Etiket arşivi: türkiye

/// ÇOK ÖNEMLİ /// KÜRESEL GÜÇLER GİZLİ TEKNOLOJİLERİNİ TÜRKİYE’DE KULLANIYOR /// 2. B ÖLÜM ///

VİDEO : ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU L. Ö’NÜN AÇIKLAMALARI

VİDEOYU GÖRMEK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

***

MK-ULTRA & MIND CONTROL & ZİHİN KONTROLÜ HAKKINDA HERŞEY …

DÖKÜMANLARI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN.

***

ABD ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATINDAKİ GİZLİ OPERASYONLAR

“ABD Ulusal Güvenlik Teşkilatı’na arşı açılan bir dava dosyası, bireyleri kontrol altında tutmak için tasarlanan ürkütücü teknolojileri ve programları açıklamaktadır.”

JOHN ST.CLAIR AKWEI, ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NA (NSA) KARŞI

Aşağıda verilen belge, John St.Clair AKWEI tarafından Ulusal Güvenlik Teşkilatı (NSA)’ya karşı Washington’da açılan bir dava dosyasını kapsamakta ve Ulusal Güvenlik Teşkilatı ile ilgili bilgilerini, Ulusal Güvenlik faaliyetlerinin teknolojilerini ve yurttaşları izlemek için yapılan gizli operasyonları vermektedir.

ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NIN MİSYONU VE YURT İÇİ İSTİHBARAT OPERASYONU

HABERLEŞME İSTİHBARATI

ABD’de ve dünyada tüm elektonik haberleşmenin yurdu kaplaması, ulusal güvenliği temin eder. Ft. Meade, Maryland’deki Ulusal Güvenlik Teşkilatı, 1960’lı yıllardan beri dünyada ki en gelişmiş bilgisayara sahiptir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı teknolojisi özel şirketlerden, akademiden ve halktan gizli olarak geliştirildi ve yürütüldü.

İŞARET İSTİHBARATI

Ulusal Güvenlik Teşkilatı, İşaret istihbarat görevi için, çevredeki şifresi çözülen EMF dalgaları, bilgisayara telsiz olarak kaydetmek ve kişileri vücutlarındaki elektrik akımları ile izlemek için bir bilgisayar programı geliştirdi. İşaret İstihbarat’ı, içinde elektrik akımı bulunan her şeyin çevresine EMF dalga yayan bir manyetik alana sahip olma esasına dayandığı için Ulusal Güvenlik Teşkilatı/Savunma Departmanı, elektriksel aktivitesi olan insan yapısı veya organik her cismi uzaktan analiz edebilen hususi bir dijital araç geliştirmiştir.

YURTİÇİ İSTİHBARATI

Ulusal Güvenlik Teşkilatı tüm ABD vatandaşlarının kayıtlarına sahiptir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı, 50,000’den fazla ajanından herhangi birinin dikkatini çekebilecek ABD vatandaşları içerisinde bilgi toplamaktadır. Bu ajanlar, herhangi bir kişiyi kendiliklerinden izlemek konusunda yetkiye sahiptir.

Ulusal Güvenlik Teşkilatı her mevkide, “DAİMİ ULUSAL GÜVENLİK ANTİ-TERÖR GÖZETİM ŞEBEKESİNE –AĞINA-“ sahiptir. Bu gözetim ağı tamamen kılık değiştirmiştir ve halktan gizlenmektedir. Amerika’da şahısları takip etme işi Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın elektronik gözetim ağı ile ucuz ve kolayca yürütülmektedir. Bu ağ, tüm BİRLEŞİK DEVLETLERİ kapsar, on binlerce Ulusal Güvenlik Teşkilatı Personelini içerir ve aynı anda yüz binlerce kişiyi izler.

Operasyonların maliyetinin ucuzluğu, operasyon maliyetlerini en düşük seviyeye indirmek için tasarlanan Ulusal Güvenlik Teşkilatı bilgisayar teknolojisi ile sağlanır.

Ulusal Güvenlik Teşkilatı Personeli, kendi toplumlarında güya halktan biriymiş gibi hizmet verirler ve izlemek isteyecekleri kişiler hakkında istihbarat toplumunu bilgilendirebilmek için, gizli ve yasal işlerde çalışırlar.

Toplumdaki Ulusal Güvenlik Teşkilatı Personeli, genellikle sosyal sahada çalışan, avukat ve işadamı gibi gizli kimliklere sahiptir.

· BAĞIMSIZ OLARAK OPERASYON YAPABİLEN ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI PERSONELİ TARAFINDAN GÖZETİM İÇİN ARA SIRA HEDEFLENEN VATANDAŞLAR

Ulusal Güvenlik Teşkilatı Personeli, Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın yurt içi istihbarat ağını ve gizli işleri kullanarak, Birleşik Devletler’deki binlerce ferdin yaşamlarını kontrol edebilirler. Bunlar tarafından bağımsız olarak yürütülen operasyonlar bazen kanun sınırlarının ötesine taşabilir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın operasyonları ile yüzlerce habersiz vatandaşa uzun süreli kontrol ve sabotaj yapılmış olması muhtemeldir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı ağı, Birleşik Devletler vatandaşlarına gizli olarak suikast veya hastalıklar, akıl ve ruh bozuklukları olarak teşhis edilebilecek konulara sebep olacak gizli psikolojik kontrol operasyonları yapma yeteneğine sahiptir.

ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NIN YURT İÇİ ELEKTRONİK GÖZETİM AĞI

1960’lı yılların ilk yıllarında dünyada ki en gelişmiş bilgisayarlar Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın elindeydi. Bu bilgisayarlarla araştırılan yeni buluşlar Ulusal Güvenlik Teşkilatı için saklandı. Şu anda Ulusal Güvenlik Teşkilatı mevcut bilgisayar teknolojisinin 15 sene ilerisinde olan nano-teknolojik bilgisayarlara sahiptir.

Ulusal Güvenlik Teşkilatı, Amerika’da bu teşkilatın ajanlarının şifre çözücülerinin dikkatini çekecek “anahtar kelimelerle” her ortamda bütün haberleşmeleri kontrol eden ve yapay zekalı gelişmiş bilgisayarlar kullanarak, kendilerine rahatsızlık verici bilgiler elde ederler.

BAKINIZ : ECHELON & DIG-INT (TIKLAYIN)

Bu bilgisayarlar, bütün haberleşmeleri verici ve alıcı uçlarda denetlerler. ABD’nin bu rahatsızlık verici haber alma hadisesi Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın “İŞARET İSTİHBARATI” misyonunun bir sonucudur.

Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın elektronik gözetim ağı, tüm elektro-manyetik saha tayfını denetleyebilecek araçların hücreli düzenlenmesine dayanır. Bu cihaz, diğer elektronik savaş programları gibi büyük bir gizlilik içerisinde geliştirildi, yürütüldü ve muhafaza edildi.

İŞARET İSTİHBARATIYLA UZAKTAN BİLGİSAYAR KARIŞTIRMA

Ulusal Güvenlik Teşkilatı, Birleşik Devletler’de satılan tüm kişisel bilgisayarların ve diğer tüm bilgisayarların izlerini muhafaza eder. Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın “ELEKTRO-MANYETİK ALAN SAHA CİHAZI”, monitörden ve güç kaynağından çıkan dalgaları süzerek kişisel bilgisayarların devre tablosundan çıkan radyo frekanslarına ayarlanabilir.

Bilgisayar devre tablosundan çıkan radyo frekanslı yayın, bilgisayardaki dijital bilgiyi içerir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın cihazından çıkan kodlanmış radyo frekansında ki dalgalar, bilgisayar devreleriyle, bilgisayara girebilir ve bilgisayarda ki verileri değiştirebilir. Böylece Ulusal Güvenlik Teşkilatı, gözetim ve anti-terör elektronik savaşı için ülkedeki herhangi bir bilgisayara telsiz modem gibi bir giriş kazanabilir.

BAKINIZ : TEMPEST TEKNOLOJİSİ

Kullandığımız bilgisayarlar internete ya da bir ağa bağlı değilse bilgilerimizin ele geçirilemeyeceğini düşünürüz. Oysa havada yayılan elektromanyetik dalgaları kopyalayarak , ağa bağlı olmayan bilgisayarlardaki bilgileri ele geçirmek de çok zor değil. Bu korsanlığın önüne geçmek TEMPEST yöntemiyle mümkün.

Bilgi casusları, özel frekans tarayıcıları kullanarak 25 ile 100 metre uzaklıklara varan mesafelerdeki bilgisayar ekranlarında yer alan görüntüleri, hatta bilgisayardan yazıcıya gönderilen dokümanları, elektromanyetik dalgaları kopyalayarak ele geçirebiliyor.

Mutfaktaki mikserin veya mikro dalga fırının yaydığı elektromanyetik dalga önemli değildir. Ama sözkonusu alet şifre çözen elektronik bir aygıt veya önemli bilgileri barındıran bir bilgisayarsa bunlardan yayılan elektromanyetik dalga çok önemlidir. Nitekim bu bilgiler bir şekilde havada yayılırken çeşitli cihazlar yardımı ile yakalanıp deşifre edildiğinde, o önemli bilgileri elde etmek çok zor değil.

1950’li yılların başında ABD hükümeti, yaptırdığı araştırma ve deneyler sonucunda elektromanyetik dalgaları yakalayıp tekrar yapılandırılabilen teknolojiyi geliştirmeyi başardı. Ardından özellikle ABD Savunma Bakanlığı’nda önemli verileri aktaran ve kayıt eden aletlerden bu bilgilerin elektromanyetik dalga yolu ile sızmasını engellemek için TEMPEST (Transient Elektromagnetic Pulse Emanation Standard) adını veren teknolojiyi geliştirdi.

TEMPEST Nedir?

TEMPEST, elektromanyetik darbe sızıntı standardı anlamına geliyor. Bu standart; elektronik cihazların elektromanyetik yayınım sınırlarını, zırhlama ve ekranlama standartlarını belirliyor. TEMPEST teknolojisinin amacı, bir bilgisayarın veya herhangi bir elektronik aygıtın çalışması esnasında yaydığı elektromanyetik ışınımların üçüncü bir kişi tarafından alınmasını veya elde edilen işaretlerin işlenerek söz konusu elektronik aygıtın işlediği bilgilere ulaşılmasını engellemek.

Özellikle ABD, İngiltere, Almanya gibi devletler tarafından, askerî ve gizli bilgileri muhafaza etmek amacıyla bilgisayar ve çevre birimleri (yazıcı, tarayıcı, monitör, yedekleme ünitesi vb) ile üretilen bilgilerin, elektromanyetik dalga ile gözlenmesini engellemek için başarıyla kullanılıyor. Bu standardın lisans hakkı, sadece ABD Hükümeti ve NATO tarafından veriliyor. Bugün, dünyada 50 kadar firma, TEMPEST adı verilen bu güvenlik standardına uygun donanım üretiyor.

Elektromanyetik dinleme nasıl oluyor?

Elektronik cihazlarda işlenen işaretler hava yolu ile, elektrik dağıtım şebekelerinden gürültü olarak veya kabloların yüzeylerinden iletilen elektromanyetik dalgalar yolu ile yayılır. Yayılan bu işaretler, geliştirilen özel anten ve elektromanyetik dalga alıcısı cihazları ile toplanarak, uygun bir işleme devresinden geçirilerek (filtreleme, şiddetlendirme, eksik kısımları yeniden oluşturma, sayısal işaret işleme gibi) kullanılabilir şekle getirilir.

HESABI BOŞALTABİLİRLER

Daha iyi anlaşılabilmesi için konuyu örnek bir senaryo ile anlatacak olursak; içi elektromanyetik dinleme aygıtları ile donatılmış (Anten, TEMPEST receive ve sayısal işaret işleme yapabilen bilgisayar) bir kamyonet herhangi bir banka şubesinin yakınına park eder. Dinleme yapabilmek için gerekli düzeneklerini hazırladıktan sonra banka içinde çalışmakta olan herhangi bir memurun bilgisayarının yaydığı işaretleri yakalayarak işlemeye başlar. O anda hesabında yüklü miktarda para olan bir müşterinin işlemlerini yapan memurun ekranındaki görüntülerin kopyasını alan saldırgan kısa sürede emeline kavuşur. Normalde saldırgan bir şekilde ağa bağlanıp da bu bilgileri ele geçirmek için uğraşsaydı işi daha zor olabilirdi. Çünkü banka memurunun bilgisayarındaki bilgiler şifrelenmiş olarak saklanmakta veya ağ üzerinde dolaşmakta olacaktı. Hesap bilgilerini içeren şifreli dosya yakalanmış olsa bile şifreleri çözmek ya imkânsız ya da çok uzun sürecekti.

Soğuk savaşın bitmesinden sonra bütün dünyada bilgi casusluğu boy göstermeye başladı. Bilgiyi ele geçirmek için her türlü teknolojik gelişmelerden yararlanıldı. Artık sadece internete bağlı bilgisayardan bilgi çalmakla yetinmeyen casuslar elektromanyetik dalgalarla yayılan bilgileri de ele geçirmeye başladı. Elektromanyetik dalgaların dinlenebilmesi ile ortaya çıkan bu güvenlik sorunu, sadece savunma sistemleri için değil, özel sektör kuruluşları için de büyük risk oluşturuyor. Bu sistemi kullanan sanayi casusları, rakip firmanın geliştirdiği teknolojileri ele geçirmek için çaba sarf ediyor.

Elektromanyetik dinleme nasıl engellenir?

Sıradan kullanıcıları dinlemek için pahalı bir teknoloji olan elektromanyetik dinleme aygıtlarının bilgileri çalmasını engellemek için özel tekniklerle izole edilmiş TEMPEST uyumlu elektronik aygıtlar kullanılmalı. Çalışılan bina ya da bilgisayar ve elektronik aygıtların bulunduğu veri merkezleri "Faraday Kafesi" içine alınmalı ya da bir iletken zırhı kılıfı ile izole edilmeli. Şebeke toprağı dışında sistem ayrıca topraklanmalı. Yayılan dalgaları gürültü ekleyerek anlaşılmaz kılmalı veya aletlerin çalışma temelini değiştirerek yayılan işaretleri işlenen bilgiden arındırmalı.

Türkiye’de TEMPEST

Türkiye’de ASELSAN ve TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE) TEMPEST projeleri ile uğraşıyor. UEKAE elektromanyetik sızıntıları izole edilmiş bilgisayar hatta elektrik prizi bile üretirken, ASELSAN çeşitli askeri iletişim malzemeleriyle, ağ kripto ürünleri geliştiriyor. Bunun yanında Türkiye’nin yurtdışı konsolosluk ve elçiliklerinde kripto aygıtları "Strong Room" adı verilen TEMPEST zırhlı odalarda çalışırken, Genelkurmay Başkanlığı’nın da olduğu yüksek güvenlik gerektiren kurumlarda TEMPEST uyumlu bilgisayarlar yıllardır var.

UEKAE-ETTM tarafından tasarlanan TEMPEST PC MST 401-1 standardının (AMSG 720B eşdeğeri) koşullarını sunmaktadır ve SDIP-27 standardına göre Seviye A cihazıdır. Bu cihaz kullanılarak ÇOK GİZLİ seviyesine kadar gizlilik dereceli bilgi bütün bölgelerde güvenlikle işlenebilir.

ABD hükümeti TEMPEST projesini büyük bir gizlilik içinde yürüttüğü için TEMPEST teknolojisi ve elektromanyetik dalga aracılığı ile dinleme veya bilgi hırsızlığı yapma konularında yeterince ayrıntılı teknik bilgiye sahip olmak şimdilik çok zor.

Tam bu noktada bir tespit yapmakta fayda var. Hatırlarsanız, Eski Deniz Kuvvetleri Komutanımız Sayın ÖZDEN ÖRNEK, bilgisayarından çıkan darbe günlüklerinin “kendisine ait olmadığını” ifade etmişti. Acaba bu günlükler kendisi tarafından yazılmadı ise ne şekilde kişisel bilgisayarına konmuştur ? Bunun araştırılmasında ciddi şekilde fayda bulunmaktadır.

Devam edelim.

GÖZETİM İÇİN İNSANLARDA Kİ EMF’NİN MEYDANA ÇIKARILMASI (KEŞİF)

Bir cismin bio-elektrik alanı uzaktan algılanabilir, böylece cisimler bulundukları herhangi bir yerde denetlenebilirler. Özel EMF cihazıyla Ulusal Güvenlik Teşkilatı, kripto-şifre çözücüleri (EEG’lerden) üretilen potansiyelleri uzaktan okuyabilirler. Bunlar bir kişinin beyin durumlarına ve düşüncelerine kodlanabilir. Bu durumda kişi, uzak bir mesafeden mükemmel olarak denetlenebilir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı personeli, “İŞARET İSTİHBARATI” nın elektro-manyetik tarama ağının kadranında çevirerek, ülkedeki herhangi bir şahsı tespit edebilir ve Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın bilgisayarları o şahsı 7 gün 24 saat izleyebilir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı, ABD’deki herhangi bir şahsı seçebilir ve onu sınırsız olarak takip edebilir.

ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NIN ELEKTRO-MANYETİK BEYİN UYARILMASINI KULLANMASI

Ulusal Güvenlik Teşkilatı “İŞARET İSTİHBARATI”, “UZAKTAN NÖRAL (SİNİR) DENETİMİ VE ELEKTRONİK ZİHİN BAĞLANTISI” için “ELEKTRO-MANYETİK BEYİN UYARILMASINI”nı kullanmaktadır.

(İyonlaşmayan elektro-manyetik alan) radyasyonu üzerine, nörolojik araştırmayı ve bio-elektrik araştırma ve gelişmeyi içeren 1950’li yılların MKULTRA programından beri, “BEYİN UYGULAMASI” gelişme halindedir.

Elde edilen gizli teknoloji, Ulusal Güvenlik arşivlerinde, “Radyoaktifliği ve nükleer patlamaları içermeyen ve çevrede bulunan bir kaynaktan istemeyerek (kasıtlı olmayan bir şekilde) yayılan elektro-manyetik dalgalardan oluşan bilgi” olarak tanımlanır ve “Işınım İstihbaratı” olarak sınıflandırılır.

İşaret istihbaratı, ABD yönetiminin diğer elektronik mücadele programları gibi, bu teknolojiyi de, gizli olarak yürütmekte ve muhafaza etmektedir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı, bu teknoloji ile ilgili mevcut bilgileri denetlemekte ve bilimsel araştırmaları halktan gizlemektedir. Aynı zamanda bu teknolojiyi gizli tutmak için uluslar arası istihbarat anlaşmaları da vardır.

NSA, insandaki elektriksel faaliyetleri uzak mesafeden analiz eden hususi donatıya sahiptir.

NSA bilgisayarında üretilen beyin planlaması, beyinde ki elektriksel faaliyetleri sürekli olarak denetlemektedir. Ulusal Güvenlik gayesiyle NSA, binlerce insanın ferdi beyin haritalarını kaydetmekte ve şifrelemektedir. Elektro-Manyetik alanla “BEYNİN UYARILMASI”, beyin-bilgisayar bağlantısını sağlamak için, mesela askeri savaş uçağında ordu tarafından gizlice kullanılmaktadır.

Elektronik gözetim amacıyla, beynin konuşma merkezinde ki elektrik faaliyetleri, kurbanın sözlü düşüncelerine çevrilebilir. Kulağı devre dışı bırakarak, ses haberleşmesinin doğrudan beyne gitmesini sağlayarak, Uzaktan Nöral Denetim, şifrelenmiş işaretleri, beynin işitme korteksine gönderebilir. NSA ajanları bunu, paranoid şizofreninin ve yada psikozun karakteristiği olan işitsel halüsünasyonları taklit ederek, kurbanların gizli olarak takatini ve direncini kırmak için kullanabilirler.

Kurbanla herhangi bir temas olmaksızın, Uzaktan Nöral Denetim, bir kurbanın beynindeki görsel kortekste mevcut olan elektrik faaliyetlerini planlayabilir ve kurbanın beynindeki tasvirleri (görüntüleri) bir videonun monitöründe gösterebilir.

NSA ajanları, kurbanın gözlerinin gördüğü her şeyi görürler. Görsel hafıza da görülebilir. Uzaktan Nöral Denetim gözleri ve optik sinirleri atlayarak (devre dışı bırakarak), doğrudan görsel kortekse görüntü gönderebilir. NSA ajanları, beynin programlama gayesi için, gözetim altındaki kişi REM uykusunda iken, onun beynine gizlice görüntü yerleştirmek için bunu kullanabilirler.

UZAKTAN NÖRAL DENETİM YAPAN NSA ÖRGÜTÜNÜN YETENEKLERİ

Birleşik Devletler’de, 1940’lı yıllardan beri, İşaret İstihbaratı ağı vardır. NSA’nın FT.Meade’de, kişileri izlemek ve bunların beyinlerinde ki işitsel ve görsel bilgileri tecavüzkar olmayan bir biçimde denetlemek için kullanılan iki yönlü bir Uzaktan Nöral Denetim sistemi vardır.

Bu işlerin tümü, kişiyle fiziki bir temas olmadan yapılır. Uzaktan Nöral Denetim metodu, gözetim ve yurt içi istihbarat için esas metoddur.

Konuşma korteksi – İşitsel korteks bağlantısı, istihbarat toplumu için esas haberleşme sistemi oldu. Uzaktan Nöral Denetim, görsel – işitsel beyin ile beyin arasında veya beyin ile bilgisayar arasında tam bir bağlantıya izin verir.

ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NIN (NSA) İŞARET İSTİHBARATI – ELEKTRONİK BEYİN BAĞLANTI TEKNOLOJİSİ

NSA – SIGINT (Ulusal Güvenlik Teşkilatı İşaret İstihbaratı) insan beyninden yayılan 5 miliwolt’luk ve 30 – 50 Hz’lik uyandırılmış potansiyellerin şifrelerini dijital olarak çözerek, insan beynindeki bilgileri uzaktan ve tecavüzkar olmayacak bir biçimde denetlemek için özel yeteneklere sahiptir.

Beyindeki nöral hareketlilik değişen bir manyetik akıya sahip olan değişen bir elektriksel özellik yaratır. Bu manyetik akı 30 – 50 Hz’lik ve 5 milimetrelik sürekli bir elektro-manyetik dalga çıkarır. Beyinden gelen elektro-manyetik emisyonda ihtiva edilen şeyler “uyandırılan potansiyeller” olarak adlandırılan enserler ve desenlerdir.

Her düşünce, reaksiyon, motor kumandası, işitsel olaylar ve görsel görüntü için beyindeki bir “uyandırılmış potansiyel” veya “uyandırılmış potansiyeller kümesi” karşılığı vardır. Beyinden yapılan EMF emisyonunun şifreleri, beyninde geçerli fikirler, düşünceler, görüntüler ve sesler haline gelmesi için deşifre edilir ve çözülür.

NSA SIG – INT, bilgileri (sinir sistemi mesajları gibi) istihbarat ajanlarına aktarmak ve gizli operasyon yapılacak kişilerin beyinlerine (onlar tarafından fark edilemeyecek bir şekilde) aktarmak için, bir haberleşme sistemi olarak EMF ile aktarılan Beyin Uyarılması’nı kullanmaktadır.

EMF ile Beyin Uyarılması, sonuçta beynin nöral devrelerinde ses ve görsel olayların oluşması için beyindeki uyarılacak potansiyelleri, kobayları tetiklemek için şifrelenmiş ve pulslanmış karmaşık elektro-manyetik işaretler göndererek çalışır. EMF ile Beyin Uyarılması kişinin beyin hallerini değiştirebilir ve motor kontrolünü etkileyebilir.

İki yönlü elektronik beyin bağlantısı, sesi (kulakları bypass ederek) işitsel kortekse aktarırken ve donuk (belirsiz) görüntüleri, (optik sinirleri ve gözleri bypass ederek), görsel kortekse aktarırken, nöral görsel,işitsel bilgileri uzaktan kumanda ederek yapılır. Görüntüler beyinde sabit olmayan iki boyutlu ekrandaki gibi zuhur eder.

İki yönlü elektronik beyin bağlantısı, CIA – NSA ve diğer müttefik ülke istihbarat servisleri personeli için esas haberleşme sistemi haline gelmiştir. Uzaktan Nöral Denetim (RNM, İnsan beynindeki bio-elektrik bilginin uzaktan denetimi) esas göstim sistemi halini almıştır. Bu Birleşik Devletler İstihbarat Topluluğu ve tüm müttefik ülke istihbarat camiasında sınırlı sayıdaki ajan tarafından kullanılmaktadır.

İŞLEYİŞ TEKNİĞİ

RNM her belirli beyin bölgesinin rezonans frekansının şifresinin çözülmesini gerektirir. Bu frekans, daha sonra beynin bu özel bölgesine bilgi yüklemek için değiştirilir. Değişik beyin bölgelerin tepki gösterdiği (cevap verdiği) frekans 3 Hz ile 50 Hz arasında değişmektedir. İşaret İstihbaratı, sinyalleri bu band aralığında değiştirirler.

(Tablo 1 ‘e bakınız !)

Bu değiştirilmiş bilgi, şuuraltı seviyesinden algılanabilir seviyeye kadar değişen yoğunluklarda, beyine yerleştirebilinir. Her insan tek bio-elektrik rezonans / entrainment frekansları kümesine sahiptir. Bir insanın beynie diğer bir insanın işitsel korteksinin frekansında işitsel bilgiler gönderme, bu işitsel bilginin kavranılmaması sonucunu verecektir.

Davacı George Farquhar, RNM (Uzaktan Nöral Denetim)’den, NSA, Ft.Meade’deki Kinnecome grubuyla iki yönde RNM teması kurarak haberdar olmuştur. (Project Freedom Internet Sitesinin kurucusu)

Onlar, Ekim 1990’dan Mayıs 1991’e kadar davacıyı tedirgin etmek için 3 boyutlu RNM sesini doğrudan doğruya beyinde kullandılar.

Mayıs 91’deki gibi Davacı ile iki yönlü RNM haberleşmeleri vardı ve Davacının yeteneklerini yok etmek maksadıyla ve kendisine karşı son 12 yılda yaptıkları faaliyetler nedeniyle Davacının yetkililere başvurmasını önlemek için RNM’yi kullandılar. Kinnecome grubunun Ft.Meade’de günde 24 saat çalışan, yaklaşık 100 çalışanı vardır. Davacıyı tecrit etmek için Davacıyla temasta bulunan ve beyinleri gizlice dinlenen kişilere de sahiptirler. Bu şimdiye kadar bir vatandaşın RNM ile taciz edilmesi ve bu istihbarat operasyonları metodunu kötüye kullanan NSA personeline karşı dava konusu haline gelinen ilk olaydır.

NSA TEKNİKLERİ VE KAYNAKLAR

Ülkede herhangi bir yerde, herhangi bir mahalde, herhangi bir binada bireyleri sürekli olarak Uzaktan Denetleme / İzleme.

Bu operasyonların ucuz olarak yürütülmesi için getirilen bir sistem NSA tarafından her toplulukta binlerce insanın sürekli olarak denetlenmesini ve takip edilmesini sağlar.

· Uzaktan RNM Cihazları

Nsa’nın RNM donatısı izlenen kişilerin beynindeki uyandırılan potansiyelleri (EEG’leri) uzaktan okuyabilir ve onların verimlerini (performanslarını) etkilemek için sinir sistemi aracılığı ile mesaj gönderebilir. RNM elektronik olarak bireyleri teşhis edebilir ve onları Birleşik Devletler’deki veya müttefik ülkelerin sınırları içerisinde herhangi bir yerde izleyebilir. Bu donatı, bir şebeke (sğ) üzerindedir ve yurt içi istihbarat operasyonları, yönetim güvenliği ve bio-elektrik mücadele durumunda kullanılırlar.

· Metropol Alanlarında Nokta Görevlileri

Her bölgede on binlerce kişi, NSA ve müttefik ülkelerde kendi servislerinin istihbarat ajanlarınca gizli kontrol için teşhis edilen kişileri (bazen bilmeyerek) takip ve kontrol etmek için, mahalle / işyeri nokta görevlisi (Muhbir – Intelligence Network Personel) olarak çalışmaktadır.

Büro dışında çalışan ajanlar, binlerce kişiyi izleyen nokta görevlileriyle (muhbirlerle) sürekli haberleşme içindedirler. Uzak bölgelerde ki ofislerde çalışan NSA ajanları, gözlemlenen kişiyle temas halinde bulunan ve halk içinde tespit edilen herhangi bir kişiyi (RNM’yi kullanarak) anında teşhis edebilir.

· Kimyasal Madde ve İlaçlar Verilmesi için NSA tarafından Evlere Yerleştirilen Plastik Boru Şebekesi

Uyutma gazı ve beyin yıkamaya yardımcı olan ilaçların verilmesi için NSA kişilerin hava kanallarının ve su musluklarına hat döşemek için gerekli alet ve edavata sahiptir. Bu CIA Farmo-Psikoloji’sinin (Psiko-Farmokoloji) bir neticesidir.

· Hususi Birleşik Devletler istihbaratına Kısa Bir Bakış

İnsan beynindeki EEG’leri okuyabilen özel EMF donatısının sabit ağı, dijital bilgisayarlar kullanılarak kişileri teşhis ve takip edebilir. NSA İşaret İstihbarat’ndan gelen EMF (Elektro-Manyetik Alan) sinyaliyle yapılan ESB (Beynin Elektriksel Uyarılması) kişileri kontrol etmek için kullanılmaktadır.

· RF (Radyo Frekansı) yayımının şifrelerini çözerek kişisel bilgisayarların devre tablosundan bilgi toplayan ve bu suretle ülkedeki herhangi bir kişisel bilgisayar telsiz modem tarzı giriş kazanan EMF donatısı.

Bakınız : TEMPEST Teknolojisi

Bu noktada Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Sayın ÖZDEN ÖRNEK’in Darbe Günlükleri ile ilgili olarak kendisinin “Günlükler bana ait değildir” ifadesini hatırlamamızda fayda vardır.

Tüm donatı saklı, tüm teknoloji gizli, araştırmaların hiçbir bölümü, elektronik mücadele araştırmalarında olduğu gibi rapor edilmiyor. Hiçbir surette halk tarafından bilinmeyen yurt içi istihbaratı bu metodunun tam ve mükemmel olarak yürütülmesi, 1980’lerin ilk yıllarından beri devam etmektedir.

EDİTÖRÜN NOTU

Davadan eğer bir sonuç çıkarsa, bunun neticesinin ne olacağını anlamak için Mr.Akwei’ye telefon etmeye çalıştım. Dava ile ilgili ne yapacağı hususunda telefonda konuşamayacağını kesin fakat kibar bir dille anlattı ve telefonu kapattı. Benzer uzunlukta daha sonraki bir konuşmada, kendi adresinin ve telefon numarasının bu makalede açıklanmasını istemediği bilgisiyle sonuçlandı. Eğer herhangi bir gelişme duyarsak size bildireceğiz.

Yukarıdaki makaleden açıkça görülebileceği gibi Birleşik Devletler Güvenlik Teşkilatı, gizli çalışan bir terör örgütünden başka bir şey değildir. Bunların, milyonlarca masum insanın zihinlerini (günlük olarak) kullandıkları gelişmiş teknolojileri, demokratik toplum diye adlandırdığımız şeyin görünen yüzünün arkasında var olan, otoriter ve mütehakkim anlayışlarının kaba bir ifadesidir.

George Orwell’in tahayyül ettiği “DÜŞÜNCE POLİSİ” maalesef bugünün dünyasının bir gerçeği olmuştur. Biz idrak edelim veya etmeyelim, toplumumuzdaki her ferd, bu diktatörlük tavrından olumsuz olarak etkilenmektedir.

Bu Değişmelidir – Değişecektir – Seninle Başlayacak !

George Farquhar

BEYİN KONTROLÜ GERİBESLEME ŞEMASI : EŞİTSİZLİK VE BASKI

Beyin Kontrolcüleri, Personel yardımcılar ve Mahkum İşbirlikçiler

Mobil telefon şebekesi yada mobil telefonlarla uzaktan bireysel yafa toplu beyin kontrolü

· İletişim aracı kılığında Mobil Psiko-tronik Silahlar taşıyan araçlarla uzaktan beyin kontrolü

ELF BEYİN UYARICILARINDAN BAZI ÖRNEKLER

(TABLO 1)

UZAKTAN BEYİN KONTROLÜ SİLAHLARINI İNSANLARA KARŞI NASIL KULLANDIKLARININ ŞEMASIDIR !

YUKARIDAKİLER,

NÖRO-ELEKTRO-MAGNETİK FREKANS SALDIRILARININ, POLİS VE ASKERİ İSTİHBARAT TEŞKİLATLARI TARAFINDAN YAPILDIĞINDA UZAKTAN AKIL DENETİMİ, DAVRANIŞ KONTROLÜ VE CİNAYETLERDE NASIL UYGULANDIĞINI ANLATIYOR !

ZİHİN KONTROL CİHAZI’NIN ABD PATENT DAİRESİNDE 20.NİSAN.1976 TARİHLİ TESCİL BAŞVURU FORMU

GÖNDEREN : ÖZEL BÜRO / MK-ULTRA ARAŞTIRMA BİRİMİ

Reklamlar

/// ÇOK ÖNEMLİ /// KÜRESEL GÜÇLER GİZLİ TEKNOLOJİLERİNİ TÜRKİYE’DE KULLANIYOR /// 1. B ÖLÜM ///

VİDEO : ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU H. K.’NİN AÇIKLAMALARI

VİDEOYU GÖRMEK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

***

AMAÇ BEYİN KONTROLÜ

ABD, denek olarak kullandığı insanlara LSD dahil birçok kimyasal verdi.

Amaç beyin kontrolü

Sovyetler’in geliştirdiği düşünülen biyolojik silahları ve beyin yıkama yöntemlerini örnek alan ABD, 1947 yılında CIA’nın kurulmasıyla bir dizi zihin kontrol projesinin ilkini başlattı. ABD’ye getirilen Nazi doktorlar da bu projelerde yer alacaktı. Manhattan Projesi adı altında atom bombasını geliştiren hükümet gizli projeler konusunda büyük tecrübe kazanmıştı.

Zihin kontrol deneylerinde insanların kullanıldığı bu programların kod adları, ”CHATTER, BLUEBIRD, ARTICHOKE, MKULTRA, MKSEARCH ve MKDELTA” idi.

Neredeyse tüm ülkeyi sarmış olmasına karşın yıllarca büyük gizlilikle sürdürülen bu deneylerde olan bitenden habersiz insanların, küçük çocukların, akıl hastalarının, tutukluların kullanıldığı belirlendi. Deneyler sırasında ölümlerin meydana geldiği; birçok deneğin dengesini kaybettiği ve bazılarının intihara kalkıştıkları bugün artık kesin olarak biliniyor. CHATTER (gevezelik) Projesi, Sovyetler’in casusları, esirleri itiraf ettirmek için kullandıkları ilaçların ‘başarısına’ karşılık olarak geliştirilmişti. Araştırma, casusların sorguları sırasında kullanılabilecek ilaçların belirlenmesi ve denenmesi üzerine odaklanmıştı. CHATTER Projesi, 1953 yılında resmen sonlandırıldı.

Çalışmalarını insan davranışlarını kontrol yönünde genişletmek isteyen CIA, teşkilatın başı Allen Dulles ‘ın onayıyla 1950 yılında BLUEBIRD (bir tür muhabbet kuşu) Projesi’ne başladı. Bu programın hedefleri şöyle sıralanıyordu:

1) Personelden izinsiz bilgi sızdırılmasını önleyecek bir yöntem geliştirmek,

2) Özel sorgulama teknikleri yoluyla bireyin kontrol edilmesinin mümkün olup olmadığının araştırılması,

3) Hafıza geliştirme yöntemlerinin araştırılması,

4) CIA personelinin düşman kontrolüne geçmesini önlemek için savunma teknikleri geliştirmek.

BLUEBIRD Projesi’nin kod adı, 1951 Ağustos’unda ARTICHOKE (enginar) Projesi olarak değiştirildi. Bu projenin hedefi de hipnoz ve çeşitli kimyasalların kullanımı yoluyla sorgulama tekniklerinin araştırılmasıydı. Bu program da 1956’da noktalandı. Ancak ARTICHOKE Projesi’nin durdurulmasından 3 yıl önce, yani 13 Nisan 1953’te CIA Başkan Yardımcısı Richard Helms ‘in önerileri doğrultusunda MKULTRA Projesi başlatıldı. MK harflerinin Mind Kontrolle (zihin kontrolü, kontrolle kelimesi İngilizce ‘control’ ün Almanca karşılığı) kelimelerinin kısaltması olduğu tahmin ediliyor. MKULTRA Projesi kapsamında insan davranışlarını kontrol etmek amacıyla kullanılan yöntemler arasında radyasyon, elektroşok, hipnoz, başta LSD olmak üzere çeşitli kimyasallar, askeri araç gereçler, işkence aletleri, psikoloji, psikiyatri, sosyoloji, antropoloji gibi sosyal bilimler vardı.

MKULTRA’nın yurtdışı için geliştirilenine de MKDELTA adı verilmişti. MKULTRA şemsiyesi altında tanımlanan 150 kadar projeden en ünlüsü olan MONARCH Projesi, resmi olarak 1960’ların başlarında Amerikan ordusu tarafından başlatıldı. (Gayri resmi olarak çok daha önceden başladığı biliniyor.) MONARCH Projesi halen ulusal güvenlik nedenlerinden ötürü ‘çok gizli’ olarak sınıflandırılmış durumda. Bu korkunç deneylerin gerçekleştirildiği yerler arasında 44 üniversite, 15 bilim vakfı, 12 hastane, 3 hapishane ve ilaç şirketleri bulunuyordu.

Araştırmalarda dünyaca ünlü psikiyatrlar, psikologlar ve beyin cerrahları yer alıyordu. Zihin kontrol çalışmalarında CIA ile işbirliği yapanlar arasında Amerikan Psikoloji Derneği, Amerikan Psikiyatri Derneği’nin eski başkanları, Biyolojik Psikiyatri Topluluğu ve ödüllü psikiyatrlar vardı. ABD’de zihin kontrol deneyleri sadece CIA tarafından değil ABD Ordu Haber Alma Dairesi ve Ordu Kimyasal Silahlar Ofisi tarafından da yürütüldü. Askerlere birer kâğıt imzalatarak kobay olmaları sağlandı. MKULTRA belgelerinin büyük bölümü yine programı başlatan kişi olan CIA Başkanı Richard Helms’in emriyle 1972’de yok edildiği için insanlar üzerinde zihin kontrol deneylerinin gerçek boyutu belki de asla bilinemeyecek.

Tüyler ürperten ifadeler

Biyolojik saldırı korkusuyla yaşayan ABD’de hastalıklara karşı her türlü önlemi alınıyor. ABD’nin işgal ettiği ülkelerde ise çocuklar dahil birçok kişi kullanılan silahlardan dolayı çaresiz durumda kalıyor.

MKULTRA Projesi’nin ilk olarak 1975 yılında başkanlığa bağlı Rockefeller Komisyonu tarafından gün ışığına çıkartılmasının ardından Senato’nun sağlıktan sorumlu alt komitesi, CIA’nın insanlar üzerinde yaptığı deneylerle ilgili tüyler ürperten ifadeler dinledi. Günümüze kalan belgeler ve tarihçiler, bilim adamları ve gazeteciler tarafından yapılan araştırmalar, CIA’nın MKULTRA kapsamında özellikle radyasyon ve LSD’nin kullanıldığı deneylere ağırlık verdiğini gösteriyor. Bu deneyler, CIA personeline, askerlere, casuslara, fahişelere, akıl hastalarına ve sıradan insanlara tepkilerini ölçmek için, çoğu durumda deneğin haberi olmadan LSD verilmesini içeriyordu.

Bu tür deneylerde eroin, meskalin, skopolamin, marihuana, alkol ve sodyum pentatol gibi maddeler de kullanıldı. MKULTRA Projesi’nde görevli biyolojik silah uzmanı Dr. Frank Olson , 28 Kasım 1953 tarihinde, kendisinden habersiz içkisine karıştırılan LSD’nin etkisi altındayken Manhattan’da bir otelin 13. katından atladı. Ailesi Dr. Olson’un gerçek ölüm nedenini 22 yıl sonra MKULTRA ile ilgili bilgiler ilk ortaya çıkmaya başladığında öğrendi. Harold Blauer adında bir profesyonel tenis oyuncusunun da gizli bir meskalin deneyi sırasında öldüğü sonradan ortaya çıktı.

ABD Donanması’ndan emekli Wayne Ritchie , 1957’de katıldığı bir Noel partisinde kendisine gizlice LSD vermekle suçladığı CIA aleyhine geçen yıl 12 milyon dolarlık bir tazminat davası açtı.

Biyolojik silah çalışmaları sürüyor

Başkan George W. Bush , kitle imha silahları üreterek uluslar arası sözleşmeleri ihlal etmekle suçladığı Irak’a harekât emri verdiği sıralarda ABD’nin, İngiliz ordusunun da yardımıyla yeni nesil biyolojik ve kimyasal silahlar geliştirme çalışmalarını sürdürdüğü iddia ediliyor. Bundan üç yıl önce İngiliz The Guardian gazetesine demeç veren ABD’li mikrobiyoloji profesörü Mark Wheelis ile İngiliz uluslararası savunma profesörü Malcolm Dando , ABD’nin biyolojik misket bombaları, antraks ve kalabalık insan gruplarının söz konusu olduğu durumlarda kullanılacak öldürücü olmayan silahlar üzerinde çalıştığını iddia etmişlerdi.

CIA’NIN ABD DIŞINDAKİ PROJELERİ

Yurtdışında ‘üçüncü şans’

CIA projeleri arasında yurtdışında da gerçekleştirilenler vardı. Özellikle yurtdışı için tasarlanan MKDELTA programı Avrupa ve Asya ayağı olarak ayrılmış ve bunlara Üçüncü Şans ve Derbi Şapkası projeleri adı verilmişti. Ancak bu konuda belgeye ulaşılamamıştır.

Senato’da yapılan oturumlarda da bu projeler hakkında bilgi sahibi olan tanığa rastlanmadı. Ancak Kanada’da MKULTRA kapsamında çok çeşitli deneyler yürütüldüğünü kanıtlayan belgeler bulunuyor.

Bunlardan en iyi bilineni Dr. Ewen Cameron tarafından 1950-1965 yılları arasında Montreal’deki Allen Memorial Enstitüsü’ndeki hastalara elektroşok ve deneysel ilaçlar verilmesini kapsayan deneylerdir. 1992 yılında bu deneyler ortaya çıktığında Dr. Cameron da hastalarının çoğu da ölmüştü.

ABD’Lİ PSİKİYATRİST ROSS’UN ARAŞTIRMASI:

‘Mançuryalı Aday’ gerçekti

Kişilik bölünmesi konusunda uzman olan ABD’li psikiyatr Colin A. Ross , günümüze kalan belgeler üzerinde yaptığı uzun süreli araştırmalardan sonra kaleme aldığı ”Bluebird: Psikiyatrlar Tarafından Kasıtlı Olarak Yaratılan Bölünmüş Kişilik” adlı kitabında şöyle yazıyor: ”BLUEBIRD Projesi’nde CIA, kasıtlı olarak kişilik bölünmesi yarattığı deneklerini gizli operasyonlarda kullanmaya çalışmıştır. Belgelerin incelenmesi sonucu bu inanılmaz deneylerde, 11 yaşındaki çocukların beyinlerine elektrodlar yerleştirildiği, 7-11 yaşları arasındaki çocuklara haftalarca, her gün, günde 150 mg LSD verildiği ve elektroşok yoluyla deneklerin hafızalarının silindiği, hayvanların beyinlerine elektrod yerleştirerek kimyasal ya da biyolojik saldırılarda kullanma çalışmaları yapıldığı biliniyor. ‘Mançuryalı Aday’ (orijinali 1962 yılında çekilen ve beyin yıkama yöntemlerini konu alan bir film) kurgu değil gerçektir ve CIA tarafından 1950’lerde BLUEBIRD ve ARTICHOKE zihin kontrol programlarında yaratılmıştır.”

***

SAYIN BASIN MENSUBU;

BİZİ BİLENLER, FAALİYETLERİMİZİ ÇOK YAKINDAN TAKİP EDERLER VE GÜVENİRLER.

ÖZEL BÜRO, TERÖR ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK AKTİF FAALİYETLERİ VE SÖZDE SOYKIRIM KONUSUNDAKİ KAMPANYALARI İLE TANINIR.

BUNUN YANI SIRA GRUBUMUZ, TÜM DÜNYA ÇAPINDA BAŞTA ABD OLMAK ÜZERE KÜRESEL GÜÇLERİN KULLANMIŞ OLDUKLARI “GİZLİ TEKNOLOJİLER” KONUSUNDA DA UZMANDIR.

ZAMAN ZAMAN MAIL GRUBUMUZDA BU KONULARI PAYLAŞIYORUZ. AYNI ZAMANDA ZİHİN KONTROLÜ TEKNOLOJİSİ KONUSUNDA DA PAYLAŞIMLAR YAPARAK SİZLERİ BİLGİLENDİRMEYE GAYRET EDİYORUZ.

HATTA DAHA DA İLERİ GİDEREK “1998 YILINDAN BU YANA” BU TEKNOLOJİNİN MAĞDURU OLDUĞUNU İDDİA EDENLERE “GEREKLİ ÖN ARAŞTIRMAYI YAPIP DOĞRULUĞUNA İNANDIKTAN SONRA” HER TÜRLÜ HUKUKİ VE TIBBİ YARDIMI DA YAPMAKTAYIZ.

İŞTE BU AMAÇLA VİDEO’DA İFADE VERİRKEN GÖRÜLEN H. KORKMAZ ADLI KİŞİ 2007 YILINDA BİZE BAŞVURARAK YARDIM TALEP ETTİ. BİZ DE TALEBİNİ KABUL EDEREK GÖRÜNTÜLÜ İFADESİNİ ALDIK VE HEMEN RESMİ İŞLEMLERİNİ BAŞLATTIK.

YUKARIDA BU KİŞİNİN ZİHİN KONTROLÜ TEKNOLOJİSİNDEN NASIL MAĞDUR OLDUĞUNU ANLATAN AÇIKLAMALARI VAR.

DİKKATLE İZLEMENİZİ ÖNERİRİZ.

ERKUT ERSOY

ERGENEKON DAVASI SANIĞI

NOT :

SAYIN BASIN MENSUBU, BURAYA TIKLAYARAK CUMHURİYET SAVCILIĞI’NA HASSAS TAKİP KONUSUNDA YAPMIŞ OLDUĞUMUZ SUÇ DUYURUSUNU GÖREBİLİRSİNİZ. LÜTFEN TIKLAYIN VE BİLGİSAYARINIZA İNDİREREK İNCELEYİN. TEŞEKKÜRLER.

/// MK ULTRA MAĞDURLARININ DİKKATİNE /// Zihin Kontrolü & MK ULTRA konusunda Türkiye’deki en uzman grup biziz ///

Merhaba;

Zihin Kontrolü & MK ULTRA konusunda Türkiye’deki en uzman grup biziz.

Öncelikli hedefimiz ilk etapta Türkiye’de daha ileriki zamanlarda da Dünya üzerinde bu teknolojinin mağduru olmuş vatandaşlarımıza yada mağduru olduğunu iddia edenlere;

1. Gerekli Tıbbi desteği,

2. Gerekli Hukuki desteği,

3. Gerekli Adli/Polis desteği ,

Sağlamaktır.

Türkiye’de ZİHİN KONTROLÜ yada diğer adları ile TELEGRAM yada MK ULTRA PROJESİ’ni dava dosyası haline getiren ve Ergenekon Mahkemesine sunan İLK VE TEK grup biziz. İlk defa sayemizde bir Ağır Ceza Mahkemesi (13. Ağır Ceza Mahkemesi) bizim girişimlerimizle ve verdiğimiz delillerle bu konuda gizli soruşturma yapıyor.

CIA’den temin edilen bir takım resmi belgelere varıncaya kadar Mahkemeye 1 TERABYTE’lık dökümanter sunduk. Buna aşağıda yardımcı olduğumuz H.K. ve L.Ö. isimli mağdurların delilleri de dahildir.

Aşağıda bu mağdurların tarafımızdan alınan ifadelerinin görüntüleri var. Yukarıda da söylediğimiz gibi Türkiye’de bu konuda en uzman grup biziz. Ve bize başvuran ve gerçekten MK ULTRA MAĞDURU olduğuna inandığımız her vatandaşımıza ücretsiz olarak yardımcı oluyoruz. Ama önce bize inanmanız gerekir. Bizim dışımızda size el verecek, layıkıyla dinleyecek başka bir muhatabı maalesef Türkiye’de bulamazsınız. Bu tecrübeyle sabittir.

Çünkü mağdurlar devlet otoritesinden hem korkarlar, hem de ellerinden bir şey gelmez.

Ama bizim elimiz her yere uzanır, ve hiçbir şeyden korkmuyoruz.

Aşağıdaki linkleri bir inceleyin.

İLGİLİ LİNKLER :

YARDIM İÇİN GÖNDERDİĞİMİZ MESAJ (TIKLAYIN)

YARDIMCI OLDUĞUMUZ H.K. İSİMLİ MAĞDUR (TIKLAYIN)

YARDIMCI OLDUĞUMUZ L.Ö. İSİMLİ MAĞDUR (TIKLAYIN)

ÜYELERLE PAYLAŞTIĞIMIZ ZİHİN KONTROLÜ & MK ULTRA İLE İLGİLİ BELGE VE VİDEOLAR (TIKLAYIN)

Sayın Mağdur;

ÖZEL BÜRO’nun çabalarıyla Ergenekon mahkemesinde (13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ) ZİHİN KONTROLÜ konusunda bir soruşturma başlattık.

Çünkü Ergenekon İddianamesinde bir çok yerde bu teknoloji ile ilgili gerek sanıkların konuşmaları (tapeleri) gerekse ayrıntılı bilgiler yer alıyor.

Savcılar da buna dayanarak Ergenekon Örgütünün Zihin Kontrolü uyguladığını iddia ediyor. Evet J Yanlış duymadınız. Savcılar bu teknolojiyi Devletin ve Küresel Güçlerin değil de Ergenekon Örgütünün kullandığını iddia ediyor.

Biz de bununla ilgili elimizdeki delilleri Hakim heyetine vererek geniş bir savunma yaptık. Daha sonra Hakim heyetini ikna ederek gizli bir soruşturma açılmasını sağladık.

Soruşturma şu an devam ediyor.

Şimdi yeni delilleri topluyoruz. Bunları da yine soruşturma için heyete teslim edeceğiz.

Eğer siz de başınızdan geçenleri bir video kameraya kaydedip gönderebilirseniz soruşturmanın daha iyi noktalara erişmesi için çok yardımcı olacaksınız. Sizden sadece 1 saatlik bir kayıt doldurmanızı rica ediyoruz. Doldurduktan sonra ister internete yükler bize linkini atarsınız isterseniz DVD’ye kaydedip adresimize posta ile gönderirsiniz. Tercih sizin.

Ama mutlaka en az 1 saatlik bir kayıt gerekiyor. Çünkü mahkeme heyetine ne kadar çok delil verirsek Türkiye’de bu teknolojinin kullanımını engellemiş ve sizler gibi yüzlerce, binlerce yeni mağdurun oluşmasını engellemiş oluruz.

Bu sizin ve bizlerin en başta gelen insanlık görevidir.

Sizin de desteğinizle inşallah bu teknolojiyi kendi vatandaşlarına karşı uygulamaktan çekinmeyen FAŞİST GÖREVLİLERİN hak ettikleri cezayı almalarını sağlayacağız.

Biz acil olarak cevabınızı bekliyoruz.

Aramak isterseniz Cep Telefonumuz : 0539-570-2295

Not : Eğer video kamera temin etme imkanınız yoksa bulunduğunuz yere bir arkadaşımızı yönlendirebiliriz.

Hoşça kalın,

Erkut Ersoy

ÖZEL BÜRO

MK ULTRA Araştırma Birimi Proje Yöneticisi

/// DUYURU /// KÜRESEL GÜÇLER GİZLİ TEKNOLOJİLERİNİ TÜRKİYE’DE KULLANIYOR /// LÜTFEN TEP Kİ VERİN ///

VİDEO : ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU H.K.’NİN AÇIKLAMALARI

VİDEOYU GÖRMEK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

***

VİDEO : ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU L.Ö’NÜN AÇIKLAMALARI

VİDEOYU GÖRMEK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

***

VİDEO : ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU Ü.A’NIN AÇIKLAMALARI

VİDEOYU GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN.

***

MK ULTRA NEDİR ?

“ABD Ulusal Güvenlik Teşkilatı’na arşı açılan bir dava dosyası, bireyleri kontrol altında tutmak için tasarlanan ürkütücü teknolojileri ve programları açıklamaktadır.”

JOHN ST.CLAIR AKWEI, ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NA (NSA) KARŞI

Aşağıda verilen belge, John St.Clair AKWEI tarafından Ulusal Güvenlik Teşkilatı (NSA)’ya karşı Washington’da açılan bir dava dosyasını kapsamakta ve Ulusal Güvenlik Teşkilatı ile ilgili bilgilerini, Ulusal Güvenlik faaliyetlerinin teknolojilerini ve yurttaşları izlemek için yapılan gizli operasyonları vermektedir.

ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NIN MİSYONU VE YURT İÇİ İSTİHBARAT OPERASYONU

HABERLEŞME İSTİHBARATI

ABD’de ve dünyada tüm elektonik haberleşmenin yurdu kaplaması, ulusal güvenliği temin eder. Ft. Meade, Maryland’deki Ulusal Güvenlik Teşkilatı, 1960’lı yıllardan beri dünyada ki en gelişmiş bilgisayara sahiptir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı teknolojisi özel şirketlerden, akademiden ve halktan gizli olarak geliştirildi ve yürütüldü.

İŞARET İSTİHBARATI

Ulusal Güvenlik Teşkilatı, İşaret istihbarat görevi için, çevredeki şifresi çözülen EMF dalgaları, bilgisayara telsiz olarak kaydetmek ve kişileri vücutlarındaki elektrik akımları ile izlemek için bir bilgisayar programı geliştirdi. İşaret İstihbarat’ı, içinde elektrik akımı bulunan her şeyin çevresine EMF dalga yayan bir manyetik alana sahip olma esasına dayandığı için Ulusal Güvenlik Teşkilatı/Savunma Departmanı, elektriksel aktivitesi olan insan yapısı veya organik her cismi uzaktan analiz edebilen hususi bir dijital araç geliştirmiştir.

YURTİÇİ İSTİHBARATI

Ulusal Güvenlik Teşkilatı tüm ABD vatandaşlarının kayıtlarına sahiptir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı, 50,000’den fazla ajanından herhangi birinin dikkatini çekebilecek ABD vatandaşları içerisinde bilgi toplamaktadır. Bu ajanlar, herhangi bir kişiyi kendiliklerinden izlemek konusunda yetkiye sahiptir.

Ulusal Güvenlik Teşkilatı her mevkide, “DAİMİ ULUSAL GÜVENLİK ANTİ-TERÖR GÖZETİM ŞEBEKESİNE –AĞINA-“ sahiptir. Bu gözetim ağı tamamen kılık değiştirmiştir ve halktan gizlenmektedir. Amerika’da şahısları takip etme işi Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın elektronik gözetim ağı ile ucuz ve kolayca yürütülmektedir. Bu ağ, tüm BİRLEŞİK DEVLETLERİ kapsar, on binlerce Ulusal Güvenlik Teşkilatı Personelini içerir ve aynı anda yüz binlerce kişiyi izler.

Operasyonların maliyetinin ucuzluğu, operasyon maliyetlerini en düşük seviyeye indirmek için tasarlanan Ulusal Güvenlik Teşkilatı bilgisayar teknolojisi ile sağlanır.

Ulusal Güvenlik Teşkilatı Personeli, kendi toplumlarında güya halktan biriymiş gibi hizmet verirler ve izlemek isteyecekleri kişiler hakkında istihbarat toplumunu bilgilendirebilmek için, gizli ve yasal işlerde çalışırlar.

Toplumdaki Ulusal Güvenlik Teşkilatı Personeli, genellikle sosyal sahada çalışan, avukat ve işadamı gibi gizli kimliklere sahiptir.

· BAĞIMSIZ OLARAK OPERASYON YAPABİLEN ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI PERSONELİ TARAFINDAN GÖZETİM İÇİN ARA SIRA HEDEFLENEN VATANDAŞLAR

Ulusal Güvenlik Teşkilatı Personeli, Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın yurt içi istihbarat ağını ve gizli işleri kullanarak, Birleşik Devletler’deki binlerce ferdin yaşamlarını kontrol edebilirler. Bunlar tarafından bağımsız olarak yürütülen operasyonlar bazen kanun sınırlarının ötesine taşabilir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın operasyonları ile yüzlerce habersiz vatandaşa uzun süreli kontrol ve sabotaj yapılmış olması muhtemeldir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı ağı, Birleşik Devletler vatandaşlarına gizli olarak suikast veya hastalıklar, akıl ve ruh bozuklukları olarak teşhis edilebilecek konulara sebep olacak gizli psikolojik kontrol operasyonları yapma yeteneğine sahiptir.

ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NIN YURT İÇİ ELEKTRONİK GÖZETİM AĞI

1960’lı yılların ilk yıllarında dünyada ki en gelişmiş bilgisayarlar Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın elindeydi. Bu bilgisayarlarla araştırılan yeni buluşlar Ulusal Güvenlik Teşkilatı için saklandı. Şu anda Ulusal Güvenlik Teşkilatı mevcut bilgisayar teknolojisinin 15 sene ilerisinde olan nano-teknolojik bilgisayarlara sahiptir.

Ulusal Güvenlik Teşkilatı, Amerika’da bu teşkilatın ajanlarının şifre çözücülerinin dikkatini çekecek “anahtar kelimelerle” her ortamda bütün haberleşmeleri kontrol eden ve yapay zekalı gelişmiş bilgisayarlar kullanarak, kendilerine rahatsızlık verici bilgiler elde ederler.

BAKINIZ : ECHELON & DIG-INT

Bu bilgisayarlar, bütün haberleşmeleri verici ve alıcı uçlarda denetlerler. ABD’nin bu rahatsızlık verici haber alma hadisesi Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın “İŞARET İSTİHBARATI” misyonunun bir sonucudur.

Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın elektronik gözetim ağı, tüm elektro-manyetik saha tayfını denetleyebilecek araçların hücreli düzenlenmesine dayanır. Bu cihaz, diğer elektronik savaş programları gibi büyük bir gizlilik içerisinde geliştirildi, yürütüldü ve muhafaza edildi.

İŞARET İSTİHBARATIYLA UZAKTAN BİLGİSAYAR KARIŞTIRMA

Ulusal Güvenlik Teşkilatı, Birleşik Devletler’de satılan tüm kişisel bilgisayarların ve diğer tüm bilgisayarların izlerini muhafaza eder. Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın “ELEKTRO-MANYETİK ALAN SAHA CİHAZI”, monitörden ve güç kaynağından çıkan dalgaları süzerek kişisel bilgisayarların devre tablosundan çıkan radyo frekanslarına ayarlanabilir.

Bilgisayar devre tablosundan çıkan radyo frekanslı yayın, bilgisayardaki dijital bilgiyi içerir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın cihazından çıkan kodlanmış radyo frekansında ki dalgalar, bilgisayar devreleriyle, bilgisayara girebilir ve bilgisayarda ki verileri değiştirebilir. Böylece Ulusal Güvenlik Teşkilatı, gözetim ve anti-terör elektronik savaşı için ülkedeki herhangi bir bilgisayara telsiz modem gibi bir giriş kazanabilir.

BAKINIZ : TEMPEST TEKNOLOJİSİ

Tam bu noktada bir tespit yapmakta fayda var. Hatırlarsanız, Eski Deniz Kuvvetleri Komutanımız Sayın ÖZDEN ÖRNEK, bilgisayarından çıkan darbe günlüklerinin “kendisine ait olmadığını” ifade etmişti. Acaba bu günlükler kendisi tarafından yazılmadı ise ne şekilde kişisel bilgisayarına konmuştur ? Bunun araştırılmasında ciddi şekilde fayda bulunmaktadır.

Devam edelim.

GÖZETİM İÇİN İNSANLARDA Kİ EMF’NİN MEYDANA ÇIKARILMASI (KEŞİF)

Bir cismin bio-elektrik alanı uzaktan algılanabilir, böylece cisimler bulundukları herhangi bir yerde denetlenebilirler. Özel EMF cihazıyla Ulusal Güvenlik Teşkilatı, kripto-şifre çözücüleri (EEG’lerden) üretilen potansiyelleri uzaktan okuyabilirler. Bunlar bir kişinin beyin durumlarına ve düşüncelerine kodlanabilir. Bu durumda kişi, uzak bir mesafeden mükemmel olarak denetlenebilir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı personeli, “İŞARET İSTİHBARATI” nın elektro-manyetik tarama ağının kadranında çevirerek, ülkedeki herhangi bir şahsı tespit edebilir ve Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın bilgisayarları o şahsı 7 gün 24 saat izleyebilir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı, ABD’deki herhangi bir şahsı seçebilir ve onu sınırsız olarak takip edebilir.

ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NIN ELEKTRO-MANYETİK BEYİN UYARILMASINI KULLANMASI

Ulusal Güvenlik Teşkilatı “İŞARET İSTİHBARATI”, “UZAKTAN NÖRAL (SİNİR) DENETİMİ VE ELEKTRONİK ZİHİN BAĞLANTISI” için “ELEKTRO-MANYETİK BEYİN UYARILMASINI”nı kullanmaktadır.

(İyonlaşmayan elektro-manyetik alan) radyasyonu üzerine, nörolojik araştırmayı ve bio-elektrik araştırma ve gelişmeyi içeren 1950’li yılların MKULTRA programından beri, “BEYİN UYGULAMASI” gelişme halindedir.

Elde edilen gizli teknoloji, Ulusal Güvenlik arşivlerinde, “Radyoaktifliği ve nükleer patlamaları içermeyen ve çevrede bulunan bir kaynaktan istemeyerek (kasıtlı olmayan bir şekilde) yayılan elektro-manyetik dalgalardan oluşan bilgi” olarak tanımlanır ve “Işınım İstihbaratı” olarak sınıflandırılır.

İşaret istihbaratı, ABD yönetiminin diğer elektronik mücadele programları gibi, bu teknolojiyi de, gizli olarak yürütmekte ve muhafaza etmektedir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı, bu teknoloji ile ilgili mevcut bilgileri denetlemekte ve bilimsel araştırmaları halktan gizlemektedir. Aynı zamanda bu teknolojiyi gizli tutmak için uluslar arası istihbarat anlaşmaları da vardır.

NSA, insandaki elektriksel faaliyetleri uzak mesafeden analiz eden hususi donatıya sahiptir.

NSA bilgisayarında üretilen beyin planlaması, beyinde ki elektriksel faaliyetleri sürekli olarak denetlemektedir. Ulusal Güvenlik gayesiyle NSA, binlerce insanın ferdi beyin haritalarını kaydetmekte ve şifrelemektedir. Elektro-Manyetik alanla “BEYNİN UYARILMASI”, beyin-bilgisayar bağlantısını sağlamak için, mesela askeri savaş uçağında ordu tarafından gizlice kullanılmaktadır.

Elektronik gözetim amacıyla, beynin konuşma merkezinde ki elektrik faaliyetleri, kurbanın sözlü düşüncelerine çevrilebilir. Kulağı devre dışı bırakarak, ses haberleşmesinin doğrudan beyne gitmesini sağlayarak, Uzaktan Nöral Denetim, şifrelenmiş işaretleri, beynin işitme korteksine gönderebilir. NSA ajanları bunu, paranoid şizofreninin ve yada psikozun karakteristiği olan işitsel halüsünasyonları taklit ederek, kurbanların gizli olarak takatini ve direncini kırmak için kullanabilirler.

Kurbanla herhangi bir temas olmaksızın, Uzaktan Nöral Denetim, bir kurbanın beynindeki görsel kortekste mevcut olan elektrik faaliyetlerini planlayabilir ve kurbanın beynindeki tasvirleri (görüntüleri) bir videonun monitöründe gösterebilir.

NSA ajanları, kurbanın gözlerinin gördüğü her şeyi görürler. Görsel hafıza da görülebilir. Uzaktan Nöral Denetim gözleri ve optik sinirleri atlayarak (devre dışı bırakarak), doğrudan görsel kortekse görüntü gönderebilir. NSA ajanları, beynin programlama gayesi için, gözetim altındaki kişi REM uykusunda iken, onun beynine gizlice görüntü yerleştirmek için bunu kullanabilirler.

UZAKTAN NÖRAL DENETİM YAPAN NSA ÖRGÜTÜNÜN YETENEKLERİ

Birleşik Devletler’de, 1940’lı yıllardan beri, İşaret İstihbaratı ağı vardır. NSA’nın FT.Meade’de, kişileri izlemek ve bunların beyinlerinde ki işitsel ve görsel bilgileri tecavüzkar olmayan bir biçimde denetlemek için kullanılan iki yönlü bir Uzaktan Nöral Denetim sistemi vardır.

Bu işlerin tümü, kişiyle fiziki bir temas olmadan yapılır. Uzaktan Nöral Denetim metodu, gözetim ve yurt içi istihbarat için esas metoddur.

Konuşma korteksi – İşitsel korteks bağlantısı, istihbarat toplumu için esas haberleşme sistemi oldu. Uzaktan Nöral Denetim, görsel – işitsel beyin ile beyin arasında veya beyin ile bilgisayar arasında tam bir bağlantıya izin verir.

ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NIN (NSA) İŞARET İSTİHBARATI – ELEKTRONİK BEYİN BAĞLANTI TEKNOLOJİSİ

NSA – SIGINT (Ulusal Güvenlik Teşkilatı İşaret İstihbaratı) insan beyninden yayılan 5 miliwolt’luk ve 30 – 50 Hz’lik uyandırılmış potansiyellerin şifrelerini dijital olarak çözerek, insan beynindeki bilgileri uzaktan ve tecavüzkar olmayacak bir biçimde denetlemek için özel yeteneklere sahiptir.

Beyindeki nöral hareketlilik değişen bir manyetik akıya sahip olan değişen bir elektriksel özellik yaratır. Bu manyetik akı 30 – 50 Hz’lik ve 5 milimetrelik sürekli bir elektro-manyetik dalga çıkarır. Beyinden gelen elektro-manyetik emisyonda ihtiva edilen şeyler “uyandırılan potansiyeller” olarak adlandırılan enserler ve desenlerdir.

Her düşünce, reaksiyon, motor kumandası, işitsel olaylar ve görsel görüntü için beyindeki bir “uyandırılmış potansiyel” veya “uyandırılmış potansiyeller kümesi” karşılığı vardır. Beyinden yapılan EMF emisyonunun şifreleri, beyninde geçerli fikirler, düşünceler, görüntüler ve sesler haline gelmesi için deşifre edilir ve çözülür.

NSA SIG – INT, bilgileri (sinir sistemi mesajları gibi) istihbarat ajanlarına aktarmak ve gizli operasyon yapılacak kişilerin beyinlerine (onlar tarafından fark edilemeyecek bir şekilde) aktarmak için, bir haberleşme sistemi olarak EMF ile aktarılan Beyin Uyarılması’nı kullanmaktadır.

EMF ile Beyin Uyarılması, sonuçta beynin nöral devrelerinde ses ve görsel olayların oluşması için beyindeki uyarılacak potansiyelleri, kobayları tetiklemek için şifrelenmiş ve pulslanmış karmaşık elektro-manyetik işaretler göndererek çalışır. EMF ile Beyin Uyarılması kişinin beyin hallerini değiştirebilir ve motor kontrolünü etkileyebilir.

İki yönlü elektronik beyin bağlantısı, sesi (kulakları bypass ederek) işitsel kortekse aktarırken ve donuk (belirsiz) görüntüleri, (optik sinirleri ve gözleri bypass ederek), görsel kortekse aktarırken, nöral görsel,işitsel bilgileri uzaktan kumanda ederek yapılır. Görüntüler beyinde sabit olmayan iki boyutlu ekrandaki gibi zuhur eder.

İki yönlü elektronik beyin bağlantısı, CIA – NSA ve diğer müttefik ülke istihbarat servisleri personeli için esas haberleşme sistemi haline gelmiştir. Uzaktan Nöral Denetim (RNM, İnsan beynindeki bio-elektrik bilginin uzaktan denetimi) esas göstim sistemi halini almıştır. Bu Birleşik Devletler İstihbarat Topluluğu ve tüm müttefik ülke istihbarat camiasında sınırlı sayıdaki ajan tarafından kullanılmaktadır.

İŞLEYİŞ TEKNİĞİ

RNM her belirli beyin bölgesinin rezonans frekansının şifresinin çözülmesini gerektirir. Bu frekans, daha sonra beynin bu özel bölgesine bilgi yüklemek için değiştirilir. Değişik beyin bölgelerin tepki gösterdiği (cevap verdiği) frekans 3 Hz ile 50 Hz arasında değişmektedir. İşaret İstihbaratı, sinyalleri bu band aralığında değiştirirler.

(Tablo 1 ‘e bakınız !)

Bu değiştirilmiş bilgi, şuuraltı seviyesinden algılanabilir seviyeye kadar değişen yoğunluklarda, beyine yerleştirebilinir. Her insan tek bio-elektrik rezonans / entrainment frekansları kümesine sahiptir. Bir insanın beynie diğer bir insanın işitsel korteksinin frekansında işitsel bilgiler gönderme, bu işitsel bilginin kavranılmaması sonucunu verecektir.

Davacı George Farquhar, RNM (Uzaktan Nöral Denetim)’den, NSA, Ft.Meade’deki Kinnecome grubuyla iki yönde RNM teması kurarak haberdar olmuştur. (Project Freedom Internet Sitesinin kurucusu)

Onlar, Ekim 1990’dan Mayıs 1991’e kadar davacıyı tedirgin etmek için 3 boyutlu RNM sesini doğrudan doğruya beyinde kullandılar.

Mayıs 91’deki gibi Davacı ile iki yönlü RNM haberleşmeleri vardı ve Davacının yeteneklerini yok etmek maksadıyla ve kendisine karşı son 12 yılda yaptıkları faaliyetler nedeniyle Davacının yetkililere başvurmasını önlemek için RNM’yi kullandılar. Kinnecome grubunun Ft.Meade’de günde 24 saat çalışan, yaklaşık 100 çalışanı vardır. Davacıyı tecrit etmek için Davacıyla temasta bulunan ve beyinleri gizlice dinlenen kişilere de sahiptirler. Bu şimdiye kadar bir vatandaşın RNM ile taciz edilmesi ve bu istihbarat operasyonları metodunu kötüye kullanan NSA personeline karşı dava konusu haline gelinen ilk olaydır.

NSA TEKNİKLERİ VE KAYNAKLAR

Ülkede herhangi bir yerde, herhangi bir mahalde, herhangi bir binada bireyleri sürekli olarak Uzaktan Denetleme / İzleme.

Bu operasyonların ucuz olarak yürütülmesi için getirilen bir sistem NSA tarafından her toplulukta binlerce insanın sürekli olarak denetlenmesini ve takip edilmesini sağlar.

· Uzaktan RNM Cihazları

Nsa’nın RNM donatısı izlenen kişilerin beynindeki uyandırılan potansiyelleri (EEG’leri) uzaktan okuyabilir ve onların verimlerini (performanslarını) etkilemek için sinir sistemi aracılığı ile mesaj gönderebilir. RNM elektronik olarak bireyleri teşhis edebilir ve onları Birleşik Devletler’deki veya müttefik ülkelerin sınırları içerisinde herhangi bir yerde izleyebilir. Bu donatı, bir şebeke (sğ) üzerindedir ve yurt içi istihbarat operasyonları, yönetim güvenliği ve bio-elektrik mücadele durumunda kullanılırlar.

· Metropol Alanlarında Nokta Görevlileri

Her bölgede on binlerce kişi, NSA ve müttefik ülkelerde kendi servislerinin istihbarat ajanlarınca gizli kontrol için teşhis edilen kişileri (bazen bilmeyerek) takip ve kontrol etmek için, mahalle / işyeri nokta görevlisi (Muhbir – Intelligence Network Personel) olarak çalışmaktadır.

Büro dışında çalışan ajanlar, binlerce kişiyi izleyen nokta görevlileriyle (muhbirlerle) sürekli haberleşme içindedirler. Uzak bölgelerde ki ofislerde çalışan NSA ajanları, gözlemlenen kişiyle temas halinde bulunan ve halk içinde tespit edilen herhangi bir kişiyi (RNM’yi kullanarak) anında teşhis edebilir.

· Kimyasal Madde ve İlaçlar Verilmesi için NSA tarafından Evlere Yerleştirilen Plastik Boru Şebekesi

Uyutma gazı ve beyin yıkamaya yardımcı olan ilaçların verilmesi için NSA kişilerin hava kanallarının ve su musluklarına hat döşemek için gerekli alet ve edavata sahiptir. Bu CIA Farmo-Psikoloji’sinin (Psiko-Farmokoloji) bir neticesidir.

· Hususi Birleşik Devletler istihbaratına Kısa Bir Bakış

İnsan beynindeki EEG’leri okuyabilen özel EMF donatısının sabit ağı, dijital bilgisayarlar kullanılarak kişileri teşhis ve takip edebilir. NSA İşaret İstihbarat’ndan gelen EMF (Elektro-Manyetik Alan) sinyaliyle yapılan ESB (Beynin Elektriksel Uyarılması) kişileri kontrol etmek için kullanılmaktadır.

· RF (Radyo Frekansı) yayımının şifrelerini çözerek kişisel bilgisayarların devre tablosundan bilgi toplayan ve bu suretle ülkedeki herhangi bir kişisel bilgisayar telsiz modem tarzı giriş kazanan EMF donatısı.

Bakınız : TEMPEST Teknolojisi

Bu noktada Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Sayın ÖZDEN ÖRNEK’in Darbe Günlükleri ile ilgili olarak kendisinin “Günlükler bana ait değildir” ifadesini hatırlamamızda fayda vardır.

Tüm donatı saklı, tüm teknoloji gizli, araştırmaların hiçbir bölümü, elektronik mücadele araştırmalarında olduğu gibi rapor edilmiyor. Hiçbir surette halk tarafından bilinmeyen yurt içi istihbaratı bu metodunun tam ve mükemmel olarak yürütülmesi, 1980’lerin ilk yıllarından beri devam etmektedir.

EDİTÖRÜN NOTU

Davadan eğer bir sonuç çıkarsa, bunun neticesinin ne olacağını anlamak için Mr.Akwei’ye telefon etmeye çalıştım. Dava ile ilgili ne yapacağı hususunda telefonda konuşamayacağını kesin fakat kibar bir dille anlattı ve telefonu kapattı. Benzer uzunlukta daha sonraki bir konuşmada, kendi adresinin ve telefon numarasının bu makalede açıklanmasını istemediği bilgisiyle sonuçlandı. Eğer herhangi bir gelişme duyarsak size bildireceğiz.

Yukarıdaki makaleden açıkça görülebileceği gibi Birleşik Devletler Güvenlik Teşkilatı, gizli çalışan bir terör örgütünden başka bir şey değildir. Bunların, milyonlarca masum insanın zihinlerini (günlük olarak) kullandıkları gelişmiş teknolojileri, demokratik toplum diye adlandırdığımız şeyin görünen yüzünün arkasında var olan, otoriter ve mütehakkim anlayışlarının kaba bir ifadesidir.

George Orwell’in tahayyül ettiği “DÜŞÜNCE POLİSİ” maalesef bugünün dünyasının bir gerçeği olmuştur. Biz idrak edelim veya etmeyelim, toplumumuzdaki her ferd, bu diktatörlük tavrından olumsuz olarak etkilenmektedir.

Bu Değişmelidir – Değişecektir – Seninle Başlayacak !

George Farquhar

BEYİN KONTROLÜ GERİBESLEME ŞEMASI : EŞİTSİZLİK VE BASKI

Mobil telefon şebekesi yada mobil telefonlarla uzaktan bireysel yafa toplu beyin kontrolü

· İletişim aracı kılığında Mobil Psiko-tronik Silahlar taşıyan araçlarla uzaktan beyin kontrolü

ELF BEYİN UYARICILARINDAN BAZI ÖRNEKLER

UZAKTAN BEYİN KONTROLÜ SİLAHLARINI İNSANLARA KARŞI NASIL KULLANDIKLARININ ŞEMASIDIR !

YUKARIDAKİLER,

NÖRO-ELEKTRO-MAGNETİK FREKANS SALDIRILARININ, POLİS VE ASKERİ İSTİHBARAT TEŞKİLATLARI TARAFINDAN YAPILDIĞINDA UZAKTAN AKIL DENETİMİ, DAVRANIŞ KONTROLÜ VE CİNAYETLERDE NASIL UYGULANDIĞINI ANLATIYOR !

ZİHİN KONTROL CİHAZI’NIN ABD PATENT DAİRESİNDE 20.NİSAN.1976 TARİHLİ TESCİL BAŞVURU FORMU

ÖZEL BÜRO

Ümit Zileli : Vallahi Pes !..

umit-zileli-2y.jpg

Pazartesi günü, İzmir’de “Fuhuş ve Askeri Casusluk” davasının duruşması vardı…

Aslında “İzmir’deki Balyoz davası” demek daha yerinde!.. 49’u muvazzaf asker toplam 357 sanıklı davanın önceki günkü duruşmasını izleyen CHP milletvekilleri, izlenimlerini “kara komedi” şeklinde aktardılar!.. Orada değildim ama duruşmayı izledim hissine kapıldım; çünkü anlatılanların ne Ergenekon’dan, ne Balyoz’dan, ne de Odatv davasından farkı vardı!..

İddianame, suçlamalar, suçlamalardaki tutarsızlıklar, delillerdeki “hatalar”, delil bulma yöntemlerindeki “sehven” yanlışlıklar(!), sanıkların arasındaki bağlantısızlıklar öylesine birbirine benziyor ki, “bi dakka ya, ben şimdi hangi davadayım, hangi mekândayım, bunlar hangi sanıklar…” bile diyebilirsiniz!..

Öylesine ciddi bi durum yani…

***

Duruşmada yaşananları CHP milletvekili Nurettin Demir, Milliyet’te Melih Aşık’a bakın nasıl anlattı:

“Müebbet hapis istemiyle yargılanan Albay Coşkun Başbuğ, savcıların iddianamesine göre örgütün 2 numaralı adamı, koordinatörü, eylemlerin planlayıcısı… Bütün bu eylemlerin çoğunu da büyük ölçüde bilgisayarı ile yapmış.

Ancak duruşmada Albay Başbuğ’un bilgisayarı olmadığı ortaya çıktı!..

Albay Başbuğ, birlikte yargılandığı 357 kişiden biri hariç hiç kimseyi tanımadığını, bir araya gelmediğini, aralarında telefon, mail vs. hiçbir iletişim olmadığını söyledi. Savcılar iddianamedeki iddialarının aksine bir kanıt ortaya koyamadılar.

İddianamede sanıklardan birinin, örgütsel faaliyet çerçevesinde bir bayanla bir kafede buluştuğu iddia ediliyordu.

Sanık, buluştuğu kişinin eşi olduğunu söyleyip bunu ispat edince savcıların yüzünü görmeliydiniz!..

Evinde sözümona örgütsel CD bulunan kız, savcı kararı olmadan yapılan aramada sadece mutfağa girildiğini, siyah poşet içinde CD bulunduktan sonra polislerin başka hiçbir odada arama yapmayıp çekip gittiğini anlattı.”

Nasıl buldunuz? Valla ben “deja vu” yaşıyormuşum gibi hissettim!.. Gözümün önünde, Gölcük’te çuvallar içinde “Balyoz” CD’lerini elleriyle koymuş gibi bulan polisler, buzdolabının motoruna saklanmış, yanmadan, erimeden kalabilmiş ve de şıp diye enselenmiş DVD’ler, Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin yediemindeki telefonuna “sehven” yüklenen yüz küsur telefon numarası, Balyoz davasındaki bin altı yüz (rakamla 1600) küsur “hata!”, sevgili Balbay’ın yeniden düzenlenen günlükleri bir bir resmi geçit yaptı valla!..

– Yani, benzerliğin böylesine pes!..

Ölü Akrepler Zamanı

“Ekmeğin bir Arap atının yelesine gizlendiği Urfa’da; babalarımız ‘kaçakçı pazarı’nda aş uğruna koştururken yorgun gelirlerdi, o iki göz, betonarme gecekondulara…

Yaşam, Urfa’nın Kötüler Mahallesi’nde yoksullukla umudun yarattığı çelişki içinde amansız bir kısırdöngüye dönüşür ve biz o mahallenin garip çocukları, terk edilmiş dünyamızda debelenip dururduk!..

Babalarımız pek harçlık veremezdi bizlere… Ekmeğini Suriye sınırındaki mayınlı arazilerden çıkaran insanların cebinde para olmazdı ki!..

Ekmek bir jandarma tüfeğinin namlusuna hapsedilmişti ve bizler akşam eve dönecek mi diye düşünürdük cepleri delik babalarımızı!..”

Bu satırlar, sevgili kardeşim Mehmet Faraç’ın, Urfa’nın terk edilmiş “Kötüler Mahallesi”ndeki yoksul ama soylu çocukluk anılarını anlattığı “Ölü Akrepler Zamanı” kitabından ufak bir alıntı. Faraç’ın öylesine sihirli bir kalemi var ki, okurken adeta orada, o yoksulluğu birlikte yaşıyormuş, jandarmadan birlikte kaçıyormuş duygusuna kapılıyorsunuz ister istemez..

Faraç, “Ölü Akrepler Zamanı” ile birlikte, “kefensiz mezarlara mahkûm” Doğu kadınının, töre karşısındaki çaresizliğini, ezilmişliğini ve kaybedişini anlatan kadın hikâyelerinden oluşan “Yağmur Bekleyen Kadınlar” kitabını aynı zamanda çıkardı.

Okurken, o hikâyelerdeki ezilen, öldürülen kadınların yanında olamadığım, onları koruyamadığım için öfkelendim, hüzünlendim, kendimi biçare hissettim…

“Ölü Akrepler Zamanı” ile “Yağmur Bekleyen Kadınlar”ı birlikte okuyun, aynı coğrafyada, şans ve şanssızlığın, ölüm ile yaşamın nasıl da iç içe geçmiş olduğunu göreceksiniz… (Kaynak Yayınları)

Cumhuriyet

Abdülhamid’in torunu : Vahdettin’in mezarı Türkiye’ye getirilsin

vahdeddin1.jpg

Sultan II. Abdülhamid’in torunu olan Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, AKP’nin düzenlediği panelin ardından şimdi de Anadolu Ajansı’na açıklamalar yaptı. Osmanoğlu, İngiliz işbirlikçisi Vahdettin’in mezarının Türkiye’ye getirilmesini isterken, Ayasofya’nın da ibadete açılmasını istedi.

Geçtiğimiz haftalarda AKP’nin düzenlediği bir panele katılan Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, mezarı Şam’da olan Vahdettin’in Türkiye’ye getirilmesini istedi.

Abdülhamid’in torunu Başbakan’a övgüler düzdü, siyasete girmeyi düşündüğünü belirtti

AA’nın haberine göre, Vahdettin’in mezarının Şam’da olduğunu belirten Osmanoğlu, “Vahdettin Han orada yatıyor. Ben onun buraya getirilmesi taraftarıyım. Çünkü bir padişah başka bir ülkede yatmamalı. Bunun önlemini almalıyız. O yüzden en kısa zamanda Vahdeddin Han’ın mezarının getirilmesi lazım” dedi.

Osmanoğlu, “Ailenin büyüklerinden 1932 doğumlu Dündar Efendi Şam’da yaşıyor. Dündar Efendi’nin Türkiye’ye getirilmesini istiyoruz. Kendisine bir şey olursa Türk milleti emanetine sahip çıkmamış olur” diye konuştu.

İslam dünyasında bir baş olsa…

Osmanoğlu, Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından bu yana Ortadoğu coğrafyasının huzur bulmadığını belirterek, şöyle konuştu:

“Müslüman din kardeşlerimiz sahipsiz. Çünkü bir baş yok. Bir baş olursa İslam dünyasında her şeyin daha iyi olacağına inanıyorum. Maalesef zulüm görenler sürekli Müslümanlar oluyor.”

Gazze ziyareti

Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, yakın tarihte Gazze’ye gittiğini belirterek şöyle konuştu:

“Duygularımı anlatmak çok zor, çünkü Gazze demek Abdulhamid demek. İttihatçılar, Filistin’i İngilizlere satmış biliyorsunuz. 110 sene sonra ilk defa Osmanlı ailesinden birinin oraya girmesi ve Abdulhamid’in torunu olması insanları hem sevince hem de hüzne boğdu. Bizim orada olmamız gerektiğini düşündükleri için üzgündüler. ‘Bizi yalnız bırakmayın’ dediler. İsrail’in yaptığı saldırıları gördük, aileleri ziyaret ettik, camilerin bombalandığını gördük. Abdulhamid adına cami yapılırsa iyi olacağını düşünüyorum. Bizden çok şey istiyorlar, imkanlarımız nispetinde bunları değerlendirmek isteriz.”

Ayasofya ibadete açılsın

Bu senenin “İstanbul’un fethinin 560. yıl dönümü olduğunu” söyleyen Osmanoğlu, şöyle devam etti:

“Üzerimizde beddualar var. Bunların kaldırılması için önce Ayasofya’nın ibadete açılması lazım. Ayasofya’ya uygunsuz kıyafetlerle insanlar geliyor. Hepimiz görüyoruz bunları ve bu bizi çok üzüyor. Ayasofya’da bir bölüm var, bazen cuma günleri oraya gelip namaz kılıyoruz ama içimiz burkuluyor. Biz en kısa zamanda namaz kılmak için buraya gelmek istiyoruz. Cumadan sonra insanlarla selamlaşmayı istiyoruz.”

“Hükümet Osmanlı’nın torunlarını bir araya getirsin”

Yaşayan hanedan mensuplarının bir araya getirilmesi amacıyla vakıf kurma çalışmalarının devam ettiğini dile getiren Osmanoğlu, “O proje, hala devam ediyor. En kısa zamanda bu vakfın da faaliyete geçmesini ve bize sahip çıkılmasını istiyoruz. Hükümet futbolcularla, akil insanlarla bir araya geliyor. İsteriz ki Osmanlı’nın torunlarıyla da bir araya gelsin. Ben bütün hanedanı Türkiye’de görmek istiyorum. Hanedana iade-i itibarının geri verilmesini istiyorum” ifadelerini kullandı.

Sol

Özcan PEHLİVANOĞLU : KUŞATMA ALTINDA DUMURA UĞRAYAN AKIL !

Türk Milleti, yüzyıllardır bir kuşatma altında olduğu için aklı dumura uğramış vaziyettedir. Yoksa içinde bulunduğu durumlardan, basit davranışlarla çıkacağını fark eder ve ona göre davranırdı.

Türkiyede ve dünyanın dört bir köşesinde, Türk Milleti saldırıya uğramış durumdadır. Bu saldırı akla hayale gelmedik yöntemlerle sürdürülmektedir.

Türkiye Cumhuriyetinde; Türk Milleti ve Türk Devleti, hem de iktidar yolu kullanılarak tarih sahnesinden silinmek isteniyor. Türkiyede bunu yapanlar, benzer oyunları Türk Dünyasında ve nerede Türk varsa orada da uygulamaya koyuyor. Hedeflerinde tek bir şey var o da Türk…

12 Mayıs 2013 tarihinde, yanıbaşımızdaki komşumuz Bulgaristanda erken genel seçimler var. Şu an Bulgaristanın nüfusunun % 15i Türk. Diğer müslüman nüfusla daha da artan bu oran, Bulgaristan ve bizim için çok önem arz ediyor.

Sadece 1877 1878 (93 Harbi) Osmanlı Rus Savaşında, Rusların; Bulgaristanın hristiyan Bulgarlara ait olduğunu ispatlamak için, bir anda 300.000 civarında Müslüman Türkü katlettiğini ve 1.5 milyon insanımızı o tarihlerde göçe mecbur bıraktığını bilirsek, ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum.

Türk Milleti ile Türkiyede uğraşan ve görünürde ümmetçi ama aslında mikro ırkçı olan AKP iktidarı; aynı uğraşısını, Bulgaristan Türklerini siyaseten ve fikren bölmek için veriyor.

Türkiyede Türk Milletinin adını ağzına bile anmaktan imtina eden AKP iktidarının, Bulgaristan Türklerinin hayrına bir iş yapacağını düşünmek zaten büyük bir saflık olur.

Bulgaristan Türklerinin siyaseten elde ettiği güç, ABnin başkenti Brükselin isteği, Sofyanın ellerini ovuşturması ve Ankaranın bastırması ile sıfıra indirgenmeye çalışılıyor.

Bundan önceki seçimlerde, Türkiyedeki en küçük kıpırdanmaya, sözlü ve yazılı nota veren Bulgaristan; bu gün iktidarın milletvekili ve belediye başkanlarının Bulgaristanda cirit atmasına ve de Türkiyedeki vali ve kaymakamlıkların gazetelere düşen baskılarına nedense hiç ses çıkarmıyor (!).

Bulgaristan Türklerini ikiye bölmek için yine eski partide yıllarca çalışmış olanlara; parti kurduranlar ve maddi destek sağlayanlar kimlerdir? Amaçları nedir? Cevap çok basit; Bulgaristan Türklerini bölmek… Türkle; Türkiyede ve dünyada kim uğraşıyorsa, Bulgaristanda da onlar uğraşıyor.

Ancak Türk Milleti, Türkiyede kendi başına gelenleri anlamakta bir çaresizlik içindedir ki; Bulgaristanda olanları nasıl anlasın?

Halbuki Bulgaristanda olanlara ve Bulgaristan Türklerini alenen bölmeye çalışan, RTE ve AKP iktidarına, Türk Milletinin her evladının karşı çıkması gerekirdi…

Türkiyedeki en büyük sıkıntımız; küçük ayrıntılar sebebiyle binlerce bahane üreterek bir araya gelemeyişimizdir. Bu tesadüf değildir. Bir strateji ve plan; bizi bir araya gelmekten alıkoymaktadır. Bu nedenle kim ki; büyük çatı altında toplanmayı red ediyor ise, benim için onun üzerinde büyük bir soru işareti koymuşluğum vardır.

Bir araya gelemeyen topluluklarında, meselelerden haberdar olması ve meseleleri yorumlaması ve de tavır geliştirmesi neredeyse imkansız olmaktadır. Bu gün milli meselelere duyarlı olan insanlarımız bile, Bulgaristan Türklerine ne yapılmak istendiğinden habersizdir ve gidişatı önlemek için bir şeyler yapmamaktadır. Keza aynı bilgisizlik ve bunun getirdiği duyarsızlık Bulgaristan Türkleri üzerinde de etkili olmaktadır.

Gelin Türk Milletini; Bulgaristan Türklerini ufalıyarak yok etme operasyonundan haberdar edelim. Bu işin başında Ankaradaki iktidarın olduğunu bilelim. Ve de Bulgaristan Türklerinin 12 Mayısta sandıktan bir bütün halinde çıkmasına hep birlikte destek verelim. Yoksa gözü ve gönlü daima bizde olan Bulgaristan Türklerinin geleceğine dair vebali hepimiz üzerimizde taşırız. Haydi durmayın! Bir şeyler yapın, hiç bir şey yapamıyorsanızda dua edin…

Özcan PEHLİVANOĞLU

__._,_.___

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: