Etiket arşivi: balyoz davası

Ahmet Takan : AKP’liler çok merak ediyor; “Hangisi daha uzun koş abilecek ?..”

yazir44060b500.jpg

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Lizbon’dan yeni anayasa çalışmaları ve başkanlık sistemi heveslilerine yaptığı yumuşak(!) çakış, Ankara kulislerinde yeni dalgalanmalara sebep olmaya yetti de arttı.

Hiç gündemden düşmeyen Abdullah Gül’ün yeni parti çalışmaları üzerine kulisler daha da hararetlendi. Bu oluşumun içinde öyle isimler sayılıyor ki duysanız küçük dilinizi yutarsınız. İşçi Partisi, Aydınlık gazetesi önderliğinde kurulan Milli Merkez’de bulunan bazı ünlü isimlerden tutun da Ülkücü çizgide siyaset yapanlara, oradan da CHP’nin ulusalcılarına kadar, kimler var kimler!.. Hazırda bekleyen Milli Görüşçüleri ayrıca belirtmeye zaten gerek yok..

Hal böyle olunca iki arada bir derede kalan, yardan da serden vazgeçemeyen muhterem AKP’liler de papatya falına bakıyorlar. Falın konusu şu; Abdullah Gül mü daha sağlıklı, Tayyip Erdoğan mı?.. İkisinin de hastalıkları malum. Acaba hangisinin hastalığı uzun süreli koşuya daha müsait?..

Espri yapıyor veya ti’ye alıyor sanmayın. Fotoğraf aynen böyle.. Çok sıkıntı bastı AKP’nin yüzer-gezer mebuslarını. Bakmayın siz “Muhteşem”in Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelttiği sert eleştirilere!.. Adamcağızın içi yanıyor, kendini zor tutuyor; Abdullah Gül’e çakmamak için.Yanı başındakiler sürekli teskin ediyor Sultanlarını, “Aman şu süreç bir hallolsun. Bir de ABD’ye gidip dönelim. Ondan sonra bakarız icabına” diye. “Muhteşem”, Gül ve Cemaat üçgeninde patlayan Valiler ve Emniyet Müdürleri kararnamesi krizi o sebepten Lizbon dönüşüne tehir edilip sümen altına itildi. Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, İçişleri bürokrasisi, fokur fokur kaynıyor. Hararetin en üst derecede olduğu diğer yer de yargı. Son hakimler ve savcılar kararnamesinin ardından şu bomba iddia ile çalkalanıyor başkent kulisleri;

“Yakında Kozmik Oda operasyonları başlayacak. Ardından da Öcalan ve terör örgütünün talepleri arasında olan faili meçhuller ile ilgili operasyonlar gelecek.”

Anlaşılan, “Muhteşem” sıkıntılarının bir bölümünü Ağustos Yüksek Askeri Şurası’nı beklemeden halletmeyi planlıyor.

Hazır, söz Çankaya Köşkü’nden açılmışken geçenlerde kıyıda kalan fakat çok önemli bir haberden alıntı yaparak aktarayım;

“Danıştay’ın kamuoyunda ‘Gizli Anayasa’ ve ‘Kırmızı kitap’ olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin iptali istemiyle açılan ve 7 yıldır süren davada son sözünü geçen yıl sonunda söylediği ortaya çıktı. Danıştay, kırmızı kitabın iptal istemini reddetti. İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunarak Belge’nin ve ilgili Bakanlar Kurulu kararının iptalini istedi.”

Abdullah Gül’e Başbakanlık koltuğuna oturduğu ilk günlerde “Kırmızı kitabı gördünüz mü” diye sormuştum. “Gördüm. Bildiğimiz şeyler. Bir süre sonra kitap da Milli Güvenlik Kurulu da ortadan kalkacak” demişti. O zaman söyledikleri birer birer gerçekleşti. MGK “sivilleşti”. “Süreç” gidişatın ne yönde olduğunu da gösteriyor.
Benim bildiğim Abdullah Gül dediğini yapar!..

Gerçekten ibretlik mektup

28 Şubat tutuklularından emekli Albay Alican Türk, gazetecilere eşi aracılığıyla ara sıra mektup gönderir. En son aldığım mektubunun başlığı; “İbretlik mektup”tu. Türk, söze, “Orkun GÖKALP… Balyoz Davası’nda 16 yıla hüküm giyen bir albay… Orkun’la 2002 sonlarında Bosna Hersek’te tanıştık. O tarihte ikimiz de binbaşı rütbesiyle SFOR’da görevliydik. Saraybosna’nın hemen dışında yer alan Butmir kışlasındaki karargâhta çalışma bürolarımız altlı üstlü, yatakhanedeki odalarımız ise karşılıklı idi” diyerek başlıyor. Türk, silah arkadaşının kendisine gönderdiği mektubu kısaltarak şöyle aktarıyor;

“Abi, ben tutuklanalı 26 ay bitti.(…) İddiaya göre 2002’nin Aralık ayında dönemin 1’inci Ordu Komutanı Org. Çetin DOĞAN ile yüz yüze görüşerek Balyoz Darbe Planı içinde yer almayı kabul etmişim. ‘Yahu ben o tarihte Butmir’deyim, Çetin Paşa İstanbul’da… Nasıl yüz yüze görüşmüşüz?’ diye sordum, ama cevap veren olmadı. İsmim sözde 2002 Aralık ayında yayınlanan bir görevlendirme yazısında geçiyormuş. Yazı deyince yanlış anlama, imzalı bir evrak falan değil; bir CD içinde yer alan düpedüz sahte olarak düzenlenmiş bir Word dosyası…(…) Bosna’da olduğumuz süreçte, sorumluluk bölgem olduğu iddia edilen İstanbul’da darbe timlerine personel seçmekle suçlandım.(…) ‘Ben o tarihlerde Bosna’daydım, söz konusu seminere de katılmadım, katılamazdım’dedikçe savcılık makamı bana Bosna hariç yeni görev yerleri buldu, ama bir türlü yurt dışında olduğumu kabul etmedi. Mahkemenin talebi üzerine Genelkurmay, K.K.K.lığı, Emniyet Genel Md.lüğü resmî yazı gönderip yurt dışında olduğumu bildirdi, ama mahkeme gerekçeli kararında ‘sanığın savunmasına itibar edilmemiştir’ dedi. Yani aslında bana değil, devletin resmî kurumlarına itibar etmiyor.(…)

Sonuç, ağırlaştırılmış müebbet… Teşebbüs aşamasında kaldığı iddiası ile16 yıla indi. (…) Sen ne dersen de, istersen ben suç tarihinde doğmamıştım de yine de fark etmez. Aslında ortada bir suç olmadığı gibi suçlu da olmadığını onlar da biliyor.(…) Sen bu kirli senaryo içinde seçilmiş bir karaktersin ve sana biçilmiş rolü sen benimsemesen de zorla sana oynatıyorlar. Çünkü bu davalardan elde edilecek siyasî rant her türlü insan hakları ve masumiyetin üzerinde.”

Alican Türk de bunun üzerine şunları söylüyor;

“Değerli Yargıtay Hâkimleri,

Gizli tanıkların bol bol sahne aldığı bu davalarda, ben bir açık tanık olarak belirtirim ki, Balyoz sanığı Orkun GÖKALP Kasım 2002 – Mayıs 2003 tarihleri arasında benimle birlikte Bosna Hersek’te idi. Yani kendisine isnat edilen suçu işlemiş olması mümkün değil.”

Yeniçağ

Ergenekon ve Balyoz’a emsal olabilecek beraat kararı

Anayasa Mahkemesi, rüşvet davasındaki beraat kararının gerekçesini açıkladı: Deliller hukuka aykırı elde edildi. Özel hayatın gizliliğine, iletişim özgürlüğüne müdahale basit bir usul hatası değil…

Radikal.com.tr – İstanbul Dış Ticaret Merkezi (İDTM) ile CNR Uluslararası Fuarcılık A.Ş. arasında süren davaların birinde, İDTM lehine karar çıkması için dönemin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi eski Başkanı Hasan Erdoğan’a rüşvet verildiği iddia edildi. Yüce Divan yargılamasında verilen kararın Balyoz, Ergenekon gibi büyük davalara emsal olabilecek değerlendirmeler taşıdığı belirtiliyor.

Yürütülen soruşturma sonrası, aralarında İTO Başkanı Murat Yalçıntaş’ın da bulunduğu 16 sanıklı dosyada 9 sanık bir süre tutuklu kaldı.

Yüce Divan yargılamasında, karar geçtiğimiz 19 Aralık’ta açıklandı ve tüm sanıkların beraatına karar verildi. Kararın 183 sayfalık gerekçesi Hürriyet gazetesinden Dinçer Gökçe’nin, haberinde ana hatlarıyla şöyle aktarıldı:

– Deliller hukuka aykırı elde edildi.

– Özel hayatın gizliliğine, iletişim özgürlüğüne müdahale basit bir usul hatası değil.

– Adalet Müfettişi, yetkisinin dışına çıktı.

– Kimi zaman dinleme yapıldı; daha sonra Mahkeme’den karar alındı.

– Tanık olarak dinlenen polislerin beyanı da hukuka aykırı delil kapsamındadır…

Tutuklu Komutanlar İçin Vardiyabizde Grubundan Eylem

Balyoz, Ergenekon ve diğer davalardan yargılanan Beşikdüzülü komutanlardan Koramiral Deniz Cora, Kurmay Albay Mustafa Önsel, Jandarma Albay Engin Çırakoğlu ve Yarbay Yunus Nadi Erkut için ‘Vardiya.

Balyoz, Ergenekon ve diğer davalardan yargılanan Beşikdüzülü komutanlardan Koramiral Deniz Cora, Kurmay Albay Mustafa Önsel, Jandarma Albay Engin Çırakoğlu ve Yarbay Yunus Nadi Erkut için ‘Vardiya Bizde Platformu’ tarafından Beşikdüzü Kahraman Dilli Parkı’nda bir basın açıklaması yapıldı.

Platform adına konuşan emekli öğretmen İdris Cinel, "İstanbul‘da Beşiktaş, Ankara‘da, Sakarya‘da, İzmir‘de Gündoğdu, Bursa‘da Atatürk Anıtı, Antalya‘da Saat Kulesi ve Gölcük’te anıt Meydan’da Cumartesi öğlenleri bir avuç insan yiten adaleti arar dururlar. Bu halkaya her Cumartesi saat 13.00- 14.00 arası Beşikdüzü Belediye önü de eklenmiştir. Bundan sonra vatanseverleri her Cumartesi bu meydana bekliyoruz. Bu adaletsizliğe ‘dur’ demek için bekliyoruz. İftiralarla suçlanıp, adaletsizce yargılanan, vicdansızca zindanlarda tutulan, Atatürkçü asker, Aydın bilim adamı, gazeteci ve ülkemizin yetiştirdiği çok değerli insanlara destek vermek için sizleri bekliyoruz" dedi.

Cinel açıklamalarına şöyle devam etti:

" Ordumuzun gözde subay ve astsubayları savaşmadan kendi ülkelerinde esir alınmıştır. Hem de bir Amerikan projesi dahilinde esir alınmıştır. Büyük Ortadoğu Projesi’nin bölgede ve ülkemizde uygulanmaya konulması için subaylarımız esir edilmiştir. Çünkü bu subaylar Amerika’nın değil, ülkemizin milli menfaatlerini korumak ve kollamak için görev yapıyorlardı. Yiğit subaylarımızın yaptıkları görev Amerika’nın BOP’u önünde engeldi. Amerika’nın dostu yoktur. Çıkarları vardır. Çıkarlarına kim engel olursa o düşmanıdır. Amerika’nın çıkarlarına engel olup, ülkemizin çıkarlarını savunan subaylarımızın bertaraf edilmesi gerekiyordu. Düzmece delillerle ve ülkemizdeki işbirlikçileri ile subaylarımız esir alınarak şimdilik Amerika’nın çıkarları önündeki engel kalkmış oldu sanıyorlar. Ama bu planı yapanlar her şeyi unutuyorlar. Türk Milleti esir edilemez, esarete boyun eğmez."

Tutuklu Jandarma Albay Engin Çırakoğlu’nun kardeşi Mehmet Çırakoğlu ise, "Türkiye zaten biliyor neyin ne olduğunu, ne yazık ki kimse ses çıkaramıyor. Yapacak bir şey yok sadece adalet diyoruz. Aile olarak yapacağımız her şeyi yapıyoruz. Süreci bekliyoruz. Mahkeme devam ediyor, ilerleyen süreçte bekleyip göreceğiz. Abim henüz ceza almadı mahkeme devam ediyor.11 aydan beri içerde yatıyor. Bu cezayı tabii ki hak etmedi. Güneydoğu’da o kadar çatıştı. Helikopteri defalarca kurşunlanarak yere düştü. Bu kadar şeyleri yaşamış bir insan böyle şeyleri nasıl yapabilir. Hangi akla ve mantığa alabilir ki adalet ben başka bir şey söylemiyorum" ifadelerine yer verdi.

Daha sonra Hüseyin Avni Oğuzhan tarafından tutuklu komutanlardan gelen mektuplar okundu.

AP raporunda ‘çözüm süreci’, Balyoz ve Ergenekon vurgusu

Avrupa Parlamentosu’nun 2012 Türkiye Raporu, Genel Kurul’da görüşüldükten sonra oylamaya sunuluyor. Bu yılki raporun taslağında çatışmanın sona ermesi için Abdullah Öcalan ile doğrudan görüşmeler ve İsrail ile diyaloğun tekrar başlaması memnuniyetle karşılanırken, Balyoz ve Ergenekon davalarıyla ilgili eleştiriler yer alıyor.

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten’in hazırladığı 2012 raporu, Çarşamba günü Genel Kurul’da tartışıldıktan sonra Perşembe günü oylamaya sunulacak.

Taslak raporda ‘İmralı süreci’ memnuniyetle karşılanırken, geçtiğimiz yıl Balyoz davasında çıkan mahkumiyet kararlarına işaret edilerek, benzer davalarla ilgili duyulan kaygılar dile getiriliyor. Raporda, Türkiye ile İsrail arasında diyaloğun tekrar başlamasına verilen destek de dile getiriliyor.

İmralı süreci

‘Türkiye hükümetinin yakın zamanda Abdullah Öcalan ile doğrudan siyasi diyaloğa girmesinin memnuniyetle karşılandığı’ taslak raporda, görüşmelerin ‘yapısallaştırılmış görüşmelere dönüştürülmesine destek verildiği’ kaydediliyor.

Öte yandan Kürt sorunuyla ilgilen çok sayıda gazeteci ve yazar, Kürt siyasetçi, sendikacı, hukukçu, gösterici ve insan hakları savunucusu hakkında KCK ile ilişkili olarak dava açılmasından kaygı duyulduğu kaydediliyor.

PKK’nın terör eylemlerinin ‘en sert şekilde kınandığı’ taslakta, AB üyesi ülkelere Türkiye ile daha yakın işbirliğinde bulunma, Türkiye’ye ise Europol ile işbirliği anlaşması gerçekleştirebilmesi için bir veri koruma kanunu çıkarma çağrısında bulunuluyor.

Balyoz ve Ergenekon davaları

‘Balyoz davasında birinci derece bir mahkemenin 324 şüpheliye, uzun tutuklulukların ardından 13 ile 20 yıl arasında değişen hapis cezaları vermesi not edilir’ ifadesinin yer aldığı taslak raporda, Ergenekon ve Balyoz gibi darbe planı iddialarının ve KCK soruşturmasının, Türkiye’nin demokratik kurumları ve yargısının gücü ve doğru, bağımsız, tarafsız ve şeffaf işleyişini göstermesi gerektiği dile getiriliyor.

Taslakta, ‘bu davalarda sanıklar aleyhine tutarsız kanıtların kullanıldığı iddialarının endişe yarattığı’ ve davaların fazlasıyla geniş tutulan kapsamları ve aksaklıklarla gölgelenmesinden üzüntü duyulduğu belirtiliyor.

Taslak raporda, 15 yıl süren Pınar Selek davasında üç beraat kararını ardından meübbet hapis kararının çıkması, Türkiye’nin yargı sistemindeki eksikliklere bir örnek olarak gösteriliyor.

Anayasa süreciyle ilgili olarak ise raporda, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun faaliyetleri memnuniyetle karşılanırken, Komisyon’daki sürecin yavaşlığından duyulan endişe dile getiriliyor.

Medyaya, kimi zaman medya kuruluşlarının kapanması ya da otosansüre yol açan, yüksek para cezaları kesilmesine imkan sağlayan mevzuatın iptal edilmesi çağrısının yer aldığı raporda, AGİT Medya Özgürlüğü Temsilcisi’nin gazeteciler hakkında çok sayıda dava bulunması ve çok sayıda gazetecinin de hapiste olmasıyla ilgili dile getirdiği endişelere dikkat çekiliyor.

’15, 23 ve 24. fasılların açılması gündeme gelsin’

Raporda aynı zamanda ‘Avrupa Komisyonu’nun, yargı ve temel haklar, adalet ve içişleri ile ilgili fasılların müzakere sürecinin başlarında açılması ve en son kapatılmasına yönelik yeni yaklaşımı’ memnuniyetle karşılanırken, 23. ve 24. fasılların müzakerelere açılmasının tartışılması için çağrıda bulunuluyor.

Parlamento raporunda aynı zamanda, Türkiye’nin stratejik rolü ve sahip olduğu yenilenebilir enerji kaynakları göz önünde bulundurularak, müzakerelerde 15. başlık olan enerji faslının da müzakerelere açılmasının gündeme gelmesi isteniyor.

Taslakta, Aileinin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi’ne Dair Kanun memnuniyetle karşılanıyor; ancak AB’nin 2020 stratejisinde kadınların işgücüne katılım oranı hedefi yüzde 70 iken, Türkiye’nin 2023 için kadınların işgücüne katılım oranı hedefinin yüzde 35’te kaldığına dikkat çekiliyor.

Kıbrıs ile ilgili olarak ise, Türkiye’nin, ‘Kıbrıs’ın AB Konseyi Başkanlığı sırasında Kıbrıs ile ilişkileri normalleştirme ve diyaloğa geçmek için önemli bir fırsatı kaçırdığı’ görüşü ifade ediliyor.

Microsoft’tan Balyoz davasına önemli belge…

YARGITAY aşamasında olan Balyoz davasını ilgilendiren çarpıcı bir gelişme, geçtiğimiz günlerde Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yaşandı. Mahkemeye gönderilen bir belge belki de Balyoz davasında yargılanan başta havacılar ve denizciler olmak üzere birçok askerin serbest kalmasına yol açacak.

‘Calibri fontu’

Yeni gelişme, daha önce gündeme gelen, Balyoz Darbe Planı metninde kullanılan fontla ilgili. Sanıkların talebiyle daha önce hazırlanan bilirkişi raporlarında, metinde kullanılan ‘calibri fontu’nun Microsoft tarafından 2007 yılında üretildiği, oysa darbe metninin 2003’te oluşturulduğu kaydedilmişti. Bu iddialar resmi olarak mahkeme tarafından hiçbir zaman kabul edilmediği gibi raporlar resmi delil stasüsü kazanmadı. Bunun üzerine, davanın sanıklarından Beyazıt Karataş, Adalet Bakanlığı’na, bu uygulamalar yüzünde tazminat davası açmıştı. Karataş, adil yargılanma hakkının engelendiğini iddia ederek mahkemeye başvurmuştu. Dava ise 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 200/376 Esas numarası ile görülmeye başladı. Karataş’ın avukatı Haluk Pekşen bundan sonraki gelişmeyi şöyle anlatıyor: “Darbe planının metni olduğu söylenen belgenin yazıcı çıktıları Microsoft firmasına yollandı. Burada kullanılan yazı karakteri soruldu. Microsoft tarafından bunun Calibri fontu olduğu belirtildi. Ayrıca bu fontun 2007’de piyasaya sürüldüğü ifadesi de yer aldı. Böylece bu belge ‘resmi delil’ statüsü kazandı.”

‘Font değişikliği tespit edilebilir’

Avukat Pekşen şunları söyledi: “TÜBİTAK raporuna göre CD’ler 2003 yılında kapandı. Öleyse bu fontun işi ne? Bugün Yargıtay 9. Ceza’ya müvekkilimin bırakılması için itirazda bulunacağım.” Pekşen’e Balyoz savcısının “CD’ler 2007’ye kadar hep yenilendi” ifadesini hatırlatıp, ‘Bu yenile sırasında font da değiştirilmiş olamaz mı?’ diye sorduğumuzda, “Microsoft, font değişikliği varsa tespit edileceğini bildiriyor. Ancak şimdiye kadar font hiç araştırılmadı. Araştırılırsa zaten sonra üretildiği ortaya çıkacaktı” dedi.

Kayıtlar yayınlansın

Balyoz ve Ergenekon davası tutuklularının aileleri ve yakınları “Hukuk ve Adalet için yürekten bir ışık” pankartı açarak “Sessiz çığlık” eylemi yaptı.

Tutuklu aileleri, davaların hâkim ve savcılarını HSYK ve Yargıtay’a şikayet etti. Ankara’da Sakarya Meydanı’nda her cumartesi olduğu gibi dün de “Sessiz çığlık” adı altında bir araya gelen ailelere, Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD), Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR) üyeleriyle, vatandaşlar destek verdi. Haftalardır tutuklu yakınlarının fotoğraflarını taşıyıp 1 saat sessizce bir araya gelen aileler adına yapılan açıklamada, davanın duruşmalarında mahkeme heyetinin sanıkların delillerini ileri sürmesinin engellendiği belirtilerek, “Dava dosyasının tamamının titizlikle incelenmesi, kamera kayıtlarının incelenerek tutanaklardaki bilinçli-bilinçsiz yanlışların ortaya çıkarılması, kamera kayıtlarının televizyonlardan yayınlanmasına izin verilmesi, haksız ve hukuksuz şekilde iki yıldır mağdur edilen sanıkların tahliye edilmesi gerekir. Böylece Türkiye’de hâlâ yargıçların ve hukukun varlığının kamuoyunun vicdanında kanıtlanmasını istiyoruz” denildi.

SİVİL TOPLUM DESTEĞİ

Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde, tutuklu amiral ve subay eşleri ile yakınlarının her Cumartesi günü 7 aydır gerçekleştirdiği ‘sessiz çığlık’ buluşması dün de Değirmendere’de Çınarlık Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı önünde gerçekleştirildi. Sayıları 100’ü aşan, ellerinde tutukluların fotoğrafları ile bazı pankartlar taşıyan tutukluların eş ve çocukları ile diğer akrabalarından oluşan gruba, Eğitim-İş Kocaeli Şube Başkanı Bilal Şener, Eğitim -İş Gölcük Temsilcisi Celal Doğan, Atatürkçü Düşünce Derneği yöneticileri de destek verdi. Tutuklulardan Kurmay Albay Önder Çelebi’nin eşi Gonca Çelebi yaptığı konuşmada, geçen hafta babasını özlediğini söyleyen küçük kızın çığlığını hatırlatarak, “Geçen hafta burada sessiz minik bir çığlık yükseldi. O çığlık, üzerinden neredeyse 7 ay geçen düzmece delillerle hazırlanan oyunun enkazında bırakılmaya çalışılan eşlerimizin, babalarımızın, kardeşlerimizin, çığlığı aslında” dedi.

Emniyet İstihbarat eski Başkanı Sabri Uzun : ‘Bu davaların hepsi fos’

Ünlü istihbaratçıdan bomba gibi ifade

TBMM Telekulak Komisyonuna bilgi veren Emniyet İstihbarat eski Başkanı Sabri Uzun, Ergenekon, Balyoz, Oda TV gibi davaların ‘’Fos olduğunu’’ Tuncay Güney’in emniyet ifadesine eklemeler yapıldığını öne sürdü. Uzun, Türkiye’deki yasa dışı dinlemelerin de devlet görevlilerince yapıldığını iddia etti.

‘’Hırsız içerdeyse kilit işe yaramaz’’ sözünü tekrar eden Uzun, Şemdinli’de Umut kitapevine atılan bombanın ardından, iki Astsubay ve bir itirafçının yakalanması üzerine, Meclis Şemdinli Komisyonuna bilgi vermiş ve “Örgütün üstlenmediği eylemler, meçhul bir şeydir. Başka bir güç bu anormalliği yapıyor demektir. Hırsız evin içinde olursa, kilit işe yaramaz” demişti.

Uzun, Telekulak Komisyonunda da benzer tanımlamalar yaptı. Yasa dışı dinlemelerin tamamının devlet görevlilerince yapıldığını iddia ederek, ‘Ben karaktersizsem yasa dışı dinleme yapılır. Başbakan’ın odasına böcek konur. Ama karakterliysem kimse koyamaz ve faili meçhul de kalmaz. İlker Başbuğ, Işık Koşaner ve Hakan Fidan’ın konuşmaları da internetten yayımlandı. Bu nasıl oldu? Bu güç bende değil ve bunu yakalayamıyoruz. Bu bir utançtır, ayıptır’ dedi.

TUNCAY GÜNEY’İN İFADESİ

Uzun, 2001’de İstanbul’da gözaltına alınan Tuncay Güney’in Ergenekon hakkında bilgi verdiğini, ifadenin değiştirilip, bu kişiye bazı sanatçıların da isimlerinin söyletildiğini, bunların CD’ye yüklenerek bir kamu kurumuna gönderildiğini iddia etti.

Uzun, 2005-2006’da ihbarların başladığını, ihbar mektubunu yazan ile bunu inceleyen müfettişlerin ortak bir üst iradeye bağlı olduğunu söyledi ve ‘Bu, devlet iradesi de siyasi irade de değil’’ dedi. 14 Haziran 2001’de İstihbarat Daire Başkanı olduğunda önüne bir şema geldiğini de belirten Uzun şunları söyledi:

‘Bu şema bulunursa, Ergenekon, Balyoz, Oda TV gibi davaların hepsinin fos olduğu ortaya çıkar. Şemanın en üstünde Çetin Doğan vardı. 22 ya da 25 kişiydi. Tuğgeneral rütbesinin altında kimse yoktu. Bu şemaya esas teşkil eden Tuncay Güney’in ifadesiydi. Namusum üzerine söylüyorum ki şemada olan hiçbir isim o ifade tutanağında yoktu. Şema İstanbul’dan geldi.. İstanbul’daki İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler’e sordum. ‘Biz göndermedik’ dedi. Sonra baktım, bu ifadeyi veren Tuncay Güney’in Hasdal Kışlasında astsubaylıktan subaylığa geçmiş Murat isimli kişiyle özel ilişkileri var. Tuncay Güney’in özel hayatıyla ilgili yasa dışı dinlemeler yapılmış, elde edilen bilgiler şantaj unsuru olarak kullanılmış.’ (gazeteport)

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: