Kategori arşivi: Kampanyalar

/// CAMPAIGN /// Stop Nonlethal Microwave Weapons Attacks & Organized Stalking ///

JOIN THE CHAMPAIGN

***

Hello people, the world is facing a dangerous situation that is also an opportunity, an opportunity to transform our world for the better.

Army intelligence officers are using classified anti-personnel weapons in a secret dirty war of torture and assassination targeting innocent men, women, and even children. Most of the victims are political activists and whistleblowers who are being used as human guinea pigs in a weapons development program. The targets are attacked in their homes and work places.

Non-ionizing radiation, similar to a microwave oven, heats up their body, and they’ll eventually die from heart attack or cancer, or become forced suicides to escape the endless torture. These terminal experiments are designed to force a suicide or premature death from non-ionizing radiation.

A few military intelligence officers, Generals Keith B. Alexander, and others are allegedly using classified anti-personnel weapons to target potential enemies and anyone who might attempt to stop them. This nightmare began in the 1950’s when the Russians attacked the US embassy in Moscow with microwave weapons.

Today illegal Cold War programs like MKULTRA, Cointelpro, and the Human Guinea Pig Experiments have been combined into a single program that uses nonlethal microwave weapons torture to perfect the new weapons, and neutralize people who fit a common profile. Vigilante violence is also directed at targets. They’re tracked with GPS technology and harassed in public in a stalking game called organized stalking.

I have witnessed the torture of women and children in their own homes. These people are not just statistics to me. Many of the victims demonstrated against the Vietnam War, fought against segregation and racism, they’ve reported criminal activity in powerful government agencies and corporations. Their struggle to make a better world has landed them on a hit list and now they are guinea pigs being used to perfect weapons similar to the active denial system. This is our generation’s moment of truth. Please see the evidence online in books and films titled; MONARCH: The New Phoenix Program.

http://microwaveweapon.org

http://microwavemurder.org

http://monarchtorture.org

http://marshallthomas.org

http://marshallgthomas.com

http://marshallgregorythomas.com

http://monarchnewphoenix.com

https://sites.google.com/site/microwaveweapon/

FROM : SPECIAL BUREAU OF TURKEY

/// KAMPANYA /// ÖNEMLİ /// Zihin Kontrolü ve Yasadışı Teknik Ta kibe son verilsin ! ///

KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

Bu kampanya, -Batıda- hakkında belli bir şuur ve tepki oluşmuş TELEGRAM (Zihin Kontrolü) konusunda, -kendi çapında- vatandaşları kaba hatlarıyla da olsa bilgilendirmek ve potansiyel mağdurların oluşmasını engellemek için hazırlanmıştır.

***

Sayın İlgili,

Öncelikle KAMPANYAMIZA zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

TÜRKİYE’de 2000’li yıllardan bu yana belirli yerel ve yabancı istihbarat servisleri tarafından PSİKOTRONİK – ELEKTRO MANYETİK takip cihazları ile vatandaşlara yönelik yasadışı teknik takip yapılmaktadır.

Bu konunun mağduru binlerce kişi var ama ne yazık ki konunun kamuoyunca yeterince bilinmemesi yada komplo teorisi olarak görünmesi nedeniyle şikayetlerini resmi merciler dışında saklama gereği duyuyorlar. Şu anda mağdurlar dernek kurma aşamasına geldiler ve seslerini kamuoyuna duyurmaya çalışıyorlar. Yurt dışında ise on binlerce mağdur var ve bir çok sivil toplum örgütü adı altında haklarını arıyorlar.

Bunlardan birisi de ICAACT ORGANISATION. Web sitesi : http://icaact.org

Bunun yanı sıra bu konuda yayın yapılan grup olarak kamuoyunu bilgilendirme amacıyla açtığımız yerel bir site de mevcut. www.zihinkontrol.com bağlantısından siteye ulaşabilirsiniz.

MK ULTRA konusu bizce çok önemli ve dikkat edilmesi gereken bir konudur. Çünkü sadece ülkemizde bu projenin binlerce mağduru bulunuyor ve maalesef haklarını gerektiği gibi arayamıyorlar. Halbuki başta ABD olmak üzere tüm Batı dünyası bu konuya çok önem veriyor, bu konuda filmler, kitaplar, şarkılar ve klipler yayınlıyorlar.

Örneğin yakın zamanda çevrilen ve meşhur ABD’li aktör DENZEL WASHINGTON’ın oynadığı MANCHURIAN CANDIDATE (Mançurya Kobayı) ve Bruce Willis’in ve Julia Roberts’ın oynadığı CONSPIRACY THEORY (Komplo Teorisi) bunlara verilecek en iyi örneklerdir. Yine 2009 yılında çevrilen GAMER (OYUNCU) filmi örneklerden biridir.

Bu konu artık komplo teorisi olmaktan öteye gitmiştir Batı dünyası ülkeleri için. Çünkü ABD başta olmak üzere tüm dünyada ZİHİN KONTROLÜ yada orijinal adıyla MK ULTRA bir realite halini almıştır.

Örneğin OKLAHOMA BOMBACISI TIMOTHY MCVEIGH’in bir MK ULTRA MAĞDURU olabileceğini düşünür müydünüz ? Bu konuyu ABD BASINI sık sık dile getiriyor.

Aşağıda ABD BASINI’nda yer alan bazı videoları dikkatinize sunuyorum.

Yine aynı şekilde geçtiğimiz hafta KONGRE ve BEYAZ SARAY’a saldıran Aaron Alexis’in bir MK ULTRA MAĞDURU olabileceğini düşünür müydünüz ?

Bu konuyu da ABD BASINI sık sık dile getiriyor.

Aşağıda ABD BASINI’nda yer alan bazı videoları dikkatinize sunuyorum.

Ancak halen maalesef ülkemizde bu projenin mağdurları ile yeterince ilgilenilmiyor. Ne resmi mercilerden yeteri kadar destek görüyorlar, ne kamuoyundan, ne basından, ne de diğer devlet bürokrasisinden. Adeta görünmez bir el mağdurların haklı mücadele sürecinde sürekli engel üzerine engel çıkarmakta. Mağdurlar ve perişan aileleri bu mücadelede yalnız bırakılmışlardır.

Biz grup olarak mağdurlara elimizden geldiği kadar destek vermeye çalışıyoruz. Onların bu anlamda seslerini kamuoyuna duyurmaları için sözcülüğünü yapmaya ve ulaşabildiğimiz tüm üst merci ve makam yetkililerine mağduriyetlerini anlatmaya çalışıyoruz ancak ERGENEKON ve BALYOZ DAVA’larının finansörü ve planlayıcısı olan Amerikan Gizli Servisleri’nin (CIA, NSA, PENTAGON) sürekli engellemeleri ile karşılaşıyoruz. Sosyal Medyada bu konuda yapmış olduğumuz tüm duyurular bu servislerin baskısı sonucunda sosyal medya (Twitter, Facebook, WordPress Bloglarımız) hesaplarımızın kapatılması ile engellendi.

Bildiğiniz gibi eski NSA çalışanı ve şu anda zorunlu olarak Rusya’da geçici olarak ikamet eden Edward Snowden’ın İngiliz Guardian Gazetesi’ne sızdırdığı belgelerde de Amerikan Gizli Servislerinin tüm dünyada global teknik takip faaliyetleri yürüttüğünü net olarak ortaya koymuştu. Google’da Edward Snowden yazdığınızda bu konudaki haberlere erişebilirsiniz.

Sayın İlgili,

Biz grup olarak mağdurların şikayetlerini hem Cumhurbaşkanlığı’na hem İç İşleri Bakanlığı’na hem de TBMM’ye ilettik ve çözüm getirmelerini talep ettik. Ancak, halen ne mağdurları dinlediler ne de şikayetleri değerlendirdiler. TBMM’ye göndermiş olduğumuz dilekçe ise red edildi. Adeta görünmez bir ambargo uygulanıyor.

Sonuç olarak;

Biz MK ULTRA PROJESİ (Psikotronik Silah Mağduru / Organized Stalked Victim) kurbanı Türk Vatandaşları adına bu konuya dikkat çekebilmek amacıyla size yazmak istedik. Bu konuda tarafımıza başvurup yardım talep eden çok sayıda vatandaş var. Bunlardan 3’ünü saygılarımızla dikkatinize arz ediyoruz.

(Lütfen tıklayın)

MK ULTRA’NIN TARİHSEL GELİŞİMİ

Ortadoğu’yu kimyasal silah üretmekle suçlayan ABD, anayasasına göre yurttaşlar üzerinde gizli askeri deney yapılması yasal olduğundan insanlık dışı deneyler gerçekleştirdi.

‘Kitle imha silahları geliştirmekle’ suçladığı Irak’ı işgal eden, ardından da benzer nedenlerle Suriye, İran ve Kuzey Kore’yi hedef göstermeye başlayan ABD, yıllardır kimyasal ve biyolojik silah geliştirmek uğruna yaptığı sayısız deneyde kendi yurttaşlarını kullandı. Üstelik Amerikan anayasasına göre yurttaşlar üzerinde gizli askeri deneyler yapılması yasaldı. 1977 yılından itibaren yirmi yıl süreyle yürürlükte kalan bu madde, Körfez Savaşı’ndan sonra bazı sivil örgütlerin girişimiyle böyle bir yasadan haberdar olan halkın tepkisi üzerine 1997 yılında geri çekildi. Amerikan istihbaratı ile Savunma Bakanlığı’nın çoğu zaman ortaklaşa gerçekleştirdiği bu deneylerin başlangıç tarihi, 1930′lara kadar uzanıyor. II. Dünya Savaşı’nın ardından Almanların ve Japonların bu konudaki deneyiminden de yararlanan ABD, Soğuk Savaş sırasında dünyanın en korkunç biyolojik silah deposu haline geldi.

Nazi savaş suçluları çalıştırıldı

ABD’nin 34. başkanı General Dwight D. Eisenhower‘ın Nazi savaş suçlularına çalışmalarını Amerika’da devam etmeleri karşılığında dokunulmazlık verdiği biliniyor. Almanların sayısız insan hayatı ve hayal bile edilemeyecek işkenceler karşılığında elde ettikleri bilgileri edinmek isteyen Eisenhower, Nazi toplama kamplarında gerçekleştirilen araştırmalardan ”yararlanılması” emrini vermişti. Daça toplama kampında Yahudiler üzerinde gerçekleştirdiği korkunç deneylerle tanınan Dr Hubertus Strughold ve onun gibi 34 Nazi ”bilim adamı” uzay tıbbı çalışmalarına Amerikan topraklarında devam edebilmeleri için Teksas, San Antonio’daki Randolph Hava Kuvvetleri Üssü’ne getirildi.

Ataç Projesi kapsamında toplam 3 bin kadar Nazi savaş suçlusuna ABD ve Kanada topraklarında çalışma izni verildiği tahmin ediliyor. Tarihçiler ve bilim adamları, CIA tarafından Amerikan ve Kanada (başta MKULTRA projesi olmak üzere ABD’de yapılan bazı deneylerin bir ayağı da Kanada’da sürdürülmüştür) vatandaşları üzerinde gerçekleştirilen deneylerin çoğunun Nazi ölüm kamplarında yapılan insanlık dışı deneylerin bir devamı olduğunu ortaya koymuşlardır.

Zihin kontrol deneyleri

Soğuk Savaş’la birlikte Rusların zihnin kontrolü alanında kaydettikleri ilerlemelere karşılık CIA da zihin kontrol tekniklerine olan ilgisini ve bu konudaki araştırmalarını yoğunlaştırdı. Dehşet veren araştırmalarda, psikotronik ilaçlar kullanılarak beyin yıkama ve insan zihnini kontrol etme deneyleri yapıldı. Vietnam Savaşı sırasında sorgulanan insanları itirafa zorlamak için aynı yöntemler kullanıldı. Belki de tüm bunlar arasında en rahatsız edici olanı, belgelerin büyük bölümü sonradan CIA tarafından yok edildiği için ve ilgili kişilere ulaşılamadığı için insan kobaylar üzerinde yapılan deneylerin gerçek boyutlarının bilinmiyor olması. Zihin kontrolü deneyleri arasında en acımasız ve en geniş kapsamlı olanı 50′li yıllarda başlayıp 70′lere kadar süren ünlü MKULTRA projesiydi. Üniversitelerde, hapishanelerde, akıl hastanelerinde, yetimhanelerde ve uyuşturucu bağımlıları rehabilitasyon merkezlerinde yürütülen deneylerin yanı sıra kentlerin olası bir saldırıya karşı ne kadar dirençli olduğunu ölçmek için kalabalık yerleşim birimleri de kimyasal ve biyolojik maddelere maruz bırakıldı.

ÖZEL BÜRO

/// CAMPAIGN /// ATTENTION /// Stop Nonlethal Microwave Weapons Attacks & Organized Stalking ///

JOIN THE CHAMPAIGN

***

Hello people, the world is facing a dangerous situation that is also an opportunity, an opportunity to transform our world for the better.

Army intelligence officers are using classified anti-personnel weapons in a secret dirty war of torture and assassination targeting innocent men, women, and even children. Most of the victims are political activists and whistleblowers who are being used as human guinea pigs in a weapons development program. The targets are attacked in their homes and work places.

Non-ionizing radiation, similar to a microwave oven, heats up their body, and they’ll eventually die from heart attack or cancer, or become forced suicides to escape the endless torture. These terminal experiments are designed to force a suicide or premature death from non-ionizing radiation.

A few military intelligence officers, Generals Keith B. Alexander, and others are allegedly using classified anti-personnel weapons to target potential enemies and anyone who might attempt to stop them. This nightmare began in the 1950’s when the Russians attacked the US embassy in Moscow with microwave weapons.

Today illegal Cold War programs like MKULTRA, Cointelpro, and the Human Guinea Pig Experiments have been combined into a single program that uses nonlethal microwave weapons torture to perfect the new weapons, and neutralize people who fit a common profile. Vigilante violence is also directed at targets. They’re tracked with GPS technology and harassed in public in a stalking game called organized stalking.

I have witnessed the torture of women and children in their own homes. These people are not just statistics to me. Many of the victims demonstrated against the Vietnam War, fought against segregation and racism, they’ve reported criminal activity in powerful government agencies and corporations. Their struggle to make a better world has landed them on a hit list and now they are guinea pigs being used to perfect weapons similar to the active denial system. This is our generation’s moment of truth. Please see the evidence online in books and films titled; MONARCH: The New Phoenix Program.

http://microwaveweapon.org

http://microwavemurder.org

http://monarchtorture.org

http://marshallthomas.org

http://marshallgthomas.com

http://marshallgregorythomas.com

http://monarchnewphoenix.com

https://sites.google.com/site/microwaveweapon/

FROM : SPECIAL BUREAU OF TURKEY

KAMPANYA : MK ULTRA KONUSUNDA TBMM’YE VERİLEN DİLEKÇEYE SİZDE İMZA VERİN ///

NASIL KATILACAKSINIZ ?

Bu Linke tıkladığınızda sağ alt köşede KURUMSAL BAĞLANTILAR çıkacak.

Burada E-Dilekçe yazan yere tıklayın.

Dilekçe Komisyonu butonu çıkacak.

Burada İmzalayabileceğim Dilekçeler bölümü’ne tıklayacaksınız.

Konu Ara bölümüne : Psikotronik yazılacak.

Ve gelen sayfada RESMİ KURUMLARIN T.C. VATANDAŞLARINA KARŞI KULLANDIĞI PSİKOTRONİK SİLAH TEKNOLOJİSİ’ne gireceksiniz ve İMZALA yazan yere tıklayacaksınız. Hepsi bu kadar.

DİLEKÇEYİ İMZALAMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

***

Bu kampanya, -Batıda- hakkında belli bir şuur ve tepki oluşmuş TELEGRAM (Zihin Kontrolü) konusunda, -kendi çapında- vatandaşları kaba hatlarıyla da olsa bilgilendirmek ve potansiyel mağdurların oluşmasını engellemek için hazırlanmıştır.

Amacımız, insanlığı tehdid eden ve birçok bakımdan ele alınması gereken, bu yazımızda bizim işaretlemeye çalışacağımız üzere ve literatüre girdiği şekliyle “bir vasfı da” ASKERÎ SİLAH olan bu vahşice uygulamanın tehlikelerine işaret etmektir. Yanısıra, meselenin -maalesef- psikolojik problemler yaşayan insanların uydurmaları veya esrarlı romanlarda geçen hayal ve kurgulardan ibaret olmadığını göstermektir. Yine bu çalışma, bir yandan birçok ülkede bu alanda yapılan çalışmalara temas ederken, diğer yandan meselenin özüne vâkıf kişi ve kuruluşlar tarafından TELEGRAM’a gösterilen tepkileri paylaşma arzusuyla kaleme alınmıştır.

“TELEGRAM, askerî bir silahtır” dedik. Fakat bu silah türü, "konvansiyonel" dediğimiz, kabul edilmiş, genel mânâda bilinen silahlardan kimi farklılıklar arzeder:

Bunlardan birincisi, başka hiçbir silahta olmayan bir özelliktir ki, “silahı kullanan” ve “hedef kişi” dışında bir üçüncü kişi, bu silahın etkisini göremiyor, duyamıyor ve hissedemiyor. Sadece “hedef kişi”nin tepkileri müşâhede edilebiliyor.

Bir diğer farklılık da, “askerî silah” olmasına karşılık, kendine has özelliklerinden dolayı, ortada fiilî bir savaş hâli olsun veya olmasın kullanılabiliyor. Birçok ülkede, o ülkenin iç ve dış savunmasından sorumlu askerî, inzibatî ve istihbarî kurumların görevlileri tarafından, ülke içi veya dışında, hem siyasî ve ideolojik olarak kendilerine “yakın” sayılabilecek insanlara, hem de kendi siyasî ve ideolojik görüşlerine “aykırı” görülen şahıslara tatbik edilebiliyor. Bir diğer deyişle, yabancı veya vatandaş ayırımı yapma gereği duyulmaksızın, “kurban” kişi bazen “kobay” bazen de “hedef” addedilerek uygulanabiliyor. Deneme, geliştirme ve uygulamaların “gizliliği” buna imkân sağlıyor.

“Zihin kontrolü” teknolojisinin, sadece kelime anlamına bakılarak “nezih ve temiz bir iş"(!) olduğu zannedilmemelidir. İnsan fıtratına tamamen ters nitelikte olan bu silahın en önemli hedeflerinden biri de, “kurban”a beyin kontrolü ile paralel olarak -yine askerî literatüre yerleştiği şekilde- MAXIMUM PAIN (en üst seviyede acı) verebilmek çünkü.

Bugün dünyanın birçok ülkesinde TELEGRAM mağdurları var. Mağdurların kurduğu dernekler; hâdise etrafında yayınlanan birçok ciddi kitab, dergi veya gazete makalesi; yine, internette sayısız makale, araştırma ve döküman mevcut. Batıdaki bazı organizasyonların bu mesele merkezinde düzenli olarak seminer ve konferanslar tertib ettiklerini de biliyoruz; insanları şuurlandırmak için ciddi bir mücadele veriliyor.

Bu gelişmeler ülkemiz dışında tüm hızıyla sürer ve insanlar arasında günden güne yayılan genel bir şuurlanma süreci yaşanırken; üstelik ABD ve Rusya başta olmak üzere kimi ülkelerde protesto gösterileri bile yapılırken; TELEGRAM’a karşı dünyadaki en etkili mücadeleyi veren insanlardan Mind Justice Organizasyonu başkanı Cheryl Welsh’in ifadesiyle, “ATOM BOMBASINDAN DA TEHLİKELİ” bu silaha karşı maalesef ülkemizde yeterli bir kamuoyu tepkisi gelişmemiştir.

Fakat herşeyin üstünde, bu silahın hedefi olan fikir adamı Salih Mirzabeyoğlu’nun yaşadıklarından ve aktardıklarından ilhamla şunu söylemeye mecburuz: BU İNSANLIK DIŞI SİLAHIN UYGULAMA SAHASI BU ÜLKEDİR VE EN BÜYÜK MESULİYET DE BU ÜLKENİN İDARÎ MEKANİZMASINDA YER ALANLARIN PAYINA DÜŞMEKTEDİR.

Askerî terminoloji içerisinde “ÖLDÜRÜCÜ OLMAYAN(!) ELEKTROMANYETİK SİLAHLAR” kategorisinde yapılan bu çalışmalar, ülke halkından tamamen gizli, siyasî yöneticilerinse bir bölümün "kısmî bilgisi" dâhilinde yapılıyor. Bu husus, hem TELEGRAM teknolojisinin patentini ellerinde bulunduran bellibaşlı ülkeler, hem de Türkiye gibi bu silahların sadece "uygulama alanı" (DELTA) olan ülkeler için geçerli. Böylesi anormallikler, aslında bir bakıma “normal”. Çünkü yapılan çalışmaların herkesin önünde ve bilgisi dahilinde olması, -bu işkence ülkelerarası “insan hakları” kriterlerini ihlal etmeden devam ettirilemeyeceği için- mümkün değil.

Bu derece vahim ve çok gizli bir askerî silah sözkonusu iken; dünyada “elektromanyetik silah” yarışı tüm hızıyla devam ederken; Türkiye, Irak, Filistin, Afganistan, Lübnan, Kosova, Çeçenistan gibi ülkeler bu silahların deneme, kullanım ve geliştirme sahaları olmuşken; hattâ Bhutan gibi ismi bile pek bilinmeyen ülkelere kadar kendine tatbikat alanı bulabilmişken; Türkiye’deki bilgisizlik ve aldırmazlık, belki de silahın kendisi kadar ürkütücü. Yaptığımız çalışma, ülkemizde yaşanan bu gidişata işaret etme kaygısını da taşıyor.

Bazı Türk bilim adamlarının çıkışlarını övgüye değer bulsak da, maalesef yetmiyor. Ülkemizdeki bu atmosferi dağıtmaya ve insanımızı şuurlandırmaya yönelik her türlü ciddi açıklamayı, veri paylaşımını ve bu gaye çerçevesindeki her çeşit müsbet faaliyeti yahud böylesi faaliyetleri tetikleyecek “gayret”i çok kıymetli buluyoruz.

Böylelikle, yazımızın genel çerçevesi de de ortaya çıktı sanıyoruz.

TELEGRAM VE ETKİLERİ

Uluslararası ASKERÎ SİLAH literatüründe “ÖLDÜRÜCÜ OLMAYAN” (Non-lethal) kategorisindeki “ELEKTROMANYETİK SİLAHLAR” (Electromagnetic Weapons) arasında çok özel bir yeri olan "ZİHİN KONTROLÜ" (Mind Control) yâni TELEGRAM, hem o silahı, hem de o silahın etki alanını ifade eder. TELEGRAM, herşeyden önce bir “cihaz” veya “cihazlar bütünü”ne dayanır. Mesele, “şunu şöyle söylediler, duygu ve düşüncelerimizi manipüle ettiler” meselesi değildir burada.

TELEGRAM’da, çok kaba bir ifadeyle, göz ve kulak gibi aslî duyular “by-pass” edilerek, yâni DOĞRUDAN BEYNE normal yahud anormal görüntü ve sesler nakledilerek, vücudun istenilen kısımlarına acı verme gibi metodlarla da desteklenerek, “hedef kişi”nin iradesi kırılmaya ve zihnen “kontrol” altına alınmaya çalışılır. Bu süreçte, “hedef kişi”den gelen beyin dalgaları çözümlenerek, o kişinin duygu ve düşünceleri de “okunur”.

TELEGRAM saldırısı neticesinde “hedef kişi”de meydana gelen etkilerin bazılarını –literatüre geçtiği hâliyle- şu şekilde sıralamak mümkündür:

1. Bir sebebi olmadığı hâlde, kulaklarda sürekli çınlama.

2. Fizikî ve ruhî bir sebeb yok iken, elektrik çarpmasına benzer bir duyguyla âniden uykudan uyanma.

3. Uyarıcı bir madde kullanılmadığı hâlde, gece yatarken uzun süre güçlü bir uyanıklık hâli hissetme.

4. Vücutta, özellikle kol ve bacaklarda iğne batmasına benzer acı ve yanmalar.

5. Vücutta, özellikle kol, bacak ve parmaklarda âni kramplar ve sık sık kas atmasına benzer titremelerin olması.

6. Vücutta, özellikle yüz ve kasıklarda şiddetli kaşıntılar.

7. Dinlenme hâlinde olunduğu hâlde, âni kalb çarpıntısı ve stres duygusu.

8. Bilinir bir sebeb yokken vücut sıcaklığında âni yükselme ve âni terleme hâli.

9. Yorgun olunmadığı hâlde, vücuda âni bir yorgunluk ve hâlsizliğin çökmesi.

10. Baş ve vücudun çeşitli bölgelerinde âniden başlayan ve âniden biten ağrılar.

11. Kafada tansiyon yüksekliğine benzeyen bir şişkinlik ve saç derisinde yanma hissi.

12. Aşırı unutkanlık; düşünülen bir şeyin zihinden âniden silindiği veya düşüncelerin aktığı hissi.

13. Cinsî organda titremeler ve sebebsiz ereksiyon veya orgazm.

14. Sebebsiz olarak, aşırı heyecanlanma, sinirlenme, üzüntü, ümitsizlik gibi duygular, sıradan olaylara aşırı tepkiler verme.

15. Gözler kapatıldığında, hattâ açıkken, gözün önünde üç buudlu resimler canlanması.

16. Şuursuz olarak sürekli zihinde birşeyleri tekrarlama.

17. Kafa içinde nereden geldiği belli olmayan ses veya gürültüler duyma.

18. Görülen ve duyulan herşeyin sanki birileri tarafından izlendiği ve zihnin okunduğu duygusuna kapılma.

19. Bulunulan herhangi bir yerde, sık sık, cisimlerin ısı değişimlerinde çıkardığı seslere benzeyen çıtlama sesleri duyma.

20. Kol saati ve benzeri şahsî cihazlarda bulunan pillerin, normal ömürlerinden daha kısa bir sürede bitmesi.

21. Hafıza kaybı ve davranış bozuklukları.

22. Duyulan sesin yönü, şiddeti ve muhtevâsının değişmesi.

23. Göz kapaklarının denetlenerek, konuşmanın bozulması.

24. Zahmetli işler sırasında omuzlar ve kollar zorlanarak kazalara sebeb olma. Bir şey yaparken dirseklerin dürtüklenmesi ve işe engel olma. Bacaklarda ağrı ve gereksiz hareketlenme, sağ ve sola sallanma ve aşırı sertleşme.

25. Ayağın zor ulaşılan yerlerinde kaşınma ve kızarmalar.

26. Sırttaki büyük kaslarda kasılmalar.

27. El hareketlerinin kontrol edilmesi.

28. Düşüncelerin okunması yahud dışarıdan düşünce nakledilmesi.

29. Rüyaların kontrol ve manipüle edilmesi.

30. Hareket eden hayalî görüntüler görülmesi.

31. Göz kapaklarının sürekli açık tutturulması.

32. Sürekli kulak çınlaması.

33. Çene ve dişlerin sebeb yokken titremesi.

34. Sindirim sistemi ile alâkalı olarak, bağırsak hareketlerinin kontrol altına alınması.

Bu silahı diğer konvansiyonel silahlardan ayıran, -yukarıda saydığımız özelliklerinin dışındaki bir diğer- hususiyeti de; "KİŞİYE ÖZEL" ve "AYARLANABİLİR" olması, yâni hedef kişinin fizik, ruh ve beyin yapısına göre saldırı imkânı sağlaması. Şöyle ki, hedef kişi dışında kimsenin duyamayacağı seslerle beraber kimsenin göremeyeceği görüntüleri nakledebilmenin sözkonusu olduğu ve bunun da “mevcut sahne”de görev alan “emir eri” veya “gönüllü” piyonların bulunduğu bir ortamda yapıldığı düşünülürse, hedef kişinin her yönden kuşatılmaya çalışıldığı, tamamen çökertilip kontrol altına alınmak istendiği anlaşılır. Hâdisenin sadece ses ve görüntü “alışveriş”inden ibaret kalmadığı ve yine bu elektromanyetik silahla MAXIMUM PAIN (En Üst Seviyede Acı) vermenin operasyona dâhil edildiği gözönüne alınırsa, TELEGRAM’ın korkunçluğu daha da aydınlanır.

KAMPANYA : Dr. Öz’ün Türk kahvesinin 500 yıllık tarihine sahip çıkmasını istiyorum @DrOz / // ÖNEMLİ ///

KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

***

Kültürü ile gurur duyan bir Türk vatandaşı olarak Dr. Mehmet Öz’ü her zaman ilham verici bir figür olarak görmüşümdür. Dr. Öz’ün televizyon programı sayesinde milyonlarca insan Türkiye ve Türk kültürü hakkında bilgi sahibi olmaktadır. Türkler, Dr. Öz’ün başarılarını ve topluma katkılarını gururla alkışlamaktadır.

Ancak geçtiğimiz hafta Dr. Öz bizleri üzen bir şey yaptı. Çok kuvvetli bir kahvenin kalbi koruduğunu, gençlik pınarı olduğunu ve antioksidan bir içecek olduğunu söyledi. Bu kahve Türk tarzı ile pişirilen Türk kahvesiydi, ama Dr. Öz bütün dünyaya bunun Yunan kahvesi olarak tanıttı.

Kahve ilk olarak, çobanların keçilerinin bu çekirdekleri yemekten hoşlandığının görüldüğü Etiyopya ve Yemen’de keşfedilmiştir. Kahve çekirdekleri, 1517 yılında İstanbul’a getirilmiş ve yegâne bir biçimde pişirilen ve sunulan kahve o günden bu yana Türk kültürünün temel bir parçası olmuştur.

1600’lerden beri, Türk kahvesi Türk misafirperverliği ve toplumun vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Dünyanın ilk kahvehanesi 1555 yılında İstanbul Tahtakale’de açılmış ve kahve kültürü Avrupa’ya ve daha sonra Amerika kıtasına yayılmıştır. Bu kahvehaneler, Doğunun Batıyı etkileme sürecinde önemli bir rol üstlenmiştir.

Türk kahvesi için korunması gereken kültürel bir miras olarak “Somut Olmayan Kültürel Miraslar” listesine alınması için UNESCO’ya (Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü) başvuru dahi yapılmıştır.

Türk kahvesi hakkında bilinmesi gereken temel özellikler şunlardır:

* Türk kahvesi, 16. yüzyılda Türkler tarafından geliştirilen dünyanın en eski kahve pişirme yöntemidir.

* Türk kahvesi filtrelenmediği için eşsiz bir pişirme yöntemidir ve bundan dolayı da sağlığa faydalıdır. Yapılan araştırma sonuçları, Türk kahvesi tüketiminin kalbi koruduğunu göstermektedir.

* Türk kahvesinin hazırlanışı eski bir sanat olarak görülür. Dünyada üretilen bütün kahve öğütücülerinin ayarı Türk usulüne göre yapılmıştır.

* Türk kahvesi sindirimi kolaylaştırır ve birçok hastalığının hafiflemesine yardımcı olur.

Dr. Öz: Lütfen Türk kahve kültürünü ve diğer kahve kültürlerini dünyaya katkılarından dolayı kutlayın ve izleyicilerinizi bu muhteşem içecek hakkında daha fazla bilgilendirin.

Gizem Şalcıgil White

Gezici Türk Kahvesi Evi, Gönüllü Kurucusu ve Direktörü

www.mobileturkishcoffeetruck.org

KAMPANYA : /// ÖNEMLİ /// Önce engelsiz ATM sonra daha fazlası @ziraatbankasi /// ÖNEMLİ ///

KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

***

Görmüyoruz, fakat biz de sizler gibi her gün günlük hayatın bir parçası olan pek çok işimizi hallediyoruz. Banka işlemleri ve bankamatiklerden para çekmek de bunlardan sadece biri. Ancak belki de en çok yalnız başımıza yapabilmemiz gereken, en kişisel durumlardan da biri aynı zamanda. Bizler, Engelsiz Erişim Derneği üyeleri olarak, görme engellilerin sosyal hayattaki küçük düzenlemelerle engellenmişliklerinden kurtulduklarında yaşantılarını herkes kadar engelsiz sürdürebileceklerini vurguluyor ve bu alanda çalışmalar yapıyoruz. Şimdi ise hep beraber engelsiz ATM’ler için yola çıktık.

Kurucu ve üyelerinin çoğunluğu görme engellilerden oluşan bir yapı olarak, Engelli bireylerin en az engelli olmayan bireyler kadar eşit ve özgür bir yaşam hakkı olduğu gerçeğinden hareketle, sizleri sesli ve erişilebilir ATM’lerin yaygınlaştırılması kampanya dizimize destek vermeye çağırıyoruz. Şimdi sıra ziraat bankasında.

Bazen ayrıntıymış gibi gözüken küçük değişimlerin, engelli bireylerin hayatını kolaylaştıran veya zorlaştıran sonuçları oluyor. Bizler Engelsiz Erişim Derneği Üyeleri olarak sizleri, temel hak ve özgürlüklerden olan "erişim hakkı" çerçevesinde Ziraat bankasının görme engelliler için sesli ATM’ler kurması talebimiz için imza vermeye davet ediyoruz.

Günümüzde, dünyada büyük bankaların görme engelli müşterilerine sunduğu erişilebilir ATM’ler kullanılıyor. Görme engelliler; tek başlarına bankaların mevcut ATM’lerine taktıkları bir kulaklıkla devreye giren ve ATM ekranındaki bilgileri kullanıcısına seslendiren bir program sayesinde kimseye ihtiyaç duymadan para çekme ve bakiye inceleme gibi sıkça kullanılan işlemleri güvenli ve erişilebilir bir şekilde yapabiliyorlar. Ülkemize de Yapı Kredi Bankası, İş bankası, Halk Bank ve son olarak da Garanti bankası gibi bazı bankalar bu tür ATM’leri yaygınlaştırmaya başladılar

Maalesef Türkiye’nin her tyerinde en çok ATM’si bulunan ve böyle konularda öncü olması gereken bir devlet bankası olan ziraat bankası henüz bu konuda bir adım atmış değil. ATM’lerde “lütfen kartınızı takınız, lütfen kartınızı alınız” gibi anonslar sesli atm anlamına gelmiyor. Sesli ATM Bir kulaklık aparatı yardımıyla devreye giren atm ekran okuyucusunun yapacağınız tüm işlemlerde sizi adım adım yönlendirmesi demek. Bu sistemi kurmak diğer banka örneklerinden de anlaşılacağı üzere mümkün ve ciddi maliyetler getirmiyor. Öte yandan birçok görme engeli burs ve kredi işlemleri nedeniyle ziraat bankasını kullanmak durumunda ve maalesef erişilebilir biçimde para çekme olanakları bulunmuyor. O nedenle büyük Bir devlet bankası olarak Ziraat bankası’nın bir an önce harekete geçerek hem erişilebilirlik yönünde kendi üstüne düşen görevi yerine getirmesini, hem de diğer bankalara örnek olmasını bekliyoruz.

Eşit, erişilebilir ve engelsiz bir hizmet almak bir tüketici olarak en doğal hakkımız.

Ziraat Bankasından, görme engelli müşterilerinin ve onları destekleyenlerin, yani bizlerin ATM’lerin seslendirilmesi konusundaki taleplerimizi dikkate alıp bu hizmete hiç vakit geçirmeden başlamasını bekliyoruz. Ayrıca ATM’lerini fiziksel engellilerin de rahatça ulaşabileceği biçimde konumlandırmalarını talep ediyoruz.

Ziraat Bankası, Görme engelli müşterilerini de paralarını kendi başına çekebilme ve bankacılık işlemlerini tek başına yapabilme özgürlüğüne bir an evvel kavuşturmalıdır.

Garanti bankası sürecini birlikte başardık. Haydi şimdi ziraat bankası kampanyamıza katılarak, daha fazla sesli ATM yönündeki çabalarımızın gerçeğe dönüşmesine yardımcı ol.

İlginize şimdiden teşekkür ederiz.

Saygılarımızla

Engelsiz Erişim Derneği

/// ÇOK ÖNEMLİ /// AÇILIM İSTİYORUZ ARKADAŞ !!! /// ÇOK ÖNEMLİ ///

AÇILIM İSTİYORUZ

-Güneydoğuda herif 30 çocuk sahibi olacak…

– Sonrada bu çocuklarını terörist sempatizanı yapacak…

– Çalışmayıp yan gelip yatacak…

-Benim maaşımdan veya küçük esnaftan %30 vergi alacaksın…

-SSK primim bir emekli maaşı kadar olacak…

-Ben bu herifin bebelerine büyüyünce, Askerime Polisime kurşun sıksın diye mi bakacağım…

-TÜRK AÇILIMI İSTİYORUZ…!!!

-Ben bir çocuğa bakmak için deli gibi çalışacağım…

-Bu ülkeye hiç bir katkıları olmayan,

-Bu güzel ülkemin, Türkiye’min vatandaşı olmak hakkını bir kenara iten,

-Kendi kendilerine ırkçılık yapan,

-30 tane veledi için devlet ona çocuk yardımı yapacak…

-TÜRK AÇILIMI İSTİYORUZ…!!!

-Vergisiz kaçak petrol kullanacaklar…

-Ben de vergi üstüne vergi vereceğim…

-Ben bu kadar SSK primi ödeyeceğim…

-Hastanelerden zar zor faydalanacağım…

-TÜRK AÇILIMI İSTİYORUZ…!!!

-Ben sesimi yükseltemezken…

-Eylem yapamazken…

-Düşüncemi ifade edemezken…

-İşçi, memur yürüyüş yapıp hak arayamazken…

-O adam çıkıp bayrak yakacak…

-Bölünme isteyecek…

-Etrafı yakıp yıkacak…

-Her şeyi Devletten bekleyecek,

-Daha fazla demokrasi ve özgürlük isteyecek…

-Gece 02:00’de İzmir’deki bir insan Diyarbakır’a gidemezken, Diyarbakır’lı her saat İzmir’e gelebiliyorsa, hangisinin özgürlüğü kısıtlı.

-Polisleri taşlayan bu itlere karşı, polislerin insan hakları diye eli bağlanacak…

-Elektrik, su ve doğalgaz borcunu geciktirsen hemen kesilen ve bir dünya faiz ödeyen biz…

-Devlet arazisine bir gecede çöküp oraya ev yapmayan biz…

-Zar-zor, borç-harç ev alıp birde bunun takır takır vergisini ödeyen biz…

-PKK ve yandaşlarının kullandığı kaçak elektrik parasını ödeyen biz…

-Elektriğe, suya, gaza para vermeyip bedava arazide ev kurup oturan PKK’lı…

-TÜRK AÇILIMI İSTİYORUZ…!!!

-Demokrasiden bahsedip, teröre yol açmak ?

-İnsan öldürüp, hak talep etmek?

-Bu ne yaman çelişki….!!!!

BU GERÇEKLERİ TÜRK OLAN HER KARDEŞİMİZ YÜKSEK SESLE DİLE GETİRSİN!!! PAYLAŞSIN…!!!

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: