi Türk Ceza Kanunu’nun 238’inci maddesinde belirtilen ‘suçluyu kayırma’ suçunun işlenmesi demektir. TCK 238’e göre, ‘suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlayan kimse, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.’

Başta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere AKP Hükümeti’nin hiçbir Bakanlığı TCK 238’e aykırı bir direktif veya emir veremez. Anayasa’nın 137’nci maddesine göre kanunsuz emir yerine getirilmez. AKP Hükümeti, teröristlerin sınır ötesine çekilmesi ile ilgili olarak TCK 238’e aykırı direktif ya da emri yazılı olarak verse dahi bu direktif ya da emir uygulanamaz. Konusu suç teşkil edilen emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz. Yani Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü, TCK 238’e aykırı olarak verilecek direktif ve emirleri yerine getiremez. Yerine getirmesi halinde, sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun, kanunsuz emri yerine getiren, Genelkurmay Başkanı, ilgili Kuvvet Komutanları, Jandarma Genel Komutanı, Vali, Kaymakam, Hudut Birlik Komutanları, asker, jandarma ve polis sorumluluktan kurtulamaz ve TCK 238 kapsamında hesap vermek zorunda kalırlar.”

Tablo gayet net değil mi?..

Ümit Yalım önemli bir de hatırlatmada bulundu;

“Teröristbaşının 1999 yılında Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilmesi ve yargılanması ile ağır bir hezimete uğrayan PKK terör örgütü, topraklarımızı terk ederek Kuzey Irak’ta bulunan Kandil Dağı bölgesine çekildi. Sınırlarımız içinde kalan terörist sayısı 80-100 arasındaydı. Çekilme sırasında terör örgütüne karşı güvenlik güçlerinin operasyon faaliyetleri devam etmiş ve teröristlerin bir kısmı etkisiz hale getirilmiş veya teslim olmuştur. Dönemin hükümeti tarafından operasyonların durdurulması ya da geri çekilen teröristlerin görmezden gelinmesi kapsamında kanunsuz emir verilmemiştir.”

Ümit Yalım, iktidarın terör örgütleri arasında “pozitif ayrımcılık” yaptığı düşüncesinde;

“Sözde Barış Süreci ile ilgili olarak AKP Hükümeti’nin üyeleri tarafından yapılan açıklamalar, Anayasa’da ve kanunlarda belirtilen esaslar ile bağdaşmamaktadır. ‘Terör örgütünün Türkiye’de bulunan unsurlarının çekilmesi, 1999 yılındaki gibi olmasın, çekilme yolları belirlensin’ gibi açıklamalar yasal değildir. Devletin görevi, suçluyu yakalayarak adalet önüne çıkarmak ve yargılanmasını sağlamaktır. Devlet bu görevini yaparken hiçbir terör örgütüne ayrıcalık sağlayamaz. AKP Genel Merkezi’ne ve Adalet Bakanlığı’na silahlı saldırıda bulunan DHKP-C’li teröristleri yakalamakla görevli olan devletin güvenlik güçleri, binlerce güvenlik görevlimizin şehit edilmesinden sorumlu olan PKK’lı teröristleri yakalamakla da görevlidir. Hiçbir siyasi hükümetin, PKK terör örgütü lehine pozitif ayrımcılık yapması kabul edilemez.”

Emekli Kurmay Albay Ümit Yalım’ın bu açıklamalarını, şahsı adına olduğunu düşünmeyin. Bu sözler, son gelişmelerle birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri’nde atan ortak nabzın dışa vurumudur.

Önemli Not; Son günlerde Çankaya Köşkü’nün ziyaretçi trafiği önemli oranda arttı. Abdullah Gül, sıkıntılılara randevu vermekte yetişemiyor. Gül, “İmralı süreci”, “yeni anayasa çalışmaları” ve “Türklüğün anayasadan silinmesi faaliyetleri” ile ilgili sıkıntılarını anlatanlara “ben de rahatsızım” mesajları verip Tayyip Erdoğan’ı eleştiriyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmesinin ardından yazmıştım; Gül’ün bu “rahatsızlığı”nda samimi olduğuna inanmıyorum.

Yeniçağ

Naci BEŞTEPE : TSK DEĞİL DE KİM YARGILANIYOR ?

askeri-casusluk-iddianamesi-kabul-edildi-h1561357.jpg

20 Mart 2013 tarihinde basında şöyle bir haber dikkatimi çekti; MSB İsmet YILMAZ, MHP Grup Başkanvekili Oktay VURAL’ın, ” Eski genelkurmay başkanına müebbet hapis verilirken, Öcalan’a beslediğiniz muhabbetin kaynağı nedir?” sorusuna şu yanıtı verdi;

– Yargılananlar TSK değildir. TSK’ne ait olup da bir şekilde bir başka yerle bağlantı var mı yok mu şekilde itilaflı olanlardır.

– Sizlerden istirhamım, siyaseti TSK üzerinden yapmayalım. TSK ortak değerimizdir. Koruyormuş gibi yapıp da saldırmayalım.

Neresinden baksam, nereden baksam bir şeye benzetemediğim bu yanıta bir açıklama gelir mi diye bir hafta bekledim.

Bir Allah’ın kulu da çıkıp tek kelime etmedi.

TSK’da basın açıklaması yetkisinin Gnkur.Bşk.lığında olduğunu elbette biliyorum.

Açıklamayı ben de oradan bekledim.

Bekledim derken, umduğumu değil, olması gerekeni söylemek istiyorum.

Eğer basın yanlış aktarmadıysa, önce Sayın Bakan’ın anlayış noksanı var.

Soruyu anlayamamış. Soru Gnkur Bşk. ile ilgili, TSK’nın tamamı ile değil.

İkincisi Türkçesi bozuk.

“Yargılanalar TSK değil” ne demek?

” TSK yargılanmıyor, bazı mensupları yargılanıyor” diye mi anlayacağız?

Yoksa, ” Yargılanalar TSK mensubu değil” diye mi?

Bakanlık makamında oturan bir şahsın iki cümleyi açık ve anlaşılır şekilde söyleyememesi biraz garip değil mi?

Yadırganmaz mı?

Hangisini kastederse etsin bakanın yaklaşımı doğru mudur?

Başta genelkurmay başkanlığı ve kuvvet komutanlıkları yapanlar olmak üzere orgeneralden başlayarak teğmene kadar her rütbeden subayların ve astsubayların yargılandığı bir ortamda bunları TSK saymamak ne demektir?

Kimin haddinedir?

Bunların bir kısmı hala TSK’nın üniformasını taşıyan general-subay ve astsubaylardır.

TSK’dan değilse neredendir bu insanlar?

Suçları maddi gerçekle kanıtlanmamış ve yargılanmaları devam eden bu insanları peşin suçlu göstermek ve yargıyı etkilemek değil de nedir yapılan?

Hem de yürütme organı içinde TSK ile en yakın çalışan bir bakandır bunu yapan.

TSK mensuplarının haklarını hükumet içinde, TBMM’nde ve kamuoyu önünde savunması gereken bir bakan.

Sözde savunuyor gibi yapıp saldıran, saldırı eylemini de başkalarının üzerine atan bir bakan.

Aynen ” Koruyormuş gibi yapıp saldırmayalım” ifadesindeki eylemi yerine getiren.

Başbakanı’nın saptırma ve yansıtma taktiğini iyi kavramış ve uygulayan bir bakan.

MSB Yılmaz, mensubu olduğu hükumetin ve partinin siyasetini ve anlayışını taşımakta ve uygulamaktadır.

Ondan farklı bir şey beklememiz fazladır.

Görevini yapmıştır.

Ya bu insanların silah arkadaşları?

Hadi emeklileri boş verdiniz.

Artık onlardan alacağınız bir şey kalmadı.

Ya emrinizde çalışanlar. İki orgeneral. Korgeneral ve koramiraller. Albaylar, yarbaylar, gencecik üsteğmenler, teğmenler, astsubaylar.

Onları bu haksızlığa karşı kim savunacak?

Bu sözlerin sahibine yasal ortamlarda ve yasal yollarla kim ulaşıp düzeltme isteyecek?

Böyle bir beklentiyi yok saymak olası mıdır?

Yok sayarak kaçışla sorun çözülmüş olur mu?

Bakan Bey’e ben bireysel yanıtımı vereyim;

Sayın Bakan, bugün TSK yargılanmaktadır. Bireyler önemli değildir.

Öncelikle, Türkiye’nin rejimini ve sınırlarını değiştirmede en büyük engeli ortadan kaldırılmak için, bu vesile ile de 90 yıllık tarihin intikamını almak için TSK yargılanmaktadır.

Gerisi fasaryadır.

Naci BEŞTEPE

İLK KURŞUN

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: